Osmaniye’nin Karaçay Mahallesi’nde yaşayan ve Gaziantep’te bir fabrikada yöneticilik yapan Demir’in atalık tohum serüveni, yaklaşık 5-6 yıl önce hobi amaçlı sebze yetiştirmesiyle başladı.
1
İş gezisi için gittiği Mardin’de tattığı domatesin lezzetinden etkilenen Demir, Türkiye’nin farklı illerinden yerli ve atalık tohumlar toplamaya başladı. Karaçay Mahallesi’ndeki evinin 1,5 dönümlük bahçesinde domates, patlıcan, biber, fasulye, mısır ve kabak başta olmak üzere birçok sebze yetiştiren Demir, iş ziyaretleri sırasında temin ettiği yöresel tohumları da burada çoğaltıyor. Elde ettiği atalık tohumları talep eden vatandaşlarla paylaşan Demir, bugüne kadar yaklaşık 500 kişiye ücretsiz tohum ulaştırdı.
2
Her hasat döneminde yetiştirdiği ürünlerden yeniden tohum elde eden Demir, verimli olduğunu gözlemlediği çeşitlerin üretimini artırıyor. Atalık tohumların korunarak gelecek nesillere aktarılmasını amaçlayan Demir, farklı illerdeki vatandaşlara da ücretsiz tohum göndererek bu çeşitlerin yaygınlaşmasına katkı sağlıyor.
3
Geçtiğimiz yıl Türkiye genelinde yaklaşık 500 kişiye ücretsiz tohum gönderdim diyen Demet Demir, "Bundan yaklaşık 5 yıl önce Mardin’de bir köye gittim. Oradaki teyzelerin bahçelerinde yetişen domateslerden yedim. Domatesin tadı beni çok etkiledi. Tohumların atalık olduğunu söylediler. Benim atalık tohum merakım da o gün başladı. İşim gereği özellikle doğu illerini çok sık geziyorum. Gittiğim köylerden yöreye özgü atalık tohumları toplamaya başladım. Topladığım tohumları kendi bahçemde yetiştirip çoğalttıktan sonra gönüllü olarak dağıtıyorum. Geçtiğimiz yıl Türkiye genelinde yaklaşık 500 kişiye ücretsiz tohum gönderdim. Osmaniye’de ve Türkiye genelinde oluşturduğumuz ata tohumu takas gruplarımız da var. İsteyen ve bu işe gönül veren herkese elimizden geldiğince tohum ulaştırıyoruz. Bahçemde şu anda 14 çeşit domates bulunuyor. Sarı, kırmızı ve çikolata renkli çeşitlerimiz var. Bunun yanında 4 çeşit patlıcan, 5 çeşit mısır ve 12-13 çeşit biber yetiştiriyorum. Kabak ve fasulyenin de farklı çeşitleri var. Kırmızı ve siyah mısırlarımız, kırmızı ve yeşil uzun fasulyelerimiz bulunuyor. Bahçemizde yetiştirdiğimiz sebzelerin tamamı atalık tohumlardan" ifadelerini kullandı.
4
Atalık tohumlarla yaptığı üretimde kimyasal ilaç ve gübre kullanmadığını belirterek, zararlılarla mücadelede doğal yöntemleri tercih ettiğini söyleyen Demet Demir, "Üretimde zirai ilaç ve kimyasal gübre kullanmıyoruz. Kırmızı örümceğe karşı ısırgandan hazırladığımız karışımları, diğer zararlılara karşı ise Arap sabunundan yaptığımız doğal karışımları kullanıyoruz. Kimyasal kullanmadığımız için üretimimiz biraz daha zahmetli ve verim daha düşük olabiliyor. Tohumları tek tek ekiyorum, fideleri kendim yetiştiriyorum. Ancak ürünün lezzeti ve kokusu bizim için bu zahmete değiyor. Domatesi kestiğiniz anda kokusu etrafa yayılıyor. Atalık tohumların en önemli özelliğinin sürdürülebilir olması olduğunu düşünüyorum. Her yıl yetiştirdiğimiz ürünlerden yeniden tohum alıp bir sonraki yıl ekebiliyoruz. Zaten ‘atalık’ denmesinin nedeni de bu; nesilden nesile aktarılan tohumlar olması" diye konuştu.
5
"Günümüzde hastalıkların artmasıyla beslenme arasında büyük bir ilişki var" diyen Demet Demir, "Ben özellikle çocuklarımızın daha doğal ürünlerle beslenmesini önemsiyorum. Bahçemizde kimyasal kullanmadığımız için çocuklarımız sebzeleri dalından koparıp yiyebiliyor. Günümüzde hastalıkların artmasıyla beslenme arasındaki ilişki konusunda toplumda çeşitli endişeler var. Ben de bu nedenle mümkün olduğunca doğal yöntemlerle üretim yapmaya çalışıyorum. Dileğim, yeni neslin de atalık tohumlara sahip çıkması ve doğal üretime daha fazla ilgi göstermesi" dedi.