Cesaret, rasyonel karar ve girişimcilik

24 Şubat 2020
Türkiye’nin son 20 yıllık döneminde en hızlı büyüyen alanların başında franchising sektörü geliyor. Büyüklük olarak 50 milyar dolara yaklaşıyor. Sadece geçen yıl girişimci nüfusunun 10 bin büyümesini sağladı.

TALAT YEŞİLOĞLU
tyesil@ekonomist.com.tr


Burcu ve Ayşegül’ün yılda iki kez hazırladığı araştırmayı içeren kapak haberinde okuyacağınız gibi, zincir işletme sayısı 3 bin 500’e ulaştı.

Bu zincirlerin yurdun dört bir tarafına yayılan şube sayısı da 65 bini buldu. Ekosistem büyüyor. Bu yüzden de Ekonomist olarak büyümenin hızına ayak uydurmak için araştırmayı yılda iki kez kapak haberi olarak işliyoruz.

Geçmiş yıllarda bir zincirin parçası olmak, adeta “altın yumurtlayan tavuk” sahibi olmak anlamına gelebiliyordu. Fakat koşullar epey değişti.

AVM sayısının artmasıyla ciddi bir büyüme kaydedildi ama artık çok daha dikkatli stratejilerin üretilmesi gereken bir dönemde olduğumuzu tekrarlamak isterim. Türkçesi, yatırım cesaret istiyor.

Birincisi, AVM, cadde, mahalle, semt kavramına yönelik anlayış ve eğilimler son 10 yılda çok ciddi bir şekilde değişti. Sadece Y değil, Z kuşağının tüketim kalıpları, yaşama bakışları, şirketlere yönelik algılarında ciddi bir farklılık var.

Bu farklılığı iyi okuyabilen şirketlerin ve girişimcilerin doğal olarak karşılığını aldığını söyleyebiliriz.
İkincisi, gelirlerde ciddi bir erime var.

Resmi rakamların aksine, yaygın nüfusun enflasyonu çok daha yüksek. Bu da satın alma gücünü aşağıya çekiyor. Ayrıca, işsizliğin yüksek ve yaygın olması, tüketim kalıplarını, sosyolojik gelişmelerden çok daha fazla etkiliyor.

Üçüncüsü, dijital dünya, yeni iletişim ve dağıtım kanallarını ortaya çıkardı. Dijitalleşmenin getirdiği değişimi şirketlerin iş yapış şekillerini de değiştirdi. Direnenlerin hali ise ortada…

Her üç değişimi ve dönüşümü iyi okuyabilmenin, yatırım riskini düşük tutabilmenin yolu, reçetesi var mıdır? Bence kesinlikle yok.

Ancak, girişimcilik cesaretinin yüksek olduğu Türkiye’de, rasyonel adım için gerekli veri analizinin eksik yapıldığı bilinen bir gerçek.

Herkesin adım atmak için üç kere düşündüğü bir ortamda girişimcilik yapılır mı? Tabii ki evet, yapılır. Üstelik, her sosyolojik ve ekonomik gelişmenin mevcut işletmeler için risk yarattığı kadar fırsatlar da getirdiği unutulmamalı.

Dönem, maliyetleri kontrol etme dönemi. Örneğin, metrekare büyüklüğünün, sadece kira bedeli değil, içi dolmadığı zaman potansiyel müşteri için negatif enerji yaratacağını da anımsatmak isterim.

Girişim için iyi senaryo kadar olumsuz senaryoların da mutlaka masada olması gerektiği bir gerçek. Aksi takdirde ‘hayali’ kârların etkisinde kalınarak, eldeki kaynakların eritilmesi kaçınılmaz olur.

Bilimsel analizlerin daha çok yapıldığı bir hafta diliyorum…