Seçim ekonomisi uygulamayacağız

Enflasyon da ise zirve noktanın geride bırakıldığını ve 2023 yılında hızla gerileme olacağını aktaran Nureddin Nebati sorularımızı yanıtladı.

25 Aralık 2022

Hazine ve Maliye Bakanı Dr. Nureddin Nebati, seçim sathına girilen bugünlerde hükümetin seçim ekonomisi uygulamayacağını söylüyor. Enflasyonda zirve noktanın geride kaldığını belirten Nebati, finansmana erişim sorununda ise çözüme odaklandıklarını kaydediyor.

25 Aralık 2022 - 07 Ocak 2023 tarihli sayıdan

Yüksek enflasyonun yıla damgasını vurduğu 2022'de ekonomimiz ilk 20 ekonomiden geriye düştü. Ekonomik açıdan zorlu bir yıl geride kalırken, Cumhuriyet'in 100'üncü yılında ekonomi yönetiminin büyüme stratejisini Hazine ve Maliye Bakanı Dr. Nureddin Nebati'ye sorduk. 

Gelecek yıla ilişkin Ekonomist'e önemli açıklamalarda bulunan Nureddin Nebati, bu süreçte seçim ekonomisi uygulanmayacağına dikkat çekiyor. Enflasyon da ise zirve noktanın geride bırakıldığını ve 2023 yılında hızla gerileme olacağını aktaran Nureddin Nebati sorularımızı yanıtladı.

Küresel ticarette talep daralması, yüksek enflasyon, savaş ve çok kutuplu anlayışa doğru giden yeni global düzende sizce Türkiye ekonomisini etkileyecek en kritik konu ne olur? 2023'te gördüğünüz riskler ve fırsatlar nelerdir?

Rusya-Ukrayna savaşının yarattığı belirsizlikler, emtia fiyatlarındaki dalgalanmalar, gelişmiş ülkelerde son 50 yılın en yüksek seviyelerine ulaşan enflasyon ve gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikalarındaki sıkılaşma sonrasında daha da artan küresel resesyon endişeleri ekonomimizi etkileyecek en önemli hususlar olarak öne çıkıyor. 

Bildiğiniz üzere Türkiye Ekonomi Modeli'nin bir ayağı dış ticaret fazlasını artırmaya dayanıyor. Dolayısıyla, küresel talepteki daralma ve özellikle de iki önemli ticaret ortağımız arasındaki savaş dış ticaretimizi kısmen
de olsa olumsuz yönde etkiliyor. İhracatta son yıllarda uyguladığımız pazar çeşitlendirme politikalarıyla bu olumsuzluklardan önemli ölçüde korunmuş olsak da savaş sonrasında artan emtia fiyatları gerek enflasyon gerekse cari dengemiz üzerinde bozucu etki yarattı. 

Resesyon endişeleriyle ve gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikalarını sıkılaştırmasıyla gerileme eğilimine giren emtia fiyatları halen geçmiş yıllardaki fiyatların üzerinde seyrediyor. Emtia ithalatçısı bir ülke olarak bu gelişmeleri yakından takip ediyoruz. 

Diğer taraftan Cumhurbaşkanımız liderliğinde, Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın son bulması için büyük çaba sarf ediyoruz. Savaş döneminde tahıl koridoru, esir takası gibi uygulamalarda Türkiye'nin arabulucu rolü ortadadır. İlerleyen dönemde de bu süreçte aktif bir rol oynamaya devam edeceğiz.

100'üncü yılını kutlamaya hazırlanan Türkiye Cum-huriyeti'nin sanayileşme ve üretim yolcuğunda bugün geldiği noktayı değerlendirir misiniz? Global ekonomi sıralamasında ilk 20'den geriye düştük. Yukarı basamaklara çıkmak için stratejiniz nedir?

100'üncü yılını kutlayacağımız Cumhuriyetimizin ilanından bugüne tarımdan sanayiye her alanda önemli kazanımlar elde ettik. İstiklal Mücadelesi sonrasında yorgun düşen ekonomimizin bir asır boyunca kat ettiği yol ve bizi getirdiği nokta gerçekten takdire şayandır. Türkiye bugün itibarıyla, insansız hava araçları ve elektrikli otomobil üretebilen, 81 ilinin tümünün ihracat yaptığı ve satın alma gücü paritesine göre dünyanın en büyük 11'inci ülkesi konumundadır. 

Bizler, bu başarıları daha da ileriye taşımak için kolları sıvadık. Bu çerçevede, Cumhurbaşkanımız yakın dönemde "Türkiye Yüzyılı" vizyonumuzu açıkladı. Üretimin, verimliliğin, sürdürülebilirliğin, bilimin, dijitalin yüzyılı olarak nitelediğimiz Türkiye Yüzyılı programıyla, bizi kalkınma liginde bir üst sıraya çıkaracak, vatandaşlarımızın refahını daha da artıracak çalışmalara odaklanacağız. 

Günümüzde ön plana çıkan sürdürülebilirlik, dijitalleşme ve yeşil büyüme kavramlarının iyi yönetilmesi gereken alanlara işaret ettiğini düşünüyorum. Hazine ve Maliye Bakanlığı olarak Sürdürülebilir Finansman Çerçeve Dokümanımızı takiben ilerleyen dönemde uluslararası ESG tahvil piyasasında borçlanmayı planlıyoruz. Ayrıca, dijital dönüşümü ve yeşil büyümeyi dikkate alan proje kredileri ile hem reel sektörü ve hem de bankaları desteklemeye devam ediyoruz.

Dünyada giderek ağırlığı hissedilen enflasyon baskısının Türkiye ekonomisi üzerindeki etkilerini değerlendirir misiniz?

Tüm dünyanın yüksek enflasyonla mücadele ettiği bir dönemden geçiyoruz. Bildiğiniz gibi Türkiye olarak enflasyonla mücadelede, üretim kapasitesini azaltmadan ve istihdam kayıplarına yol açmadan, kalıcı fiyat istikrarını tesis etmeye yönelik insan odaklı politikaları tercih ettik. Faiz artışlarıyla, yatırımların ertelenmesine ve üretimde türlü aksamalara yol açmamaya, ülkemizin potansiyeline gem vurmamaya önem verdik. 

Nitekim, küresel düzeyde uygulanan sıkılaştırıcı politikalar neticesinde günümüzde resesyon endişeleri artmış durumda. Geleneksel para politikalarının etkinliği önde gelen ekonomistler tarafından sorgulanmaya başladı. Uluslararası kuruluşlar da içinde bulunduğumuz dönemde yüksek faiz artışlarına gitmenin çözüm yerine ciddi sorunlar getirebileceğini açıkça ifade ediyorlar.

Büyüme ve enflasyon rakamlarında 2023 için öngörünüz nedir?

Enflasyonda zirve noktaları geride bıraktığımızı düşünüyoruz. 2023 yılında enflasyonun hızla gerileyeceğini göreceğiz. Bu düşüşte uluslararası emtia fiyatlarındaki gerileme ve küresel koşullardaki iyileşme etkili olsa da Türkiye Ekonomi Modeli kapsamındaki uygulamalarımız ve KKM gibi finansal istikrarı desteklemek amacıyla aldığımız tedbirler de son derece faydalı oldu. 

Enflasyon konusunda net bir duruşumuz var. Diğer ülkeler gibi sıkı para politikasını merkeze alan klasik yaklaşımı değil, kalıcı fiyat istikrarını hedefleyen, iş ve istihdam kayıplarına yol açmayan politikaları tercih ediyoruz. 2023 yılında yüzde 5 seviyesine yaklaşan bir büyümeye ulaşmayı öngörüyoruz. 

Enflasyonda da 2023 yıl sonunda Orta Vadeli Program tahmini çerçevesinde yüzde 24,9 düzeyinde bir gerçekleşme bekliyoruz. Dolayısıyla, 2023 yılının model kapsamında uyguladığımız politikaların olumlu sonuçlarını aldığımız, cari açık ve enflasyonun önemli ölçüde gerilediği, ılımlı büyüme eğilimi ile istihdam olanaklarının geliştiği bir yıl olacağını söyleyebiliriz.

2022'de atılan adımların etkilerine bakıldığında istenen sonuç elde edilebildi mi?

Türkiye Ekonomi Modeli'nde kısa vadede sağlıklı ve sürdürülebilir büyümeyi sürekli kılmayı, orta ve uzun vadede ise vatandaşlarımızın refah düzeyini daha ileriye taşımayı amaçlıyoruz. Model, yapısı gereği enflasyonda ve cari işlemler dengesinde de kalıcı iyileşmeler öngörüyor. 

Covid salgını sonrasında dünyadan pozitif yönde ayrışmamızı sağlayan modelin küresel düzeyde resesyon endişelerinin arttığı bu dönemde de bizi diğer ülkelerden çok daha iyi bir noktaya götüreceğini öngörüyoruz. 2021 yılında yüzde 11,4'lük güçlü bir büyüme kaydeden Türkiye ekonomisi, bu eğilimini 2022 yılının ilk üç çeyreğinde de sürdürmüştür. Bu başarıda uygulamaya aldığımız Türkiye Ekonomi Modeli'nin katkısı göz ardı edilemez.

2023 yılı Türkiye'de seçim ekonomisinin yaşanacağı döneme giriliyor. Türkiye için ekonomik performans öngörünüz nedir?

Mali disiplin geride kalan 20 yılda hükümetlerimizin en güçlü yanlarından biri oldu. Adeta iflasın eşiğinde devraldığımız bütçeyi tüm dünyanın parmakla gösterdiği bir noktaya getirdik. Kamu borcunun GSYH'ye oranı gerilerken, kaynaklarımızı faiz ödemelerine değil eğitime, sağlığa, yatırımlara yönlendiriyoruz. Önceki seçim dönemlerinde olmadığı gibi, bu seçim döneminde de seçim ekonomisi uygulamak gibi bir planımız yok.

Son yıllarda yaşanan küresel zorlukların, birçok ülkenin bütçe açıkları ile borç stoklarını tarihi yüksek seviyelere çıkardığını gördük. Bu dönemde Türkiye güçlü mali yapısı sayesinde pek çok ülkeden pozitif yönde ayrışırken büyüme, yatırım, istihdam ve ihracat odaklı politikalarına alan açmayı da başardı. Bugün Türkiye Ekonomi Modeli kapsamında hayata geçirdiğimiz politikaları, önceki yıllardaki disiplinli duruşumuz sayesinde uygulayabildiğimizin farkındayız. 

Dolayısıyla, model kapsamında ilerleyen döneme ilişkin iddialı hedeflerimizi düşünerek, 2023 yılında da mali disiplinden taviz vermeden kamu mali dengelerindeki olumlu görünümü devam ettirmekte kararlıyız. 2023 yılı sonunda bütçe dengesine ve borç stokuna ilişkin olarak OVP'de belir-tiğimiz hedeflere ulaşacağımıza dair güvenimiz tamdır.

Türkiye'nin bugün ihracata dayalı büyümede ucuz iş gücü ve değeri düşük TL ile bu yolda başarılı olma şansı nedir?

Bildiğiniz üzere Türkiye ekonomisi büyük bir değişim geçiriyor. Geçmişte uygulanan yüksek faiz-dü-şük kur politikasının, ülkemizi pek çok alanda dışa bağımlı hale getirdiği ve kronik bir cari işlemler açığı sorunu yarattığı hepimizin malumu. 

Bu model hızlı büyüdüğümüz dönemlerde cari açığı artıran, sıcak parayla finanse edilen cari açık sürdürülemez hale geldiğinde de ödemeler dengesi krizi yaratan bir kısır döngü oluşturmuştu. Bu kısır döngüyü kırmak için makroekonomik istikrarı, finansal istikrarı ve fiyat istikrarını sağlayacak, bizi yıllardır çıkamadığımız sarmallardan, darboğazlardan kurtaracak olan Türkiye Ekonomi Modeli'ni tasarladık. 

TEM'in odağında faiz lobilerini beslemek değil, yatırım, istihdam, üretim ve ihracat yer alıyor. Bu modelle nitelikli ve sürdürülebilir büyümeyi yakalayarak cari açık ve enflasyon sorununu kalıcı olarak gündemimizden çıkarmayı hedefliyoruz. 

Diğer yandan, modeli ucuz iş gücü ve düşük değerli TL olarak değerlendirmek büyük haksızlık olur. Model; katma değerli yatırımları desteklemeyi ve ihracatın teşvik edilmesini içeren son derece kapsamlı uygulamalar içeriyor. Nitekim, günümüz koşullarında ucuz iş gücü yoluyla ihracatı artırmak ve bundan 50-60 sene önce olduğu gibi kalkınma sınıflamasında bir üst basamağa çıkmak da pek mümkün değil. Bundan çok daha fazlasını yapmanız gerekiyor.

“ENFLASYONDA TEK HANELERİ HEDEFLİYORUZ”

“Ekonomi politikalarında önemli bir dönüşümü beraberinde getiren modelin çıktıları küresel belirsizliklerin ve emtia fiyatlarının gerilemesi ile daha hissedilir olacaktır. Enflasyonun tüm dünyada önemli düzeyde arttığı bu dönemde Türkiye de yüksek enflasyon oranları ile karşı karşıya kalmıştır. 

Son dönemde enflasyondaki artış oranının gerilemeye başladığını görüyoruz. 2023 yılında Türkiye Ekonomi Modeli çerçevesinde uygulanacak politikalarla ve küresel enerji fiyatlarının normalleşmeye başlamasıyla enflasyonu çok daha düşük seviyelere çekerek, OVP dönemi sonunda tek haneleri hedefliyoruz.”