Katma Değer Vergisi sistemi işliyor mu?

Katma Değer Vergisi sistemi işliyor mu?

KDV Kanunu 1985 yılında 63 madde ve 5 geçici maddeden oluşuyordu. Mevcut halinde ise 40 geçici madde vardır.

ABDULKADİR KAHRAMAN / EY ŞİRKET ORTAĞI
abdulkadir.kahraman@tr.ey.com
www.vergidegundem.com

Vergi indirimi, KDV’nin önemli unsurlarından biridir. Ancak istisnalar ve indirimli oran uygulamaları artik vergi indirimine imkan vermez hale gelmiştir.

Katma Değer Vergisi (KDV) 1 Ocak 1985’te yürürlüğe girdi. KDV sistemine geçiş nedenleri üç başlık altında toplanıyordu:

  • Ekonomik işleyiş ve vergi yükü açısından KDV sisteminin tarafsız olması,
  • KDV ile dolaylı vergilemede köklü düzenlemelerle “işlem vergilerinin ekonomiye olumsuz etkilerinin giderilmesi”,
  • KDV sistemi ile ihracatın geliştirilmesine katkı verilmesi.

KDV ile “istihsal vergisi, nakliyat vergisi, PTT hizmetleri vergisi, ilan ve reklam hizmetleri vergisi, işletme vergisi, Spor-Toto vergisi, şeker istihlak vergisi” kaldırıldı. KDV’nin yürürlüğü ile “yayılı ve fakat kümülatif etkisi bulunmayan bir işlem vergisi” ile “vergi indirimine” imkân veren bir düzenleme yürürlüğe girmiş oldu. Vergi indirimi, KDV’nin önemli unsurlarından biridir.

KDV’nin yayılı olması kavradığı işlem kapsamından kaynaklanmakta olup, Türkiye’de yapılan her türlü ticari, zirai, üretim, serbest meslek faaliyeti vergiye tabidir.

KDV’NİN MR’I NE SÖYLÜYOR?
KDV Kanunu 1985 yılında 63 madde ve 5 geçici maddeden oluşuyordu. Ancak mevcut hali 63 madde ve 40 geçici maddeden oluşmaktadır. Kanunun “II. Kısmı” istisnaları düzenlemektedir. Dolayısıyla 1985’ten bugüne Kanundaki geçici maddeler 8 kat artmış, istisna maddelerine alfabe harflerini tüketen bentler eklenmiştir.

34 yıllık sürede Kanunun II. Kısmındaki istisnalara geçici maddelerle düzenlenen istisnalar ilave edilmiştir.

Ayrıca 1985 yılında yüzde 10 olan genel oran 2001’de yüzde 18’e çıkarılmış, yüzde 1 ve yüzde 8 ile indirimli oran uygulaması başlatılmıştır. Bütün bunlar sonucunda 34 yıl önceki KDV Kanunu, mevcut haliyle hem mükellefler hem de İdare için baş ağrısı olmuştur.

Çünkü Kanunun özellikleri yapılan değişikliklerle bütünlüğünü ve işleyişini kaybetmiştir. Yayılı ve fakat kümülatif etkisi bulunmayan KDV, artık indirilebilen bir vergi olma özelliğini kaybetmiştir.

Neden? Çünkü Kanundaki istisnalar ve indirimli oran uygulamaları artık vergi indirimine imkân vermez hale gelmiştir. Bu durumun en önemli sebebi istisnalar ve indirimli oranlar olup; bu uygulamalar “KDV’deki indirim mekanizmasını” bozmakta, verginin yayılı ve indirilebilme özelliğini ortadan kaldırmaktadır.

Diğer taraftan istisnalar ile KDV’nin bir diğer özelliği “verginin yansızlığı” (nötr) ortadan kalkmaktadır. Sistemin esası satıcının alıcıdan tahsil ettiği vergiyi devlete ödemesidir. Bir harcama vergisi olan KDV uygulamasında teslimde KDV olmaması alıcıya yarar, satıcıya değil.

Satıcı için istisna yeterli hasılat KDV üretebilirse sorun teşkil etmez. Eğer satıcının alımda ödediği KDV diğer işlemlerden doğan hasılat KDV’den az ise sorun başlar. Satıcının ödediği KDV finansman maliyeti yaratır.

2018 yılı bütçesiyle tahsil edilen KDV 178,4 milyar TL’dir. 12 Şubat 2019 tarihli İTO Haber’e göre, iadesi bekleyen KDV tutarı 160 milyar TL’ye ulaşmıştır. Neredeyse tahsil edilen KDV kadar iadesi bekleyen KDV eşitlenmiştir. İade bekleyen 160 milyar TL KDV her gün mükellefler için faiz gelir kaybı veya faiz gideridir.

HANGİ KDV İADE, HANGİSİ GİDER OLUR?
Normalde istisna kapsamında teslimi olan mükellefler yüklenilen KDV’leri iki şekilde giderebilir: Tam istisna uygulaması: Bu uygulamada mükellefler, istisna teslimler nedeniyle yüklenilen KDV tutarlarını KDV’ye tabi işlemlerden doğan hasılat KDV’lere mahsup edebilir.

Eğer hasılat KDV’leri yetersiz veya yoksa istisna teslimlere ait ve indirilemeyen KDV için iade talep edilebilir.

Kısmi istisna uygulaması: Bu uygulamada mükellefler, istisna teslimler nedeniyle yüklenilen KDV tutarlarını KDV’ye tabi işlemlerden tahsil ettikleri hasılat KDV’den indiremez. Ancak istisna teslimlere ait ve indirilemeyen KDV tutarları, kazancın tespitinde gider olarak dikkate alınabilir.

HER İSTİSNA VERGİ KAYBI MI?
İstisnalar nedeniyle devletin vazgeçtiği KDV tutarı nedir? 2018 yılı Vergi Harcama Raporuna göre istisnalar nedeniyle devletin “KDV harcamaları” 41.807.076 TL olup, en önemlileri yukarıdaki tablodaki gibidir.

Buna göre harcamaların yüzde 87,38’ini oluşturan 36.529.341 TL KDV harcaması yukarıda yer alan istisnalardan doğmaktadır. Tabloya göre “tarım ve hayvancılık sektörünün geliştirilmesi ve desteklenmesi istisnası” payı yüzde 16,94,

“külçe altın, gümüş teslimleri ve sermaye piyasası araçları ile hurda ve atıkların teslimi istisnası” payı yüzde 16,92’dir.

KDV harcamalarının 2018 yılı bütçe vergi gelirlerine oranı yüzde 6,73, tahsil edilen KDV’nin (dahilde ve ithalde alınan dahil) yüzde 23,43’ü ise KDV harcamasına dönüşmüştür. Bu istisnalar olmasaydı

36.529.341 TL daha fazla KDV toplanabilirdi. Diğer taraftan, 2018 yılı Vergi Harcama Raporuna göre KDV harcamalarının 2021 yılında yüzde 52,9 artışla 63.927.005 TL olması beklenmektedir.

Peki her istisna veya vergi harcaması vergi gelir kaybı mı? Bu sorunun cevabı ekonomik ve sosyal amaçlarla verilen istisnaların etkinliğinin ölçülmesiyle anlaşılabilir.

“İSTİSNALAR” 1985’TE NASILDI? NE YAPMALI?
Kanun ilk yürürlüğe girdiğinde istisnalar daha sınırlıydı. 2018 yılı Vergi Harcama Raporundaki istisnaların 1985 yılında olup olmadığına baktığımızda çoğunluğunun olmadığını anlıyoruz. Tablo aşağıdaki gibidir.

Sonuç olarak, ekonomik ve sosyal gerekçelerle Kanuna eklenen istisnalar sistemi hem mükellefler hem de İdare açısından sürdürülebilir olmaktan çıkarmıştır. İade bekleyen KDV tutarının her yıl 15-20 milyar TL arttığı ifade edilmektedir.

Eğer istisnalar devam eder ve iade süreçleri hızlandırılmazsa, iadesi bekleyen yaklaşık 160 milyar TL iade KDV tutarı artmaya ve ekonomik işleyişi olumsuz etkilemeye devam edecektir.

Dolayısıyla, bu tablo Katma Değer Vergisi Kanunundaki istisnaların sınırlanmasını, indirim ve iade süreçlerinin gözden geçirilmesini akla getiriyor. İlaveten uygulanan oran çeşitliliği gözden geçirilmeli, yaygın indirimli oran uygulaması iade nedeni olmaktan çıkarılmalıdır.

“İstisnalar çoğalınca, kuralları istisnalar belirler.



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap