Dağınıklık değil, toparlanma dönemi

27 Kasım 2017
Popüler, kamuoyunun yakından tanıdığı bir iş insanıyla cuma günü sohbet ediyoruz. Bankalardan yana dertli, “Kredilerimizi yeniden yapılandırıyoruz ama yüzde 18’lerle kredileri yapılandırsan ne olur?” diye soruyor.

TALAT YEŞİLOĞLU
tyesil@ekonomist.com.tr

Muhatap bankalardan birinin genel müdürü de şu hesapla karşılık veriyor: “Biz mevduatı yüzde 14’lerle topluyoruz. Yasal zorunluluklar nedeniyle 1 puan daha ekle.

Operasyon, batık kredi riski derken, fon toplama maliyeti yüzde 16’nın üzerine çıkıyor. İyi de 1-2 puanlık marjımız olmasın mı?”

Reel sektör ile bankalar arasında bu tartışmalar yaşanırken, mali piyasalarda rekor üzerine rekor kırılıyor! Pozitif anlamda değil tabii ki...

Dolar, Euro tarihi seviyeleri zorladı, yeni rekorlara imza atıldı. Hazine tahvili faizlerinde son sekiz yılın rekor seviyesine ulaştık. Piyasada deneyimli yatırımcıların bildiği “Hiçbir şey sürekli yükselmez, sürekli düşmez” kuralı bile çalışmıyor.

Yorum istediğimiz bazı bankacılar ve piyasa oyuncuları, “Pembe tablolar çizenlerle konuşun” diyerek topa girmek istemiyor. Birisi yine de dayanamıyor ve “Hem Merkez Bankası hem de hükümet ve yetkili otoriteler yapılması gerekenleri değil, yapılmaması gereken ne varsa ısrarla onu yapıyor” diyerek olumsuz beklentiler taşıdığını ifade ediyor.

Herkes birbirine mali piyasaların geleceğinin ne olacağını soruyor. Hakikaten ne olacak? Tanıdık bir tümce ile başlayalım. Kimsenin önünde kristal bir küre yok!

Piyasalardaki dalgalanmanın şiddetini düşürecek, ardından piyasada oluşan hasarı küçültecek bir potansiyel var mı? Var, döviz kurlarının gerçek değerinin bu olmadığı herkesin kabulü.

Ancak ne ekonomi aktörlerinin açıklamaları ne de Merkez Bankası’nın ısrarla yan yollardan dolanarak “Sıkı para politikası izliyorum” mesajı artık çok da dikkate alınmıyor. Aksine, ülke ekonomisine, piyasaya ve Merkez Bankası’nın saygınlığına zarar veriyor.

Üstelik MB yönetimi de hedefleri tutturamaması nedeniyle hükümetin eleştirilerine maruz kalıyor. Bence de haklı bir eleştiri.

Özellikle de enflasyon konusunda. Geçmişte, Yılın İş İnsanları anketimizde ‘Yılın Bürokratı’ ödülünü alan Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, üç kez “Hedefleri tutturamadığımız için ödülü almıyorum, bizim için saklayın, enflasyon hedefi tutunca alacağım” mesajını vermişti.

Ödül hala Ekonomist’te duruyor. Bu gidişle yüzde 5’lik hedefi bulmak en az beş yılı bulacak gibi görünüyor.

İş insanlarının, CEO, CFO, CMO, CTO’ların soruları ne olacak? Kasım ayı sonundayız. Bütün şirketler bütçelerini hazırlıyor ama henüz yeni yılın bütçesini kesinleştiren yok.

Talip ve Gözde, sizlerin çalışmalarına, yeni yıl beklentilerine katkı yapacak habere imza attı. Okuyun, okutun.

Sakin bir hafta diliyorum.