“Savunmanın payını artırmak istiyoruz”

“Savunmanın payını artırmak istiyoruz”

Kale Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Bodur Okyay, savunma sanayine odaklanmayı ve bu alanın grubun gelirleri içindeki payını artırmayı istediklerini söylüyor. 1,5 milyar dolar cirolu grubun gelirlerinde savunmanın payı yüzde 30 ve hedef bu oranı yüzde 50’ye taşımak. Şirketin gündeminde insansız uçak ve yerli jet motoruna ilişkin iddialı projeler var.

SİBEL ATİK
satik@ekonomist.com.tr

Kale Grubu, yapı ürünleri alanında İtalya’da yaptığı satın almanın ardından savunma sanayiinde de yaptığı ortaklıklar ve üretim çalışmalarıyla dikkatleri çekiyor. Yaptığı girişimlerle 1,5 milyar dolarlık ciroya ulaşan grup, savunma sanayiine odaklanmak istiyor. Kale Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Bodur Okyay, insansız uçak ve yerli jet motoru alanında çalışmaları olan grubun gelirlerinde savunmanın payını artırmak istediklerini söylüyor.

Okyay, şu an yüzde 30 civarında olan bu payı en az yüzde 50’ye taşımak istediklerini ifade ediyor. Savunma sanayiindeki ARGE çalışmalarının sürdüğünü anlatan Okyay, yapı ürünleri alanında da yatırımlarının süreceğini belirtiyor. Yapı ürünleri alanında İtalya’da yaptıkları satın almanın zor bir zamanda yapıldığını kaydeden Okyay, bu nedenle yatırımın geri dönüş süresinin tahminlerin üzerine çıktığını söylüyor. Bu yatırımın geri dönüşünün 6-7 yılı aşabileceğini belirten Okyay, bunu sindirdikten sonra doğrudan yeni bir yatırımı daha planladıklarını da anlatıyor. Kale Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Bodur Okyay, sorularımızı şöyle yanıtladı:

Grubunuz açısından 2015 yılı nasıl kapanıyor? Bütçeleri tutturabildiniz mi?
Biz bütçelerimizi iyimser yaptık. Seçim öncesi durakladı, terör olayları nedeniyle yapı grubunda Doğu ve Güneydoğu’da satışlarımız etkilendi ve bütçemizde belli sapmalarımız oldu. Bizim için önemli olan kârlı büyüme. Bunu korumaya çalışıyoruz. Bütçelerimizi tutturma konusunda şu an bir şey söylemek için erken. İhracat odaklı çalıştığımız da düşünülürse, satışlarda bir durgunluk söz konusu olabilir. Satışlarda yüzde 5 gibi bir sapma olduğu söylenebilir. Ortadoğu tarafı durdu gibi. Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri çok etkilendi. Avrupa pazarı hala bir durgunluk yaşıyor.

Böyle bir ortamda 2016 için büyüme planınız nedir?
Bizim bütün temennimiz dört yıllık bir istikrar sürecidir. Hızla planları uygulamaya sokma imkanı var. İcracı ve reformist bir hükümet bekliyoruz. Dengeli karar alıp uygulayan bir hükümet olmasını bekliyoruz. Hükümet için 13 yıllık bir kredibilite söz konusu ve bunu sürdürmek gerektiğini düşünüyorum. Ben siyasetçi veya karar verici değilim. Bir oyum vardı ve onu kullandım. Neticede oluşan resmin de faydalı olacağını düşünüyorum.

Peki siz neye odaklanacaksınız? 2016 için grubun planlamalarında ne var?
Bir yanda huzursuzluk, terör gibi sorunlar söz konusu. Amerika’ya baktığınızda Avrupa’ya göre her ne kadar sağlıklı bir ekonomi profili çizse de istihdam konusunda gelen rakamlar yeni istihdam yaratma konusunda çok olumlu bir tablo olmadığını ortaya koyuyor. Dolayısıyla yine zor bir süreç bekleniyor. Biz sancılı bir coğrafyadayız ve gündemimizde gerçekten bir barış sağlanabilecek mi gibi konular var. Dolayısıyla işimiz zor. İşte sorun da burada. 10 yıl önce böyle değildi. Bugün uluslararası şirkeler her hangi bir alanda size rakip olabiliyor. Sanayi ayakta kalmak için zorlanıyor. Devletten destekleyici adımlar bekliyoruz. Bu nedenle yeni hükümet çok önemli. İşler her geçen gün daha zorlaşıyor.

savunmanin-payini-artirmak-istiyoruz-2

Nasıl bir teşvikten söz ediyorsunuz?
Türkiye’nin kendisini nasıl konumlayacağı önemli. Yeni ekonomi diyoruz ama sanayiye de ihtiyaç var. Türk sanayiinin derinleşmesi gerektiğini düşünüyorum. Malzemeyi ithal edip işçilik koyup satmak ayrı, hammaddeden başlayıp son ürün olarak satmanız ayrı. Türkiye’nin sanayisinin bu anlamda derinleşmesi gerekiyor. Kumaşı bile ithal edip tekstil yapıyoruz. Tekstilde teknik tekstille ilgili hammaddenin burada üretilip buradan yurtdışına gitmesi başka bir değer zinciri. Yoksa bu katma değerle ihracatla büyüyen bir ülke olmak söz konusu değil.

“KAZANDIĞIMIZI SANAYİYE YATIRIYORUZ”
Ailenin Çanakkale’de ve farklı bölgelerde ne kadarlık arazi stoku olduğunu sorduğumuz Zeynep Bodur Okyay şunları aktarıyor: “Fabrika arazilerimiz dışında ne aile ne de kurum olarak arazi zengini bir kurum değiliz. Biz kazandığımızı sanayiye yatırıyoruz. Biz sanayici olarak zor para kazanıyoruz. Kazandığımızı da yatırıma koyuyoruz. Şunun da altını çizmek isterim ki sanayici olarak sanayinin ilgi odağı olmasını önemsiyorum ve bunun doğru olduğunu düşünüyorum. Bunun için Türkiye’nin insan kaynağının ve sanayinin altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.”

Kale Holding ana işi olan yapı malzemeleri alanında yaptığı satın alma ile çok uluslu bir yapı olma yönünde adımlar attı. Attığınız bu adımların ardından grupta nasıl bir yapılanma oldu? İhracat pazarlarınıza, gelirlerinize nasıl bir katkısı oldu?
Kale Grubu olarak yurtdışında büyümemiz gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’nin bir güç olabilmesi için, Türk şirketlerinin yurtdışında yatırım yaparak o ülkelerin ekonomilerine katkı sağlayıp söz sahibi olması gerektiğini düşünüyorum. Bizim yaptığımız yatırımlar da bu doğrultuda oldu.

Satın almanın ardından markaya nasıl bir değer kattınız? İş yapış biçimlerinde nasıl farklar gözlemlediniz?
Her iki taraf da bu sinerjiden faydalandı. Tabii bizim açımızdan orada ciddi bir HUB var. Bu satın almayla sektörün gelişimini ve bilgi birikimini orada gözlemlemek, İtalya’nın buradaki satış kanallarını biliyor olmak, ihracat potansiyeli, oradaki etkili yapının bizim tarafımızdan anlaşılıp ona göre yönetilmesi açısından ciddi artıları oldu. Bizim de burada oradakinin kat be kat üstü üretim kapasitemiz var. Büyüyen pazarlarla ilgili bilgimiz söz konusu. Onlar butik satıyorlar. Kılcal damarları var ve butik hizmet sundukları müşteri sayıları çok. Bizimle tedarik zinciri bakımından farklılar. Türkiye hala fiyat odaklı ürün sattığı için büyük toptancılar üzerinden gidiyor. Dolayısıyla bu iki farklı modelin birbirlerinden öğrenecekleri şeyler var.

Önümüzdeki süreçte bu adımların arkası nasıl gelecek? Yeni bir marka satın alma olur mu?
Biz kriz döneminde aldık bu markayı, en kötü zamanda aldık. Bu satın alma bizim için bir iş modelinden diğer bir iş modeline bir geçiş oldu. Sıkıntılı süreçler yaşandı tabii, kriz sürecinde olması nedeniyle. Yatırımın geri dönüş süresi tahminlerimizin çok üzerine çıktı. Satın almadaki geri dönüş hesaplarının çok üzerine çıktık.

Geri dönüş süresinde kaç yıllık bir sapma var?
Bu yatırımı yapalı dört yıl oldu. 4-5 yıldan önce geri dönüşü de olmaz böyle yatırımların zaten. Bizim bunda biraz gecikeceğimizi düşünüyorum. 6-7 yılı aşabilir. Bizim hedeflediğimiz satışa, hedeflediğimiz ortalama fiyata ve penetrasyona biraz daha geç ulaşacağız. İtalya’da 2008’deki kriz 2011’de çok kötü hissedildi ve bunları biz yaşadık. Dolayısıyla bu yatırımı sindirdikten sonra yeni bir yatırımı daha düşünüyoruz.

Yeni yatırım hangi ülkeye ve ne zaman olacak?
Aynı coğrafyaya düşünmüyoruz. Başka gelişmekte olan ülkeler olabilir. Yatırımcıya sunulan fırsatları inceliyoruz ve cezbedici imkanlar hangi pazarda varsa onları dikkate alıyoruz. Bizim için anlamlı bir pazar büyüklüğüne ve yatırımları destekleyen hükümet politikalarına bakıyoruz. İtalya’da marka satın aldık ama önümüzdeki süreçte başka ülkelerde doğrudan yatırımla yer alabiliriz. Ama önce bu yatırımları sindirmek istiyoruz. Bu noktada ülkelerin aktif olması çok önemli. Güzellik yarışması gibi ülkeler birbirleriyle yarışıyorlar. Bunu Türkiye’nin de yapması lazım.

Güzellik yarışmasının önde gelen ülkeleri kimler?
Hindistan büyüklüğü ve nüfusu ile dikkat çekiyor. Ama bir sürü ülke var. Körfez ülkeleri de önemli teşvikler veriyor. Birçok ülke sayılabilir. Ülkeler gel-geç yatırımları değil, kalıcı yatırımı olan grupları çağırıyor ve istiyor. İstihdama katkı yapacak gerçek yatırımları çekmek istiyorlar.

Grubu yeni alanlara taşıma planınız var mı?
Biz bildiğiniz gibi yapı ürünleri ve savunmada faaliyet gösteriyoruz. Bu alanda da derinleşmek istiyoruz. Biz çok farklı alanlara giren bir grup değiliz. İbrahim Bey zamanında finans sektörüne girmek gibi bir fırsat önümüze gelmiş, inşaat sektörüne girme imkanlarımız olmuş ama yer almamışız. Biz deneyimimizin olmadığı işlere girmek istemiyoruz.

Grubun önemli yatırım alanlarından biri de savunma. Bu alanda nasıl bir projeksiyonla ilerliyorsunuz?
Savunma alanında 1980’lerden bu yana önemli bir bilgi birikime sahip olduk. Bir süre önce de Pratt & Whitney ile İzmir’de kritik motor parçalarını üretmek için ortak fabrika kurduk. Neticede bu bilgiyi yurtdışındaki firmalarla işbirlikleri yaparak ve yetkinliklerimizin üzerine yenilerini koyarak elde ettik. Elde ettiğimiz bu bilgiyi kendi ülkemizin milli projeleri için kullanma noktasına geldik. Bu öğrenme eğrisi dedikleri şey. Önce küçük projelerde yer alıp şu an AR-GE yapan noktaya geldik.

Yerli jet motoru üzerinde çalışıyorsunuz. Kısa bir süre önce yerli uçak motorunun üretimine de talip oldunuz. Yerli uçak konusunda eşiniz Osman Okyay’ın bu girişimine hükümet kanadından bir dönüş oldu mu?
Biz netice itibariyle ortağımız Baykar ile insansız hava aracı üretiyoruz. Bu da Türkiye’nin uçan ilk platformudur. Üzerine Pratt & Whitney ile motor parçaları üretiyoruz. Buradaki birikimi tabii ki yerli jet motoru üretme konusunda da değerlendiriyoruz ve AR-GE çalışmalarımız sürüyor.

Yerli jet konusunda üretim ne kadar zaman alır? Şu an ne aşamadasınız?
Bu kolay değil. F-16’ların yerini alacak ve son insanlı savaş uçağı olacağı söylenen F-35’i Amerika 1972’de geliştirmeye başlamış. Geldik 2015’e. Yani akşamdan sabaha olacak işler değil. Bunu yapma konusunda son derece azimliyiz. Katma değer yaratarak bu işte katkımız olsun istiyoruz.

Bu işin bütçesi nedir?
Net bir şey söylemek mümkün değil olma grupta AR-GE bütçemiz ciromuzun yüzde 2’sine denk geliyor. 1,5 milyar dolarlık bir ciromuz söz konusu.

Peki savunmanın gelirlerdeki payı nedir?
Grup içinde hala bebek diyebiliriz. Grubumuz açısından gelirlerde yüzde 70’lik pay hala yapı tarafında. Hedefimiz ilk etapta savunmanın payını en az yüzde 50’ye getirmek. Bu da yapacağımız projelerimizin nihai ürüne ulaşmasıyla ilgili bir süreç.

Havacılık ve savunma alanıyla eşiniz Osman Bey ilgileniyor. Eşinizle nasıl bir iş bölümü ve iş anlayışınız var?
Grubu ben yönetiyorum ama onun da vizyonuyla burası ilerliyor. Beraber ortak kararlar alıyoruz.



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap