2019’da ekonomide neler olacak?

2019’da ekonomide neler olacak?

Öyle görünüyor ki, Türkiye 2019’a bir resesyonun içinde giriyor. Hükümet de bunu kabul etmiş olmalı ki, 2019 büyüme hedefi yüzde 2,3’te kalıyor. Beklentiler bunun da altında hatta negatif büyüme oranlarına işaret ediyor. Bu nedenle işsizlikte yükseliş bekleniyor.

DR. ORHAN KARACA
okaraca@ekonomist.com.tr

2018’de yüzde 20’yi aşan enflasyonun 2019’da yüzde 16 dolayına ineceği tahmin ediliyor. Dolar kurunun tekrar yükselip 6 TL’yi aşacağı öngörülüyor. Faizde fazla düşüş yaşanması zor görünüyor. Hükümet, ihracattaki artışın sürmesini ve ithalatın ise tekrar yükselişe geçmesini hedefliyor. Cari açıkta 2018’de başlayan düşüş süreceğe benziyor. Bütçe açığında yükseliş devam edecek gibi. Küresel ekonomideki büyümenin ise yüzde 3,5 dolayında olacağı öngörülüyor.

1- BÜYÜME
Türkiye ekonomisi 2018’i yüzde 2-3 arası gibi düşük bir büyümeyle kapatmaya hazırlanıyor.

2017’de yüzde 7,4 büyüyen Türkiye’nin 2018’de böyle sert fren yapmasına finansal piyasalarda yaşanan kriz neden oldu. 2017’deki hızlı büyüme cari açığı yükselmişti.

Cari açığın finansmanı kısa vadeli sermaye girişine dayandığı için, ekonomi finansal piyasalardaki gelişmelere çok hassas hale gelmişti.

Nitekim, önce bahar aylarında alınan erken seçim kararı ve sonrasında da yaz aylarında ABD ile yaşanan gerginlik kısa vadeli sermaye girişinde bir “ani duruş”a (sudden stop) yol açıp ekonomiyi krize soktu.

Bu ani duruşla kurlarda yaşanan sıçrama bir yandan enflasyona yansıyıp satın alma gücünü ve dolayısıyla özel tüketim harcamalarını aşağı çekerken, diğer yandan da döviz borcu yüksek şirketlerin TL cinsinden borç yüklerini arttırarak yatırımları azalttı. Bunun sonucunda da ilk çeyrekte yüzde 7,2 ve ikinci çeyrekte yüzde 5,3 olan büyüme üçüncü çeyrekte yüzde 1,6’ya düştü. Öncü göstergelerden gelen sinyallere bakılırsa, dördüncü çeyrekte ise ekonomide küçülme yaşandı gibi görünüyor.

Ekonomideki bu küçülmenin 2019’un ilk çeyreğinde de sürmesi bekleniyor. İktisatçılar iki çeyrek üst üste küçülmeyi resesyon olarak tanımladıkları için, bu da ekonominin 2019’a bir resesyonun içinde girdiği anlamına geliyor. Türkiye’de resesyonlar genelde dört çeyrek sürüyor. Yine böyle olursa, 2019’un ilk üç çeyreğini resesyonda geçireceğiz demektir. Nitekim bu nedenle 2019’a ilişkin büyüme öngörüleri çok düşük düzeyde kalıyor.

Hükümet 2019’da ekonominin yüzde 2,3 büyümesini hedeflerken, Merkez Bankası’nın Beklenti Anketi’nin aralık ayı sonuçlarında 2019 yılı büyüme beklentisi yüzde 1,5 olarak görünüyor. IMF’nin Türkiye’ye ilişkin 2019 yılı büyüme tahmini yüzde 0,4’te kalıyor. OECD ve Avrupa Komisyonu ise 2019’da Türkiye ekonomisinin küçüleceğini tahmin ediyor. OECD yüzde 0,4 küçülme beklerken, Avrupa Komisyonu’nun küçülme öngörüsü ise yüzde 1,5’i buluyor.

2-İŞSİLİK
Türkiye genç bir nüfusa sahip ve her yıl işgücü piyasasına 900 bin kişi dolayında yeni giriş oluyor.

Bizim hesaplarımız, işgücü piyasasına yeni girenlerin sayısı kadar istihdam yaratılması ve böylece işsizlik oranının sabit kalması için bile yüzde 5,5-6 arasında büyüme gerektiğini gösteriyor. Ekonomideki büyüme bu oranın altında olduğunda yaratılan istihdam yetersiz kalıyor ve dolayısıyla işsizlik yükseliyor.

Nitekim 2018’de büyümenin yavaşlaması hemen işsizliğin yükselişe geçmesine neden oldu. 2017’de yüzde 10,9 olan işsizlik oranı 2018’i muhtemelen yüzde 11,5 dolayında kapatacak. Ama esas yükseliş 2019’da olacak gibi görünüyor. Nitekim hükümet de 2019’da işsizlik oranının yüzde 12,1’e yükselmesini bekliyor. Beklentiler ise biraz daha yüksek. IMF, 2019’da Türkiye’deki işsizlik oranının yüzde 12,3 olmasını öngörüyor. OECD yüzde 12,7’lik ve Avrupa Komisyonu ise yüzde 12,8’lik tahmin yapıyor.

3-ENFLASYON
Türkiye’da enflasyon epeydir tehlikeli sularda seyrediyordu. Yüzde 5’lik hedefe bir türlü yaklaşılamadığı halde, Merkez Bankası, para politikasını yeterince sıkmaktan kaçınıyordu. Bu gidişatın sonunda enflasyonun kontrolden çıkmasına neden olmasından korkuluyordu.

Nitekim 2018’de korkulan oldu. Finansal piyasalarda yaşanan gelişmeler döviz kurlarında sıçrama getirince enflasyonda da sıçrama yaşandı.2017 sonunda yüzde 11,9 olan tüketici enflasyonu ekim ayında yüzde 25,2’ye kadar çıktı.

Büyük ölçüde vergi indirimleri sayesinde kasımda ise yüzde 21,6’ya indi. 2018 yılının yüzde 20 dolayında kapanması bekleniyor. Merkez Bankası, 2019’da enflasyonun yüzde 15,2 dolayına ineceğini tahmin ediyor.

Merkez Bankası’nın Beklenti Anketi’nin aralık ayı sonuçları ise yüzde 16,5 dolayında enflasyona işaret ediyor. IMF de bunlara yakın ve yüzde 15,5’lik yıl sonu enflasyon öngörüsü yapıyor. Ancak bu tahminler biraz iyimser olabilir. Bizce 2019’da enflasyonun tekrar yükselmesi ihtimali de yok değil.

4- FAİZ
2018’de kurlarda sıçrama yaşanınca faizler de mecburen onu takip etti. Merkez Bankası, önce mayısta ve sonra da eylülde faizde ciddi bir artış yapmak zorunda kaldı. Uzun zamandır ayak sürüdüğü para politikasında sadeleşme adımını da nihayet attı.

Ancak hükümetin faizle savaşı hala bitmiş değil. 2018’in sonlarında bu kez Hazine’nin borçlanma faizlerini aşağı çekmeye girişti. Bunun için bazı ihaleler iptal edilirken diğerlerinde de sınırlı miktarda borçlanma yapılarak faiz düşürülmeye çalışılıyor. Bu strateji Hazine’nin borçlanma faizini biraz aşağı çekti ama 1994 krizi öncesinde de benzer uygulamaların yapıldığını hatırlayanlar bu işin sonundan endişeleniyor.

İkinci el tahvil piyasasındaki faizler 2017 sonunda yüzde 13,4 dolayındaydı. Burada 2018 yılı ise yüzde 21 dolayında faizle kapanacak gibi görünüyor. Merkez Bankası’nın aralık ayı Beklenti Anketi’ndeki 2019 yıl sonu tahmini ise yüzde 18,7 dolayında bulunuyor. Dolayısıyla 2019’da faizde çok fazla düşüş yaşanması zor görünüyor.

