Bölgesel asgari ücret ne kadar mümkün?

Bölgesel asgari ücret ne kadar mümkün?

2019’da yüzde 26 zam ile 2 bin 20 TL’ye çıkan asgari ücret tartışma yarattı. Anadolu’da asgari ücretin alım gücü artarken, işletmelerin maliyetleri de kabarıyor. Uzmanlara göre, bu sorunu çözecek ‘bölgesel asgari ücret’ uygulamasının önünde ise engeller var.

ARAM EKİN DURAN
eduran@ekonomist.com.tr

Türkiye’de sayıları yaklaşık 6 milyonu bulan asgari ücretlilerin, Anadolu’nun pek çok yerinde 2019 için belirlenen 2 bin 20 TL’lik ücreti yılın ilk ayında almakta sorun yaşadığı iddia ediliyor.

Tabloyu görmek içingörsele tıklayın.

Yasalara göre asgari ücret altında bir ücretlendirme yapmak yasak olsa da, bazı işyerlerinin çalışanlarına 2019’da yüzde 26 zamlanan asgari ücretin altında ücret vermeye devam ettiği söyleniyor.

Ücretler bankaya tam olarak yatsa da çalışanların ücretlerinin bir kısmını patronlarına “elden” iade etmek zorunda bırakıldıkları iddiası var. Daha çok taşeron işçi çalıştıran şirketlerde görüldüğü belirtilen bu durum, Türkiye’de geçmiş yıllarda da tartışılan ‘bölgesel asgari ücret’ konusunu tekrar gündeme taşıdı.

Ekonomide zor geçecek 2019 yılına girilirken, asgari ücrete yapılacak zam büyük merak konusuydu. İşçi, işveren ve hükümet temsilcilerinden oluşan Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 2018’in son günlerinde sürpriz bir kararla bu yıl için geçerli olacak asgari ücrete enflasyonun üzerinde zam yaptı.

Böylelikle 2019 yılında geçerli olacak asgari ücreti bekar bir işçi için vergiler ve kesintiler düşüldüğünde yüzde 26,05 artışla 2 bin 20 TL olarak belirledi. Yani 2018’e göre net asgari ücrete 417 TL’lik artış yapıldı.

SATIN ALMA GÜCÜ
Asgari ücretin satın alma gücü bölgeden bölgeye değişiklik gösteriyor. Çünkü Anadolu illerinde hayat İstanbul’a göre daha ucuz. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2017 yılına ait bölgesel satın alma gücü paritesi verileri, İstanbul’da 1 TL’ye satın alınan mal ve hizmet tutarının Ağrı,Kars, Iğdır ve Ardahan’dan oluşan TRA2 bölgesinde 81 kuruşa alınabildiğini gösteriyor.

Ekonomist’in bu verileri kullanarak yaptığı hesaplara göre, batıdan doğuya doğru gidildikçe asgari ücretin satın alma gücü artıyor. Buna göre İstanbul’daki 2 bin 20 TL’lik asgari ücretin satın alma gücü, Ağrı, Kars, Iğdır ve Ardahan’da 2 bin 480 TL’ye kadar çıkıyor.

Bölgesel asgari ücret tartışması da işte bu noktada ortaya çıkıyor. Eğer tüm bölgelerde asgari ücretin eşit satın alma gücüne sahip olması istenirse ve bunun için İstanbul baz alınırsa, Ağrı, Kars, Iğdır ve Ardahan’da asgari ücretin bin 646 TL’ye düşmesi gerekiyor.

En ucuz bölge baz alındığında ise Ağrı, Kars, Iğdır ve Ardahan’da 2 bin 20 TL olan asgari ücretin İstanbul’da 2 bin 480 TL olarak uygulanması gerekiyor. Bunların ilkine işverenlerin taraftar olup çalışanların karşı çıkacağını, ikincisine ise çalışanların taraftar olup işverenlerin karşı çıkacağını tahmin etmek zor değil.

