Küresel ticaret sistemi ciddi tehdit altında

29 Temmuz 2018
Dünyada ABD'nin başlattığı bir ticaret savaşı yaşanıyor. TEPAV Ticaret Araştırmaları Merkezi Direktörü Bozkurt Aran, küresel ticaret sisteminin ciddi tehdit altında olduğunu söylüyor. Aran, "Bunu Trump'ın fantezisi olarak değerlendirmek hata olur. Bilerek başlatılan bir politika" diyor.

ARAM EKİN DURAN
eduran@ekonomist.com.tr

Dünya ekonomisi, bir süredir küresel ticaret savaşlarının tehdidi altında. ABD'nin Çin'e karşı başlattığı ek gümrük vergisi uygulaması, kısa süre içinde Avrupa Birliği'nden (AB) Kanada'ya pek çok dev ekonomiyi içine aldı.

Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin bu yeni dönemden nasıl etkileneceği ise merak konusu. Ticaret savaşlarının ülke ekonomileri ve küresel ticaret sistemine etkilerini, bu alandaki çalışmalarıyla tanınan Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Ticaret Araştırmaları Merkezi Direktörü Bozkurt Aran ile konuştuk.

Küresel ticaret savaşları giderek şiddetleniyor. ABD Başkanı Trump'ın öne sürdüğü gibi, mevcut düzen gerçekten ABD'ye zarar mı veriyor?
2008 finans krizi sonrasında ABD'li firmalar üretim üslerini emeğin ucuz olduğu ülkelere kaydırmaya başladılar. Sonuçta ABD'li firmalar, ABD sermayesini, ABD teknolojisini ve ABD finans olanaklarını kullanarak üretim üssü olarak Çin ve Meksika gibi ülkeleri seçti. Sorun burada başladı. ABD'li mavi yakalılar için küreselleşme, ABD'li işçilerin ve orta sınıfın ABD milli gelirinden aldığı payın azalması anlamına geldi. Gerçekten orta sınıfın payı azaldı. Başkan Trump seçim kampanyasını bu orta sınıfın beklentileri üzerine kurdu. Suçlu olarak 70 yıl önce ABD'nin önderliğinde kurulan düzeni ve küreselleşmeyi ilan etti. Bu platform üzerine inşa ettiği seçimi kazandı ve vaatlerini yerine getirmeye koyuldu. ABD'nin ticaret açığını ulusal güvenlik konusuna da bağladı. Müttefiklerini de, en büyük açık verdiği Çin'i de hedef tahtasına koydu. Açıkça küresel düzeni alt üst etmeyi göze aldığı anlaşılıyor.

Özellikle dünyanın iki büyük ekonomik devi olan Çin ile ABD'nin karşı karşıya gelmesi, küresel ticaret açısından nasıl bir tehlike yaratıyor?
Bugün İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ABD'nin sanayileşmiş ülkelerle birlikte kurduğu düzen, Çin'i dünyanın ikinci büyük ekonomisi ve en büyük ihracatçısı konumuna getirdi. Örneğin dünyanın en büyük 10 bankasının dördü Çin Bankası. ABD'nin Çin'den hissettiği tehdidin boyutu esasen bir süredir düşünce kuruluşlarının hatta ABD istihbarat örgütlerinin geleceğe ait eğilimler raporlarında yer alıyordu. Bunlar açık kaynaklar, herkes ulaşabilir. Başkan Trump'ın izlediği ticaret savaşları politikasını, eksantrik bir kişiliği olan Trump'ın bir fantezisi olarak değerlendirmek hata olur. Bilerek başlatılan ve sürdürülen bir politika. Durum ciddi. Henüz tanzim atışları aşamasında olunduğu için vahameti tam anlaşılmıyor. Ancak önümüzdeki yıldan itibaren savaşın boyutları ortaya çıkacak.

BOZKURT ARAN KİMDİR?
Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'nden mezun olduktan sonra 1973 yılında Dışişleri Bakanlığı'nda çalışmaya başlayan Bozkurt Aran, Washington, Pakistan ve İran gibi önemli bölgelerde görev yaptı. 2007-2012 yılları arasında Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) nezdinde Türkiye Daimi Temsilcisi olarak çalıştı. Aran, DTÖ'deki görevi sırasında, Ticaret Politikaları Gözden Geçirme Kurulu Başkanlığı ile Ticaret ve Çevre Komitesi Başkanlığı gibi görevler de üstlendi. The Bretton Woods Komitesi üyesi olan Aran, 2014 yılından bu yana da Şişecam ve Trakya Cam'da yönetim kurulu üyesi olarak görev yapıyor.

Trump, ABD'nin tarihsel müttefiki olan Avrupa ile de ipleri geriyor. Son olarak AB'ye yönelik olarak "en büyük düşmanımız" ifadelerini kullandı. Bu durum batı dünyası açısından nasıl bir tablo ortaya çıkarıyor?
Küreselleşmenin ABD toplumunda neden olduğu "eşitsizlik", Başkan Trump'ın "kurallara dayanan liberal ticaret" mimarisine karşı çıkmayı göze almasına neden oluyor. ABD'nin Avrupa'nın savunmasına katkısıyla ABD ile AB arasındaki ticaret açığını bir arada değerlendirip adeta Avrupalıların Amerikalıları aldattığı sonucuna varıyor. AB'ye yönelik ticaret bakımından 'düşman' ifadesini kullanıyor. Başkan Trump AB Komisyonu Başkanı Juncker ile geçen hafta içinde yaptığı görüşme sonunda ilişkilerin yeni bir safhaya girdiğini belirtti. Otomobil ithalatına koyacağını vaat ettiği ilave vergiyi beklemeye alacağını, AB'nin daha yüksek oranda ABD malı almasının kararlaştırıldığını, sorunların çözülmesi ve sıfır gümrük, sıfır sübvansiyon ve sıfır tarife dışı engel için müşterek çalışacaklarını söyledi. Şeytan ayrıntıda gizlidir. Göreceğiz. NATO, G7, G20 toplantıları Avrupalı ve ABD'li liderlerin arasındaki farklı yaklaşımların derinleştiğini gösteriyor. Tablo iç acıcı değil.

Sizce küresel ticaret sistemi açısından büyük bir değişimin eşiğinde miyiz? Eğer öyleyse, bizi bekleyen yeni dönemin kuralları ne olacak?
İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra oluşturulan küresel mimari ciddi bir tehdit altında. Bu tehdidin nasıl ve nereye doğru evrileceği önemli. Şimdilik mevcut kuralların konulma amaçlarının dışında abartılarak uygulandığı aşamadayız. ABD ticari ilişkilerini, gücünü daha fazla hissettireceği ikili planda anlaşmalarla düzenlemeyi amaçlıyor. Atlantik'te ve Pasifik'te uzun süredir müzakereleri yürütülen çoklu ortaklık görüşmeleri olan TPP ve TTIP'i sürüncemede bıraktı ve çekildi. Kanada ve Meksika ile yürürlükte olan NAFTA'yı yeniden müzakere etmeye başladı. AB de aynı şekilde ikili anlaşmalara yöneliyor.

Mevcut duruma ve ülkelerin aldığı pozisyonlara bakıldığında, Dünya Ticaret Örgütü'nün (DTÖ) işlevini yitirdiğini söyleyebilir miyiz?
Bence önemli ölçüde felç olmuştur. İlginç olan küresel ticaret ile ilgili çatışmaların arttığı bir ortamda, tarafları biri araya getirebilecek, bir nevi "kolaylaştırıcı" işlevini üstlenecek DTÖ'nün atıl hale getirilmesidir.

"TÜRKİYEİLE AB YAKINLAŞABİLİR"
Türkiye, küresel ticaret savaşlarından nasıl etkilenecek?
Türkiye'nin dış ticaretinin milli gelirine oranı yüzde 24,4'dür. Bu oran yüksektir. Amerika'da bu oran yüzde 13,9'dur. Belirsizliğin Türkiye'yi olumsuz etkileme olasılığı yüksektir. Ancak belirsizlik ve Trans-Atlantik ilişkilerinde gerginlik, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde fırsatlar yaratabilir. Gümrük Birliği'nin güncellenmesi AB'de daha olumlu yankı bulabilir.