Darbe girişimi yüzünden yatırımları ertelemedik

07 Ağustos 2016
Kale Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep Bodur Okyay, 15 Temmuz’daki darbe girişiminin ardından fabrikalarının bir gün bile kapanmadığını ve üretimin sürdüğünü söylüyor. “Iç ekonomiyle bu iş dönmez” diyen Okyay, yabancı iş ortaklarına siparişlerde bir sorun yaşanmayacağını anlatan bir mektup yazdığını ifade ediyor. Okyay, yatırım planlarında bir değişikliğe gitmediklerini de belirtiyor.

SİBEL ATİK
satik@ekonomist.com.tr

Türkiye’nin köklü sanayi kuruluşlarından biri olan Kale Grubu 59’uncu kuruluş yılını, Çanakkale’de İbrahim Bodur’un ilk defa yer almadığı bir törenle kutladı. İbrahim Bodur’un 59 yıllık sanayici kimliğinin anlatıldığı bir gösterimle, 122 milyon TL’ye mal olan granit fabrikası da açıldı. Grubun 2019 yılına kadar planladığı 400 milyon TL’lik yatırım hedefinde ise bir değişiklik yok.

Yaşanan darbe girişiminin ardından baba ocağı Çanakkale’de bir araya geldiğimiz Zeynep Bodur Okyay, bu süreçte fabrikalarının bir gün bile kapanmadığını ve üretimin devam ettiğini söylüyor. Grubun yabancı iş ortaklarına da durumu anlatan bir mektup yazdığını ifade eden Okyay, siparişlerde bir sorun yaşanmayacağı ve fabrikaların çalıştığı bilgisini verdiğini anlatıyor.

Dış ekonomik ilişkilerde güvenin çok önemli olduğunu kaydeden Okyay, sorularımızı aşağıdaki gibi yanıtladı.

Bir sanayici ve iş kadını olarak darbe girişiminin ilk anlarından itibaren süreci nasıl yönettiniz?
Herkes gibi tabii ilk anda anlamakta zorlandım. Ofiste çalışıyordum ve telefona da hiç bakmamıştım. Sanayi Oda-sı’nın WhatsApp grubuna baktım ve orası epey kaynıyordu. Hemen ailece bir araya gelmeye çalıştık. Dokuz yaşındaki oğlum eşim ile yalnız olduğu için anneme geçtik. Hepsini bir araya getirdim. İstanbul tamam ama Çanakkale’de durum ne diye soruşturdum.

Nasıl bir durum vardı?
Neyse ki sorun yoktu. Üretimimizde hiçbir aksama yaşanmadı. İlk günden itibaren sorunsuz ilerledi.

Yabancı ortaklarınızla nasıl bir süreç yürüttünüz?
Hemen bir bilgilendirme mektubu yazdık. Durumu anlatan bu mektubumuzda hepimizin iyi olduğunu yazdık ve sürece dair yorum katmadık. Fabrikalarımız açık, üretimimiz devam ediyor, siparişlerimizi de zamanında teslim edeceğiz, bununla ilgili bir sorun yok dedik.

Ekonomi yönetimi ve iş dünyası bu süreci nasıl yönetti?
Mehmet Şimşek yabancı yatırımcılarla bir araya geldi. Yapılan çalışmaları çok olumlu buluyorum. Kendi içimizdeki ekonomiyle bu iş dönmez, bizim ekonomimizin yurtdışı partnerleri var neticede, birçoğumuz da ihracat yapıyor. Dolayısıyla bize bakış açısından mutlaka bu güvenin sağlanması lazım. Üretim, sanayi, dış ekonomik ilişkiler eşittir güven demek. O nedenle süreç kötü yönetilmedi. Farklı yoğurt yiyişi olan STK’lar da bir araya gelip bu kalkışmaya cevap verdi.

Üç aylık OHAL süreci ilan edildi ve bu sürecin uzaması bekleniyor. Sürecin ekonomiye yansımaları nasıl olacak? 2016 nasıl kapanır?
Ben çok olumsuz bir şey beklemiyorum. Sivil halka yönelik bir şey değil bu olay, bir şekilde düzen sağlamakla alakalı ve dolayısıyla ben bunun gereklilik olduğunu düşünüyorum. Bu aşamada adı üstünde olağanüstü hal ve bunun uzun sürmesi, olayların netliğe kavuşmaması da arzu edilen bir şey değil.

Yabancı yatırımlarda bir yavaşlama olur mu? Tavsiye almak için sizi arayanlar oldu mu?
İnsanlar planlarını çoktan yaptılar. Alınan yatırım kararları devam eder, ancak yepyeni bir alana girme konusundaki kararlar biraz bekletilebilir diye düşünüyorum.

S&P’nin açıkladığı not konusunda aldığı kararı aceleci buluyor musunuz?
Bu kredi kuruluşları ne kadar güvenilir ben de onu açıkçası artık sorgulamaya başladım. Bir objektiflik olması lazım. Bunlar çok politik kararlar alıp, birtakım notlama metoduna başvurdular ki bu yanlış bir şey. Saygınlık bu konuda önemli, çünkü bir otoritesin.

Bu durum şirketlerin kredi notunu da etkiler mi?
Türkiye’deki şirketlerin bence yeterince kredibilitesi var. Yurtdışından gerekli şekilde borçlanabiliyorlar. En azından ISO 500’deki şirketler için böyle. Bir de biz dünyada borcuna sadık insanlar olarak biliniyoruz.

Artan kredi maliyetleriyle finan-sal imkanlar zorlaştı. Bu anlamda daha zor günler bekliyor musunuz?
Tabii maliyetler yüksek. Dediğiniz gibi faizler yükseldiği için borçlanmak da zor. Türkiye’nin en büyük problemi kalkınmaya ve sanayinin dönüşümüne yönelik uzun vadeli geri ödemeli TL finansman kaynaklarına ulaşmak. Şirketlerimizin büyük bir kısmı krediyle çalışıyor. Dövizle borçlanmak işleri riske sokuyor. O yüzden yurtdışındaki gibi fonların oluşturulması çok kritik. Yurtdışındaki rakiplerimizle eşit şartlarda rekabet etmemiz için gerekli bu.

Grubun kredi borçluluk oranı-nedir?
Biz çok risk sevmeyen bir grubuz. Borçluluğu ben şahsen sevmiyorum, babam da sevmezdi. Evet kredi kullanıyoruz ama uzun vadeli ve belli bir limiti aşmamaya çalışarak daha konservatif gidiyoruz.

Borçlulukta aşmamayı prensip edindiğiniz sınır nedir?
Yaptığımız bir yatırımda kredi kullanımını yüzde 35 ile sınırlı tutarız. Bunun üzerine geçmeyin diyorum.

Peki bu dönemde sizin yatırım programınızda ve bütçelerinizde bir değişiklik oldu mu?
Planlalarımıza göre bu yılı teknik ve savunma hariç konsolide 1,7 milyar TL ciro ile kapatacağız. 2019 yılına kadar 400 milyon TL’lik yatırım planımız var. Yatırımlarımızın bir kısmı zaten başlamıştı, bunları sonuçlandırdık. Şu an bulunduğumuz Çanakkale’nin Çan ilçesindeki fabrikamızın 122 milyon TL’lik kısmını hayata geçirdik. 25 milyon TL’lik yatırıma da başladık. Aldığımız yeni yatırım kararlarının gerekçesi değişmedi ve planlarımız aynen devam ediyor. Yaptığımız bütçelerde ise değişiklik yapmadık fakat ilginç gelişmeler yaşıyoruz.

Ne gibi bir ilginçlik oldu?
Bu yıl Doğu ve Güneydoğu’da satışlarımızda yüzde 10-15 düşüş beklerken tam tersi oldu. Akdeniz Bölgesi’nde ise turizm ve tarımdaki sıkıntılar nedeniyle yüzde 50 düşüş yaşandı. Yapı ürünlerinde Akdeniz Bölgesi’nde 75 milyon TL ciro beklerken yılı 40 milyon TL ile kapatacağız. Burada bayiler bile parasını alamaz diye satış yapmak istemiyor. Doğu ve Güneydoğu’da ise 60 milyon TL hedeflerken 70 milyon TL’ye çıktı. Doğu’da sıkıntı bekliyorduk, ona göre bütçe yaptık ama hedefin üzerindeyiz.

Grubun en önemli işlerinden biri olan savunmada son durum nedir?
Uçak motoru işini büyütmek istiyoruz. Ayrıca enerji, boru hatları gibi birçok alanda kullanılabilecek türbinlerin üretimi üzerinde de çalışıyoruz. Şu ana kadar savunma alanında 150 milyon dolarlık yatırım yaptık. Bu noktada bildiğiniz gibi tasarımı üzerinde çalıştığımız milli piyade tüfeği konusuna başlangıçta 191 bin adet olarak planlanan üretim 35 bin adede düşürüldü. Biz de bunun sadece 15 bin adedini üreteceğiz.

Üstelik bizim yaptığımız bilgi paketinin her isteyen firmaya verileceği söylendi. Buna rağmen yatırıma devam ettik. İlk aşamada tüfeklerin 20 bin adedini MKE’nin 15 bin adedini bizim üretmemize karar verildi. Bu aşama bitince üretim herkese açılacak. 16 milyon dolar yatırım yaptık ama bize getirisi 25 milyon TL civarında olacak. Zaten biz buna para kazanmak olarak değil geleceğe yatırım olarak bakıyoruz. Azerbaycan, Türki Cumhuriyetler ve Körfez ülkelerinden de talep alıyoruz. Bakanlık izin verirse onlara da satabileceğiz.
"GAYRİMENKULE ARAZİLERİMİZİ DEĞERLENDİRMEK İÇİN GİRDİK"
Kale Grubu kısa bir süre önce gayrimenkul sektörüne de girdi. Bodur Gayrimenkul şirketiyle İstanbul Kartal'da bir proje hayata geçiriliyor. Gayrimenkul sektöründeki hedeflerini sorduğumuz Zeynep Bodur Okyay, şunları söylüyor: "Eski bir kurum olduğumuz için İstanbul'da ve Çanakkale'de birçok arazimiz var. Bu eski yerler artık çok merkezi oldu ve oraları değerlendirmekle ilgili bir girişim bu. Bir de daha çok nakit yaratmakla ilgili bir durum. Devamı konusunda şu an bir planımız yok” diyor.