Sosyal girişimciliği liselerde öğreteceğiz

Sosyal girişimciliği liselerde öğreteceğiz

Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nda ‘Yılın Sosyal Girişimcisi’ seçilen SosyalBen Akademi’nin kurucusu Ece Çiftçi, lise çağındaki çocuklara sosyal girişimciliği öğretiyor. Çiftçi, sosyal girişimcilik kavramının eğitim müfredatına alınması için çalışıyor.

BURCU TUVAY
btuvay@ekonomist.com.tr

Ekonomist Dergisi, Garanti Bankası ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği’nin (KAGİDER) işbirliğiyle geçen yıl 11’inci kez gerçekleştirilen Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nda ‘Yılın Sosyal Girişimcisi’ ödülünü SosyalBen Akademi’nin kurucusu Ece Çiftçi kazandı. Çiftçi, SosyalBen Vakfı ile yeryüzündeki çocukların sosyal kimliklerini arayıp bulmalarına ve kendilerini tanımalarına fırsat veren bir yapı kurdu.

Bunun yanı sıra kurumsal şirketler için de sosyal sorumluluk proje danışmanlığı veriyor. Sosyal girişimcilik ve gönüllülük kavramının Milli Eğitim Bakanlığı’nın müfredatına alınması için çalışmalar yürüten genç girişimci sorularımızı yanıtladı.

Sivil toplum kuruluşu kavramıyla 14 yaşında tanışmışsınız. Bize hikayenizi kısaca anlatır mısınız?
14 yaşımdayken okulumuza Columbia Üniversitesi’nden bir profesör geldi. Kendisi Nepal’de de sosyal sorumluluk üzerine çalışmalar yapıyordu. İlk kez birinin sınırların ötesinde başkalarına yardım ettiğine tanık oldum ve etkilendim. Bir grup öğrenci onunla birlikte Nepal’e gidecekti, ben gidemeyen ekiptendim. Bunun üzerine ‘Ne yapabilirim?’ diye düşünmeye başladım. Bir gün matematikten ödül alan arkadaşımla birlikte aynı sahneye çıktım. O ödülünü aldı, ben de ardından keman çaldım. O da alkışlanıyor ben de alkışlanıyordum. Sanat gibi aktivitelere erişemeyen diğer çocuklar da hayatın sadece matematik başarısından ibaret sayılmadığını fark etmeli diye düşündüm. Bu fikrimi ilk kez okulumuz Enka’nın kurucu üyesi İbrahim Betil ile paylaştım. “Gel bunu yapalım” dedi.

Nasıl bir proje geliştirdiniz?
Toplum Gönüllüleleri Vakfı’nın yaz için dönemsel bir projesine girmiştik. ilk defa Şanlıurfa’da çocuklar için çalışmaya başladım. Sonra bu saha beni çok etkiledi ve liseden mezun olana kadar her yaz o çocuklarla çalışmaya gittim. Okulda ekip kurdum, sponsorluk görüşmeleri yaptım. Üniversitedeyken bir arkadaşım ‘Bir Fikrin mi Var? Yarışması’ndan bahsetti. Yarışmaya başvurdum. Başvuru formunu doldururken SosyalBen fikri ortaya çıktı. Yarışmada birinci olup İngiltere’ye gittikten sonra sosyal girişimcilikte insanların bu işleri yaparken para kazanmalarının da ne kadar önemli olduğunu gördüm.

“ÖDÜL BİZE NETWORK SAĞLADI”
“Türkiye’nin KadınGirişimcisi Yarışması’na internetten başvurdum. Seçildikten sonra çok mutu oldum. Öncelikle ödül töreni insanı çok motive ediyor. Ödülün inanılmaz bir network erişimi var. Bu, işimizin görülmesi ve büyümesi açısından çok değerli. İçerik anlamında bize yeni paydaşlar kazandırdı. KAGİDER’in toplantılarına katılıyorum ve çok şey öğreniyorum. Aynı zamanda Garanti Bankası’na da bir desteğe ihtiyacım olduğunda danışıyorum. Kuşkusuz Ekonomist’in networkü de bize oldukça büyük katkı sağlayacak.”

Nasıl bir gelir modeli oluşturdunuz?
SosyalBen’in temeli olan SosyalBen Store’u oluşturduk. Defter, şemsiye gibi ürünlerle işe başladık. Şu an 16 farklı alanda ürün gamına ulaştık. Sivil toplumda gönüllülük ve finansal sürdürülebilirliği sağlamak çok önemli. Finansal sürdürülebilirlikte yapının içinde iki model oluşturduk. Store’da gönüllülerin tasarladığı ürünler satıldı. Elde edilen gelirler saha çalışmalarımıza aktarıldı. E-ticaret firmalarıyla anlaştık. Lidyana, n11, D&R, Robinson ve Mudo mağazalarında ürünlerimiz satılıyor. Ardından herşeyin bir danışmanlığı olduğu fikrinden yola çıkarak sosyal girişimcilik üzerine 90 saatlik bir müfredat yazdım. Bu, aslında okulda öğretilmesi gereken bir şeydi. Zira sosyal girişimciliğin akademik performansa da katkısı oldukça yüksek. Çünkü artık yurtdışında üniversitelerde çocuklara “Arka mahallen için ne yaptın?” diye soruluyor. Bunun üzerine 2015’te Sosyal Ben Akademi’yi kurduk.

Akademide ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Sosyal girişim tabanlı bir şirketiz. Bu şirkette eğitim kurumlarına, yurtdışı eğitime hazırlanan lise öğrencilerine ve kurumsal firmalara sosyal sorumluluk proje danışmanlığı veriyoruz. Akademi de kârını Sos-yalBen Vakfı’na yatırıyor.

Nasıl bir eğitim metodu kullanıyorsunuz?
Kurumsal öğrenme dediğimiz bir metod bu. Şu an Milli Eğitim Bakanlığı da bunu Sosyal Etkinlik Yönergesi Yönetmeliği ile müfredata almayı planlıyor. Topluma hizmet veren çocukları bu konuda belgelendirecek. Biz de Milli Eğitim Bakanlığı ile yan yana çalışmak için hazırlıklarımızı yapıyoruz.

Kaç kuruma eğitim ve danışmanlık veriyorsunuz?
Nişantaşı Üniversitesi, Biltez Koleji, Adapazarı Enka Okulları gibi dokuz eğitim kurumuna danışmanlık veriyoruz. 2018 yılında da altı yeni kurumsal firmayla çalışmaya başlayacağız. 12 bireysel öğrencimiz var.

Kurumsal firmalara vereceğiniz danışmanlık hizmeti neleri içeriyor?
Firmalar KSS’yi hem gönüllülük kapsamında İK ayağına koyuyor hem de faydayı somut bir şekilde müşterisiyle paylaşmak istiyor. Hem KSS stratejisi yazıp vereceğiz hem de sistemlerini bu kapsamda oturtmaya çalışan şirketlere danışmanlık sağlayacağız. Akademi bu alanda kendine sektör yaratmaya çalışıyor. Şirketin ana stratejisini destekleyecek bir KSS hazırlıyoruz. Doğal olarak bu şirketin kimliğinin bir parçası oluyor. Çalıştığımız hedef kitleyi belirleyip, bunun üzerine proje yazıyoruz. Bazı şirketlere gönüllülük tüzüğü hazırlayacağız ve eğitimler vereceğiz.

Bundan sonraki projeleriniz ve hedefleriniz hakkında bilgi verir misiniz?
Akademide önceliğimiz sosyal girişimciliği Milli Eğitim Bakanlığı ile el sıkışarak devlet okullarında da yaygın bir eğitim aracı haline getirmek. Çocuklar gerçekten faydayı benimseyerek kendi kişisel gelişimlerine de destek olurken aynı zamanda farklı bir vatandaşlık sistemini de görüyorlar. Şirketler için de gönüllülüğün İK değerlendirmesinde yer almasını sağlamayı hedefliyoruz. Şirketler üzerinden aktif şirket vatandaşlığını konuşmak istiyoruz. Kurumsal şirket portföyümüzü de 2021’e kadar 20’ye çıkarmayı hedefliyoruz. Liseli öğrenciler için ise en büyük hedefim yeni Ecelerin çıkması…

“AVUSTRALYALI GÖNÜLLÜLERİ TÜRKİYE’YE GETİRİYORUZ”
“SosyalBen Akademi Avustralyalı bir sosyal girişim şirketi ile partner. Onlarla birlikte gönüllülük programı düzenliyoruz. Avustralyalı profesyonellere ya da gönüllülere İstanbul’da gönüllülük deneyimi sağlıyoruz. Suriyeli öğrencilere İngilizce dersi verebiliyorlar. Gönüllü Turizmi kapsamında Giresun ya da Sinop’ta tarlada çalışan halkın hayatını deneyimliyorlar. Sosyal Kuluçka Kampı’nda da sosyal girişimcilerle buluşturuyoruz. Bugüne kadar en çok başvuruyu Suriyeli çocuklar için aldık.”



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap