Gıda perakendeciliğinde büyük fırsat görüyoruz

Gıda perakendeciliğinde büyük fırsat görüyoruz

2011 yılında Yıldız Holding’in satın almasının ardından değişim sürecine giren Şok, mayıs ayında halka açılmıştı. Şok Marketler Genel Müdürü Uğur Demirel, “2,2 milyar TL olan net borç 120 milyon TL’ye indi. Onu da önümüzdeki aylarda kapatmayı hedefliyoruz” diyor.

AYŞEGÜL SAKARYA PEHLİVAN
asakarya@ekonomist.com.tr

İndirim marketi Şok, 2011 yılının ağustos ayında Yıldız Holding tarafından satın alınmasının ardından ciddi bir değişim sürecine girdi. İlk yıllarda satın almalarla büyüyen şirket, 2015 yılında iş modelini değiştirdi.

Şok’un diğer kritik adımı ise bu yıl mayıs ayındaki halka arzla gerçekleşti. Halka arzdan gelen 2,6 milyar TL ile borcunu kapatan şirket, hızlı bir büyüme sürecine girdi. Şok Marketler, yılın ilk yarısında 632 yeni mağaza açtı.

Şirketin yılın ilk yarısındaki toplam satışları da yüzde 34’lük artışla 5,5 milyar TL’ye ulaştı. Yaptıkları yatırımların meyvelerini toplamaya başladıklarını söyleyen Şok Marketler Genel Müdürü Uğur Demirel ile Şok’un yeni dönem hedeflerini ve perakende gıda pazarını konuştuk.

İndirim marketi pazarı için bu yıl nasıl geçiyor?
400 metrekare altı segment hızlı büyüyor. Yakınlık ve fiyatı birlikte veren markalar tercih ediliyor. 2018’de genel perakende pazarı yüzde 15 büyürken indirim marketleri kanalında büyüme yüzde 20 civarında seyrediyor.

Şok’un diğer discount marketlerden farkı nedir? Siz neyi farklı yapıyorsunuz?
Şok’u 2011’de Migros’tan aldık. Bin 200 mağaza vardı, sonra 800 mağaza daha aldık. Birinci fazı satın almalarla geçirdik. Ondan sonra 2015’te yeni bir iş modeli geliştirdik. Biz Şok’u diğer discount’lardan farklılaştırdık. İş modelimizde beş kurgumuz var. Birincisi yakınlık, ikincisi fiyat, üçüncüsü seçenek, dördüncüsü markalı ürünler ve beşincisi de iyi bir alışveriş deneyimi sunmak. Mesela meyve sebze reyonlarıyla ve kişisel bakım ürünleriyle farklılaşıyoruz.

Daha çok ürün, mağazada tasarım gibi kalemlerin çoğu ekstra maliyet anlamına geliyor. Bu noktada nasıl rekabet ediyorsunuz?
Yeni iş modelini geliştirirken tüm süreçleri uçtan uca düzenledik. Ondan sonra organik büyümeye başladık. Çok hızlı büyüyoruz, günde üç mağaza açıyoruz. Süreçlerimizde kimin nerede, ne yapacağı belli ve basit. Basitlik ve disiplinli bir şekilde süreçlerimizi uygulamak bizim iki önemli noktamız. Operasyon maliyetleri düşük olunca da bunu müşteriye yansıtabiliyoruz.

2018 yıl sonu büyüme hedefiniz nedir?
İlk altı ayda 632 mağaza açtık. Ciromuz 5,5 milyar TL’ye ulaştı. Yeni mağaza açılışları ve halihazırda var olan mağazalarda büyümemiz devam edecek. Yılda ortalama 4 bin kişi istihdam ediyoruz. Bu yıl için de hedefimiz bu. Altı aylık sonuçlara göre 27 bin 300 çalışanımız var. 2019 yılında da en az yüzde 30 büyürüz.

Yatırım bütçeniz nedir?
2018 yılı için 300 milyon TL. 2019 için henüz bütçeleme çalışmalarına başlamadık. 2018 benzeri bir büyüme bekliyoruz. Çünkü gıda perakendeciliğinde büyük bir fırsat görüyoruz. Organize perakendenin payı yüzde 40’lar seviyesinde. Avrupa’da bu oranlar yüzde 80’lerde. Bu nedenle Türkiye’de fırsat devam ediyor. Bu fırsat büyüme olarak dönüyor.

Yeni projelerinizden bahsedebilir misiniz?
Mağazalarımızda ‘sıcak nokta’ olarak adlandırdığımız sıcak ekmek, poğaça, simit gibi ürünlerin satıldığı noktalar oluşturuyoruz. Şu anda 100 civarında mağazada var. Altyapısını oluşturduktan sonra bunu yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Diğer projemiz ise Şok Mini. 500 UCZ mağazasını satın aldık. Bunların 250’sini Şok Mini’ye dönüştürdük. Bunlar 70-80 metrekarelik daha küçük mağazalar ve meyve sebze yok. Bu mağazalarda müşteriye daha yakın olmayı hedefliyoruz.

Önümüzdeki dönemde organik büyüme mi yoksa satın almalar mı ön planda olacak?
İlk tercihimiz organik büyüme. Çünkü fırsat çok fazla. Satın alma yapmaya ihtiyacımız yok. Mağaza açma konusunda sıkıntımız bulunmuyor. Kentsel dönüşüm yeni fırsatlar doğurdu. Fırsat çıkarsa neden olmasın derim ama önceliğimiz değil.

Halka arzda yurtdışından ne kadar yatırım aldınız?
Yurtdışından büyük ilgi gördük. Yüzde 85’i yabancı fonlardan geldi. Bir de kaliteli uzun vadeli fonlar var. Bu, şirkete olan güveni gösteriyor.

Yüzde 49 FVAÖK artışı yakaladınız. Bunu nasıl sağladınız?
Biz ne yaptığını bilen bir organizasyonuz. Hızlı mağaza açılışları FVAÖK’te dezavantaj gibi görünse de mağazaların olgunlaşmasıyla bu durum avantaj haline gelmeye başladı. İlerleyen dönemde bunların etkisini daha fazla göreceğiz. Bizim mağaza portföyümüzün yarıya yakını genç mağaza. Mağazalar olgunlaştıkça kâr artıyor. Bunun kar topu gibi büyümesini bekliyoruz. Geçmişte yaptığımız yatırımların meyvelerini topluyoruz. Ama diğer taraftan hızlı mağaza açmayı kesmedik. Yılın ilk yarısında yüzde 4,2 FVAÖK marjı elde ettik. Son çeyrek de yüzde 4,8 ile bitti. Optimum seviyelere geldik. Bunun artarak devam etmesini bekliyoruz. Bizim beklentimizden daha iyi bir sonuç gerçekleşti.

Şu anda ne kadar borcunuz var?
2,2 milyar TL net borçtayken şu anda 120 milyon TL borcumuz var. Onu da önümüzdeki aylarda kapatıp yıl sonunda net nakit pozisyonunda olmayı hedefliyoruz. Yani borcu değil parası olan bir şirket haline gelmiş olacağız. 2019 yılında da kâra geçip temettü dağıtan bir yapıya kavuşmak hedefindeyiz.

Kaç tedarikçiniz var ve bunları nasıl seçiyorsunuz?
Bu stratejimiz de yine müşteriden başlıyor. Onları dinliyoruz ve taleplerine cevap verecek ürünleri araştırıp buna göre tedarikçilerle çalışıyoruz. Halihazırda bin tedarikçimiz var. Bizim için önemli olan kaliteli ürünü uygun fiyata sunmak ve tedarikçilerimizin bunu sürdürülebilir kılması. Uzun vadeli ilişki içinde olmak istiyoruz.

“BİZİM DOLAR İLE İŞİMİZ YOK”

“Bizim dövizle bir etkileşimimiz yok. Sadece hammadde fiyatlarında artış olabilir ve o da gıda enflasyonunu tetikleyebilir. Bu da hepimizin yaşadığı bir makroekonomik sorun. Ama şirkete özgü bir döviz riskimiz yok. Biz halka arzda 2,6 milyar TL’lik gelir elde ettik. Bununla finansal borçlarımızın tamamına yakınını kapattık. Şu anda gıda enflasyonu genel enflasyonun altında. Şok’un iç enflasyonu her zaman yüzde 1-2 daha düşük. En önemlisi biz ekonomiyi kayıt altına alıyoruz. Diğer taraftan özel markalı (private label) ürünlerin satışı artıyor. Bizdeki payı yüzde 25’lerden yüzde 28’lere geldi.”

 



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap