Seçimlerden sonra hızlı toparlanma olur

Seçimlerden sonra hızlı toparlanma olur

Merkez Bankası’nın faiz hamlelerinin ardından piyasalarda şimdilik sular durulmuş görünüyor. İş Portföy Genel Müdürü Tevfik Eraslan, seçim sonrası piyasalarda hızlı toparlanma bekliyor. Eraslan, piyasaların değerleme olarak cazip olduğunu söylüyor.

TALİP YILMAZ
tyilmaz@ekonomist.com.tr

Merkez Bankası’nın son dönemdeki hızlı faiz artışları ve para politikasında sadeleştirme adımlarıyla birlikte piyasalardaki yüksek volatilite şimdilik yavaşlamış gözüküyor. Merkez Bankası son üç haftada önce 300 baz puanlık faiz artırımı, sonra para politikasında sadeleştirme ve son olarak geçen hafta 125 baz puanlık daha faiz artırımı yaptı.

Merkez Bankası’nın para politikasını oldukça proaktif olarak belirlediğini söyleyen İş Portföy Genel Müdürü Tevfik Eraslan, sadeleşmenin de özellikle yabancı yatırımcıların para politikasını anlamalarını kolaylaştıracağını ifade ediyor. Piyasalarda seçim süreci ve sonrasını konuştuğumuz Eraslan, son dönemde gündeme gelen temalı fonlarla ilgili de değerlendirmelerde bulundu.

Piyasalar, Merkez Bankası’nın faiz artırımı ve sadeleştirme adımlarıyla artık rahatladı mı?
Bu aksiyonların ardından piyasalarda önümüzdeki dönem için Merkez Bankası’nın politikalarıyla ilgili soru işaretinin kalmayacağını tahmin ediyorum. Merkez Bankası’nın gevşek para politikasıyla hareket edeceğini düşünen bazı yatırımcıların, gelinen noktada bu stratejilerini gözden geçirmeleri söz konusu olabilecektir. 24 Haziran seçimlerinin ardından politik belirsizlik de ortadan kalkacağı için piyasaların hızlı bir şekilde normalleşeceği kanaatindeyim.

Bundan sonra piyasalar neyi takip edecek?
Global piyasalar öncelikli olarak FED’i takip ediyor. Piyasaların 2018 yılında FED’den üç faiz artış beklentisi var ama ABD büyüme ve istihdam verileri iyi geliyor. Bu nedenle dört faiz artırımı olasılığı da her geçen gün kuvvetleniyor. İkinci önemli unsur olarak, ticaret savaşlarının nasıl bir seyir izleyeceğinin takip edilmesini öneririm. Artan ticaret savaşı ortamında daha muhafazakar yatırım kararları almakta fayda görüyorum. Üçüncü takip edilecek unsur olarak, ülkemizin AB ve ABD ile ilişkilerini listeye ekleyebiliriz. Son dönemde ilişkilerde yumuşama emareleri görülüyor. Seçim sonrasında bunu daha net gözlemleriz. Yine petrol fiyatları ülkemizde enflasyon ve cari açığı çok yakından etkiliyor.

Yatırımcı bu dönemde nasıl bir strateji izlemeli?
Yatırımcılar bu yıl genel olarak muhafazakar bir strateji belirledi. Şu anki ortamda varlık fiyatları önemli ölçüde geriledi. Özellikle hisse senedi değerlemesi açısından dünyadaki en ucuz borsalardan biriyiz. Uzun dönemli TL cinsi bonoların ve Eurobondların faizleri ise çok arttı. TL cinsi devlet tahvillerinin faizi iki yıllık vadede yüzde 18’in üzerine çıkarken,banka Eurobond faizleri beş yıllık vadede yüzde 8 seviyesine kadar yükseldi. Bu seviyelerden alınacak pozisyonların uzun vadede yatırımcılarına kazandırması beklenir. Ancak ilgili yatırım araçlarına yatırım yaparken yatırım fonu kullanılması birçok riski ortadan kaldırır. Bu dönemde kurulmakta olan gayrimenkul fonları piyasadaki gelişmeler nedeniyle uygun fiyatlardan portföylerini oluşturabilirler. Girişim sermayesi fonları ise uygun koşullarla yatırım yapma olanağına sahipler.

Merkez Bankası’nın faiz hamlelerine rağmen dolarda yeniden 4,90 TL zirvesinin görülme durumu olur mu? Ya da 4 TL’nin altını yeniden görür müyüz?
Ancak Merkez Bankası’nın para politikasına hükümetin de güven artırıcı politikalarla destek vermesi çok daha iyi sonuç alınmasını sağlayacaktır. 24 Haziran’dan sonra güven artırıcı politikaların geniş kapsamlı olarak devreye alınacağını düşünüyorum. Kur seviyesiyle ilgili sorunuzun yanıtına gelecek olursak, 2001 krizinde dolar kuru 1,60 TL’yi gördükten sonra neredeyse 1 TL’ye kadar gerilemişti. Eğer doğru makro, maliye ve para politikalarıyla yatırımcı güveni tesis edilebilirse, kur tekrar 4 TL’nin altına gerileyebilir. Sonuçta dalgalı kur rejimi uyguluyoruz.

Hisse tarafı çok ucuz dediniz. Ancak şirketlerin notları da rating kuruluşları tarafından düşürülüyor. Borsa endeksi 100.000’in altında. Bunlar negatif faktörler değil mi?
Rating kuruluşları piyasaları geriden takip ediyor. Piyasalar rating kuruluşlarının not düşürme aksiyonlarından önce büyük oranda bu yönde pozisyon almışlardı. Seçimlerden sonra ekonomi politikalarında gerekli adımlar atılırsa, piyasalar bunu olumlu yönde fiyatla-yacaktır. Rating kuruluşları da piyasaları takip edecektir. Son dönemde bankacılık sektörü, reel sektöre kıyasla negatif ayrıştı. Piyasalar toparlanma sürecine girdiğinde bankalar bu defa da pozitif yönde ayrışacaktır.

Son dönemde fon pazarında gayrimenkul fonları, girişim sermayesi fonları, temalı fonlar gündemde. İş Portföy olarak siz bu konularda neler yapıyorsunuz?
Portföy yönetim sektörünün büyüklüğü 170 milyar TL. İş Portföy olarak 15 milyar TLsi yatırım fonu olmak üzere 34,1 milyar TL’lik portföyü yönetiyoruz. Yüzde 20,1 payla sektör lideriyiz. Portföy yönetim sektörü çok hızlı büyüme eğiliminde. BES’te devlet katkısı ve otomatik katılım büyüme eğilimini artırdı. Bunun yanında gayrimenkul yatırım fonu, girişim sermayesi yatırım fonu gibi ürünler piyasaya sunulmaya başladı.

İş Portföy olarak 510 milyon TL büyüklükle Türkiye’nin en büyük gayrimenkul yatırım fonuna sahibiz. Aralık 2017’de kurduğumuz girişim sermayesi fonumuzda 180 milyon TL talep topladık. Bu fonumuzla rüzgar enerjisi santrallerine yatırım yapacağız. Önümüzdeki dönemde diğer temiz enerji alanlarına da yatırım yapacak şekilde bu ürünleri geliştirmek istiyoruz.



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap