Ayçiçek ve mısır yağını Uzakdoğu’ya tanıtacağız

Ayçiçek ve mısır yağını Uzakdoğu’ya tanıtacağız

96 ülkeye ihracat yapan yağlı tohum ve hububat üreticisi Sunar Grup, 2017’de 1,2 milyar TL ciro yaptı. Bu yılki büyüme hedefi ise yüzde 20. Sunar Grup Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Nuri Çomu, “Dünya pazarında oynamalıyız, yatırımlarımıza artık bu gözle bakıyoruz” diyor.

ARAM EKİN DURAN
eduran@ekonomist.com.tr

Önümüzdeki yıl 45’inci yaşını kutlayacak olan Adanalı yağlı tohum ve hububat üreticisi Sunar Grup, 1,2 milyar TL’lik cirosu ve beş kıtada 96 ülkeye yaptığı ihracat ile Anadolu tarımının en güçlü aktörlerinden biri. Cirosunun yüzde 45’ini yurtdışı pazarlardan elde ediyor.

Yeni dönemde Türkiye’de en büyük üreticilerinden biri olduğu mısır yağını, gelişen Uzakdoğu pazarlarına tanıtmayı hedefliyor. Sunar Grup, bu yıl içinde devreye alacağı yeni AR-GE merkezi ile de tatlandırıcılar alanında katma değerli ürünler üretmek için kolları sıvıyor. Grubun yeni dönem hedeflerini ve yatırım planlarını Sunar Grup Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Nuri Çomu ile konuştuk. Çomu’ya sorularımız ve aldığımız yanıtlar şöyle:

2017’yi nasıl bir performansla kapattınız?
2017 dünya ölçeğinde zor bir yıldı. Türkiye sanayisi de tabii bu durumdan etkilendi. Özellikle Irak ve Suriye’de yaşananlar bölge ticaretini çok olumsuz etkiledi. Ancak biz özellikle pazarlama ve satış ekibimizle ayrıntılı bir pazar analizi yaptık ve sorunlu ülkelerdeki kayıplarımızı yeni ihracat pazarlarına girerek telafi ettik. Bizim büyüklüğümüzde bir şirket için bu saatten sonra herhangi bir daralma, küçülme olamaz. Geçen yılı 2016’ya göre yüzde 15 büyüme ile tamamladık. Grup olarak ciromuz 1,2 milyar TL’ye ulaştı.

Irak ve Suriye ile ticaretiniz ne seviyeye geriledi?
Bundan 6-7 yıl önce toplam ihracatımızın yüzde 20sini Irak’a yapıyorduk. Bir anda bu rakam yok seviyelerine düştü. Merkezi hükümete çok ciddi miktarlarda yağ satıyorduk. Devletin en büyük alıcısı olduğu firmalardan biriydik. Ama şu anda neredeyse hiç yağ satamaz hale geldik. Suriye’ye ise iç savaştan önce yıllık yaklaşık 15 milyon dolarlık ihracatımız vardı. Aslında kısmen Suriye’ye ürünlerimiz gitmeye devam ediyordu. Ama Afrin harekatıyla artık bölgeye ihracatımız tamamen sıfırlandı. İnşallah Suriye’ye barış gelecek ve biz de Suriyeli komşularımıza hizmet etmeye devam edeceğiz.

2018’de büyüme hedefiniz nedir?
Bu yıl miktarsal bazda yüzde 20 büyüme hedefimiz var. ‘Miktarsal bazda’ diyerek altını çiziyorum, çünkü 2017’de kur dalgalanmaları yüzünden cirolarımız sürreal büyüdü. Dolayısıyla biz biraz daha miktarsal büyümeye odaklandık bu yıl. 2018’de emtia fiyatlarında da artış bekliyoruz. Toplamda 96 ülkeye ihracatımız devam ediyor. Ciromuzun yüzde 45’i dış pazarlardan geliyor. Yeni dönemde özellikle mısır yağını, daha önce hiç tüketmemiş pazarlarda tanıtacağız. Başta, daha çok palm yağıve soya yağı tüketen Uzakdoğu pazarlarına ayçiçek ve mısır yağını satmaya ve tanıtmaya ağırlık vereceğiz.

Hangi ülkeleri ‘yeni pazarlar’ olarak konumluyorsunuz?
Sınır komşularımızda belki küçüldük ama yeni pazarlarda çok daha büyük fırsatlar yakalıyoruz. Biz Çin, Hindistan, Pakistan, Endonezya, Filipinler’de büyüyoruz. Afrika’da Nijerya pazarında büyüyoruz. Bununla birlikte yeni ürünlerimizi de farklı pazarlara sokarak ürün portföyümüzü genişletiyoruz. Herkesin ayçiçek yağı götürdüğü pazara biz mısır yağını, aspir yağını götürüyoruz. Bu arada 2017’de Turqu-ality almaya hak kazanan firmalardan biri olduk ve hemen belirlediğimiz ülkelere pazarlama faaliyetlerine başladık. Bu ülkelerin başında İran, Sudan ve Nijerya geliyor. Biz artık dünya pazarında oynamak mecburiyetindeyiz. Bütün yatırımlarımıza da artık bu gözle bakıyoruz. Yeni ürün üretirken, tüm dünya pazarlarına sunabileceğimiz bir kalite ve fiyat avantajı oluşturmak üzere çalışıyoruz.

Yeni dönemde devreye alınacak yeni yatırımlarınız var mı?
Önümüzdeki ay yeni bir birimimiz devreye giriyor. Türkiye’de ilk deneme üretimini yaptığımız, Türkiye’nin ithal ettiği nişastadan veya mısırdan elde edilen sorbitol ve maltitol ürünümüz vardı. Bu ürünlerin kapasitesini artıran bir yatırımımızı mayıs ayında devreye alacağız. Toplamda 10 milyon Euro’luk bir yatırım yaptık. Bu yatırım yaklaşık yüzde 10’luk yeni istihdam sağlayacak. Böylelikle 700 olan çalışan sayımız 800’e yaklaşacak. Daha da önemlisi, ithal edilen iki ürünü ilk kez Türkiye’de üretmeye başlayacağız. Böylelikle Türkiye’nin bu ürünlerde yaklaşık 20 bin tonluk ithalata hiç ihtiyacı kalmayacak. Ayrıca 2018 yılı içinde ilk AR-GE merkezimizi kuruyoruz.

Türkiye’de yağlı tohumlarda ciddi bir ithalat var. Buna karşı sizce nasıl bir önlem alınmalı?
Ülkemizin petrolden sonra en büyük ithalat kalemi yağlı tohumlardır. Ülkemizin yıllık yaklaşık 3,6 milyar dolar yağlı tohum ithalatı mevcut. Grup şirketlerimizden Elita Gıda’nın Türkiye’nin en büyük beş bitkisel yağ üreticisinden biri olması nedeniyle bu husus bizim için oldukça önemli. Bu alanda “Doğuya Ayçiçeği Doğuyor” projemizi 2012 yılından bu yana ülkemizin 4-5 milyon hektar atıl arazisinin büyük bir kısmının bulunduğu Doğu Anadolu Böl-gesi’nde uyguladık. Bu proje ile Muş’ta, Erzurum’da ve diğer illerimizde sözleşmeli tarım modeliyle ayçiçek üretimi yaptırdık. Eğer bu arazilerin yüzde 25’ine ayçiçeği ekilebilirse, üretim alanı artışı ve daha da önemlisi sürdürülebilir tarım uygulamaları sayesinde verim artışı nedeniyle Türkiye ithalatçı konumdan ihracatçı konuma geçecektir.

“ŞİRKET ALIRSAK YURTİÇİNDEN ALIRIZ”
“Ben bir işadamıyım. Günün sonunda grubumun büyümesi benim en büyük hedefimdir. Önüme çıkan satın alma fırsatlarını mutlaka değerlendiririm. Bugün henüz böyle gerçekleşmiş projemiz yok.

Ama yarın için bu tür projeleri değerlendiriyoruz. Aslına bakarsanız, kendi sektörümüzde bize yurtdışından daha çok satın alma teklifi geliyor. Ama biz yurtiçindeki şirketlerle daha çok ilgileniyoruz. Çünkü sermayemizi mümkün olduğu kadar bu ülke insanının istihdamına katkı sunacak şekilde kullanmak gibi bir ilkemiz var.”



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap