İyimserliğin ilacı yok!

09 Ocak 2017
İyimserim, laf olsun, birilerini memnun etmek, gaza getirmek için değil, kalben inandığım için iyimserim... Ülkemizin geleceğine, ekonominin büyüyeceğine, gençlerimizin daha yaratıcı projelere imza atacağına, milyarlık şirketler yaratacaklarına kalben inanıyorum.

TALAT YEŞİLOĞLU
tyesil@ekonomist.com.tr

Yurtiçindeki büyümeyle yetinmeyip markalarını yurtdışına taşıyanların, Batılı ülkelerde marka satın alarak piyasaya yerleşmeye çalışan Arçelik, Yıldız, Anadolu, Vestel, Eczacıbaşı gibi şirketlerin, performanslarını daha çok yükselteceklerini görüyorum.

Ayrıca, komşu ülkelerle başlayan mağazalaşma, büyüme strateji izleyen LcWaikiki, De Facto, Koton, Mavi, Colins gibi perakendecilerin yanı sıra yiyecek markalarının yarattığı dalganın daha da büyüyeceğinden adım gibi eminim.

Evet, yıla iyi başlamadık. İlk saatlerinden itibaren şokla girdik. İstanbul, ardından İzmir. Hiç kimse “önlem almayalım, ne yapıyorsak aynısını yapalım” demiyor. Ama yaşama sarılmak dışında bir çözüm olmadığını da bilmemiz gerekiyor. Daha çok sosyalleşecek, bilgi, hizmet, teknoloji, ürün, kitap, haber, sanat, çözüm üreteceğiz. Bunun dışında da seçeneğimiz yok.

Yaşamın bütün zorluklarıyla mücadele edeceğiz. 1990’ların başına döndüğümüzde karşı karşıya kaldığımız global kriz, devalüasyon, yüksek enflasyon, terör ortamlarını unutmayalım. Bunları aştık ve yeni bir sayfa açabildik. Buradaki temel anahtar, insan kaynağı.

2001 krizinde en ağır darbeyi bankacılık sektörü yedi. Ancak, sahip olduğu zengin insan kaynağıyla en hızlı yükselişi yapan sektör de o oldu. 2008’deki global krizin ardından tepeden başlayarak insan kaynağını zenginleştiren şirketlerin son 8 yıldaki performansının çok daha farklı olduğunu göreceksiniz.

Bizi nasıl bir yıl bekliyor? “Karanlığı hissetmeyen, aydınlığa kavuşamaz” derler. Aydınlığın bir adım öncesinde olduğumuza inanıyorum. Yeni bir çıkış için hazır mıyız?

Hazır olanlar kadar, olmayan, olmayacak bir kesim olduğuna da gözardı etmiyorum. Gözde ve Talip’in hazırladığı kapak haberi, bunun güzel bir örneğidir. Geçen yılın bütün olumsuzluklarına, dalgalanmalarına rağmen, işini iyi yapan, fonlarını iyi yöneterek, ortalamanın üzerinde getiri sağlayan yöneticileri ortaya çıkardık. Onların başarı reçetesinin yanı sıra, yeni yıla ilişkin beklenti ve önerilerini özetledik.

Milyonlarca yatırımcıya ait 100 milyar liralık bir fon büyüklüğünden bahsediyorum. Rakamlar ortada, 40 milyar liraya yakın yatırım fonlarını ve 60 milyar lirayı geçen Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) fonlarını, döviz, hisse, altın, mevduat, tahvil getirilerinden daha iyi kazanç sağlayan yöneticileri kutluyorum.

İki noktaya dikkat çekmek istiyorum. Birincisi, BES fonlarını yönetenlere. Otomatik katılımla birlikte var olan 7 milyonun üzerine milyonlarca yeni katılımcı sisteme gelecek. Ciddi bir fon birikimi olacak, bence bu fonların çok ama çok iyi yönetilmesi ve iyi bir sınav verilmesi gerektiği unutulmamalı.

İkincisi, şirketlerin patron ve tepe yöneticilerine. İyi yöneticilerinize, çalışanlarınıza daha fazla sahip çıkın ve büyümenin kilidini onların açacaklarını lütfen unutmayın.

‘Oyunda kaldığımız’ bir hafta diliyorum.