Küresel tedarikte gücümüz artabilir

11 Ocak 2022
2022'de ekonomide tahmin yapmanın zorlaştığını belirten Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, “Buna rağmen pandeminin sunduğu küresel tedarik zincirinin parçası olma fırsatı ve üretim kapasitesi nedeniyle iyimserliğimizi koruyoruz" diyor.

26 Aralık 2021 – 08 Ocak 2022 tarihli sayıdan.

Küresel ticarette pandemi etkileri devam ederken, ABD-Çin arasındaki ticaret savaşları da taşları yerinden oynatıyor. Türkiye özel sektörü ise 2022 yılına hükümetin "düşük faiz- yüksek kur" olarak tanımlanabilecek yeni ekonomi programı ve enflasyon endişelerinin gölgesinde giriyor.

Son yıllarda giderek büyüyen ve ihracatını artıran başkent Ankara'nın iş dünyasını temsil eden Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran ile iş dünyasının 2022 gündemini konuştuk.

Amerika ile Çin arasındaki ticaret savaşlarından pandemi ve beraberinde tedarik krizine uzanan bir süreçteyiz. 2022 yılında küresel ekonomide nasıl bir görünüm bekliyorsunuz?

2022 yılını küresel ekonomide geniş bir gündem bekliyor. Pandeminin ne zaman biteceği henüz tam olarak bilinmiyor. Bu süreçte ortaya çıkan enflasyonun kalıcı olma riski gelişmiş ülkeler de dâhil ülkeleri endişeye sevk etmiş durumda.

Gıda fiyatlarının yükselişi, navlun fiyatlarındaki artış, enerji maliyetlerindeki rekor seviyeler, daha düşük karbon salımına geçişin getireceği maliyetler yeni yılda gündemde olacak konular olarak karşımıza çıkıyor.

Çip krizi gibi tedarik sorunları da yine dünya gündemini meşgul edecek gözüküyor. Tabii tüm bu gelişmelerin ülkemize de yansımaları oluyor, olmaya da devam edecek. Özetle pandeminin etkileri ve yeni normalleşme süreci 2022 yılında da gündemimizde bulunacak. İklim değişikliği, yeşil ekonomi, dijitalleşme gibi konular da listeye eklenen konular olarak yer alıyor.

Türkiye, pandemiden çıkış yılı olan 2021'i çift haneli büyüme ile kapatmaya hazırlanıyor. Sizce Türkiye ekonomisi 2022'yi nasıl geçirecek?

Pandemi tüm olumsuzluklarına rağmen Türkiye'ye yatırım, üretim ve ihracat için önemli fırsatlar sunuyor. Nitekim bu durumu büyüme verilerinden de gördük. Türkiye ekonomisi 2021 yılının ilk çeyreğinde yüzde 7,4, ikinci çeyreğinde yüzde 22, üçüncü çeyreğinde de yüzde 7,4 oranında büyüme kaydetti.

İhracattaki artış ve sanayi üretimindeki canlanmayla ülke ekonomisinin 2021 yılının tamamında çift haneli büyüme rakamına ulaşacağı tahmin ediliyor. Ancak büyüme ve enflasyon için gerek üçüncü yılına doğru ilerleyen pandemi, gerek hammadde fiyatlarındaki yükseliş, gerekse dünyadaki gelişmeler nedeniyle geleceğe ilişkin net rakamsal tahminler ortaya koymak zor.

Tüm bunlara rağmen, pandeminin sunduğu küresel tedarik zincirinin parçası olma fırsatı, coğrafi konumu ve üretim kapasitesi nedeniyle yeni yıl için iyimserliğimizi koruyoruz. 2022 yılı için de Türkiye'nin büyümesine devam edeceğini düşünüyoruz.

Son dönemde izlenen para politikasının sanayi ve katma değerli üretim gücü üzerindeki etkileri konusunda ne düşünüyorsunuz? Düşük faiz-yüksek enflasyon süreci, üretim ve ihracatı nasıl etkiler?

Yeni ekonomik modelde düşük faiz ortamı ile yatırımların desteklenmesi, büyümenin ve istihdamın sürdürülebilir hale getirilmesi amaçlanıyor. Rekabetçi kur avantajının yatırımları artıracağı, bunun da üretimi artıracağı tahmin ediliyor. Üretimin artması bir yandan ihracatı artırırken diğer yandan ithalatı azaltacak bir unsur olacaktır.

Yani döviz harcamalarının azaltılması döviz gelirlerinin artmasını sağlayacak. Bu da cari açığın düşürülmesi hatta cari fazla verilmesi sonucunu doğuracaktır. Türkiye, özellikle enerji kaynakları açısından dış girdiye bağımlı olması nedeniyle döviz ihtiyacı olan bir ülke.

Cari fazla vermesi, ülke ekonomisinin güçlenmesi anlamına geliyor. Şu anda enflasyon, genel olarak küresel gelişmelere bağlı enerji ve emtia fiyatlarıyla navlundaki artıştan kaynaklanıyor ve süreci Türkiye ile birlikte tüm dünya yaşıyor.

Yeni ekonomi modelinde tarımda kendine yeterlilik ile gıda enflasyonun gündemden tamamen kaldırılması hedefleniyor. Teknoloji ihracına dayanan büyüme modeliyle de katma değerli üretim desteklenecek.

İhracata dayalı büyüme modelinde sürdürülebilir bir başarı için sizce ne yapılmalı?

İhracata dayalı modelde başarı elde edebilmenin en önemli unsuru yerli ve milli üretimin artırıl-
ması. TÜİK'in ekim ayı dış ticaret istatistiklerine baktığımızda, ithalatımızın yüzde 76'sının ara malı olduğunu görüyoruz.

Yani ithal ettiğimiz ürünlerin dörtte üçünü, üretip ihraç etmek için satın alıyoruz. İhracatta başarılı olmak için bu oranı çok düşük seviyelere indirmemiz, ihtiyaç duyduğumuz hammaddeyi de kendi imkânlarımızla üretmemiz gerekiyor. İhracatta bir diğer önemli husus da katma değerli üretim.

Katma değeri yüksek ürün üretip, ihraç edebilecek teknolojik altyapıyı oluşturmak zorundayız. Bunu yapamadığımız sürece ihracatımızın miktarını arttırsak da fiyatını dolayısıyla gelirimizi yükseltmemiz mümkün gözükmüyor.

Ayrıca ihracatçılarımıza sağlanan desteklerin de arttırılarak devam ettirilmesi, işletmelerimizi değişen gelişen dünyada ticaret yapabilir hale getirecek programların devreye alınması, e-ticaret ve e-ihracat konularında eğitilmesi de önemli.

2022'de ATO olarak iş dünyası ve ticarette hangi konulara odaklanacaksınız?

Ankara Ticaret Odası olarak çalışmalarımızı üç ayak üzerine kuruyoruz. İlki, üyemize daha kaliteli ve daha hızlı hizmet sunmak. İkincisi şehrimizin ekonomisini geliştirmek. Üçüncüsü de ülke ekonomisine katkı sağlamak. Bu üçlüden birine ilişkin çalışma diğerine de fayda sağlıyor.

Ankara Ticaret Odası'nda sektörleri temsil eden 67 meslek komitemizin bize ilettiği görüşler, talepler, sorunlar ve çözümler yol haritamızı oluşturuyor. Güncel gelişmelerden etkilenen 160 bini aşkın üyemizin komitelerimize yansıyan sorunları yine bizim çalışmalarımızın belkemiği durumunda.

Çalışmalarımızı hem uzun vadeli hedeflerimize hem de kısa vadeli sorunların çözümüne göre güncelleyerek sürdürüyoruz. Bu yıl da üyelerimizin ve çalışanlarının mesleki gelişimlerine yönelik eğitim, seminer, toplantılar düzenlemeyi sürdüreceğiz. Sınırları aş, milyonlara ulaş diyerek üyelerimizi değişen dünyada ticaret yapabilir hale getirmek üzere başlattığımız 'E-Ticaret ve E-İhracat Seferberliği'ne devam edeceğiz.

"BAŞKENTİN 2022 GÜNDEMİ YOĞUN"

"Uluslararası Ankara Marka Buluşmalarının beşincisini yapma hedefini önümüze koyduk. Ankara'nın sağlık turizminde gelişmesi amacıyla başladığımız HİSER projesine devam edeceğimiz bu yıl, Ankara'yı tüm kentsel sorunlarını çözmüş, katma değerli üretim gerçekleştiren, bilişim, savunma sanayi ve medikal sanayi ile ileri teknolojili sektörlerde öncü, tarım ve gıda üretiminde lider, kongre, fuar ve sağlık turizminde dünyanın tanıdığı bir başkent haline getirmeye yönelik çalışmalar yapacağız.

Bu yıl ayrıca coğrafi işaretli ürünlerle ilgili çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Ankaramızın tescilli ürünleri olan Ankara Tavası, Ankara Simidi, Ankara Döneri ve Ankara Tiftiği'nin Avrupa Birliği'nde de tescili için çalışmalara başlayacağız. Yine, 2023 yılında yapmayı planladığımız Uluslararası Coğrafi İşaretli Ürünler Zirvesi için de hazırlıklarımıza başlayacağız."