|
Seçimlerin ardından para piyasaları aşağı yönlü dalgalı seyrini sürdürüyor.
Haber : Kıvanç Özvardar / 03.07.2011
İç ve dış piyasalarda sonucu
büyük merakla
beklenen parlamento
seçimleri geride kaldı.
Seçim propaganda sürecinde
yaşanan siyasi gerilim,
seçim sonrasında
artarak devam ederken,
ekonomi dünyasının asıl
merak ettiği konu ise yeni
ekonomi yönetiminin
nasıl şekilleneceği ve bu
yönetimin ekonomiye bakışının ne olacağı…
Çünkü Türkiye ekonomisinin
hala yapısal
ciddi problemleri olduğu
biliniyor. Bunlara yaklaşımın da ekonomi dinamosunun
çalışma hızını
olumlu ya da olumsuz etkileyeceği muhakkak. Bu
da dünyanın ekonomi
güçler dengesinin yeniden
çizildiği bir dönemde
Türkiye algısını doğrudan
etkileyecek bir yaklaşım olacak.
Bu nedenle bu hafta Türkiye ekonomisinin
dışarıdan görünüşünü ele almaya
çalıştık. Analistler, seçim sonrası
dönemde yapılması beklenen olası mali
düzenlemeler ve not artırımı üzerinde
genel olarak birkaç ortak nokta üzerinde
birleşiyor.
Sıkı politikalar gelebilir
Öncelikle şunu belirtmekte yarar
var. Seçim sonuçları dış piyasalarda bir
sürpriz olarak algılanmadı. Büyük oranda
ve istikrarın devamı için AKP’nin seçimlerden
birinci parti çıkacağı bekleniyordu.
Yeni bir anayasa için referanduma
gidilmesini de fiyatlayan yatırımcıların beklentisinin bu nedenle gerçekleştiği söylenebilir.
Şimdi analistlerin büyük bölümü
Türkiye’nin not artırımı için ekim ayında
başlayacak bütçe görüşmelerinin
beklenmesi gerektiği görüşünde. Tabii
seçimden çıkan güçlü hükümet nedeniyle
kısa vadede artırım bekleyenler
de yok değil. Ancak hemen hemen tüm analistler, yüksek cari açığı ve ısınan ekonomiyi dizginlemek için yıl sonuna
kadar maliye ve para politikasında
sıkılaştırıcı adımlar geleceği konusunda
hemfikir.
“En iyisi Türkiye”
Bu analistlerden Uluslararası Finans
Enstitüsü Avrupa Başkanı Jeff Anderson,
Garanti Bankası’nın davetlisi olarak
geldiği ülkemizde Türkiye ekonomisini
“etkileyici” olarak tanımlayarak
yıl sonunda Türk ekonomisindeki büyümenin yüzde 6’dan daha büyük olmasını beklediklerini açıkladı.
Anderson, “Gelişmekte olan piyasalar
arasında en iyi” olarak değerlendirdiği Türkiye’nin başarısının arkasındakileri
ise şöyle sıraladı: “Bu başarının arkasında güçlü bankacılık sistemini görüyoruz.
10 yıl önce alınan kilit kararlar,
bankacılık sistemini güçlü hale getirdi
ve çok etkili oldu.”
Merkez Bankası’nın faiz artırımının
ne zaman geleceğini bilmediğini, ancak
güçlü ekonomik politikaları sürdürebilmenin
asıl yolunun mali politikalar üzerinden
olacağını ifade eden Anderson,
bu noktada vergi barışından gelen ek
gelirin harcanmaması gerektiğine işaret
etti. “Cari açık bu kadar yüksek olduğunda belli bir kırılganlık getirir” diyen
Anderson, bu kırılganlığın risklerine
ilişkin şunları söyledi:
“Bu aşamada özellikle global sermaye
piyasalarındaki belirsizliği de
dikkate alırsanız, bu kırılganlık bazı
riskler meydana getiriyor, örneğin döviz
kurunda.”
1 | 2 | 3 | Sonraki Sayfa ► | Son Sayfa ►►
|
|