5- DOLAR KURU
2018’de ekonominin kaderi döviz piyasalarında çizildi desek yanlış olmaz. Önce bahar aylarında erken seçim kararının alınması ve sonra da yaz aylarında ABD ile yaşanan siyasi gerilim kısa vadeli sermaye girişinde bir “ani duruş” (sudden stop) yaratınca döviz kurlarında sıçrama yaşandı.

2017 yılı sonunda 3,80 TL olan dolar kuru, ağustos ayında bir ara 7 TL’nin üzerine kadar çıktı. Sonrasında ise Merkez Bankası’nın faiz artışı ve ABD ile yaşanan yumuşama sayesinde döviz kurlarında önemli bir gerileme yaşandı. Ancak kurlar hala geçen yılki seviyesinin çok üzerinde bulunuyor. Dolar kuru 2018 yılını 5,30 TL dolayında kapatacak gibi görünüyor. Bu da yüzde 40’a yakın bir artış anlamına geliyor.

Döviz piyasası 2019 yılında da ekonominin yumuşak karnı olabilir. Merkez Bankası’nın Beklenti Anketi’nin aralık ayı sonuçları, 2019 sonu için 6,25 TL dolayında bir dolar kuruna işaret ediyor. Bu da yüzde 18’lik artışa karşılık geliyor.

6- İHRACAT
2018’de ekonominin kaderi döviz piyasalarında çizildi desek yanlış olmaz.

Önce bahar aylarında erken seçim kararının alınması ve sonra da yaz aylarında ABD ile yaşanan siyasi gerilim kısa vadeli sermaye girişinde bir “ani duruş” (sudden stop) yaratınca döviz kurlarında sıçrama yaşandı.

2017 yılı sonunda 3,80 TL olan dolar kuru, ağustos ayında bir ara 7 TL’nin üzerine kadar çıktı. Sonrasında ise Merkez Bankası’nın faiz artışı ve ABD ile yaşanan yumuşama sayesinde döviz kurlarında önemli bir gerileme yaşandı. Ancak kurlar hala geçen yılki seviyesinin çok üzerinde bulunuyor. Dolar kuru 2018 yılını 5,30 TL dolayında kapatacak gibi görünüyor. Bu da yüzde 40’a yakın bir artış anlamına geliyor.

Döviz piyasası 2019 yılında da ekonominin yumuşak karnı olabilir. Merkez Bankası’nın Beklenti Anketi’nin aralık ayı sonuçları, 2019 sonu için 6,25 TL dolayında bir dolar kuruna işaret ediyor. Bu da yüzde 18’lik artışa karşılık geliyor.

7- İTHALAT
2017 yılında ihracat iki yıllık düşüşten sonra yeniden yükselişe geçerken, ithalat da üç yıllık düşüşten sonra tekrar artmıştı. 2018’de ise ihracattaki yükseliş devam ederken ithalat tekrar düşüşe geçti.

Bu durum ise ekonomideki yavaşlamadan kaynaklandı. Türkiye ekonomisi ithalata aşırı bağımlı bir üretim yapısına sahip olduğu için ekonomi hızlı büyüdüğünde ithalat da yükseliyor. Nitekim 2017’de böyle olmuştu. Ekonomi yavaşladığında ise ithalat da yavaşlıyor.

Nitekim 2018 yılında da böyle oldu. İthalatta 2018’in ortalarında başlayan düşüş yılın son aylarında iyice hızlandı. 2017’de ithalat 233,8 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. 2018 yılı ise 223 milyar dolar dolayında ithalatla kapanacağa benziyor. Bu da yüzde 5’e yakın bir düşüş anlamına geliyor.

Hükümet 2019’da ithalatın 244 milyar dolara çıkmasını bekliyor. Bu da yüzde 9 dolayında artış demek oluyor. Fakat ekonominin 2019’un büyük bölümünü resesyonda geçirecek gibi görünmesi, ithalatta yükseliş yerine düşüş yaşanmasının daha olası olduğunu düşündürüyor.

8- CARİ AÇIK
2017 yılında ekonominin hızlı büyümesi ithalatın ve dolayısıyla dış ticaret açığı ile cari açığın da hızla yükselmesine neden olmuştu. 2016 yılında yüzde 3,8 olan cari açığın gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranı, 2017 yılında yüzde 5,6’yı bulmuştu.

