Gıda israfının görünmeyen yüzü

BM’nin ‘2024 Food Waste Index Report’ verilerine göre dünyada yaklaşık 1,05 milyar ton gıda israf edildi. Uzmanlara göre kaybı azaltmanın yolu tüketici farkındalığının yanı sıra, işletmelerin satın alma ve stok kararlarını daha doğru verilerle yönetmesinden geçiyor.

31 Ağustos 2026

Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) 2024 Food Waste Index Report verilerine göre 2022’de dünyada yaklaşık 1,05 milyar ton gıda israf edildi. Bunun yüzde 60’ı hanelerde, yüzde 28’i yemek hizmetlerinde, yüzde 12’si ise perakendede gerçekleşti. Türkiye’de hane halkı kaynaklı gıda israfı için tahmin yaklaşık 8,7 milyon ton, kişi başına ise 102 kilogram. 

Peki bu kayıp hangi kararın sonucunda ortaya çıkıyor?

İsrafı azaltmak için yıllardır farkındalık kampanyaları, raporlar ve sürdürülebilirlik hedefleri konuşuluyor. Ancak işletme açısından israf çoğu zaman ürün çöpe atıldığında değil, satın alma ve stok kararı verildiğinde başlıyor.

AI tahmin hatalarını %20 – 50 oranında azaltıyor

Talep değişiyor, mevsimsellik etkiliyor, hava koşulları tüketimi değiştirebiliyor, kampanyalar satışları hareketlendiriyor. Buna rağmen birçok işletmede satın alma kararları hala geçmiş deneyim, Excel tabloları ve yöneticinin sezgisi üzerinden şekilleniyor.
Sonuç, fazla stok ve bozulma ya da yetersiz stok ve kayıp satış olmak üzere iki uçta ortaya çıkıyor. 

Yapay zeka burada bir mucize vaat etmiyor. Ancak geçmiş satışları ve operasyonel verileri farklı değişkenlerle birlikte analiz ederek talep tahminini ve stok kararlarını iyileştirebiliyor. McKinsey’in analizlerinde yapay zeka destekli tahmin sistemlerinin bazı tedarik zinciri uygulamalarında tahmin hatalarını yüzde 20 - 50 arasında azaltabildiği belirtiliyor.

Ancak teknolojinin de temel bir sınırı var. Veri güvenilir değilse, karar da güvenilir olamaz.

Dolayısıyla mesele yapay zeka kullanmaktan öte; işletmenin karar mekanizmasını ölçülebilir ve güvenilir veri üzerine kurmak.

Sürdürülebilirlik ölçülmezse yönetilemez

Gıda israfının çevresel maliyeti açık. FAO’ya göre gıda kaybı ve israfı küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 8–10’una karşılık geliyor. Aynı zamanda üretim için kullanılan su, enerji, arazi ve emeğin de boşa gitmesine neden oluyor.
Ancak sürdürülebilirliği yalnızca çevresel bir hedef olarak ele almak da yeterli değil.
Asıl ihtiyaç, kaybın miktarını bilmekten öte, o kaybı doğuran kararı tespit edebilmek.

Bu nedenle sürdürülebilirlik, şirketlerin raporlarında yer alan bir başlık olmaktan çıkıp satın alma, stok, satış ve operasyon süreçlerinin içine girmek zorunda.

Avrupa Birliği’nde bu yaklaşım artık somut hedeflere de dönüşüyor. 2025’te yapılan düzenlemeyle üye ülkeler için 2030’a kadar işleme ve imalat aşamasındaki gıda israfını yüzde 10, perakende ve tüketim tarafındaki israfı ise kişi başına yüzde 30 azaltma hedefi getirildi.

Bu değişim, gıda israfının çevresel yanının yanı sıra, ölçülmesi ve yönetilmesi gereken ekonomik bir performans alanına dönüştüğünü gösteriyor.

Geleceğin tedarik zincirine bakmak

Gıda tedarikinde bugün hala önemli ölçüde geçmiş veriye bakarak karar veriliyor. “Geçen ay ne kadar sattık, geçen yıl aynı dönemde ne oldu, depoda ne kadar kaldı?” Bu sorulara verilen cevaplardan yola çıkılıyor. 

Ancak yeni nesil tedarik yönetiminin sorusu, “Önümüzdeki dönemde neye, ne zaman ve ne kadar ihtiyacımız var?” şekilde…
Yapay zekanın asıl değeri burada ortaya çıkıyor. İnsan muhakemesinin yerini almak yerine, karar verene daha erken ve daha doğru bir tablo sunmak.

Gıda israfının görünmeyen yüzü-1

Üç girişimcinin hayata geçirdiği REELP

Girişimciler Şuhede Yeşil, Mehmet Akif Arıak ve Kemal Ergun bu dönüşüm ihtiyacından yola çıkarak 2025’te REELP’i geliştirmiş bulunuyor. Hedeflerinin işletmelerin “ne kadar almalıyım?” sorusuna daha sağlam bir veri zemini sunabilmek olduğunu söyleyen Şuheda Yeşil, “HORECA işletmeleriyle yürütülen erken aşama çalışmalarda, veriye dayalı karar desteğinin satın alma süreçlerini hızlandırdığı ve operasyonel yükü azalttığı gözlemlendi” diyor. 

Önümüzdeki dönemde rekabet avantajının yalnızca daha ucuza satın alan işletmelerde olmayacağını dile getiren Yeşil, “Hangi ürüne, ne zaman, ne kadar ve neden ihtiyaç duyduğunu daha doğru hesaplayabilen işletmeler öne çıkacak. Çünkü sürdürülebilir bir gıda tedarik zinciri yalnızca daha az ürünün çöpe gitmesiyle kurulmayacak. Daha az kaynakla daha doğru karar verebilen işletmelerle kurulacak. Asıl mesele teknoloji değil. Doğru kararı, doğru zamanda verebilmek” diye anlatıyor.