2020'de ekonomide neler olacak?

06 Ocak 2019

Türkiye 2020 yılına resesyondan çıkmış olarak giriyor. Bundan cesaret alan hükümet büyümede vitesi yükseltmeyi hedefliyor. Hükümetin hedefine göre 2020'de ekonomi yüzde 5 büyüyecek.





DR. ORHAN KARACA

okaraca@ekonomist.com.tr





Ancak ekonomik kamuoyundaki beklentiler ile uluslararası kuruluşların tahminleri daha düşük ve yüzde 3 dolayında büyümeye işaret ediyor. Hükümet 2020'de işsizliğin düşüşe geçmesini hedeflerken tahminler yüksek düzeyde kalacağı yönünde bulunuyor.





Merkez Bankası, 2019'u yüzde 11,5 dolayında kapatması beklenen enflasyonun 2020'de tek haneye ineceğini tahmin ediyor ama bu biraz zor olabilir. Ekonomik kamuoyu dolar kurunun bu kez 6 TL'yi aşmasını bekliyor. Faizde fazla düşüş beklentisi yok.





İhracattaki artış yine yavaş kalırken ithalat ise yükselişe geçeceğe benziyor. 2019'u az da olsa fazla ile kapatması beklenen cari işlemler dengesi 2020'de tekrar açık vermeye başlayacak gibi. Bütçe açığındaki yükseliş duracak gibi görünmüyor. Küresel ekonomideki büyümenin ise yine yüzde 3 dolayında olması bekleniyor.









1- BÜYÜME
2018'in son çeyreğinde resesyona giren Türkiye ekonomisi 2019'un ilk iki çeyreğini de resesyonda geçirdi. 2019'un üçüncü çeyreğinde ise resesyon sona erdi.





Türkiye ekonomisi yıllık bazda 2018'in son çeyreğinde yüzde 2,8, 2019'un ilk çeyreğinde yüzde 2,3 ve ikinci çeyreğinde yüzde 1,6 küçülmüştü.





2019'un üçüncü çeyreğinde ise yüzde 0,9 gibi düşük bir oranda da olsa büyüdü. Bu büyüme ekonomide 2018'in üçüncü çeyreğinde başlayan yavaşlamanın getirdiği "baz etkisi" yanında Merkez Bankası'nın başlattığı faiz indirimleri sayesinde iç talebin yavaş yavaş hareketlenmeye başlaması sayesinde mümkün oldu.





Hem baz etkisinin hem de iç talepteki toparlanmanın güçlenmesi sayesinde 2019'un son çeyreğinde büyüme daha yüksek çıkacağa benziyor.





Bu sayede 2019 yılı sıfırın biraz üzerinde büyümeyle kapanabilir. Nitekim hükümetin tahmini yüzde 0,5 düzeyinde bulunuyor ve bunun gerçekleşme ihtimali de yüksek gibi görünüyor.





Kısacası, Türkiye ekonomisi 2020 yılına resesyondan çıkmış ve üstelik de gaza yeniden basmış bir şekilde giriyor. Bundan cesaret alan hükümet de 2020 yılında ekonominin yüzde 5 büyümesini hedefliyor.





Ancak ekonomik kamuoyundaki beklentiler ve uluslararası kuruluşların tahminleri daha düşük ve yüzde 3 dolayında büyümeye işaret ediyor. Merkez Bankası'nın Beklenti Anketi'nin aralık ayı sonuçlarında 2020 yılı büyüme beklentisi yüzde 3,2 olarak çıktı.





IMF'nin ve OECD'nin Türkiye'ye ilişkin 2020 yılı büyüme tahmini yüzde 3 düzeyinde bulunuyor. Avrupa Komisyonu da bunlara yakın ve yüzde 3,1'lik büyüme tahmini yapıyor.





Çünkü ekonomideki mevcut toparlanma, büyük ölçüde, faiz indirimleri sayesinde son yıllarda ertelenen taleplerin harekete geçirilmesine dayanıyor.





Ancak halkın satın alma gücünde son yıllarda yaşanan kayıp telafi edilemediği için talepteki bu artışın devamı konusunda kuşkular bulunuyor. Yurtiçi siyasetteki ve dış politikadaki belirsizliklerin hala sürmesi de ekonomide geleceğe güvenin bir türlü yükselememesine neden oluyor.









2- İŞSİZLİK
Ekonominin resesyona girmesi 2019'da işsizliğin yükselmesine neden oldu. 2018'de yüzde 11 olan işsizlik oranı 2019'u yüzde 13,5 dolayında kapatacağa benziyor.





Hükümet 2019'da ekonomik büyümede vitesin yükselmesiyle işsizlikte düşüşün başlamasını hedefliyor. Hükümetin hedefine bakılırsa 2020'de işsizlik oranı yüzde 11,8 olacak.





Ancak uluslararası kuruluşların tahminleri bu yönde değil. IMF, 2020'de Türkiye'de işsizlik oranının yüzde 13,7 olacağını tahmin ediyor. Avrupa Komisyonu yüzde 13,3'lük, OECD ise yüzde 13,2'lik işsizlik oranı tahmini yapıyor.





Hükümetin hedefiyle tahminler arasındaki bu farkın en önemli nedenini bu üç kurumun 2020 yılı büyüme tahminlerinin hükümetin hedefinin altında kalması oluşturuyor.





Bizim hesaplarımız Türkiye'de işsizlik oranının sabit kalması için bile her yıl yüzde 5,5-6 arasında büyümenin şart olduğunu gösteriyor. Bu nedenle 2020 yılında işsizliğin düşüşe geçmesi yerine biraz daha yükseliş yaşanması olasılığının yüksek olduğunu düşünüyoruz.









3- ENFLASYON
İşin doğrusu enflasyonda 2019 yılı beklenenden iyi geçti.





2018 yılı sonunda yüzde 20'nin üzerinde olan tüketici enflasyonunun 2020 sonunda ancak yüzde 15 dolayına inebileceği tahmin ediliyordu.





Oysa kasım ayı itibariyle yüzde 10,6 düzeyinde bulunan yıllık tüketici enflasyonu 2019'u yüzde 11,5 dolayında kapatacak gibi görünüyor.





2020 yıl sonu enflasyon hedefi yine yüzde 5 iken Merkez Bankası'nın tahmini ise yüzde 8,2 düzeyinde bulunuyor. Yani 2020'de enflasyonun tek haneye indirilmesi hedefleniyor.





Merkez Bankası'nın aralık ayında yaptığı en son Beklenti Anketi'nin sonuçlarına göre, ekonomik kamuoyundaki 2020 yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 10,1 düzeyinde.





IMF'nin tahmini ise yüzde 12 düzeyinde bulunuyor. Açıkçası bunların ne kadar gerçekçi olduğunu söylemek zor.





Çünkü enflasyonun ne olacağını büyük ölçüde döviz kurlarının seyri belirliyor ve iç ve dış politika belirsizlikler yüzünden kurların ne olacağını bilmek de mümkün değil. 2020'de enflasyonda her şey olabilir.









4- FAİZ
Merkez Bankası, 2018 yılında kurlarda yaşanan sıçramayı durdurmak için para politikası faizini yüzde 24'e kadar çıkarmak zorunda kalmıştı.





2019'da ise enflasyonun yaz aylarından itibaren "baz etkisi" sayesinde düşüşe geçmesini fırsat bilerek politika faizini hızla aşağı çekti.





2019'un son dört Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında yapılan bin 200 baz puanlık indirimle politika faizi yüzde 12'ye düştü. Buna kamu bankaları öncülüğünde piyasa faizlerinin de düşmesi eşlik etti.





Böylece 2019'un son aylarında iç talepte bir canlanma yaşanması mümkün oldu. İkinci el piyasadaki tahvil faizi 2018 sonunda yüzde 19,7'ydi.





2019 yılı ise yüzde 12 dolayında kapanacağa benziyor. Hükümet faiz indirimlerinin 2020'de de sürmesini ve tek haneli faize ulaşılmasını istiyor.





Ancak enflasyonda düşüş sona erdiği için bunun ne ölçüde gerçekleşebileceği belli değil. Merkez Bankası'nın Beklenti Anketi'nin sonuçlarına bakılırsa, ekonomik kamuoyu 2020'de faizin yüzde 10 dolayında olmasını bekliyor.









5- DOLAR KURU
Türkiye'de son yıllarda ekonominin kaderini döviz piyasalarında yaşanan gelişmeler çizmeye başladı.





2018 yılında döviz kurlarında yaşanan sıçrama ekonominin krize girmesine neden olmuştu. 2019'da ise yaşanan iç ve dış olumsuz politik gelişmelere rağmen döviz piyasaları genelde sakin bir seyir izledi.





Döviz kurları, birkaç kez yükselişe geçse de bu yükseliş çabuk duruldu. Böylece dolar kuru 2019'un büyük bölümünü 5,5-6 TL arasında seyrederek geçirdi.





2019'a girilirken dolar kurunun yıl sonunda 6,25 TL dolayında olacağı beklentisi vardı ama biz bu yazıyı yazarken 5,95 TL dolayındaydı. Muhtemelen 2019 yılı buna yakın bir yerde kapanacak.





Merkez Bankası'nın Beklenti Anketi'nin sonuçlarına göre, ekonomik kamuoyu 2020 sonunda ise dolar kurunun 6,35 TL dolayında olmasını bekliyor.





Bu yüzde 7 dolayında bir artışa denk geliyor ve fazla yüksek sayılmaz. Ancak iç ve dış politik belirsizlikler hala devam ettiği için gerçekleşmenin ne olacağını bilmek pek mümkün değil.









6-İHRACAT
İhracat 2019 yılında reel olarak artış gösterse de nominal olarak durgundu.





Bu durum şirketlerin iç talepteki düşüş nedeniyle fiyat kırarak ihracata yönelmelerinden kaynaklandı.





Ticaret Bakanlığı'nın verileri, 2019'un ilk 11 ayında ihracatın 2018'in aynı dönemine göre sadece yüzde 1,8 artarak 154,1 milyar dolardan 156,9 milyar dolara çıktığını gösteriyor.





Biz 2019 yılının 171 milyar dolar dolayında ihracatla kapanacağını tahmin ediyoruz. Bu da 2018'deki 167,9 milyar dolarlık ihracata göre yüzde 1,8 artış anlamına geliyor.





Hükümet 2020 yılında ihracatın 182 milyar dolara çıkmasını hedefliyor. Bu da bizim 2019 yılı ihracat tahminimize göre yüzde 6,4 artışa tekabül ediyor.





Bu oran Türkiye'nin uzun dönemdeki yüzde 10'luk ihracat performansının oldukça altında ama dünya ekonomisinde son dönemde yaşanan gelişmeleri dikkate alırsak iyimser bile sayılabilir.





ABD'nin özellikle Çin'e karşı yürüttüğü ticaret savaşları 2019'da küresel ticarette ciddi bir yavaşlamaya neden oldu. Bu da özellikle bizim ihracat pazarlarımızda yavaşlamaya yol açtı. 2020'de de durum çok fazla düzelecek gibi görünmüyor.









7- İTHALAT
Ekonominin önce yavaşladığı ve ardından da resesyona girdiği 2018 yılında ithalat önceki yıla göre yüzde 4,6 gerilemişti.





Ekonominin ilk yarısını resesyonda geçirdiği 2019 yılında da ithalattaki düşüş devam etti.





Her ne kadar ağustos ayından itibaren ithalatta tekrar yükseliş başlasa da bu durum yılın tamamındaki tabloyu çok fazla değiştirmedi.





Ticaret Bakanlığı’nın verileri, 2019’un ilk 11 ayında ithalatın yüzde 11,1 düşüşle 206,5 milyar dolardan 183,6 milyar dolara indiğini gösteriyor. 2019 yılı 201,5 milyar dolar dolayında ithalatla kapanacak gibi görünüyor.





Bu da 2018 yılındaki 223 milyar dolarlık ithalata göre yüzde 9,6’lık düşüş anlamına geliyor. Hükümet 2020’de ithalatın yeniden yükselişe geçerek 224,5 milyar dolara ulaşmasını hedefliyor.





Bu da bizim 2019 yılı tahminimize göre yüzde 11,4 artış demek oluyor. 2020 yılı ithalat hedefi ekonomideki büyüme beklentisiyle uyumlu görünüyor.





Türkiye ekonomisi ithalata bağımlı bir yapıya sahip olduğu için, ekonomi büyüdüğü zaman mutlaka ithalatta artış yaşanıyor.









8- CARİ AÇIK
Ekonominin resesyona girmesinin ithalatı aşağı çektiği 2018 yılında cari açık da düşmüştü.





Bu resesyon 2019’un ilk yarısında da sürünce ve ithalattaki düşüş devam edince cari işlemler dengesinde durum daha da düzeldi.





Hatta haziran ayında yıllık bazdaki cari denge fazlaya dönüştü. Eldeki son verilere göre, ekim ayı itibariyle ise yıllık bazda 4,3 milyar dolarlık cari fazla var.





Ekonomideki toparlanmayla birlikte cari denge yeniden bozulmaya başlasa da 2019 yılı da muhtemelen ufak bir cari fazla ile kapanacak.





Hükümet 2019’un gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYH) yüzde 0,1’i kadar cari fazlayla kapanacağını tahmin ediyor ve bu tahmin makul görünüyor. Hükümet 2020’de ise GSYH’nin yüzde 1,2’si kadar cari açık hedefliyor.





Uluslararası kuruluşların cari açık tahminleri ise biraz daha düşük. IMF 2020’de Türkiye’nin GSYH’nin yüzde 0,9’u kadar, OECD ve Avrupa Komisyonu ise yüzde 0,7’si kadar cari açık vermesini bekliyor. Bu tahminler ekonomideki büyüme beklentileriyle uyumlu görünüyor.









9- BÜTÇE AÇIĞI
Birkaç yıl öncesine kadar Türkiye’nin en sağlam ekonomik göstergelerinden biri bütçe dengesiydi.





Merkezi yönetim bütçesindeki açığın GSYH’ye oranı, bu alanda uluslararası bir ölçüt olan yüzde 3’lük Maastricht kriterinin oldukça gerisindeydi. Ancak 2016 sonlarından itibaren bütçe açığı yükselişe geçti.





Buna da hükümetin ekonomiyi canlı tutma çabasıyla harcamalara gaz vermesi neden oldu. Böylece 2016 yılında yüzde 1,1 olan bütçe açığının GSYH’ye oranı 2017’de yüzde 1,5’e ve 2018’de yüzde 2’ye yükseldi.





Ekonominin resesyona girmesiyle vergi hasılatı yavaşlayınca 2019’da bütçede işler iyice kötüleşti. Hükümetin Merkez Bankası’nın kaynaklarına el atmasına rağmen 2019’da bütçe açığı daha da yükseldi.





Bütçe açığının GSYH’ye oranı 2019 yılını yüzde 3 dolayında kapatacak gibi görünüyor. Hükümet bu oranın yüzde 2,9 olmasını bekliyor. Hükümet 2020 yılında da bütçe açığının GSYH’ye oranının yüzde 2,9’da kalmasını hedefliyor.





Ancak bütçe açığındaki yükseliş duracak gibi görünmüyor. Avrupa Komisyonu genel bütçe açığının 2020’de GSYH’nin yüzde 3,5’i kadar olmasını bekliyor.









10- DÜNYA EKONOMİSİ
ABD’nin daha çok Çin’e karşı yürüttüğü ama zaman zaman diğer ülkeleri de hedef tahtasına oturttuğu ticaret savaşları 2019’da küresel ticaretin iyice yavaşlamasına yol açtı.





IMF’nin tahminlerine göre, 2018’de yüzde 3,6 olan dünya ticaret hacmindeki değişim 2019’da yüzde 1,1’e kadar indi. Küresel ticaretteki bu yavaşlama aynı oranda olmasa da dünya ekonomisindeki büyümeye de yansıdı.





Yine IMF’nin tahminlerine göre, 2018’de yüzde 3,6 olan dünya ekonomisindeki büyüme 2019’da yüzde 3’e geriledi. IMF, 2020’de dünya ticaretinin toparlanmasını ve yüzde 3,2 artmasını bekliyor. Bunun da dünya ekonomisindeki büyümeyi biraz hızlandırarak yüzde 3,4’e çıkarmasını öngörüyor.





Ancak OECD ve Avrupa Komisyonu o kadar iyimser değil. OECD 2020’de dünya ekonomisinin yüzde 2,9, Avrupa Komisyonu ise yüzde 3 büyüyeceğini tahmin ediyor.





ABD ile Çin arasında ticaret savaşlarına ilişkin henüz somut bir anlaşma olmaması, 2020’de dünya ekonomisindeki durum hakkında iyimser olmayı zorlaştırıyor. Bu da Türkiye’nin ihracatta zorlanmaya devam edeceği endişesini yaratıyor.