Yeni Gündem Sürdürülebilirlik

Yeni Gündem Sürdürülebilirlik

Günümüzde, şirketlerin başarısını belirleyen tek şey finansal performansları değil. Şirketlerin toplum ve çevre için yarattıkları değerleri de ortaya koymaları gerekiyor.

AYŞEGÜL SAKARYA PEHLİVAN
asakarya@ekonomist.com.tr

Bu noktada sürdürülebilirliğin önemi giderek artıyor. Pek çok şirket üretimden lojistiğe her aşamada sürdürülebilirliği artırmaya yönelik projeler geliştiriyor.

Son yıllarda adını pek çok farklı platformda duyduğumuz sürdürülebilirlik, kelime anlamı olarak üretkenlik ve çeşitliliğin devamlılığı sağlanırken daimi olabilme yeteneğini korumak olarak tanımlanıyor. 1987 yılında Birleşmiş Milletler (BM) “sürdürülebilirlik” kavramını ortaya attı.

Nüfusun ve tüketimin artmasıyla bu kavramın önemi daha da yükseldi. Bugün insanlığın yaşama şekli çözülmesi zor görünen bir paradoks yaratıyor. Örneğin günümüzde 2,3 milyar insan enerjiye kesintisiz olarak erişemiyor. Bununla birlikte 2050 yılı itibariyle enerji tüketiminin yüzde 50 artması bekleniyor.

Aynı zamanda Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) tarafından hazırlanan bilimsel rapor, küresel ısınmanın 1,5 derece ile sınırlandırmasının aciliyetini ortaya koydu. Bu da arz ve talep arasındaki dengenin bir an önce kurulması gerektiği anlamını taşıyor.

DAVOS’UN GÜNDEMİNDE
Bu noktada bireylerden kurumlara herkese çok önemli görevler düşüyor. BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri tarafından hazırlanan rapora göre, bugün tüm dünyada insanlar enerji verimli ampul kullanmaya başlarlarsa yılda 120 milyar dolar tasarruf etmek mümkün.

Uluslararası Enerji Ajansı’nın son yaptığı bir açıklamaya göre de doğru şekilde tasarlanan verimlilik uygulamalarıyla bugün iklim hedeflerine ulaşmak için gerekli emisyon azaltımı, yeni bir teknoloji geliştirmeye gerek olmadan, yüzde 40 oranında gerçekleştirilebilir.

Her yıl Dünya Ekonomik Forumu sonunda o yıla ilişkin yayınlanan Küresel Riskler Raporu, bu yıl da Davos’un en önemli gündem maddelerinden birini teşkil etti. 2019 Küresel Riskler Raporu’nda, en olası 10 risk, aşırı hava olayları, iklim değişikliği kaynaklı göçler, doğal felaketler, veri hırsızlığı, büyük ölçekli siber saldırılar, insan kaynaklı çevresel problemler (petrol sızıntıları, radyoaktif yayılmalar), zorunlu göçler, biyoçeşitlilik kayıpları, ekosistem zararları, su krizi ve balon ekonomiler olarak sıralandı.

Listedeki maddelerin altısının doğrudan iklim değişikliğiyle alakalı olduğu görülüyor. Bu tablo iklim ve ekosistem kaynaklı risklerin iş dünyasının ajandasının en temelinde olması gerektiğini ortaya koyan en net ve güncel veriyi oluşturuyor.

TÜRKİYE 67’NCİ SIRADA
Sürdürülebilirlik kavramı üretimden lojistiğe pek çok farklı alanda da kullanılıyor. Türkiye’de ise sanayi ve üretimde sürdürülebilirlik öne çıkarken bunun dışında kalkınma, bilgi ve iletişim, biyoçeşitliliğin korunması ve sürdürülebilir kalkınma, iklim değişikliği ve yönetişim gibi pek çok farklı alanda sürdürülebilirlik projeleri yürütülüyor.

Türkiye, SDG (Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri) Index raporunda 2016’da OECD ülkeleri arasında 36’ncı sıradaydı. 2018 yılında da 2017’de olduğu gibi Meksika’nın üzerinde yer alarak 35’inci oldu. Global sıralamada ise 2018’de 157 ülke arasında 67’nci sırada bulunuyor.

Her ne kadar henüz sıralamada gerilerde olsa da sürdürülebilirlik ve küresel ısınma konusundaki hassasiyetler günden güne şirketlerin gündeminde daha fazla yer ediniyor. Artık şirketler de ellerini taşın altına koyuyor.

Günümüzde, kurumların sürdürülebilir başarı elde edebilmesi için, finansal performanslarının yanında toplum ve çevre için yarattıkları değeri de ortaya koymaları gerekiyor. 1990’larda başlayıp 2000’lerde hızını arttıran küresel değişim ve dönüşümle birlikte şirketler çevresel sürdürülebilirlik performanslarına çok daha fazla önem vermeye başladı.

Artık şirketlerin performansları değerlendirilirken kaynak, enerji ve su tüketimi, atıkların neden olduğu tahribatlar ve bunların iyileştirilmesinde alınan tedbirler göz önünde bulunduruluyor. Şirketler doğaya etkilerini ölçmekle kalmayıp iyileştirmeye yönelik adımlar atıyor.

DÖNGÜSEL EKONOMİ
Son dönemde sürdürülebilirlikteki en önemli başlıklardan biri de döngüsel ekonomi. Çıkan atıkların farklı sektörlerde kullanılmasını hedefleyen döngüsel ekonominin küresel kaynak kullanımında yüzde 28 oranında azaltım ve sera gazı emisyonunda yüzde 72 oranında düşüşle ciddi bir çevresel fayda sağlaması bekleniyor.

Döngüsel Ekonomiyi Hızlandırma Platformu (PACE) aracılığıyla Circle Economy tarafından ocak 2019’da Davos’ta gerçekleştirilen Dünya Ekonomik Forumu’nda bir rapor yayınlandı.

Bir önceki yılın sonuçlarına göre herhangi bir iyileşmenin görülmediği raporda, küresel ekonominin sadece yüzde 9 oranında bir döngüselliğe sahip olduğu ve bunun kullanılan hammaddelerin yüzde 90’ından fazlasının ekonomiye geri dönmediği anlamına geldiği belirtiliyor.

Türkiye’de döngüsel ekonomi alanında İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD) farkındalık artırmaya yönelik çalışmalar yapıyor. Bu çalışmaların yanı sıra kavramla birlikte iyi uygulamaların da yaygınlaştırılması hedefleniyor.

Bu amaçla, Davos 2016’da The Circulars kapsamında ödül alan TMM Projesi Türkiye’ye getirildi. TMM özetle endüstriler arası malzeme alışverişine imkan sağlayan dijital bir platform. SKD Türkiye ve Amerika İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (US BCSD) işbirliğiyle Türkiye’de uygulanmaya başlayan bu projenin ilk iki yılı Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) tarafından, atık azaltma projelerinin desteklendiği “Near Zero Waste” programı kapsamında fonlanıyor.

EBRU DİLDAR EDİN
İŞ DÜNYASI VE SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA DERNEĞİ (SKD) YÖNETİM KURULU BAŞKANI
“GENİŞ BİR ALANA DOKUNUYORUZ”

“İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği olarak 15 yıldır ekonomik büyümenin ve toplumsal refahın, kaynakların sürdürülebilir yönetimiyle artırılmasına dayanan sürdürülebilir kalkınma yaklaşımının geliştirilmesi konusunda çalışıyoruz.

Bugün itibariyle 18 sektörden 61 üyemiz var. Toplam 500 milyar TL’nin üzerinde ciroya sahip üyelerimizle Türkiye’nin gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYH) yüzde 15’inden fazlasını temsil ediyoruz. Bu şirketlerin tedarik zincirleri ve müşterilerini de düşündüğümüzde çok daha geniş bir alana dokunduğumuzu söyleyebiliriz.

Türkiye’nin ilk ve tek sürdürülebilir kalkınma odaklı iş dünyası derneği olarak çalışmalarımızı beş ana odak alanında sürdürüyoruz. Odak alanlarımızdan biri olan ‘Sürdürülebilir Sanayi ve Döngüsel Ekonomi’ konusunda Türkiye’nin döngüsel ekonomi ekosisteminin geliştirilmesi amacıyla Türkiye Materials Marketplace (TMM) projesini EBRD fon desteği ile yürütüyoruz.

Atıktaki değeri ortaya çıkaran, çevresel kalitenin artırılmasının yanında ekonomik fayda yaratma imkanı da sunan TMM projesine tüm sanayi şirketlerini katılmaya davet ediyoruz.”

BORA TUNCER
SCHNEİDER ELECTRİC TÜRKİYE VE ORTA ASYA BÖLGE BAŞKANI
“KARBON EMİSYONU TASARRUFUNU DÖRT KATINA ÇIKARACAĞIZ”
ÖZEL PLATFORM OLUŞTURDUK

Çözümlerimizi EcoStruxure platformumuz ile kurumların, kişilerin ve dünyamızın faydasına sunuyoruz. Şirketimizin faaliyet gösterdiği tüm sektörlerde dönüşüm ve katma değer yaratan bu mimari EcoStruxure Resource Advisor adlı bir sürdürülebilirlik yönetimi platformunu da kapsıyor.

Whirlpool ile işbirliği içinde geliştirdiğimiz platform, temel veri akışlarını tanımladıktan sonra dünyanın her yerindeki şirket tesislerinin performansını izlemeye ve değerlendirmeye yönelik bir enerji ve sürdürülebilirlik yönetimi sağlıyor. Müşterilerimizin 2020 yılına dek 100 bin milyon metrik ton CO2 emisyonunu önlemelerini sağlamayı hedefliyoruz.

21 TAAHHÜDÜMÜZ VAR
2018-2020 Sürdürülebilirlik Etki Barometresi’nde açıkladığımız ve 2016 yılında imzaladığımız Bilim Tabanlı Hedefler inisiyatifindeki hedeflerimizi de kapsayan 21 yeni taahhüdü 2020 yılına dek yerine getireceğiz.

Bu çerçevede, 2050 yılına dek, 2015 yılına göre, birinci ve ikinci kapsam karbon emisyonunu yüzde 50 azaltacağız. Müşterilerimizin EcoStruxure çözümüyle sağladığı karbon emisyonu tasarrufunu dört katına çıkaracağız. Yüzde 100 yenilenebilir enerji kullanacağız, yüzde 100 geri dönüştürülebilir ya da yeniden kullanılabilir paketlemeye geçiş yapacağız ve endüstriyel atıkları yüzde 100 oranında geri kazanacağız. Aynı zamanda 2005 yılına göre enerji üretkenliğimizi de iki katına çıkaracağız.

DİJİTAL DÖNÜŞÜM HEDEFİMİZDE
2019 yılındaki en önemli önceliğimiz ise gerek içerideki tüm uygulamalarımızda gerek iş ortaklarımızla olan ilişki yönetimleri¬mizde dijital dönüşümün yüksek oranda gerçekleşmesini sağlamak.

Diğer taraftan büyüme, dijital dönüşüm ve işletmelerin güvenlik, verimlilik, sürdürülebilirlik ve güve¬nilirliğini artırmaya odaklanan loT özellikli EcoStruxure mimarisinin yaygın kullanımını sağlamayı da hedefliyoruz.

KEREM SİNANOĞLU / DURACELL TÜRKİYE VE İSRAİL GM.
“YATIRIMLARA DEVAM EDECEĞİZ”
KALICI DEĞER YARATIYORUZ

Sürdürülebilirliğe olan bağlılığımız yeni bir taahhüt değil. Sürdürülebilirliği çevresel ayak izimizi azaltmak, çalışanlarımız ve paydaşlarımız için kalıcı değer yaratmak olarak görüyoruz.

Pillerimizin rakip pillerden (özellikle çinko karbon pillerden) daha uzun ömürlü olması, ürünlerimizin verimlilik açısından sektör lideri olduğu anlamına geliyor. Ayrıca plastik kullanımını ambalajlarımızda minimuma indirerek ve geri dönüşümü kolaylaştırmak için karton ağırlıklı ambalajlara geçerek sektörde öncü olduk. Ek olarak atık pillerden elde edilen malzemelerin yeniden kullanılmasını sağlamak için endüstrinin tüm dünyada geri dönüşüm programları oluşturmasına öncülük ettik.

ÜÇ BAŞLIK VAR
Sürdürülebilirliği üç farklı başlık altında ele alıyoruz. Tedarik zincirimizde aldığımız aksiyonlar, ürünlerimizle ilgili yaptığımız inovasyonlar ve son olarak geri dönüşüm süreçlerindeki katkılarımız…

2017’den bu yana yıllık gaz tüketimimizin yüzde 35 oranında azalmasına neden olan yeni ve daha verimli bir gaz brülörü kurmak için 2016 yılında 1 milyon Euro yatırım yaptık.

Ambalajlarımızda da geri dönüşümü her zaman önceliklendiriyoruz ve halihazırda ambalajlarımızın yüzde 75’i yeniden kullanılabilir ve geri dönüştürülebilir malzemelerden oluşuyor. Duracell Aarschot Fabrikası, Belçika’nın en büyük işveren ve ticaret birliği olan Agoria tarafından “Geleceğin Fabrikası” ödülüne layık görüldü.

YENİ YATIRIMLAR YAPACAĞIZ
Taşınabilir Pil Üreticiler ve İthalatçıları Derneği (TAP) aracılığıyla yürütmekte olduğumuz pillerin geri dönüştürülmesi ve atık pillerin toplanması gibi konularda marka olarak daha aktif varlık sergileyerek ek yatırımlar yapacağız. Operasyonumuzdaki her bir adımda karbon ayak izimizi azaltacak ve maksimum verimliliği getirecek optimizasyonlara odaklanmaya devam edeceğiz.

AYÇA TURGAY / P&G TÜRKİYE VE KAFKASLAR KURUMSAL İLETİŞİM BAŞKANI
“1 MİLYAR KİŞİYE ULAŞILACAK”
GLOBAL HEDEFLERİMİZ

Sürdürülebilirlik hedeflerimiz doğrultusunda 2020 yılına kadar dünyada su ve enerji tüketimimizi yüzde 20, sera gazı salınımını yüzde 30 azaltmayı, üretim tesislerimizde kullandığımız enerjinin yüzde 30’unu yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlamayı hedefliyoruz.

Ayrıca ürün başına ambalaj kullanımını yüzde 20 azaltma ve suyun daha verimli kullanımını sağlayan ürünlerle 1 milyar kişiye ulaşma hedefimiz var.

KATI ATIĞI SIFIRLADIK
Geliştirdiğimiz projelerle global hedeflerimize çok önemli katkılarda bulunduk. Üretim tesislerimizde bertaraf edilen atık miktarını yüzde 88, enerji kullanımını yüzde 19 ve sera gazı salınımını yüzde 29 azaltmayı başardık.

Faydalı tekrar kullanım oranını iki katına çıkardık ve depolamaya gönderilen üretim kaynaklı katı atık oranını sıfıra indirdik. Bebek bezi ve Orkid üretiminde kağıtsız kalite uygulamasını başlatarak yılda 20 bin adet kağıt kullanımını gereksiz kıldık. Fairy üretiminde ise kullandığımız yeni teknolojiyle su tüketimini 20 bin ton/yıl azalttık. Böylece 280 kişinin yıllık su tüketimi ihtiyacını karşılamış olduk.

GERİ DÖNÜŞÜME ODAKLANDIK
Global anlamda işbirlikleri de yapıyoruz. CEO’muz David Taylor önderliğinde, BASF’nin eş kurucu olduğu ve 30 global firmanın da katıldığı Alliance to End Plastic Waste (Plastik Atıklara Son Birliği) adı altında bir oluşum kuruldu.

Burada 1 milyar dolarlık bir bütçeyi bu amaca yönelterek geri dönüşüm teknolojileri geliştirmeyi, tüketicileri bilgilendirmeyi, denizlere gönderilen plastik atığı temizlemeyi ve en başından bunun oluşumunu engellemeyi hedefliyoruz.

Türkiye’de de bunun ilk adımı olarak Head & Shoulders ve Fairy markalarımızın okyanuslardan toplanan plastik atıklarından geri dönüştürülmüş ambalajlarını raflarda görebilirsiniz. Plastik atıklar konusunda tüketici bilinçlendirme kampanyalarımız da var.




İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap