“Uzakdoğu ve Afrika pazarına gireceğiz”

Un üretiminde dünyanın en önemli merkezlerinden biri olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde ihracatçılar gözünü küresel pazarlara dikti.

23 Temmuz 2023

Un üretiminde dünyanın en önemli merkezlerinden biri olan Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde ihracatçılar gözünü küresel pazarlara dikti. Celal Kadooğlu, "Yeni dönemde Uzakdoğu ve Afrika pazarlarına daha fazla eğileceğiz" diyor.

09-22 Temmuz 2023 tarihli sayıdan

Geçen yıl 11,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren hububat, bakliyat ve yağlı tohum alanında bu yıl yola yüzde 30 büyüme hedefiyle çıkıldı. Fakat yaşanan deprem, iklim zorlukları ve fiyat dengesini tutturma zorluğu sektörün büyüme hedeflerini de frenledi.

Güneydoğu Anadolu Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, ihracatta bu yıl başında belirlenen büyüme hedefine ulaşmak için öncelikle rekabetçi bir fiyat gerektiğini söylüyor. Kadooğlu ile sektörün yeni dönem hedeflerini konuştuk.

Önce kuraklık, ardından fazla yağış sorunlarıyla zor bir dönem yaşanırken sektörde üretime dönük rekolte beklentisi nedir?

Türkiye'nin buğday üretiminde bu yıl yüzde 5 civarında bir artışı bekliyorduk. Ekim-Mart arasında yaşanan kuraklık artış yönündeki beklentiyi bir miktar azalttı. Ulusal Hububat Konseyi, ekim alanlarının artmasıyla 20 milyon ton civarında bir buğday rekoltesi beklediğini açıkladı. 

Erkenci bir tür olması nedeniyle, erken ilkbahardaki yağışlardan buğdaya göre çok daha iyi yararlanan arpanın Mart-Nisan yağışlarından büyük ölçüde istifade edeceğini tahmin ediyoruz. Bu yıl arpa rekoltesi birçok bölgede yüksek olacaktır, Güneydoğu Anadolu'da üretim artışı yüzde 7'ye yaklaşacaktır. Ülke genelinde son 63 yılın en düşük yağışlı ikinci kış mevsimi yaşandığı dikkate alınırsa, mevcut üretim hacmi bir başarı sayılabilir.

Peki hububat ihracatında bu yıl sonu hedefi konusunda nasıl bir vizyon var?

Hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri ihracatımız geçen yıl sonunda 11,5 milyar dolara yükselmişti. Sektörümüz bu yıl üretim artışını beklentisini de gözeterek, 2023 hedefini yüzde 30'luk artışla 15 milyar dolar olarak belirlemişti. 

Güneydoğu Anadolu, deprem sürecinde lojistik ve personel sorunları nedeniyle bir miktar düşüş yaşamıştı ama hızlı bir toparlanma içindeyiz. Bölgenin gıda ihracatına bakıldığında beş ayda yaklaşık yüzde 5 gerileme görülüyor. Bu verileri gözeterek sektörümüzün iyi bir performans gösterdiğini düşünüyoruz. 2023'ü bu yıl için belirlediğimiz hedeflere yakın bir seviyede bitireceğimize inanıyoruz.

“LİSANSLI DEPO YATIRIMLARI ARTIYOR”

“Lisanslı depoculuk, çiftçiye elde ettiği ürün için zaman faydası sağlayan bir sistem. Burada amaç çiftçinin ürünlerini istediği zaman satabilmesini, bu zaman içinde de ürünlerinin tazeliğini koruyarak depolayabilmesini sağlamak. Bu sistemde nakliye, analiz, stopaj ve depo kira gibi süreçler ortadan kalkıyor, üretici isterse Türkiye Ürün İhtisas Borsası üzerinden de satış yapabiliyor. 

Ürün senedi ve buna karşılık bankalardan kredi kullanma gibi imkanlar da oluyor. Birçok yönden avantajlar sunan bu sistemin gelişmesi noktasında, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız bu adımların atılmasını, yatırım-teşvik belgeleriyle desteklemeye çalışıyor. Lisanslı depolara ilginin giderek arttığını, son dönemde Türkiye'nin çeşitli illerinden yeni yatırım haberleri geldiğini görüyoruz. 

Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB) 2022 yıl sonu verilerine göre, 41 ilde 8,8 milyon ton saklama ve 163 lisanslı depo işletmesi bulunuyor. Ticaret Bakanlığı verilerine göre, kuruluş izni verilmiş 336 şirketin tamamının lisans alması durumunda ulaşılması öngörülen toplam kapasite 20 milyon tona yaklaşıyor. Sürdürülebilir gıda güvenliği için büyük önem taşıyan lisanslı depoculuğun daha da yaygınlaşmasını ve yeni yatırımlarla toplam kapasitenin daha yüksek seviyelere ulaşmasını bekliyoruz.”

Sektörün girmeyi planladığı yeni rotalar konusundaki girişimlerden söz eder misiniz?

Sektör olarak ihraç ettiğimiz unun kullanım alanlarını sürekli çeşitlendirmeye çalışıyoruz. Bu noktada da özellikle Uzakdoğu ve Afrika pazarlarına daha fazla eğilmek istiyoruz. İstiyoruz ki Çinliler noodle için bizim unumuzu tercih etsin. İşletmelerimizin sağladığı un çeşitliliği sayesinde, diyabet ve çölyak gibi rahatsız lıklar konusunda da hassas üretim yapabiliyoruz. 

Undaki bu deneyimimiz sayesinde Güneydoğu Anadolu, makarna alanında dünyanın önemli üretim merkezlerinden biri haline geldi. Bölgemiz geçtiğimiz yıl sadece makarna ihracatından 650 milyon dolar gelir elde etti. Mesela Singapur'dan alım heyetlerine ziyaretler söz konusu. Somali ve Etiyopya gibi pazarlara da bu gibi girişimlerimiz var. Dolayısıyla fuarları daha yakından takip ederek bugün yakın bölge ağırlıklı olan varlığımızı, Uzakdoğu ülkelerine de taşımak istiyoruz.

Gıda enflasyonuna bakılırsa tarımsal üretimdeki yetersizlikler ve gıda fiyatlarında düşüşe yönelik önerileriniz nedir?

Gıda enflasyonunu en fazla artıran unsur, şüphesiz üretim maliyetlerindeki artıştır. Özellikle ithalata dayalı girdiler, tarımsal üretici temel bir gider kalemidir. Mahsullerin verimli ve kaliteli olmasını sağlamak için, kimyasal gübreler ve dengeli gübreleme çok önemlidir. Ama burada oynaklığın yüksek olduğunu; tüketim, üretim, ithalat ve ihracatın yıldan yıla değiştiğini görüyoruz. 

Bu alanda ihtiyacımızın altında kalan üretimin artırılması, ithalatın azaltılması için önemli gördüğümüz bir husus. Diğer yandan, üretimdeki süreçler kadar; dağıtım, depolama ve satış gibi, sonraki aşamalarda da enflasyonu tetikle-yen unsurlara eğilmek lazım. 

Çünkü gıda tedarik zinciri uzun bir süreç ve bu durum, üreticinin eline geçen para ile tüketicinin ödediği para arasında bir fark olması demek. Reel tüketici fiyatlarına yönelik önlemlerin faturası üreticiye kesilmemeli, fiyat spekülasyonunun önlenmesine ağırlık verilmeli diye düşünüyoruz.

Son yıllarda tarımsal üretime desteği ve üretime dönük hatalar konusunda görüşünüz nedir? Bu noktada yeni dönemde beklentiniz nedir?

Tarımda verimlilik için en temel konulardan biri, çiftçilerimizin planlı üretime yönlendirilmesidir. Gıdada arz tedariki için büyük önem taşıyan sözleşmeli ve planlı tarım konusunda, Tarım ve Orman Bakanlığımız önemli bir sorumluluğu yerine getirmektedir. Boş tarım arazilerinin ekilmesi ve genç çiftçilerin tarıma özendirilmesi için bazı teşvikler hayata geçirilmesi de Bakanlığımızın hayata geçirdiği önemli üretim uygulamalarıdır. 

Üreticilerimize sağlanan bu destekler, tarım sektörünün gelişimine büyük katkı sağlıyor. Elbet-teki, bu desteklerin daha verimli olmasını sağlayacak belirli politikaların geliştirilmesi mümkündür. Örneğin Türkiye'de arazilerin ve üreticilerin ciddi bir ölçek sorunu var. Bu çok parçalı yapının önüne geçecek önlemler almamız gerekir. Üreticinin hammaddeye ulaşımının kolaylaştırılması, fiyat istikrarı ve kalite standartlarının sağlanması konusundaki önlemler destekleyici olacaktır. 

Tarımda en temel ihtiyaçlardan biri de üreticinin eğitim düzeyinin yükseltilmesidir. Eğer bu konuda gelişme sağlanırsa, tarımsal desteklemelerin amacına uygun olarak sürdürülmesi ve etkilerinin değerlendirilmesi de mümkün olur. Üreticilerin sorunları çözüldüğü ve tarım işçilerinin refahı artırıldığı sürece, kırsal kalkınma ve tersine dönüş de desteklenmiş olacaktır.