Geleceğe yatırım: Ulusal varlık fonları

Geleceğe yatırım: Ulusal varlık fonları

Türkiye’de hakkında çok az şey bilinen ama belki de bu yüzden üzerinde en çok konuşulan kavramların başında ulusal varlık fonları (UVF) geliyor.

Dr. Mithat Bülent Özmen

Peki hakkında çok şey konuştuğumuz ama sanki konuştuğumuzdan fazlası olan UVF tam olarak nedir? Neyi amaçlar? Dünyadaki başarılı örnekler bunu nasıl gerçekleştirmişler?

Ve nihayet söz konusu örnekler, ulusal varlık fonunu henüz kurmuş bize bir pusula olabilir mi? Bu ve benzer sorulara kısa kısa verilecek cevaplar, en azından meseleyi daha sağlıklı değerlendirme fırsatı sağlayacaktır.

Ulusal Varlık Fonu Nedir?
Her şeyden önce UVF bir yatırım aracıdır. Ayırıcı özelliği devlet sahipliğinde olmasıdır. Bugün dünyada Japonya’dan, Libya’ya, Angola’dan Cezayir’e bir çok ülkede seksen civarında irili ufaklı UVF vardır.

Yine bütün dünyada Ağustos 2018 itibariyle toplam 8 trilyon dolar düzeyine ulaşmış bir UVF portföy büyüklüğü söz konusudur. Ancak öte taraftan ilk 10 sıradaki UVF, toplam hacmin yüzde 70’ini aşkın bir paya sahiptir.

Son yıllarda sayısı artsa da, özellikle yer altı kaynakları bakımından zengin Kuveyt ve Suudi Arabistan gibi ülkelerde daha 1950’li yılların hemen başında kurulan UVF, esasında iki sacayak ve bir amaç üzerine bina edilmiştir.

1. Devletin Sahiplik ve Yönetimi Altında Olan Varlıklar (-ın),
2. Devlet Sahipliğindeki Bağımsız Fonlar (-tarafından yatırım amaçlı değerlendirilmesi).

Yani devletler, kurdukları fonlara doğalgaz, petrol gibi doğal kaynak ticareti, devlet işletmeleri, özelleştirme işlemleri, dış ticaret fazlası veya finansal işlemler (kaldıraç amaçlı borç yönetimi) gibi kaynak ve faaliyetlerden sağlanan gelirler ile kaynak (varlık) aktarmaktadırlar. Fonlar da aktarılan kaynakları ulusal ve uluslararası piyasalarda yatırım yaparak değerlendirmektedirler.

Hangi Ülkeler UVF Kuruyor? Kaynağı Nasıl Buluyorlar?
Burada ilk çıkış noktası, cari işlem fazlası veren ve yüksek rezerve sahip ülkelerin bu rezervleri nasıl saklaması gerektiği sorusudur.

Çünkü söz konusu rezervler, likit ancak düşük getiriyle merkez bankaları nezdinde tutulabilmekle birlikte, neredeyse her on yılda bir yaşanan küresel, bölgesel veya ulusal ekonomik daralma dönemlerinde, özellikle döviz kurlarındaki dalgalanmalara karşı yeterince koruma sağlayamamaktadırlar. Dolayısıyla söz konusu rezervlerin, getirisi yüksek fonlarda değerlendirilmesi olağanüstü dönemler için daha yüksek koruma anlamına gelebilmektir.

Ancak çıkış noktası bu olsa da, zamanla UVF’nin ilgili ülkenin kendi özel koşullarına göre çok farklı amaçlar çerçevesinde kurulması ve çalışması söz konusu olmuştur.

Dolayısıyla sadece cari fazla veren ülkelerin tasarruf fazlasını nasıl değerlendireceği yaklaşımından başka; dış kaynak temini ve bu kaynağın belirlenen amaç ve koşullar doğrultusunda etkin bir finansal kaldıraç olarak kullanılması yaklaşımı da UVF’nin yaygınlaşmasına kapı açmıştır. Böylece cari fazlası olmayan ülkeler de, kalkınmanın desteklenmesi amacıyla UVF kurmuş ve bu suretle ulusal, bölgesel ve küresel yatırım yapma yönünde politikalar geliştirmişlerdir.

Dolayısıyla, UVF’ler için cari fazla veren ve vermeyen ikili ayrımı temelinde bütçe fazlası, döviz rezervleri, kamu sahipliği-ortaklığındaki şirketler ve nihayet dış finansman olmak üzere dört ana kaynaktan söz etmek mümkündür.

Kaç Tip UVF Var?
Her şeyde olduğu gibi UFV’de de çok farklı sınıflandırmalar yapmak mümkün. Ancak genel kabul gören haliyle üçlü bir ayrım yapmak makul olanıdır.

Tasarruf-Rezerv Fonu
Doğal kaynaklardan elde edilen ürünlerin ihracat geliri veya döviz rezervi fazlası söz konusuysa, buradan sağlanan kazancın daha çok uluslararası piyasalarda ve uzun vadeli (dolayısıyla yüksek getirili ve yüksek riskli) yatırımlarda (örneğin hisse senedi) değerlendirmesi beklenir. Burada hem gelecek kuşakların sosyal güvenliği ve esenliği gözetilir hem de yüksek getirili rezerv yatırımları amaçlanır.

İstikrar Fonu
Adından da anlaşılacağı üzere, ekosistemi iç ve dış dalgalanmalara karşı korumak amacıyla, daha ziyade kısa vadeli (dolayısıyla yüksek likiditeye sahip düşük getirili ve düşük riskli) araçlara (örneğin devlet tahvili) yatırım yapmayı önceliklendiren fon türüdür.

Kalkınma Fonu
Bu fonlar ilk ikisinden özelliği itibariyle ayrılmaktadır. Keza burada, ilk iki tip fonun kurulmasına kaynaklık eden ekonomik zenginliğin yaratılması amaçlanmaktadır.

Yani bir taraftan getiri amaçlı yatırım yapılırken; diğer taraftan alt ve dolayısıyla üst yapının bayındır kılınması, böylece toplumsal gönencin artırılması ve nihayet topyekün kalkınma amaçlanmaktadır. Dolayısıyla söz konusu amacın gerçekleşmesi için de uzun vadeli (dolayısıyla yüksek getirili ve yüksek riskli) yatırımlar tercih edilmektedir.

Kalkınma Fonu bağlamında Singapur’a ait Temasek Holding önemli bir örnektir ve burada küçük bir parantez açılmasında yarar vardır. Keza, Temasek 1974 yılında kalkınma fonu misyonuyla ve varlık havuzunda kamu sahipliğindeki şirketler olacak şekilde kurulmuştur.

Yurtiçi yatırım projelerin önünü açacak inisiyatifler geliştirmek; toplumda gelir dağılımının daha adil olmasını sağlamak gibi temel amaçlar doğrultusunda faaliyet gösteren Temasek, bugün 375 milyar dolar toplam varlık değerine ulaşmıştır.

Dış kaynakları kuruluş amacına uygun bir şekilde finansal kaldıraç olarak kullanmayı başaran Temasek’in; bugün dünyanın farklı coğrafyalarında finansal hizmetlerden telekomünikasyon, medya ve teknolojiye; lojistikten enerji, maden ve gayrimenkul faaliyetlerine kadar çeşitli sektörlerde yatırımları bulunmaktadır.

Bu özelliğiyle Temasek, yazının başında ifade edildiği şekliyle ülkemiz için de pusula işlevi görebilecek fonlardan bir tanesi olarak öne çıkmaktadır.

UVF Nerelerde ve Neye Yatırım Yapar?
UFV kuruluş amacına uygun olarak kısa ya da uzun vadeli yatırımlar yapar. Bu yatırımlar her türlü sermaye ve para piyasası aracına, her türlü coğrafya ve sektörde ve nihayet ortaklıklar, şirket birleşmeleri, satın almalar gibi çok çeşitli formlarda olabilir.

Dolayısıyla Singapurlu Temasek İngiliz Barclays veya ABD’li Merill Lynch’e, Birleşik Arap Emirlikleri’nden ADIA Amerikalı dev Citigroup Inc.’e ya da Çin’li CIC ABD’li Morgan Stanley’e UVF eliyle ortak olabilmektedir.

Başarının Olmazsa Olmazları
UVF’de başarılı örneklerin tamamında çok temel bazı prensipler hemen ön plana çıkmaktadır. Dolayısıyla söz konusu ortak özellikleri, ülke koşullarından bağımsız ve başarı için zorunlu ön gereklilikler olarak dikkate almak, uzun erimli başarıyı da beraberinde getirecektir.

  • Açık ve çerçevesi çizilmiş kuruluş amacı ve iş stratejisi
  • Profesyonel yönetim ve organizasyon
  • Yazılı politika ve kurallar
  • Şeffaflık ve hesap verilebilirlik
  • Verimliliği esas alan etkin kontrol ve denetim mekanizması
  • Etkin ve öngörülebilir risk yönetimi

Sonuç olarak, UVF yeni bir kavram değil. Ama özellikle kalkınma fonu bağlamında son yıllarda daha öne çıkan ve dikkat çeken bir mekanizma.

Mekanizmanın doğru kurulması, kamu kaynaklarının amaca uygun verimli ve etkin kullanılması halinde, özellikle seçilmiş sektörlerde bölgesel ve küresel oyuncular çıkarmamız ya da mevcut oyun kuruculara ortak olmamız pekala olasıdır. Başarılı örnekler bunun mümkün olduğunu gösteriyor.

 



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap