|
Parayı yöneten 25 isim, endişelerini dört parametre üzerinde topladı.
Haber : Ekonomist Online / 19.12.2010
Türkiye ekonomisi, ekonomi bilimi ile üst düzeyde
ilgilenenleri bile şaşırtan, anlaşılmakta zorluk çekilen
bir süreçten geçiyor. Bir yanda ekonomiyi tehdit
ettiği aşikar bir ‘cari açık’ sendromu var. Diğer
yanda bunu finanse eden en önemli kaynak olan
‘sıcak para’nın giderek bir tehdit olarak kabul edilip
alınacak önlemlerle ilgili bir türlü karar verilememesi.
Geçen hafta Merkez Bankası’nın bu konuda attığı cesur
adım bile bazı çevreler tarafından yeteri kadar güçlü bulunmazken,
piyasa oyuncularının kafalarındaki sorular da giderek
büyüyor. Bu sorular hiç kuşkusuz bazı endişeleri barındırıyor.
Peki bu oyuncuların endişelerini besleyen en güçlü sinyaller
ne? Bu hafta, artık çoklukla sorulmaya başlanan ve herkesin yanıtını bularak pozisyon almak istediği bu endişelerle ilgili bir
araştırma yaptık.
Bunun için Türkiye’nin en büyük portföy yöneticilerine,
menkul kıymet şirketlerinin genel müdürlerine, onları en çok
endişelendiren sinyalleri sorduk. Yani pozisyonlarını gözden
geçerken bu stresli günlerde hangi göstergelerden tedirgin oluyorlar?
Son dönemde piyasalarda düzeltmeler yaşanıyor. Borsa
yüzde 9’a yakın düzeltme yaptı. Döviz kurları, son 2 haftada, 1
yıllık performanslarının üzerinde prim yaptı. Sadece bu hafta
yüzde 4 civarında yükseldi. Yatırırım dünyası, gelinen seviyelerde
Türkiye’nin avantajlarına rağmen bazı riskleri daha fazla dile
getiriyor, 2011 yılında bu risklerin piyasaları rahatsız edeceği
yönünde endişelerini ifade ediyor.
İşte buradan yola çıkarak, yatırımcılara ışık tutması amacıyla
piyasanın önemli 25 bankacı, borsacı ve ekonomistine iki soru
sorduk. Bunlar; ‘Sizi hangi gelişmeler ve rasyolar rahatsız ediyor?’
ve ‘Türkiye piyasasının önemli avantajları nelerdir?’
1.85 trilyon dolar
Burada en çok öne çıkan cevapların açılımlarını haberimiz
içersinde bulacaksınız. Ancak şu ana kadar piyasada yaşanan gelişmeleri
özetlemek gerekirse, FED, birinci ve ikinci parasal gevşeme
politikaları ile para piyasalarına 1.85 trilyon dolar enjekte
etti. FED tarafından yürütülen sıfır seviyesindeki faiz oranları ile
dolar zayıflatılarak gelişmekte olan pazarlara faizsiz para kanalize
edildi. Türkiye’de dahil özellikle yüksek büyüme hikayesi yazan,
global krizden daha az etkilenen, makro göstergeleri güçlü
gelişmekte olan piyasalara ciddi nakit girişleri gözlendi, emtia
piyasalarında değerlemeler çok yükseldi.
Piyasalarda öyle bir hale oluştu ki aşağı yönlü olası riskler
görülmez oldu. Yaşanan bu gelişmeler sonucunda İMKB, tüm
zamanların rekorunu kırarak 71.776 puan seviyesine yükselirken,
gösterge faiz yüzde 7.23 seviyelerine kadar indi. Dolar kuru,
1.40’lı seviyeleri test etti.
Riskler arttı
FED Başkanı Ben Bernanke son dönemde yaptığı açıklamalarda
2012 yılına kadar sıfıra yakın faiz oranlarını, düşük
doları ve gerektiği takdirde üçüncü, dördüncü ve hatta sonsuz
parasal gevşeme politikası sözü verdi. Ancak kasım ayının
sonuna doğru yaklaşırken,
özellikle AB bölgesinde yaşanan
gelişmeler yakından izlenmeye
başladı. İrlanda, İspanya,
Portekiz derken Euro
bölgesinin geleceği yönünde
ciddi tartışmalar gündeme
geldi. Türkiye’ye bakıldığında
ise cari açığın finansmanı
kalitesi konusu yeniden alevlendirildi.
Sıcak paraya karşı ne gibi önlemler alınacağı yönünde
tartışmalar arttı. Türk
bankacılık sektörünün kârlılık senaryoları gibi konular
gündeme getirildi.
Sonuçta, Türk piyasalarında
diğer gelişmekte olan piyasaların üzerinde düzeltmeler
görüldü. Aralık ayının ortalarına gelindiğinde bu hareketlerin
devam ettiği görülüyor.
Bakıldığında İMKB’de yüzde 8 seviyelerine varan düzeltme
oldu, gösterge faiz 7.64 seviyelerine yükseldi, dolar kuru 200
günlük hareketli ortalamasını yukarı yönlü kırmayı başardı.
Genel beklentiler iyi
Her ne kadar yaşanan son gelişmeler piyasalar üzerinde
tedirginlik yaratmış olsa bile genel olarak 2011 yılına yönelik
iyimserlik havasının büyük ölçüde korunduğuna özellikle
dikkat çekmek istiyoruz. Dünyada ve
1 | 2 | 3 | 4 | Sonraki Sayfa ► | Son Sayfa ►►
|
|