Temiz enerji yeni bir çığır açıyor

Temiz enerjinin dağıtımının hiçbir zaman şu anki kadar hızlı olmadığını vurgulayan The London Energy Club Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Öğütçü ile bu yeni dönemin şifrelerini konuştuk.

14 Kasım 2023

Temiz enerjinin dağıtımının hiçbir zaman şu anki kadar hızlı olmadığını vurgulayan The London Energy Club Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Öğütçü, "Enerji, iklim, finans ve sanayi politikalarının dünya çapında iç içe geçmesiyle temiz enerji üretimi yeni bir çığır açıyor" diyor.

12-25 Kasım tarihli sayıdan

Karbon emisyonlarından arındırılmış, çevreyi en az kirleten enerji türü olan temiz enerjiye tüm dünyada son 20 yılda yapılan yatırımlar fosil yakıtların üç katına çıkmış durumda. 2030 hedeflerine ulaşabilmek için temiz enerjiye 4 trilyon dolarlık yatırım yapılması gerektiği hesaplanıyor. 

Enerji uzmanları, bu hedefin gerçekleşebilmesi için devlet ve özel sektörün bir arada çalışmasının zorunlu olduğu görüşünde hemfikir. Temiz enerjinin dağıtımının hiçbir zaman şu anki kadar hızlı olmadığını vurgulayan The London Energy Club Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Öğütçü ile bu yeni dönemin şifrelerini konuştuk. 

Sorularımız ve aldığımız yanıtlar şöyle:

Bugün gelinen noktada yenilenebilir enerjide nasıl bir tablo hakim dünyada?

Son yıllarda özellikle küresel ısınmanın yavaşlatılması, iklim değişikliğinin dizginlenmesi için hızlanan büyük bir çaba var. Lakin, halihazırda temiz enerjinin dünya enerji karışımındaki payı oldukça düşük. Temiz enerjinin payı sürekli artmakta olsa da halen dünya enerjisinin yüzde 80'i fosil yakıt. Yenilenebilir enerjinin payı küresel elektrik üretiminde 2010'dan bu yana geçen sürede yüzde 30'lara ulaştı. 

Bu tabii ki ülkeden ülkeye değişiyor. Sözgelimi, yaşamakta olduğum Birleşik Krallık'ta 2022'de elektriğin yüzde 42,3'u fosil yakıtlardan gelirken, yüzde 36'sı güneş, rüzgar, hidroelektrik, nükleer enerji ve biyokütle gibi yenilenebilir kaynaklardan geliyordu.

Peki yenilenebilir enerjinin payının yüksek olduğu ülkeler hangileri?

Başka ülkelere bakacak olursak İzlanda, enerjisinin yüzde 87'sini yenilenebilir kaynaklardan sağlıyor. Onu, yüzde 72 ile Norveç, yüzde 51 ile İsveç izliyor. Bu ülkelerin yüksek yüzdeleri; jeotermal, hidroelektrik ve rüzgar enerjisi gibi bol doğal kaynaklarından geliyor.

Temmuz 2023 itibarıyla hidroelektrik, dünya çapında en temiz enerji üretim kapasitesine sahip ülkelerin elektrik şebekelerinde hakim konumda. Latin Amerika'da Paraguay'ın enerji kapasitesinin yüzde 100'ü hidroelektrik santrallerinde kurulu.

Temiz enerjinin geleceğine ilişkin öngörüler nasıl?

Fosil yakıtlar küresel enerji karışımının yaklaşık yüzde 80'ini (yüzde 26 kömür, 23 doğal gaz ve 29 petrol) oluşturuyor. Doğal gazdan uzaklaşılması daha kademeli olacaktır ama petrol ve kömür talebinin 2030'dan itibaren düşmeye başlaması öngörülüyor. 

Bu konuda IEA ile OPEC arasında tam bir gelecek öngörüsü tartışması yaşanıyor. IEA talep düşüşünün yakın zamanda olacağını ileri sürerken, OPEC ve uluslararası petrol şirketleri (özellikle Exxon Mobil ve Chevron gibi yakın zamanda rakip petrol şirketlerini satın alanlar) IEA'yı siyasi güdülerle hareket etmekle, fosil yakıtlar aleyhine belli bir gündemin parçası olarak çalışmakla suçluyorlar. 

Şurası bir gerçek ki dünyanın fosil yakıtlardan, düşük karbonlu enerji kaynaklarının hakim olduğu bir enerji karışımına geçmesi tartışmasız bir gereklilik. Sorun, ne kadar hızlı ilerleneceği, temiz enerjiye geçişin
enerji güvenliğine nasıl zarar vermeyeceği noktalarında düğümleniyor.

Türkiye'nin yenilenebilir enerjide dünya ölçeğindeki konumu nasıl?

Zaten fosil yakıt fukarası olduğu için temiz enerji kaynaklarına süratli yönelim Türkiye'yi çok fazla sarsmayacak. Teknoloji, finansman, tarife, mevzuat ve iklim değişikliği taahhütleri senkronize edilebilse aslında daha hızlı ilerlemek mümkün. 

Şu anda Türkiye'nin 2023 itibarıyla yenilenebilir enerji kurulu gücü 56 bin 838 MW. Yani, toplam elektrik üretiminde temiz enerjinin payı yüzde 54,3'e yükselmiş vaziyette. Bu hiç küçümsenmeyecek bir başarı. Yenilenebilir enerjide kurulu güç bakımından Avrupa'da beşinci ve dünyada 12'inci sırada Türkiye.

Enerjiyi yeşillendirmek için Türkiye'nin daha ne kadar yolu var?

Türkiye'nin bu alandaki durumuna baktığımızda, dünya genelinde güneş panellerine yatırım yapanlar ve kullananlar arasında da ilk 10 arasında. Panel üretiminde Avrupa birincisi, dünyada ise dördüncü. Jeotermal potansiyeli bakımından da Avrupa'nın birinci ülkesi, kurulu güç bakımından ise dünya dördüncüsü. 

Aynı şekilde geçen yıl ilave edilen 867 MW rüzgar enerjisi kapasitesi ile toplam kurulu gücünü 11 bin 969 MW'a yükselerek kurulu güç sıralamasında Avrupa altıncısı oldu. Tabii ki enerjiyi yeşillendirme, maliyetlerini düşürme, ikmal güvenliğini sağlama ve teknoloji-finansman-mevzuat ilerlemelerini gerçekleştirme hedefleri bakımından daha katedilecek uzun ve zorlu bir yolculuk var. 

Türkiye gibi yıllık toplam ithalatının yaklaşık dörtte birini fosil enerji ithalatı oluşturan bir ülkede yenilenebilir kaynaklardan yeterince yararlanılamaması, enerji verimliliği çalışmalarının etkinliğinin zayıf kalması, ne yazık ki birincil enerji arzında dışa bağımlılığı kaçınılmaz kılıyor.

Temiz enerji konusunda ülkeler ne gibi teşvik mekanizmaları devreye alıyor?

Ekonomileri verimli bir şekilde elektriklendirmek için temiz elektrik arzının artırılması gerekiyor. Yenilene-bilirin MW'lardan GW'lara çıkarılması, şebekelerin iyileştirilmesi ve fosil yakıtlardan yumuşak geçiş yapılması devletin teşvik mekanizmalarının devreye girmesini zorunlu kılıyor. 

Üç aşağı, beş yukarı her ülke benzeri teşvikler kullanıyor. Bence teşviklerde en büyük sorun, geçici bir süre için yürürlüğe konulması gerekirken, vergi mükelleflerinin Hazine'de toplanan parasının performansa bakmadan elektrik üreticilerine cömertçe dağıtılması, uzun vadeli alım garantileri verilmesi.

"YURTDIŞINDA FIRSATLAR VAR"

"Nasıl Türk müteahhitleri dünyanın dört bir tarafında milyarlarca dolarlık projelere imza atıyorlarsa aynı şekilde anahtar teslimi çalışma kapasitesi yaratmış olan yenilenebilir enerji şirketleri için de cazip fırsatlar var yurtdışında. İçeride sağlanan desteklerin ötesinde siyasi bağlantı, uluslararası kuruluşlardaki manivela gücünün yönlendirilmesi, finansman kolaylığı, sigorta ve mevzuatın yarattığı güçlüklerin hafifletilmesi gibi hususlarda en azından başlangıçta, dünya pazarlarında etkinlik sağlanana kadar devlet desteğine gerek olacaktır. 

Teknoloji, inovasyon, AR-GE ve patent konularında da Türk yenilenebilir enerji şirketleri ciddi çaba göstermeli, yine başlangıçta gerektiği ölçüde ABD, Avrupa, Çin ve Japon firmalarıyla uluslararası ortaklıkları ortak yatırımları akıllı bir strateji çerçevesinde eyleme dönüştürmelidirler."


"YEŞİL MUTABAKAT TÜRKİYE İÇİN ZORUNLULUK"

"Yeşil Mutabakat çerçevesinde AB önümüzdeki dönemde tüm politikalarını yeşil dönüşüm temelinde şekillendirirken, ticaretinin yarısına yakınını AB ile gerçekleştiren ülkemizin ticaret ve sanayi başta olmak üzere ilgili tüm alanlardaki politikalarına AB'nin atacağı adımları yakından takip ederek yön vermesi hem AB ile bütünleşmenin sürdürülmesi ve derinleştirilmesi için bir gereklilik, hem de uluslararası rekabetçiliğin korunması bakımından bir zorunluluk. 

AB başta olmak üzere dünya ekonomisinde meydana gelmekte olan bu dönüşüm politikaları ile uyumlu, yeşil yatırımları teşvik eden, küresel değer zincirlerinin dönüşümüne katkı sağlayacak ve bu suretle katma değerli üretimi de destekleyecek bir yol haritası gerekiyor Türkiye'ye."