Bu dünyanın bir parçası olunmalı!

18 Mart 2019
Kimi fırsatlar vardır ki, "Keşke" sözcüğünün mali açıdan can yaktığı dönemlerdedir. Önceki hafta Anadolu500 ödül töreninde karşılaştığım eski bir bankacı dostumla oğlu hakkında konuştuk. Büyük bir danışmanlık şirketinde çalışırken bir start up'a geçiyor. İş görüşmesinde hisseden ziyade ücret öne çıkıyor.

TALAT YEŞİLOĞLU
tyesil@ekonomist.com.tr

Sonuçta, şirket yüz milyonlarca dolarlık değerle el değiştiriyor ve milyonlarca dolarlık bir serveti geri tepmenin getirdiği "Ne yaparsın, bu fırsatlar her zaman ele geçmez" hayıflanması yaşanıyor. Benzer bir hayıflanmaya 7-8 yıl önce kulak misafiri olmuştum.

Amerika'dan dönen bir Türk akademisyen, çok erken aşamada çıktığı bir yatırımın 500 milyon dolara yakın bir değerde el değiştirmesini şaşkın bir ifadeyle dinleyen arkadaşına, "İçinde kalsaydım şu anda 180-200 milyon doları olan birisi olacaktım. Start up dünyası böyle" demişti.

Türkiye'nin büyüme modelini yenilemek zorunda olduğuna ve yeni modelin start up'lar üzerine kurgulanması gerektiğine ilişkin görüşümü bu köşede sizlerle defalarca paylaştım.

Bu görüşümü 11'inci Kalkınma Planı için yapılan çalışma toplantılarında da dile getirdim. Her geçen gün bu görüşümü destekleyen sonuçlarla karşı karşıya kalıyoruz. Son büyüme verisi bunun en güzel örneğini oluşturuyor.

Tevazuya gerek yok. Şu kesin ki, Ekonomist olarak, start up ekosisteminin büyümesi için en çok çaba gösteren, içerik üreten yayınların açık ara başındayız. Türkiye'nin dijitalleşmesi, şirketlerin dijital dünyanın bir parçası olması ve dijitalleşme çağını yakalanması için büyük bir fırsat oluştuğunu biliyoruz.

Hazırladığımız içeriklerle de start up ekosistemine, bu sistemin şirketlerin iş süreçlerine nasıl katkı sağladığına dikkat çekiyoruz. Start up ekosisteminin büyümesi için gerekli olan vergi ve diğer teşviklerden tutun da teknokentlerin sunduğu olanaklara, start up'ların sunduğu yeniliklere kadar birçok gelişmeye sıklıkla yer veriyoruz.

Bu ekosistemin olmazlarından biri olan melek yatırımcıların ilgi odakları, kriterleri, yatırım yaptıkları şirketlerin özellikleri, potansiyel gördüğü alanlar, start up kurucuları için çok önemli. Ne de olsa bu fikirlere parasal destek sağlanacak, büyüme yolunda önemli bir mesafe kat edilmiş olacak. Gözde de bunu yaptı ve hem melek yatırımcılarla hem de melek yatırım ağlarıyla konuşarak, bu yıla ilişkin planlarını, hedeflerini kaleme aldı.

Yeterli mi? Start up'lara yapılan yatırım rakamları ortada. Tabii ki değil... Birincisi, melek yatırımcı sayısını artırmalıyız ama öncelikle 'yatırım yapan melek yatırımcı sayısı' artmalı. Çünkü, Hazine'den bu belgeyi alanların önemli bir bölümünün henüz bir tane bile yatırımı yok.

Bu dalga İstanbul'la da sınırlı değil. İzmir'de genç iş insanları, bu ağı kurdular. Çorum'da da öyle. Bu dalgayı büyütmeliyiz, hiç gecikmeden, oyalanmadan. Bu dalgayı büyütmenin, Türkiye'ye yapılacak en büyük iyilik olduğunu hiç aklımızdan çıkarmayalım.

Start up'ları daha çok konuştuğumuz bir hafta diliyorum.