“Rusya gazı kesmez, nükleerden çekilebilir”

20 Aralık 2015
Uluslararası Enerji Ekonomisi Birliği (IAEE) Başkanı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, Rusya ile derinleşen krizin Türkiye’ye doğalgaz kesintisi olarak yansımayacağı görüşünde. Ancak Rusya’nın ticari bir avantaja sahip olmadığı Akkuyu’daki nükleer santralden çekilebileceğini söylüyor. Kumbaroğlu, dünyada ise enerjide ithalatçıların kazançlı çıkacağı bir dönemin başladığını ifade ediyor.

SIBEL ATİK
satik@SÖYLEŞİ ekonomist.com.tr

Dünya üzerinde 100’ü aşkın ülkenin içinde yer aldığı Uluslararası Enerji Ekonomisi Birliği’nin (IAEE) başkanlığına yılbaşında geçen Prof.Dr.Gürkan Kumbaroğlu, Rusya ile derinleşen siyasi krizin enerjide gaz kesmeye kadar varmayacağı görüşünde. Rusya’nın Avrupa’ya ulaşmak için Türk Akımı projesinden de vazgeçmeyeceğini öngören Kumbaroğlu, şu an rafa kaldırılmış olsa da projenin tekrar gündeme geleceğine inanıyor. Kumbaroğlu, dünyada ise enerjide dengelerin değiştiği bir dönemden geçtiğimizi, bundan da Türkiye gibi ithalatçı ülkelerin kazançlı çıkacağını söylüyor. IAEE Başkanlığı’nın yanı sıra Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü’nde öğretim üyeliği görevini de yürüten Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, enerji alanındaki son gelişmeleri Ekonomist’e değerlendirdi.

Öncelikle düşen petrol fiyatları ve bunun enerjideki dengelere etkisini anlatırmısınız?
Enerjide küresel dengelerin değiştiği bir dönemden geçiyoruz. Petrol ve doğalgazda Amerika’nın üretici bir ülke olarak öne çıktığını görüyoruz. Amerika dünyanın en büyük üreticisi haline geldi. Amerika’nın ilk gaz ihracatı sıvılaştırılmış olarak 2016’da başlıyor.Dünyanın petrolde en büyük üretici ve ihracatçısı olan Suudi Arabistan’da, alternatif yaratamazsa ciddi bir kriz öngörüyorum. OPEC üretimi kısarak bu işin altından kalkamayacağını gördü ve bugün petrolde 40 dolar altı ekonomik bir realite.

OPEC’in üretimi kısmamasının sonuçları ne olur?
Bizim açışımızdan dört dörtlük bir olay. Piyango vurmuş gibi bir durum. Bu dönempetrol ithal eden ülkeler için son derece önemli. Üreticiler açısından bakıldığında, dünyanın en büyük üreticisi olan Suudi Arabistan, geçen yıl yüzde 3,4 bütçe açığı vermişti, bu yıl ise ilk defa yüzde 21,6 bütçe açığı verdi. Suudi Arabistan, harcamalarını kısmazsa bunu en fazla beş yıl daha götürebilir ve sonrasında iflas bayrağını çeker.

Fiyatların düştüğü böyle bir ortamda Türkiye’nin ithalat faturasının düşmesi, sizce ne gibi fırsatlar yaratacak?
Evet, ithalatçı ülke olarak bunun hep ceremesini çektik ve artık sefasını süreceğiz. Çünkü artık üretici ülkelerin fakirleşip, tüketici ülkelerin zenginleşmesiyle üreticiden tüketiciye sermaye değişimi söz konusu olacak. Ben bu değişimi, küresel krizin bir habercisi olarak görmüyorum. Türkiye ve bu enerji kaynaklarını tüketen ülkeler için bir zenginlik vesilesi olacağını düşünüyorum. Bu ülkelerin ekonomik olarak kendilerini toparlamalarında ciddi bir fırsat ortaya çıkıyor.

Rusya krizine gelirsek durumu nasıl değerlendirirsiniz?
Ben Türk Akımı’nda aklıselimin hakim geleceğini düşünüyorum. Türk Akımı iptal edilmedi, görüşmeler ise zaten seçim sürecinde durdurulmuştu. 30 Temmuz’da görüşmelerin durdurulduğu açıklandı ve tahkime gidildi. Diyalog zaten yoktu. Biz seçim sonrası hızla gelişmesini ümit ediyorduk. Uçak olayıyla farklı bir sürece girildi ama bu proje devam edecektir. Çünkü Rusya’nın başka alternatifi yok.

Fakat Bulgaristan seçeneği hala ortada ve Almanya ile Kuzey Akım projesi var. Bu projeler daha da gelişemezmi?
Rusya, Almanya ile Kuzey Akım-2 Mutabakatı’na vardı. Rusya’dan Almanya’ya giden bir kuzey akım boru hattı vardı, şimdi bu hattın ikincisi için bir anlaşmaya varıldı. Hatta bu konuda, Türk Akımı’nın yerine bu hattın yapıldığı söylendi. Ama bu mutabakatın Avrupa’nın üçüncü enerji şartına aykırı olduğu hiç konuşulmadı. Bulgaristan’da Avrupa’ya gitmesi planlanan ve olmayan Güney Akım’da hangi problemler varsa, Kuzey Akım-2’de de aynı sorunlar bulunuyor. AB, Bulgaristan’a “yapamazsın” dediği boru hattını şimdi Almanya’ya yaptırırsa çok zor bir duruma düşecektir. Bu durumun AB içinde bir krize dönüşmesi ihtimali de var.

“AKDENİZ ENERJİDE KRİTİK HALE GELİYOR”
Doğu Akdeniz sularındaki doğalgaz yatakları, enerji yolları üzerindeki mücadeleyi nasıl etkileyecek? Yeni ittifaklar kurulabilir mi? Bu konuda en büyük yeni keşif,Mısır açıklarındaki yatak.DoğuAkdeniz için ‘her yerden yeni rezervler fışkırıyor’ diyebiliriz. Kıbrıs’ın stratejik önemi de tekrar gündeme geliyor. Enerji savaşları açısından ‘Akdeniz kızışıyor’ diyebiliriz. Kıbrıs,Mısır ve İsrail açıklarındaki enerji yatakları,Akdeniz’i oldukça kritik denizlerden biri haline getiriyor.

rusya-gazi-kesmez-nukleerden-cekilebilir-1
PekiTürkAkımı hayata geçebilecekmi?

Türkiye’nin üçüncü enerji şartına uyma zorunluluğu olmadığı için işbirliği rahat şekilde yapılabilir. Aslında Türkiye’nin teknik olarak fazla avantajı yok. Fakat Türkiye’nin diğer birçok alternatif kaynaklara da komşu olması, Bulgaristan’a göre çok önemli bir avantaj. Türkiye sadece Rus gazını değil, başka gazları da Yunanistan ve Bulgaristan sınırına getirerek Avrupa’ya iletebilir. Aslında Avrupa’nın istediği de bu, yani kaynak çeşitliliği. Rus gazı, İran, Irak, Azeri, Türkmen gazlarıyla rekabet edebilmeli. Bu da hem fiyatların aşağıya çekilmesini hemde arz güvenliğini sağlar.

Rusya ile krizin ardından gazda kesintiye gidilir mi endişelerine nasıl yaklaşıyorsunuz?
Bu gazda kısa vadeli bir sorun görmüyorum. Rusya savaş haline rağmen Ukrayna hattından giden gazı kesmedi ve peşin ödemesi halinde gazı satacağını söyledi. Bu nedenle Türkiye’ye giden gazı kesmesinin bir anlamı olmaz. Bu noktada Rusya’nın Türkiye’ye diğer ülkelerden daha pahalı gaz sattığını da unutmamak lazım.

Nükleer enerji projesinin seyri konusunda ne düşünüyorsunuz?
Akkuyu’da hafriyat çalışmaları yapılıyor ancak henüz inşaat başlamadı. Anlaşma uyarınca, Türkiye inşaata başladıktan sonra yedi yıl içinde elektrik üretip şebekeye vermek durumunda. Akkuyu’nun Türkiye için önemli avantajları var. İyi müzakere edilmiş bir anlaşma olarak gözüküyor. Çünkü fiyat çok ucuz. 12,35 cent/kilovatsaat, ağırlıklı ortalama fiyatı. Rusya’nın bu fiyattanmaliyetlerini nasıl çıkarabileceği de şüpheli. Tüm denetimleri ve düzenlemeleri de TAEK yapıyor ve bağımsız olması çok önemli. Ayrıca anlaşmada nükleer atık sorunumuz da yok. Çünkü nükleer atıkları Rusya alıyor.

O zaman Akkuyu’yu Rusya için cazip kılan nedir?
Akkuyu, Rus teknolojisini yaygınlaştırmak için bir örnek olabilir. Bence bu anlaşma Rusya için, çok da ticari yönlü, para kazandıracak bir anlaşma değil. Prestij ya da siyasi başka amaçlar olabilir. Türkiye’nin mali anlamda lehine bir anlaşma.

Bugünkü koşullarda Akkuyu’nun geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Rus tarafı yapıldığı söylenen 3,5 milyar dolar yatırımı bırakıp gidebilirmi?
Hükümetler arası anlaşmaya göre, taraflar bir yıl öncesinden haber vermek koşuluyla anlaşmadan vazgeçebilir. Ancak henüz inşaat bile başlamamışken, 3,5 milyar dolarlık harcama yapıldığına çok inanmıyorum. O nedenle Rusya’nın bu projede bugünkü koşullarda geri adım atması mümkün gibi. Zaten onlar için çok da avantajlı bir proje değil. Ama Türk Akımı için öyle düşünmüyorum. Türk Akımı’nı, Rusya’nın Avrupa’ya tek çıkış kapısı olarak değerlendiriyorum. Nükleer santrali ise ticari anlamda Türkiye’ye yapsa da olur yapmasa da olur.