|
Türk şirketleri özellikle Almanya, İtalya ve İspanya pazarını düşünüyor.
Haber : Ekonomist Online / 09.01.2011
Son
günlerde gıda sektöründen
birbiri ardına gelmeye
başlayan ortaklık haberleri,
2011 yılında da hızını kesmeyecek
gibi görünüyor.
2010 yılının son haftası Nestle, sürpriz
yumurta markası Toto’yu satın
aldı. Türkiye’nin su ürünleri alanında
önde gelen firması olan Kılıç Deniz'e
Kuveytli ortak geldi ve Yıldız
Holding şirketlerinden Marsan’a
Brunei Sultanlığı’nın ortak olduğu
açıklandı.
Ancak 2011 yılında beklentiler daha
ziyade Türk şirketlerin Avrupalı
markaları alması yününde. Bu görüşü
savunan isimlerden biri Türkiye Gıda
Sanayi İşverenleri Sendikası Başkanlığı’nın yanı sıra Yıldız Holding’de İstişare
Konseyi Üyeliği yapan Necdet
Buzbaş. 2011’i özellikle Avrupa’yı besleyen
İspanyol ve İtalyan markalarının Türk şirketler tarafından satın alınabileceği bir yıl olarak öngören Buzbaş,
sorularımızı yanıtladı:
Ekonomist: 2010 yılı nasıl geçti
gıda sektörü için?
Necdet Buzbaş: 2009’da gıda sanayii
yüzde 1,3 küçülürken, 2010 yılı
epey iyi bir oranla yüzde 10,7 ile kapandı.
Bir de gıda sanayiini etkileyen
ana konular masaya yatırıldı ve mevzuatları
çıktı. Ancak tüm bunlara rağmen üreticiler kârlarından fedakarlık
yapmak zorunda kaldı. Dolayısıyla bazı
sektör şirketleri bütçe hedeşerinden
saptılar. Ancak genel olarak iyi
bir yıldı denilebilir.
Gıda sektörü ortaklıklar açısından 2010 yılını çok hareketli geçirdi,
bu Türkiye’nin konjonktürü
mü? Yurt dışında da gıda şirketlerinde
el değiştirme süreci var mı?
Buzbaş: Bakınız 2000’li yıllarda
dünyada bir satın alma furyası esti
ama o modaydı. Ortada kriz yokken,
dünyadaki sermaye birikimi fazla ülkeler,
kendi şirketlerini geliştirip cirolarını artırmak için satın almalar yaptılar. Ancak bugün, Avrupa’da bir kriz
var. fiirketler üretemiyor, çalışamıyorlar.
Şu an onların değerleri en düşük
noktada.
Türkiye’de gelişmekte olan ülkeler
içinde iyi bir performans çiziyor.
Dolayısıyla o şirketleri satın alıp hem
teknolojisinden hem de, pazar payı ve
varsa markasından yararlanmak istiyorlar.
Türk şirketleri satın alma ve
ortaklıklarda Almanya, İtalya ve İspanya’yı
yakın markaja alacaklar.
Peki 2011’de gıda sektörü için
rüzgar nasıl esecek?
Buzbaş: 2011 yılı dünya için genel
bir yavaşlama ve kemer sıkma süreci
olacak. Türkiye de 2011’de toparlanma
başarısının ardından kendi normallerine
dönecek. Türkiye ise 4.5 civarında bir büyüme sergileyecek büyük
olasılıkla. Ancak ben gıda sektörü
için yüzde 10’luk büyüme olacağını
düşünüyorum.
Yatırım eğilimi ne olacak?
Buzbaş: Yatırımın temeli sermayedir.
Bu şirketin tasarruşarıyla olur.
Tasarruf da kârlarla olur. Eğer sektör
kârlı çalışırsa, bunu yatırıma dönüştürebilir.
Fakat 2010 yılında gıda şirketleri
büyük ölçüde kârsız çalıştı. Arz talep
dengesi çerçevesinde tüketici isteklerini
uyandırmak için promosyon
çalışmaları yaptılar.
Bunlar kârdan verilen fedakârlıklardır. İndirim, lansman, prosmosyon
derken, kâr edemezsiniz ve dolayısıyla
yeni bir yatırım da yapamazsınız. 2011
yılı yarım kalan yatırımların tamamlanması
ancak yeni yatırımlar için
bekleneceği bir yıl olacak bence. Sıfırdan
bir yatırım beklemiyorum.
Peki ortaklıklar, şirket satın almaları
konusunda sektörün iştahı
nasıl olur?
Buzbaş: Türk firmaları baskın olacak.
Avrupa’daki sıkıntılı süreç bir yana
çok aşağı inen faaliyetler ve doymuş
bir pazar olması nedeniyle üretimi
kârlı olmaktan çıkmış durumda.
Bizim gücümüz nedir?
Buzbaş: Bizimse iç tüketimimiz
had safhada. Yaklaşık 60 milyar liralık
bir pazar büyüklüğüne sahip olan gıda sektörü 73 milyon nüfus ve 30 milyon
turistle birlikte yaklaşık 100 milyon
kişiyi doyuruyor. Ancak işin bir
diğer önemli göstergesi Türkiye’de 16
milyon 795 bin aile var. TÜİK hane
halkı tüketimlerine bakıldığında bu
16 milyon ailenin harcamalarının ortalama
yüzde 23’ü gıdaya gidiyor.
1 | 2 | Sonraki Sayfa ► | Son Sayfa ►►
|
|