Kırtasiye zinciri kurup perakendeye gireceğiz

Kırtasiye zinciri kurup perakendeye gireceğiz

Mopak, üç fabrikasından elde ettiği 120 milyon liralık ciro ile kağıt sektörünün önemli oyuncularından biri. Dördüncü kuşaktan Ruhi Molay’ın genel müdürlük görevini üstlendiği şirket, perakende alanında önemli adımlar atmaya hazırlanıyor. Ruhi Molay, kırtasiye alanında kendi kurdukları bir markayla ilerleyeceklerini, bu alanda franchise yoluyla Türkiye’ye yayılmayı hedeflediklerini söylüyor.

SİBEL ATİK

satik@ekonomist. com. tr

Mübadele döneminde Girit’ten İzmir’e gelen Ruhi Molay tarafından 1926 yılında temelleri atılan Mopak, bugün kağıt sektörünün önde gelen oyuncularından biri. Şirket, bugün dördüncü kuşağın yönetiminde yatırımlarını sürdürüyor. Almanya’da kağıt ve kimya proses mühendisliği eğitimi aldıktan sonra şirkette çeşitli kademelerde görev alan Ruhi Molay, geçen yıl henüz 29 yaşında icranın başına geçti.

Babası Mehmet Ali Molay’ın bütün yetkileri verdiği Ruhi Molay’ın ilk hedefi şirketin perakende ayağını güçlendirmek ve tüketiciye direkt olarak ulaşmak. Bu yönde ilk adımları da geçen yıl attı. Ruhi Molay, öncelikle toptan satış ayağında “Masaüstü” adıyla kurdukları şirket üzerinden ilerlemeye devam edeceklerini söylüyor.

Perakendede ise kendi oluşturacakları markayla kırtasiye alanında zincir oluşturacaklarını belirtiyor. Ruhi Molay, bugüne kadar yakın çalışma içinde oldukları kırtasiyelere rakip değil, marka ve fi-nansal güç sağlayacak bir yapılanma sunacaklarını söylüyor.

Ruhi Molay, sorularımızı aşağıdaki gibi yanıtladı:

Çok genç yaşta olmanıza rağmen önemli bir görevin başında yer alıyorsunuz. Bu göreve nasıl hazırlandınız?

Aslında altı yaşımdan beri fabrikaya gelip gidiyorum. Eğitimimi Almanya’da kağıt ve kimya mühendisliği alanında tamamladım. Ardından İngiltere’de ekonomi alanında yönetim ve organizasyon eğitimini de alarak şirkette görev almak üzere Türkiye’ye döndüm. Zaten çocukluğumdan beri üretim süreçlerini yakinen takip ettiğim için, birçok kademede yaptığım görevlerin ardından babam Mehmet Ali Bey tarafından genel müdür olarak atandım.

Dördüncü kuşağı temsil eden isim olarak şirkete yönelik planlamanız nedir? Mopak’ı nereye taşımak istiyorsunuz?

Hedefimiz şu anda bu alanda yatay bir gelişmeyi yakalamak. 2 binin üzerinde kağıt çeşidi var ve bu alanda üretim gamımıza yeni ürünler ekleyerek ilerlemek istiyoruz. İzmir, Kastamonu ve Dalaman’daki üretim süreçlerimizi de buna göre şekillendiriyoruz. Dalaman’da 125 gramlık kağıt ambalaj üretiminde önemli bir mesafe kat ettik. Bunu geliştirmeye yönelik çalışmalarımız sürüyor. Üretim alanında zenginleşmenin yanı sıra satış ve pazarlama konusunda da yeni bir yapılanmaya gidiyoruz.

Nasıl bir dönüşüm olacak?

Hammadde kaynağından tüketiciye uzanan bir yapılanmaya gitmek istiyoruz. Masaüstü adında bir şirket kurduk ve toptan işimizi o şirket üzerinden yapıyoruz. Bir de perakende sektörüne girerek franchise ile tüketiciye inmek istiyoruz.

Nasıl olacak bu? Yeni bir marka mı çıkacak?

Kırtasiyeler açarak tüketiciye direkt ulaşma hedefimiz var. Tabii ki toptancı olmaya devam edeceğiz fakat tüketiciye doğrudan dokunabileceğimiz bir marka da yaratacağız. Ben Türkiye’de böyle bir marka eksikliği hissediyorum. Tabii burada hizmet verdiğimiz kırtasiyecilere rakip olmak gibi bir durumumuz olmadığının da altını çizmek isterim. Franchise yoluyla büyüyeceğiz ve kırtasiyelere bir marka şemsiyesi ve finansal destek sunacağız.

Marka adı ne olacak?

Henüz marka konusunda isim netleşmedi. Fakat 2016 sonu 2017 gibi bunu yapmış olmak istiyoruz.

Peki grubun pazardaki yeri ve cirosu nedir? Yeni adımların ciroya katkısı ne olacak?

Türkiye’de Toplamda 1 milyon 250 bin ton birinci sınıf hamur kağıt tüketiliyor. Bunun 1 milyonu ithal ediliyor. 250 bin tonu da dört fabrika tarafından hammadde ithal edilerek üretiliyor. Bizim de 60 bin ton üretimimiz söz konusu. Hammaddede dışa bağımlı olan sektörde bizim üç fabrikamızda yaptığımız üretimle ciromuz 2015 yılı itibariyle 120 milyon TL’ye ulaştı.

2016 yıl hedefimiz 198,5 milyon TL. 2018’de ise atacağımız güçlü adımlarla 600 milyon TL ciro ile Türkiye’nin ilk 500 sanayi kuruluşu içinde yer almayı istiyoruz. Dört yıllık bir plan dahilinde ekstra bir durum yaşanmadığı takdirde bu hedeflere ulaşmayı öngörüyoruz.

Bu dönemde yatırımlarınızın bütçesi ne olacak? Ne gibi yatırımlar yapacaksınız?

Tüketici taleplerinin fiyat odaklı-lıktan marka odaklı noktaya doğru gideceğini düşünüyorum. Anneler
daha sağlıklı ürünler almak istiyorlar çocuklarına ve bu talep daha da öne çıkacak. Dolayısıyla sözünü ettiğim perakende sektörüne yönelik yatırımlarımızın yanı sıra ürün çeşitliliğine de ağırlık vereceğimiz bir dönem olacak. Türkiye’de özellikle gramaj açısından üretilmeyen ürünlere ağırlık vereceğiz. Bunun için mevcut fabrikalarımızda belli yatırımları gündeme alacağız. Sadece 2016 yılı için 25 milyon dolarlık bir yatırım planımız var.

“Göbek bağını fabrikanın bahçesine gömmüştüm’

Genç yaşında olmasına rağmen oğlu Ruhi Molay’a tam yetki verdiğini anlatan Mehmet Ali Molay, bu kararını şu sözlerle açıklıyor: “İşin doğası bu ve böyle devam etmesi gerekiyor. Ben 24 yaşında iş hayatına atılan bir iş adamı olarak babamla çalıştım. Babam otoriter bir insandı ve bana tam yetkiyi hiçbir zaman vermedi.

Ama ben oğlum Ruhi’ye böyle yapmadım. Grupta tek imza hakkına sahibim ama Ruhi de bu hakka sahip. Yani bu bakımdan onun kararlarını önemsiyorum. Tabii oğlumun işe olan bağlılığı da önemli. Ben Ruhi doğduğunda göbek bağını fabrikanın bahçesinde yer alan zeytin ağacının altına gömdüm. Bu topraklarda yaşaması ve işinin başında olması dileğiyle bunu yaptım. O da çalışma disiplini ve azmiyle hakkını veriyor.”

“Finlandiya modeli uygulansın”

MopakYönetim Kurulu Başkanı Mehmet Ali Molay, sektördeki hammadde sıkıntısına dikkat çekerek bu alanda girişime ihtiyaç olduğunu söylüyor. Bunun için Finlandiya modelinin yakından izlenmesi gerektiğini anlatan Molay, konuyu yeni hükümetin gündemine de sunacağını dile getiriyor.

Molay, bu konuda şunları söylüyor: “Türkiye’nin kişi başına kağıt tüketimi fabrikayı kurduğumda 10 kilo iken şimdi 80 kiloya geldi. Amerika’da 350, Avrupa’da 200 kilo kağıt kullanılıyor. Bizim bu alanda tüketimimiz artacak. Dolayısıyla hep zihnimde grubumuzu ormana entegre etmek var.

Bunun için de Finlandiya modeline geçmek istiyoruz. Kağıt endüstrisinin hammadde ihtiyacının karşılanması ve sektörün geleceği için endüstriyel ormanlar olması gerekir. Bunun için anayasada değişiklik gerekiyor. Anayasamızdaki ‘ormanlar devletindir ve işletmesi devlete aittir’ ifadesi yerine ‘ormanlar devletindir ve işletmesi devlet ve özel sektöre aittir’ dense bu sorun ortadan kalkar.

Okaliptüs ağaçlarından oluşan endüstriyel ormanlar kurulması bizlere 50 milyar dolarlık bir potansiyel yaratabilir. Finlandiya bu yolda gitti ve 22 milyon hektar alanda 50 milyar dolarlık bir gelire sahip. Bizim ormanlarımızdan gelirimizi milyar dolar. Doğu’da orman yapmaya müsait çok fazla Hazine arazisi var. Oralarda bu denenebilir. Finlandiya hükümeti de burada aktif olmak istiyor. Onların da işbirliğiyle bu sağlanabilir.”



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap