Fındıkta 'var yılı' bereketi yaşanıyor

23 Ağustos 2017
Birkaç yıldır ‘yok yılı’nı yaşayan fındıkta bu yıl rekolte artışı bekleniyor. Geçen yıl 420 bin ton olan Türkiye fındık rekoltesinin bu yıl 680 bin tonu bulması bekleniyor. Bu artışta olumlu hava koşullarının etkili olduğu ifade ediliyor.

ÖZLEM BAY YILMAZ
obay@ekonomist.com.tr

Ote yandan 2016’da 1 milyar 981 milyon dolar olarak gerçekleşen fındık ihracatının ise bu yıl 2 milyar dolar seviyesinde olacağı tahmin ediliyor.

Dünya fındık üretimi 807 bin ton. Bunun yaklaşık yüzde 67’sini gerçekleştiren Türkiye’yi sırasıyla İtalya ve Gürcistan takip ediyor. Dünya fındık ihracatının son beş yıllık ortalamasının kabuklu fındık karşılığı ise 684 bin ton. Bunun da yüzde 75’ini Türkiye gerçekleştiriyor.

Dolayısıyla dünya çikolata ve şekerleme sanayiinin hammaddesi olan fındık, Türkiye’nin stratejik tarım ürünlerinin başında geliyor. Bu nedenle her yıl ağustos ayında fındık rekoltesi tarım gündeminin başında yer alıyor.

Fındık iki yıldır ‘yok yılı’nı yaşıyordu. Bu yıl gerek iklim koşulları ve gerekse de bahçelerin dinlenmiş olması rekoltede artışı beraberinde getirdi. Geçen yıl 420 bin ton fındık rekoltesi tespit edilmişti.

Bu yıl da Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından oluşturulan komisyonun üyeleri fındık rekoltesi tespit çalışması yaptı. Bunun sonucunda Türkiye genelinin 2017 yılı tahmini fındık rekoltesi yaklaşık 700 bin ton olarak tespit edildi.

Ancak son bir ay içerisindeki aşırı sıcakların fındığa bir miktar zarar vermesi nedeniyle rekolte rakamının revize edilmesi bekleniyor. Bu çerçevede, geçen yıla göre fındığın bu yıl daha bol olduğunu ifade eden Fındık Üreticileri Birliği Başkan Vekili Özer Akbaşlı, 680 bin tonluk rekolte tahmini yapıldığını söylüyor.

HAVALAR İYİ GİTTİ
Türkiye’de fındık yetiştiriciliği Trabzon, Ordu, Giresun, Samsun, Düzce, Sakarya, Zonguldak, Artvin, Bartın, Kocaeli, Sinop, Gümüşhane, Kastamonu, Rize, Bolu ve Tokat illerinde gerçekleştiriliyor. 2016 yılı verilerine göre, 705 bin hektarlık alanda fındık yetiştiriciliği yapılıyor.

Dikim alanlarının yüzde 60’ına tekabül eden 421 bin 764 hektarlık alan, fındığın ekolojik bölgesi olan Doğu Karadeniz’de yer alıyor. Ülkemizde son beş yıllık ortalama fındık üretimi 537 bin ton olmakla birlikte 2012 yılında 660 bin ton, 2016 yılında ise 420 bin ton olarak gerçekleşmiş bulunuyor.

Fındık Broker’ı Osman Çakmak, bu yıl hava koşullarının temmuz ayına kadar çok güzel gittiğini ve bunun da rekoltede artışa neden olduğunu ifade ediyor. Çakmak, "Havalar tam fındığın istediği gibi gitti. Ayrıca son dönemde fındık üreticisi, fındık fiyatlarının tatmin edici seviyede gitmesi nedeniyle daha çok ürün alabilmek için bahçelerine yaptığı bakımı artırdı. Bu da son yıllarda Karadeniz Bölgesi’nde düşük seyreden fındık rekoltesinde artışa neden oldu” diyor.

ÇİFTÇİ TÜCCARA SATIYOR
24 Ağustos’ta Sakarya Akçakoca’da fındık sezonunun açılışını gerçekleştirecek olan sektör temsilcileri ve tarım çevrelerinin 2017-2018 fındık sezonuna yönelik değerlendirmelerde bulunması bekleniyor. Öte yandan sahil kesimlerinde fındık hasadı başlamış durumda. İlk mahsulün bir hafta sonra pazara inmesi bekleniyor.

Fındık fiyatlarına gelince, geçen yıl 11-12 TL’den işlem gören fındık bu yıl ise 9 TL’den alınıp satılıyor. Geçen yıl Toprak Mahsülleri Ofisi (TMO) 10 TL’den alıcı olmuştu, bu yıl da fiyat 10 TL olarak belirlendi.

Ancak serbest piyasada fiyatların 8,5-9,5 TL bandında seyredeceğini tahmin ediliyor. TMO’nun istediği kriterlerdeki fındık çiftçiye artı 1 TL maliyet getiriyor. Bunu yapmamak için çiftçi fındığını 10 TL’ye TMO’ya vermek yerine 9 TL’ye piyasaya satmayı tercih ediyor. Böylece mahsul bol olduğu için elinde kalma riski de ortadan kalkıyor.

İHRACAT HEDEFİ

Geçen yıl 1 milyar 981 milyon dolar olarak geçekleşen fındık ihracatının bu yıl da yaklaşık 2 milyar dolar seviyesinde olacağı tahmin ediliyor. 20 yıl önce Türkiye’nin dünya fındık ticaretinde yüzde 85’lere varan payı olduğuna ancak bugün gelinen noktada payın yüzde 67’lere gerilediğine vurgu yapan İstanbul Fındık ve Mamülleri İhracatçıları Birliği Başkanı Ali Haydar Gören, Türkiye’nin dünya fındık piyasasındaki payının azaldığına dikkat çekiyor. Ali Haydar Gören, şunları anlatıyor: "Pazar payımızı kaybediyoruz.

Oysa Türkiye miktar bazında artış yakaladığında yeni pazarlarla birlikte ihracatta yeniden yükselişe geçebilir. 2023 ihracat hedefimiz 3-3,5 milyar dolar. 350-400 bin tonluk ihracatla bu rakamı yakalayabiliriz. ABD, Çin, Japonya, Hindistan hedef pazarlarımız. Hatta bu zamana kadar sıcak hava şartları nedeniyle çikolatanın fazla rağbet görmediği Afrika ülkeleri bile artık Türk fındık ihracatçılarının hedef pazarları arasında yer alıyor.”

RAKİP ÜLKELER
Türkiye’nin fındık ihracatında AB’nin payı 2001 yılı verilerine göre yüzde 81,2 iken bu oran 2016 yılında yüzde 77’ye geriledi. Bunun nedeni olarak ihracat yapılan ülke sayısının son yıllarda artması gösteriliyor.

İhracattaki son beş yıllık ortalamaya göre ilk sırayı yüzde 22,8 ile Almanya, ikinci sırayı ise yüzde 21 ile İtalya alıyor. Diğer önemli pazarları ise sırasıyla Fransa, Avusturya, Belçika, Kanada, İsviçre ve Polonya oluşturuyor.

Türkiye’nin birim alandan diğer üretici ülkelerden daha düşük verim elde etmesi, uluslararası piyasalardaki rekabet gücünü azaltıyor. Bununla birlikte Azerbaycan ve Gürcistan’daki üretim artışının önümüzdeki yıllarda ülkemizin fındık ihracatını olumsuz etkileyebileceğine de dikkat çekiliyor.

Son yıllarda dış piyasalarda fındık fiyatlarının yüksek olması ve bu ülkelerde üretim maliyetlerinin düşüklüğü nedeniyle fındık üretiminin yaygınlaştığına dikkat çeken sektör temsilcileri, "Çikolata sanayiinde faaliyet gösteren firmalar da ham madde giderlerini azaltmak amacıyla Azerbaycan ve Gürcistan’da fındık yetiştiriciliğini teşvik ederek Türkiye’nin pazardaki etkinliğini azaltmayı hedefliyor” diyor.

RAKİBİ YÜKSELİŞTE!
Fındığın ikame ürünü olan bademin dünyada tüketiminin ve çikolata, şekerleme sanayiinde kullanımının artması da fındık talebini olumsuz etkiliyor. Badem fiyatlarının fındığa göre daha istikrarlı olması ve Kaliforniya Pazarlama Kurulu'nun izlemiş olduğu etkin pazarlama politikasının etkisiyle dünyadaki badem tüketimi fındığa göre daha hızlı bir şekilde artıyor.