Yatırımcılar vaat değil aksiyon görmek istiyor

09 Ağustos 2018
Yüzde 15'i aşan enflasyon ve ABD ile yaşanan Rahip Brunson krizi sonrasında 5 TL'nin üzerine çıkan dolar kuru, ekonomiye ilişkin endişeleri artırdı. TÜSİAD Başekonomisti Dr. Zümrüt İmamoğlu, “Yatırımcı artık vaat değil, aksiyon görmek istiyor" diye konuşuyor.

ARAM EKİN DURAN
eduran@ekonomist.com.tr

Türkiye ekonomisi zor bir dönemden geçiyor. Büyümenin üçüncü çeyrekten itibaren yavaşlaması beklenirken, yüzde 15'in üzerine çıkan enflasyon ve tarihi seviyeleri gören döviz kurları nedeniyle iş dünyasının borç yükü her geçen gün artıyor.

Türkiye'nin ABD ile yaşadığı Rahip Brunson krizi ve sonrasında gelen yaptırım kararları da ekonomiye ilişkin endişeleri artırmış durumda. Biz de ekonomideki son gelişmeleri ve gelecek dönem beklentilerini TÜSİAD Başekonomisti Dr. Zümrüt İmamoğlu ile konuştuk.

İmamoğlu'na sorularımız ve aldığımız yanıtlar şöyle:

Son dönemde ekonominin belki de en önemli gündem maddesi yükselen enflasyon. Yılın geri kalanında da enflasyon artmaya devam edecek mi?
Evet, artabilir. Çünkü hem 24 Haziran seçimlerinden sonra kurlardaki artış devam etti hem de eylül ayında devreye girecek olan doğal gaz ve elektrik gibi zamlar var. O yüzden enflasyonun yıl sonuna kadar yükselmesini, yıl sonunda ise baz etkisiyle bir miktar düşmesini bekliyoruz. Ama yine de bizi sevindirecek oranlar olmayacak. Bu ortamda bizim de yakın dönem enflasyon tahminlerimiz yüzde 14,5-15 civarına çıkmış oldu.

Türkiye'de olması gereken ideal enflasyon seviyesi nedir?
Enflasyon yüzde 8-9 iken bile biz TÜSİAD olarak bunun yüksek bir oran olduğunu ve yüzde 5'in altına çekilmesi gerektiğini dile getiriyorduk. Çünkü yüzde 5'in altı bir psikolojik eşik. Yüzde 5'in altına indiğiniz zaman bu bir reform etkisi yaratıyor. TL cinsinden finansman olanakları artıyor, vadeler uzuyor, kur istikrarlı bir hale kavuşuyor. Diğer gelişmekte olan ülkelere bakarsanız, Brezilya, Rusya, Endonezya, Hindistan, hepsi enflasyonu kontrol altına aldılar ve TL ile karşılaştırıldığında para birimleri dolara karşı güçlü durdu. Türkiye'nin de buna ihtiyacı var.

Merkez Bankası'nın temmuz ayı toplantısında faizi sabit tutması piyasalarda adeta bir 'ters köşe' etkisi yarattı. Siz Merkez'in kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Merkez Bankası'nın 500 baz puanlık yüksek faiz artışından sonra ekonomide yavaşlamanın işaretlerini görüp "Gerçekten daha da sıkılaştırmaya gerek var mı?" diye sormasının normal olduğunu düşünüyorum. Ancak maliyet bazlı, kur bazlı etkiler devam ediyor. Dolayısıyla kur hareketinin önünü kesmek için az da olsa bir faiz artırımı gerekliydi diye düşünüyorum. Bununla birlikte seçim sonrası Merkez Bankası'nın Ortodoks politikalara dönüşü açısından ilk sinyal olacaktı. Sembolik bir faiz artışı olsaydı bile piyasa bunu olumlu algılayacaktı.

Türkiye, ABD ile çok ciddi bir kriz yaşıyor. Dolar, ilk kez 5 TL seviyesinin üzerine çıktı. Kurlardaki artışın durup durmayacağı büyük merak konusu. Sizin görüşünüz nedir? Doların ateşi düşecek mi?
Döviz kurlarındaki yükselişin durması ve hatta gerilemesi hem yurtdışındaki gelişmelere hem de Türkiye'nin uygulayacağı politikalara bağlı. Yurtdışına baktığımızda çok değişecek bir trend görmüyorum. ABD Doları güçlü olmaya devam edecek. Çünkü FED kademeli faiz artışına devam etmek konusunda kararlı. Dolayısıyla kısa vadede küresel ortamda sermaye hareketlerinin tersine dönmesini beklemek için bir neden yok. Yani küresel ortam Türk Lirası'nı destekleyecek bir havaya sahip değil. İçeriye baktığımızda ise en önemli beklenti olarak yeni Orta Vadeli Program (OVP) öne çıkıyor.Keşke OVP'nin açıklanması için eylül sonu beklenmeseydi. Türkiye'nin para politikasında kredibilite sorunu var. Mali politikalar konusunda seçim döngüsü nedeniyle bir bozulma yaşanıyor. Bunları düzeltecek acil bir yol haritasına ihtiyaç var. Bunları ne kadar erken ortaya koyarsak o kadar iyi olur. Geciktikçe maliyet artıyor. Dolayısıyla OVP'yi görene kadar TL'de kayda değer olumlu bir gelişme beklemiyorum.

Uluslararası yatırımcının Türkiye algısındaki bozulma, 24 Haziran seçimlerinin geride kalmasına rağmen düzelmedi. En son Fitch Ratings, Türkiye'nin notunu düşürdü. Yatırımcının Türkiye'ye bakışı neden düzelmiyor?
Yeni oluşturulan kabinede piyasaya hitap eden isimleri görmemek, ilk başta piyasaları tedirgin etti. Dolayısıyla yeni kabinenin kendi kredibilitesini yaratması ve yatırımcılarla ilişki kurması biraz vakit alacak. Öte yandan Merkez Bankası'nın faiz kararı piyasalar tarafından bir sinyal olarak görülüyordu. Faiz artırımı olmayınca piyasalar bunu da olumsuz algıladı. Bunun yanında ABD ile artan tansiyon da uluslararası yatırımcıları etkiliyor. Bir yandan da son yıllarda Türkiye'de darbe girişimi, seçimler gibi finansal önceliklerin geride bırakılmasına neden olan önemli olaylar oldu. Ama şimdi yeni bir sistem ve yeni bir karar alma mekanizması var. O yüzden yatırımcı artık vaat değil, aksiyon görmek istiyor. Sadece "Merak etmeyin, her şey iyi olacak" demek, piyasalara artık yetmiyor. Eğer bu aksiyon görülmezse, piyasa buna iyi tepki vermeyecektir.

"İŞ DÜNYASI OVP'YE KİLİTLENDİ"
“İş dünyası büyük bir merakla eylül sonunda açıklanması beklenen OVP’yi bekliyor. Bizim OVP’den ilk beklentimiz büyüme ile enflasyon konusunda birbiriyle uyumlu hedefler ortaya konulması. Ayrıca bütçe açığı ve faiz dışı fazla hedeflerinin nasıl oluşturulacağına dikkat edeceğiz. Enflasyonda kademeli bir düşüş ve büyümede kademeli bir dengelenme hedefi görürsek, bu ekonomi açısından çok olumlu algılanacaktır. İkinci olarak ise yapısal reformlar konusunda bir hareket planı görmek istiyoruz. Çünkü kısa vadede maalesef enflasyonu kontrol altına alabilmek için ekonomide biraz frene basmak gerekiyor ve bunu aslında kimse istemiyor. İşte bunun için başta vergi düzenlemeleri olmak üzere OVP’de yapısal reformlara ilişkin de bir irade görmek önemli.”