“VERGİ YÜKÜ DÜŞMELİ”
Anadolu’da ücretlerin düşürülmesi şeklinde yapılacak bir bölgesel asgari ücret uygulaması, özellikle Marmara Bölgesi dışındaki işverenler açısından çok önemli bir maliyet avantajı sağlayabilir. Ancak bu uygulamanın hayata geçirilmesi hiç de kolay görünmüyor. Hatta işverenler de bunun uygulanmasını zor gördükleri için alternatif öneriler getiriyor.

Bünyesinde 29 federasyon ve 244 dernek üzerinden 25 bin iş insanı ve 40 bine yakın şirket bulunduran Türk Girişim ve İş Dünyası Konfederasyonu’nun (TÜRKONFED) başkanı Orhan Turan, asgari ücretin sadece bugün değil geçmişte de çok tartışılan bir konu olduğuna işaret ediyor. Asgari ücret konusunun yalnızca ekonomik değil politik, hukuksal ve insani boyutu da olduğunu ifade eden Turan, bölgeler arasındaki gelir farkına dikkat çekiyor.

Doğu ile batı arasında 4 kata ulaşan gelir adaletsizliğine dikkat çeken Turan, “Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya hem yatırım hem istihdam çekebilmek için bölgesel asgari ücret konusu Anayasa’da eşitlik ilkesi gereği de çok tartışılmıştı.

Konu çok boyutlu olduğu için bölgesel asgari ücret dışında da farklılıklar ya da çeşitlendirmeler yapılabilir” diyor. Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da asgari ücret üzerindeki vergi yükünün hafifletilebileceğini dile getiren Turan, şunları söylüyor: “Devlet bu bölgelerimizde asgari ücretin belirli bir bölümünü ya da tamamını karşılayabilir.

Elbette bu konu hem kaynak meselesi hem de politik bir tercih. Ya da bu bölgelerde yatırım ve istihdam için gerekli teşvik ve destekleri artırabilir. Böylece Hem işletmelerin hem de çalışanların üzerindeki yük nispeten hafifletilebilir.”

“GELİR UÇURUMU ARTAR”
Çalışan tarafında ise bölgesel asgari ücret uygulamasına tepki var. Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Başkanı Arzu Çerkezoğlu, “Bölgesel asgari ücret, bölgeler arasındaki gelir farkını daha da artıracak bir uygulama olur. Doğru bulmuyoruz” diyor.

DİSK olarak hazırladıkları asgari ücret raporuna göre Türkiye’de bugün asgari ücretin en az 2 bin 800 TL olması gerektiğinin altını çizdiklerini vurgulayan Çerkezoğlu, şöyle konuşuyor: “Hal böy-leyken, işverenlerin maliyetlerini daha da azaltmak için bölgesel bir asgari ücret düzenlemek doğru olmaz. Bunun yerine, 2019 için belirlenen asgari ücreti çalışanına vermeyen, hatta bu ücretin bir kısmını gasp eden işverenlerin cezalandırılması gerekiyor.”

PROF. DR. ÖNER GÜNÇAVDI İTÜ ÖĞRETIM ÜYESİ
“ASIL SORUN KALKINMA FARKI”
“Türkiye’de satın alma gücü paritesine göre bölgeler arasında çok büyük farklılıklar var. Bu nedenle aslında her yerde aynı asgari ücretin geçerli olması, bu kalkınmışlık farkına karşı da bir önlem olarak kullanılıyor.

Örneğin ayda 2 bin TL kazanan bir kişi İstanbul’da çok zor geçinir ama Artvin’de ya da Şırnak’ta rahat geçinebilir. Ancak Türkiye’de kırdan kente göç olgusu çok güçlü.

Pek çok şirket yeni asgari ücret konusunda çok şikayetçi. Bölgesel asgari ücret şirketlerin işine gelse de, asıl sorun olan kalkınma farklarını gidermeden, işgücü piyasalarındaki nitelik farkını ortadan kaldırmadan sorunu çözmek mümkün değil. Çözüm topyekün kalkınma olmalı”



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap