Yeni dönem, yeni koşullar...

10 Eylül 2018
Hızlı yükselen döviz kurlarının etkisini fiyat artışlarında gördük. Enflasyon oranı, yüzde 18 seviyesine yükselirken, maalesef 14 yıl öncesindeki oranlara dönüş yaptık. Üstelik, yükselişin devamı kesin gibi. Çünkü, yüzde 32 düzeyine yükselmiş olan üretici enflasyonu var.

TALAT YESİLOGLU
tyesil@ekonomist.com.tr

Kur kaynaklı maliyet baskısı ve artan TL faizlerinin getirdiği ek finansman yükü karşısında, üreticilerin fiyat artışı yapması adeta kaçınılmaz bir hal aldı.

Üstelik, en önemli girdi kalemlerinden enerjide yeni fiyat artışları var ve bu da şirketlerin üretim maliyetlerine yeni yükler getirecek.

Bu tablo içinde sadece işçilik maliyetleri oransal olarak gerileyecek! Kaç şirket, ocak veya nisan ayında çalışanlarına yaptığı zamma ek olarak enflasyon farkı ödeyecek? Ekonomist'in 2018 başında hazırladığı haberde yer verdiği gibi, ücret artış oranları yüzde 9-12 arasında değişiyordu. Kimi şirketler, bu artışı bile yapmadı.

Ağustos ayı sonu itibariyle yıllık enflasyon yüzde 18 olduğuna göre, şimdiden en az 8-9 puanlık bir gelir kaybı hesabı yapabiliriz. Tabii, enflasyon yerinde kalırsa, ki sanırım kimsenin böyle bir tahmini yok!

Ücretlerin gerilediği, şirketlerin borçlanma maliyetlerinin bu kadar yükseldiği bir ortamda tüketici davranışları nasıl değişecek? Şirketlerin, yeni döneme nasıl hazırlık yapması gerekiyor?

Birincisi, indirim marketleri kategorisindekiler yüzde 25-30 civarında bir fiyat artışına gittiğini söyleyebiliriz. Satın almacılar, "zam olmasa tedarikçilerimiz zorlanır ve batma noktasına gelirdi" diyor. Bu artışla kalsa da iyi. Çünkü, ekim ayında yeni bir fiyat artışı daha bekleniyor.

Fatoş'un hazırladığı haberde okuyacağınız gibi, uzmanlar şirketlere ev kapanmanın daha çok olacağı uyarısı yapıyor. Şirketlere de "tüketiciye sempatik gelecek, yaratıcı, uygun fiyatlı ürünler hazırlayın" çağrısında bulunuyor.

Eve kapanmanın daha çok olacağı yerde, özellikle yeme/içme sektörü ne yapacak? Doğal olarak eve kapananlara yönelik hizmetlerine odaklanmaları ve buradaki nüfusa hitap eden yapılarını gözden geçirmeleri gerekiyor.

Yemeksepeti'nin kurucusu sevgili Nevzat Aydın'ın Capital'deki yazısında yer verdiği gibi, şirketler 'paylaşım ekonomisi'nin bir parçası olmak zorunda. Kast ettiğimiz de daha çok yeme/içme sektörü.

Burcu, franchise sektörünün yüzde 80'ini oluşturan gıda zincirlerinden büyüme stratejisi izleyenleri araştırdı. 50 şirket, oyun alanlarını büyütmek için yeni girişimciler arıyor.

Böyle ortamlarda risklerin arttığı bir gerçek. Ama geçmişte de defalarca burada paylaştığımız gibi, her zaman oyunda kalmanın yolunu bulmamız gerekiyor.

Kapak haberinde okuyacağınız gibi yatırım alternatifleri ve maliyetleri ortada. Ortaya çıkacak yeni gereksinimleri doğru okumak ve buna göre strateji geliştirmek gerekiyor. Geçmişte de bunu yaptık, yine yapacağız...

Ekonominin gereklerini yerine getirdiğimiz bir hafta diliyorum.