Zaten 2018’de başımıza gelenlere de cari açıktaki bu yükseliş zemin hazırladı. 2018’de ise ekonomi hızla yavaşlayınca ithalat ve dolayısıyla dış ticaret açığı ile cari açık da hızla geriledi. 2018 yılında cari açığın GSYH’ye oranı yüzde 3,5 dolayında çıkacak gibi görünüyor.

Hükümet 2019 yılında cari açığın GSYH’ye oranının yüzde 4,3 olmasını bekliyor. Ancak bu hedef ekonomideki yavaşlama ve hatta küçülme beklentileriyle pek uyumlu görünmüyor. Uluslararası kurumların bu konudaki tahminleri daha gerçekçi gibi. IMF 2019’da Türkiye’de cari açığın GSYH’ye oranının yüzde 1,4 olacağını tahmin ediyor. OECD ve Avrupa Komisyonu ise GSYH’nin yüzde 2,9’u kadar cari açık tahmini yapıyor. Bu oranın daha da aşağılara inmesi de bizim için sürpriz olmaz.

9- BÜTÇE AÇIĞI
Bütçe açığında 2016 sonlarından bu yana büyük bir artış var. Bu da hükümetin ekonomiyi canlı tutmak için maliye politikasını iyice gevşetmesinden kaynaklanıyor. 2017’de bu amaca ulaşılmıştı ama 2018’de işler tersine döndü. Fakat 2018’de ekonomi yavaşlamasına rağmen bütçe açığındaki artış durmadı.

2016 sonunda 29,9 milyar TL olan bütçe açığı, 2017 sonunda 47,8 milyar TL’ye ve 2018’in kasım ayında 75,8 milyar TL’ye ulaştı. Bütçe açığına GSYH’ye oranla bakıldığında ise 2016’da yüzde 1,1 olan bu oranın 2017’de yüzde 1,5’e yükseldiği ve 2018’de yüzde 1,9 dolayında çıkmasının beklendiği görülüyor.

Bu oran hala yüzde 3’lük Maastricht kriterinin altında ama iki yılda neredeyse ikiye katlanması hayra alamet değil. Hükümet 2019’da bütçe açığının 80,6 milyar TL ve GSYH’ye oranının da yüzde 1,8 olmasını hedefliyor. Ancak ekonomideki resesyon nedeniyle gelir toplama kapasitesinin düştüğü ve maliye politikasının da giderek gevşetildiği dikkate alınınca bu hedef pek gerçekçi görünmüyor. 2019’da bütçe açığında daha fazla artış görebiliriz.

10- DÜNYA EKONOMİSİ
Küresel ekonomide işler 2017’de beklenenden daha iyi gitmişti. 2016’da yüzde 3,2 olan küresel büyüme 2017’de yüzde 3,7’ye çıkmıştı. 2018’de ise işler beklendiği şekilde gitti gibi görünüyor.

Çünkü 2018’e yine yüzde 3,7 dolayında büyüme beklentisiyle girilmişti ve son tahminler de 2018’in bu civarda bir büyümeyle kapanacağını gösteriyor.

Fakat esasında 2018’in başlarında küresel ekonomiye ilişkin beklentiler biraz daha olumlu hale gelmişti. IMF’nin nisan ayında yayınladığı Dünya Ekonomisinin Görünümü (World Economic Outlook: WEO) raporunda 2018 yılı küresel büyüme tahmini yüzde 3,9’a çıkarılmıştı. Ancak ABD’nin başını çektiği ticaret savaşları küresel ekonomiye zarar vermeye başlayınca bu tahmin geçen yılın sonbahar aylarındaki düzeyine geri çekildi.

IMF’ye bakılırsa, küresel ekonomi 2019’da da yüzde 3,7 büyüyecek. Fakat OECD ve Avrupa Komisyonu biraz daha düşük ve yüzde 3,5’lik büyüme öngörüsünde bulunuyor. 2019’da küresel büyümenin seyrini yine ticaret savaşları belirleyecek gibi görünüyor.



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap