|
KOBİ'lerin bu dönemde atacağı en doğru ve en yanlış adımlar...
Haber : Ekonomist Online / 11.09.2011
Küresel ekonomi yeni bir kriz tehlikesi
ile sarsılıyor. Küresel ekonominin
bir parçası olan Türkiye
ekonomisinin olası bir krizden
ne şekilde etkileneceği ise
hala kafalarda soru işareti olarak
duruyor. AB bankalarının sıkıntıya düşmesi, kredi
ve teminat bulmanın güçleşmesi,
sermayenin kendine
daha güvenli limanlar aramaya
başlaması, tüketim talebinin
ertelenmesi krizlerin
bildik görüntüleri. Türkiye’nin
ise bu tablonun neresinde
olduğunu ilerleyen günler gösterecek.
Zira Türkiye ekonomisi 2008 krizinin
ardından hızlı bir toparlanma sürecine girmişti.
2010 yılında yüzde 8,9 büyüyen Türkiye, 2011’in ilk
çeyreğinde yüzde 11’lik rekor bir büyüme oranına imza
attı.
Ancak Türkiye ekonomisinin yumuşak karnı olan cari
açık sorunu ilerleyen dönemde Türkiye’nin karşısına
büyük bir baş ağrısı olarak çıkacağı yönünde endişeleri
de beraberinde getiriyor.
Kaybedecekler, kazanacaklar
Biz kapak haberimizde KOBİ’lerin olası bir kriz döneminde
hatta bugünden itibaren nasıl bir tedbir alması
gerektiğini sorguladık. Farklı sektör yetkililerinden aldığımız görüşler doğrultusunda, KOBİ’lerin olası krizden
özellikle ihracat ayağında çok fazla etkileneceğini
ifade edelim.
Peki, bu durumda KOBİ’ler ne yapmalı, ne gibi tedbirler
almalı? Ya da ne yapmamalı…
Özetle değişimi okuyamayan KOBİ’lerin piyasalardaki
dalgalanmalardan ciddi yara alacaklarını belirtmek
gerekiyor. Girdiği pazarı iyi analiz edemeyen, müşterinin
ihtiyaçlarını zamanında tespit edip ona göre kendisini
yapılandıramayan KOBİ’lerin bu dönemi
kolay atlatamayacağı ifade ediliyor. Ancak
teknolojiyi yakından takip eden,
inovasyonu şirket kültürü haline getiren,
yeni pazar arayışında olan
KOBİ’lerin yaşanacak olası bir
krizden büyüyerek çıkacakları
ise yine sektör yetkililerin ortak
görüşü…
İşte sektörün önemli isimlerden
KOBİ’lere tavsiyeler:
“Ekonomi soğutmaya çalışılıyor”
2008 krizinin ardından alınan
para ve maliye politikalarının etkinliğinin o dönemde ciddi olarak tartışıldığını, kriz sonrası alınan önlemlerin
yetersiz olması nedeniyle bugün bu noktaya
gelindiğini söyleyen Türkiye İhracatçılar Meclisi
(TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, alınan önlemlerin
AB ve ABD’de bankaları kurtarmaktan öteye bir vizyon
içermemesi yüzünden tüm dünyada reel sektöre giden
kredilerin kesilmesine yol açtığını belirtiyor. “Bunun sonucunda
ne ABD’de ne AB’de ekonomilerin büyümeleri
istenen seviyeye çıkmadı. İstihdam oranları kayda değer gelişim sağlanamadı. Beklentiler, bu iki küresel kutbun
uzun süreli durgunluğa girmesi doğrultusunda yoğunlaşıyor” diyen Büyükekşi şöyle devam ediyor:
“Nitekim ABD Merkez Bankası FED de 2013 yılı ortasına kadar faiz oranlarını düşük tutacağını açıklayarak
durgunluk süresini ortaya koymuş oldu. Gelişmiş ekonomiler,
ciddi borç problemleri, yetersiz mali önlemler,
büyüyemeyen ekonomiler ile boğuşurken Türkiye’nin
bu süreçte pozitif bir ayrışmaya doğru gittiğini gözlemliyoruz.
Türkiye, gelişmiş ülkelerin karşı karşıya oldukları
ve çözüm getirmek için büyük çaba sarf ettikleri problemlerle
uğraşmıyor. Türkiye’nin ne aşırı borç sorunu
var, ne de yavaşlayan ekonomiyi hızlandırma derdinde.
Tam tersine Türkiye ekonomisi 2008 krizinin ardından
hızlı bir toparlanma sürecine girdi. 2010 yılında yüzde
8,9 büyüyen Türkiye, 2011’in ilk çeyreğinde yüzde 11’lik
rekor bir büyüme oranına imza attı. Şimdi Türkiye, dış
dünyada yaşanan kriz rüzgârından daha az etkilenmek
için ekonomisini sağlıklı adımlarla soğutmaya çalışıyor.”
1 | 2 | 3 | 4 | Sonraki Sayfa ► | Son Sayfa ►►
|
|