Hukuk, insan kaynağı, umut…

Hukuk, insan kaynağı, umut…

Yeni bir gün, hafta, ay ve yıl, yeni bir umut anlamına gelir. 2018’e de umutlu başlamıştık, hatta bir süre de umut doğrultusunda yol aldık.

TALAT YESİLOĞLU
tyesil@ekonomist.com.tr

Fakat, yılın ikinci yarısından itibaren piyasalardaki sert dalgalanmalar, fırlayan döviz kurları, enflasyon ve faizleri tahminlerin üzerine atmakla kalmadı, ekonomiye de ciddi bir darbe vurdu.

Darbenin somut boyutu da yılın üçüncü çeyreğine ait büyüme rakamlarında görüldü. Son çeyrekte ne olacağını kestirmek güç değil. Piyasadaki moralite, gözlemler yeteri kadar fikir verebiliyor.

Umuttan konuşalım istiyorum. İş dünyası, yeni yıla ilişkin umutlu ve iyimser mesajlar veriyor. Kapak konumuzda 25 liderin pozitif ağırlıklı mesajlarını okuyacaksınız. Büyük şirketlerin patron ve CEO’ları gibi sektörlerin etkin oyuncularının yöneticileri de temkinli olsa da iyimserler.

Kurulduğumuzdan bu yana ‘pozitif’ yayıncılığı ilke edinen bir yayın kuruluşunun yönetmeni olarak, bu dalganın orta ve küçük ölçekli şirketler nezdinde de yaygınlık kazanmasını umuyorum.

Yeni yılın getirdiği umutların realize olması tabii ki bazı koşullara bağlı. Öncelikle önümüzde yerel seçimler var. Seçim sonuçlarına ilişkin öngörüde bulunmak için çok erken. Seçim sonuçları kadar, yeni yıldan umutlu olmamızı sağlayacak temel faktörlere değinmek istiyorum.

Birincisi hukuk… Hukuk devleti ilkesinin mutlaka güçlendirilmesi gerektiği ortada. Bu yönde adımlar atıldığında, son 60 yıldır en büyük siyasi ve ekonomik ortağımız olan Avrupa Birliği ve Batı dünyasıyla yakınlaşacağımız bir gerçek. Bu da Türkiye için yeni bir öykü yazılmasının yolunu açacaktır. Bu, Türkiye gibi dış finansmana, yatırımcıya ihtiyacı olan bir ülke için adeta kaçınılmaz bir yol gibi görünüyor.

İkincisi de birincisine bağlı olarak insan kaynağıdır. Nitelikli insanlarımızın, entelektüel sermayemizin bir bölümünü yurtdışına kaptırdık ve kaptırmaya devam ediyoruz. Beyin göçüne mutlaka ama mutlaka engel olmalıyız. Dünyada en büyük ihtiyaç sanıldığı gibi sermaye değil yetenektir.

Tekrar edeyim, yatırım için ‘güvenli liman’ arayan trilyonlarca dolarlık sermayeyi bulacak olan da iyi yöneticilerdir. Ayrıca, dünyada ‘kusursuz fırtına’ bulut toplarken, bu süreci iyi yönetecek, çok deneyimli kadrolara sahibiz. Sonuçta, iyi yetişmiş yeteneklerimizi kaybetmemek için daha fazla odaklanmak gerektiğine inanıyorum.

Üçüncüsü umut… Türkiye, her ne kadar ‘yaşlansa’ da ortalama 31 yaşında. Yani, Avrupa Birliği ortalamasının 12 yaş altındayız. Bu da bize demografide ciddi bir fırsatı, umut penceresini açıyor.

Bu pencerenin sonsuza kadar açık kalmayacağını biliyoruz. Gençlerimizi iyi eğittikçe, girişimcilik kültürünün yaygınlaşmasına katkı sağladıkça, yazacağımız öykünün kalitesinin artacağına emin olabilirsiniz. Ben bu öykünün bir parçası olacağımızı umut ediyor ve inanıyorum.

Yeni yılınızı kutluyor, yepyeni pencerelerin açıldığı bir yıl diliyorum.



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap