Varlık balonu iyi yönetilmeli

03 Ocak 2016
55
Yatırım bankacısı Ozan Özkural, kurduğu Tanto Capital Partners ile Türkiye’de lisans alma aşamasında. Enerji, altyapı, petrokimya, finans ve emtia işlerine yatırım yapmak istiyor.

Özkural, “Türkiye’de özellikle gayrimenkuldeki varlık balonu iyi yönetilmeli” diyor. Türkiye, Meksika, Mozambik, Tanzanya, Endonezya, Malezya gibi ülkelerin değer yaratmada önemli pazarlar olduğunu da söylüyor.

TALİP YILMAZ
tyilmaz@ekonomist. com. tr


Ozan Özkural, ailesinin üçüncü kuşak bankacısı. Uluslararası piyasalarda uzun zamandır tanınan bir isim olmasına rağmen Türkiye’de son 2-3 yıldır adını duyuruyor. Yaklaşık 10 yıllık Merrill Lynch maratonunun ardından 2012 yılında Rusya’nın en büyük ikinci bankası VTB’nin Türkiye CEO’su oldu.

 

2014’ün ekim ayında ise Suudi Arabistan’ın en büyük ailelerinden biriyle eşit ortaklıkla, 300 milyon dolarlık büyüklüğe sahip Tanto Capital Partners şirketini kurdu. Cayman merkezli şirketin Londra ve Tanzanya’da ofisleri var. İstanbul’da temsilcilik ofisi lisansı almak için başvurusu bulunuyor.

Yine San Francisco ve Dubai’de ofis kurma çalışmaları yürütülüyor. Özkural, “Finansman üzerine, özellikle likit finansman üzerine çalışıyoruz. Çünkü en zor bulunan kaynak likit finansmandır. Sermayesi olan ve bunu değerlendirmek isteyen aileler ile iş sahipleri arasında tercümanlık yapıyoruz” diyor. Ozan

Özkural ile Türkiye ve dünyadaki yatırım fırsatlarını, riskleri ve Tanto Capital Partners’in hedeflerini konuştuk.

Yatırım bankacısıyken neden fon kurma işine soyundunuz? Bu alanda bir fırsat mı var?

Özellikle gelişen piyasalarda fonlanması gereken iş hacmi giderek artıyor. Artık dünya ekonomisinin yüzde 50’sinden fazlasını temsil eden gelişmekte olan ülkelerde yatırım bankalarının eskisi kadar aktif olarak fonlaya-madığı işlem hacminin, birileri tarafından fonlanması ve yapılandırılması lazım.

Bunu da gittikçe hızlanan bir ivme ile özel fonlar yapıyor. Burada önemli bir fırsat olduğunu düşünüyoruz. Global sermaye yatırım yapacak yer arıyor. Burada, Tanto Capital Partners’in önemli ve geniş uluslararası iş ağı, özel ilişkileri ve bünyesine çekmeye devam ettiği dünya çapındaki profesyonellerle birlikte yarattığı ve yapılandırdığı yatırım fırsatlarını ortaklarımıza sunmamız bizi farklı kılıyor.

Fonunuzun büyüme projeksiyonu nasıl?

2016 yılının ilk çeyreğinde 6-7 aileyi daha fona dahil edip fon büyüklüğünü 500 milyon dolar seviyelerine çıkarmak niyetindeyiz. 2-3 yıl içinde emeklilik fonları, sigorta şirketleri ve Sovereign Wealth Fund’ları da yatırımcı olarak yanımıza alıp, daha büyük bir fon haline gelmek istiyoruz. Hiç beklemediğimiz bir şekilde danışmanlık tarafında önemli işler yapmaya başladık. Aslında bir nevi butik bir yatırım bankası haline gelmek üzere adımlar atmaya başladık.

Türkiye yatırım yaptığınız ülkelerden biri mi?

Hazine’ye temsilcilik lisansı almak için başvurumuz var. Türkiye’ye, doğru işler çerçevesinde, sermaye getirmek istiyoruz. İstanbul, uluslararası finans merkezleri arasında önemli bir yeri olacak şehirlerden biri. Türkiye, bazı yapısal eksiklerine rağmen bölgedeki ülkelere göre önemli fırsatlar barındırıyor. Orta ve uzun vadede hızlı büyüyen nakit akışı getirebilecek enerji, altyapı, petrokimya, finans şirketlerine ve emtia işlerine yatırım yapmak istiyoruz. Sadece Türkiye’de değil, dünyada da odağımız bu alanlar olacak.

Türkiye için jeopolitik riskler dışında önemli riskler nelerdir?

Bazı sektörlerde özellikle de gayrimenkul alanında ciddi bir varlık balonu var. Değerlemelerin gerçekçi seviyelere inmesi gerekiyor. Buradaki varlık fiyatlarındaki şişkinlik, ülke ekonomisi için sistematik bir risk haline gelebilir. Jeopolitik olarak dünya çok karışık bir dönemden geçiyor. Türkiye’nin bölgede kızışan duruma olabildiği kadar serinkanlı ve aklıselim bir şekilde yaklaşması lazım. Rusya ile yaşanan sorun Türkiye’yi mutlaka etkileyecek ama Rusya ekonomisini de etkileyecek. Böyle bir çatışma nihai olarak kimin işine yarar, onu doğru analiz etmek lazım.

2016’da dünyada en çok konuşacağımız başlıklar hangileri?

Dünyada jeopolitik dengeler değişiyor. Dolayısıyla bu değişen dengeleri ve beraberinde getirdiği ekonomik yaptırımları konuşacağız. Buradaki en büyük makro oyun, ABD ve Çin arasında, Asya Pasifik coğrafyası üzerinde oynanan güç oyunu.

Bunu takiben, Rusya, Ortadoğu’da oynanan satranç oyunu, İran’ın tekrar açılması, Suriye’deki kargaşa, ABD başkanlık seçimleri, artan global terör ve gelişmekte olan ülkelerin büyüme konusundaki performansları 2016’da çok konuşulacak. Bununla beraber, şu anda içinde olduğumuz kur savaşlarını, emtia ve özellikle petrol fiyatlarındaki volatiliteyi, merkez bankalarının para politikalarındaki ayrışmayı ve bunun küresel sermaye üzerindeki etkilerini de çok konuşacağız.

Dünyada nerelerde fırsatlar görüyorsunuz?

Gelişmekte olan piyasalar denilince genelleme yapılır. Ancak bu pazarlar arasında önemli ayrışmalar var. Emtiadan, jeopolitik risklerden, politik risklerden kaynaklanan ayrışmalar mevcut. Bu bağlamda Meksika, Türkiye, Mozambik, Tanzanya bizim için değer yaratma anlamında önemli pazarlar.

İlk yatırımımız Tanzanya’da girişim sermayesi şeklinde hayvancılık alanında oldu. Meksika, Hindistan gibi ülkeler, yaptıkları zorlu reformlarla öne çıkıyor. Uzakdoğu’da Endonezya ve Malezya çok önemli pazarlar. Latin Amerika tarafı genelde çok parlak değil. Brezilya çok zor bir dönemden geçecek. Venezuela iç savaşın eşiğinde.

Herkes Afrika’ya yüksek getiri sağlanacak yeni bir pazar olarak bakıyor. Afrika zaten hep yerindeydi. Ancak getiriler dünyada çok düşünce, yatırımcılar bu pazara yönelmeye başladı. Fakat bu pazar sanıldığı kadar kolay değil. Kısa vadede büyük gelirler beklememek lazım. Bizim Afrika’da yatırımımız var. Ancak bu yatırımı yaparken, ortağımızın da çok güçlü olmasına dikkat ediyoruz. Oradaki riskleri yönetebilecek güçlü bir lokal partnerimiz yoksa, teoride büyük fırsatlar olsa bile o bölgelere girmiyoruz.

OZAN ÖZKURAL'DAN 4 KRİTİK MESAJ
1- Dünyada büyük bir parasal bolluk var. Faiz oranlarının ve getirilerin bu kadar düşük olduğu bir ortamda yatırımcılar paralarını nereye koyacaklarına bakıyor. Hazine kağıdı, mevduat gibi yatırım araçlarında düzgün getiri sağlamak mümkün değil.

2- Türk şirketleri yavaş yavaş yurtdışına açılıyor. Ancak bunun daha da hızlanması ve şirketlerimizin buradan gelir elde etmesi lazım. Cari açık veren bir ülke olarak, bunun yönetilmesinde yurtdışı açılımlar önemli bir rol oynamalı. Bankacılık sisteminin de Türk şirketlerini destekleyecek şekilde mali yapısının güçlü olması gerekir.

3- Türkiye piyasasında fırsatların çoğu tüketicilerin yeni alışkanlıklarına hitap eden teknolojiler üzerine kurulu, insanların hayatını kolaylaştıran sektörler öne çıkacak. Yalnız yabancı yatırımcı için en büyük hassasiyet, kur savaşlarının yaşandığı bu süreçte kur riski.

4- Türkiye’de altyapı ve enerji çok önemli alanlar. Özellikle enerji tarafı hızlı gelişecek ama bu alanda bir konsolidasyon bekliyorum. Çünkü küçük oyuncuların fazla katma değeri yok. Bankacılık sektöründe kâr marjları daraldıkça, burada da konsomasyonların yaşanacağını düşünüyorum.