|
Uzmanlar, gerçek rakamın 500-800 bin civarında olduğuna inanıyor.
Haber : Ekonomist Online / 31.07.2011
Her ne kadar Türkiye, dünya ligine
çıkan çok sayıda markaya sahip
olamasa da Türk şirketleri yıllardır markalaşmada yol almaya çalışıyor. Türk Patent Enstitüsü’nün verilerine
göre bugün itibarıyla Türkiye’de
yaşayan tescilli marka sayısı
350 bine yaklaşmış durumda. Tescilli
markaların yüzde 72’si yerli, yüzde
28’i ise yabancı şirketlere ait.
Bu konuda yapılmış net bir çalışma
olmamakla birlikte Türkiye’de
gerçek anlamdaki marka sayısının
800 civarında olduğu tahmin ediliyor.
Ulusal Franchise Derneği (UFRAD)
Genel Başkanı Dr. Mustafa Aydın, bu markaların 600’ünün yerli,
geri kalanının yabancı olduğunu ifade
ediyor. Marka uzmanı Güven
Borça da Türkiye’deki gerçek marka
sayısının 500’ü geçmeyeceğini söylüyor.
Markaların sektörlere dağılımına
gelince… Burada Türk Patent Enstitüsü’nün
verileri tek kaynak olarak
kullanılıyor. Tescilli markaları 45 sınıfta toplayan kurum yetkilileri, en
çok markaya sahip sektörleri şöyle
açıklıyor: “Perakende, reklam ve büro
hizmetleriyle ilgili sınıf yüzde 10
ile en çok başvuru yapılan sınıf. İkinci
sırada yüzde 6 ile giyim markalarının yer aldığı sınıf var. Üçüncü sırada
ise yüzde 5 ile ağırlıklı çikolata,
bisküvi ve şekerleme markalarının
yer aldığı gıda sektörü geliyor.”
SEKTÖRLERİN PERFORMANSI
Sektör yetkililerinin cephesinden
duruma baktığımızda, Türkiye’nin
marka performansına ilişkin
görüntü netleşiyor. Örneğin Türkiye
Gıda Dernekleri Federasyonu
(TGDF) Başkanı Şemsi Kopuz, sektörde
175 bin adet üretim izni alan
gıda şirketi olduğunu belirtiyor. “Bu
da gıdada yaklaşık olarak bu kadar
markanın olduğunu göstermektedir”
diye konuşuyor.
Türk Patent Enstitüsü verilerinde,
mobilya sektöründe 9 bin 130
markanın faaliyet gösterdiği bilgisi
yer alıyor.
Mobilya Sanayicileri Derneği
(MOSDER) Başkanı Nazif Türkoğlu
ise marka sayısının 200 civarında olduğunu belirtiyor. Ulusal marka sayısının ise 25’i geçmeyeceğini ifade
ediyor. Hazır giyim sektöründe gerçek
marka sayısının 100 civarında olduğu tahmin ediliyor. Sektör yetkililerine
göre yerel markaların sayısı
20 bine ulaşıyor.
Rekabetin en yoğun olduğu sektörlerden
organize perakende de
çok sayıda marka yer alıyor. Alışveriş
Merkezleri ve Perakendeciler Derneği (AMPD) Başkan Yardımcısı
Servet Topaloğlu, sektörde yüzlerce
markanın faaliyet gösterdiğini söylüyor.
Organize perakendede ulusal
marka sayısının 10 olduğunu, geri
kalanların ise yerellerden oluştuğunu
belirtiyor.
HEDEF GLOBAL OLMAK
Türkiye’de marka sayısı yeterli
mi? Tüm uzmanların ortak görüşü
marka sayısının yeterli olduğu yönünde.
Herkes sayıyı artırmaktan
çok, var olanları güçlendirmekten
söz ediyor. Bu noktada markaları
global ölçeğe taşımanın en önemli
odak olması gerektiğini ifade ediyorlar.
Texas Üniversitesi’nden pazarlama
uzmanı Prof. Tevfik Dalgıç,
“Bence marka sayısından çok bu
markaların global hale gelmeleri daha
önemli. 5 global marka ile 1-2
trilyon dolarlık dış satış yapmak
mümkün. Ama yüzlerce marka ile
tüm satışınız 100 milyar doları zor
bulur” sözleriyle global marka olmanın önemini dile getiriyor.
Bahçeşehir Üniversitesi pazarlama
profesörlerinden Selime Sezgin
de Türk şirketlerinin asıl öğrenmesi
gerekenin global marka değeri yaratmak
olduğunu ifade ediyor. “Şu
anda lokomotif olarak görülen tekstil,
gıda ve finans gibi sektörler, yabancı
yatırımcıların hücumuna uğradığına göre stratejik birleşmeler
ve satın almalarla Türk markaları
değer kazanabilir” diye konuşuyor.
GLOBAL MARKALAR ÇIKACAK
Sektörlerin de gündeminde ulusal
değil global markalar yaratmak
var. Birleşmiş Markalar Derneği Yönetim
Kurulu Başkanı Ekrem Akyiğit’in açıklamaları da bu yönde. Akyiğit, “Derneğimizin hedefi, daha
fazla üyemizi yurtdışına açılmaya teşvik
etmek, hedef pazarları araştırmak,
üyelerimize yol göstermek. 10
yıllık süreçte bunu başaracak çok
markamız olduğuna inanıyorum” diyor.
Merter Sanayici ve İşadamları
Derneği Başkanı Ercan Tan da var
olan marka sayısının yeterli olduğunu
ifade ediyor, ardından şöyle devam
ediyor:
1 | 2 | Sonraki Sayfa ► | Son Sayfa ►►
|
|