Bankacılar 2019’a umutlu bakıyor

Bankacılar 2019’a umutlu bakıyor

CEO Club çatısı altında düzenlenen Bankacılar Zirvesi geçen hafta yapıldı. Zirvede, Türkiye finans sektörünün 2018 performansı ve 2019’a ilişkin hedefleri ele alındı. Bankacılar, 2018’de alınan aksiyon planlarının olumlu etkisinin önümüzdeki yıl görüleceğini ifade ediyor.

Türk finans sektörünün liderlerini bir arayan getiren en önemli etkinlikler arasında yer alan CEO Club Bankacılar Zirvesi, bu yıl da Ekonomist ve Capital dergilerinin öncülüğünde, Vodafone Türkiye’nin ana sponsorluğunda, Accenture ve NGN’in co-sponsorluğunda gerçekleşti.

Türkiye bankacılık sektörünün 2018 performansının yanı sıra gelecek hedeflerinin masaya yatırıldığı etkinlik, Capital ve Ekonomist Dergileri Yayın Direktörü M. Rauf Ateş, Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin ve NGN İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Müfit Süer’in açılış konuşmalarıyla başladı.

Zirvede
ayrıca Accenture Teknoloji Grubu Yönetici Ortağı Emre Hayretci, ‘Bankacılık Teknolojisi Vizyonu’ başlığıyla, Ziraat Bankası Genel Müdürü ve Türkiye Bankalar Birliği Başkanı Hüseyin Aydın ise ‘Bankacılık 2019’ başlığıyla birer konuşma yaptı.

Konuşmaların ardından düzenlenen ve moderatörlüğünü Alternatif Bank CEO’su Kaan Gür’ün yaptığı CEO Panel’e, Garanti Bankası Genel Müdürü A. Fuat Erbil, Akbank Genel Müdürü Hakan Binbaşgil, Vakıfbank Genel Müdürü Mehmet Emin Özcan, Citibank Türkiye Genel Müdürü Serra Akçaoğlu ve TEB Genel Müdürü Ümit Leblebici katıldı.

HÜSEYİN AYDIN ZİRAAT BANKASI GENEL MÜDÜRÜ VE TÜRKİYE BANKALAR BİRLİĞİ (TBB) BAŞKANI
‘KREDİLERİN ÇEVRİLMESİ İÇİN MÜŞTERİLERİMİZLE İLETİŞİMDEYİZ”
LİBOR FAİZİ ARTIYOR 
Gelişmekte olan ülkelere (GOÜ) sermaye akışında azalma söz konusu. Borçlanma faizleri de yükseliyor. Bu nedenle dünya ekonomisinde kısa dönemde sürekli ve istikrarlı büyüme ve ticaret ortamının oluşması kolay görülmüyor. Döviz gelirlerimizi ve iç tasarruflarımızı artırmaya yönelik daha fazla çaba göstermeliyiz.

POZİTİF TEPKİLER
Yeni Ekonomi Programı (YEP), dış gelişmeler ve iç dinamikler dikkate alınarak hazırlandı ve uygulanmaya başladı. Piyasalar da uygulamalara pozitif tepkiler veriyor. Para piyasalarında oynaklık azaldı. Faiz oranlarında ve CDS’lerde aşağı yönlü seyir var. Bankaların yurtdışı borçların çevrilmesindeki gayretleri önemli ölçüde başarılı oldu. Krediler ile mevduat arasındaki fark azalmaya başladı. TCMB rezervlerindeki düşüş yavaşladı. Uluslararası ilişkilerde de olumlu gelişmeler var.

KREDİTÖRLERLE GÖRÜŞÜRÜZ
Likidite baskısının azalmasını bekliyoruz. Sırada üretim, yatırım ve ticari alanlarda toparlanma var. Bankacılık sektörü olarak dış kaynak girişinin sürmesi için çalışıyoruz.

Gelişmelerin banka bilançolarına etkileri ve YEP hakkında yurtdışı kreditörlerle ve yatırımcılarla görüşüyoruz. Kredilerin çevrilmesi için müşterilerimizle iletişimdeyiz. Kredi kanallarını açık tutmaya, vade ve fiyatlamalarda esneklik sağlamaya gayret ediyoruz.

FUAT ERBİL GARANTİ BANKASI GENEL MÜDÜRÜ
‘EN ÖNEMLİ DEĞİŞKEN AKTİF KALİTESİ OLACAK”
BORÇLAR YÖNETİLEBİLİR SEVİYEDE
Borçlarla ilgili dengesizlik var ancak Türkiye’deki tüm kesimlerin borçları yönetilebilir seviyede. Türkiye’nin yakın dönemde büyük yatırım ihtiyacı yok. Bu da dış borca olan ihtiyacımızı kesiyor. Artık hem bankalar hem de ekonomi nefes alma dönemine giriyor. Ekim itibarıyla artık likidite ve borç çevirme konuları gündemde değil.

YP KREDİLER KÜÇÜLECEK
Kredi büyümesi ilk yarıyıla göre yavaşladı. Yıl sonunda sektörün TL kredilerde tek hane ya da yüzde 10 büyümesini bekliyorum. Ödemelerin başlaması, yeni girişlerin ve proje finansmanlarının azalmasının da etkisiyle yabancı para (YP) krediler de küçüldü. Bu küçülme 2019’da ve 2020’de de sürecek. Volatilite sonrasında kârlılıkta hızlı bozulma ve TL mevduata geçiş başladı. TL mevduatlardaki artış sürecek. Ekonomide dengelenme süreci başladığından bankaların aktif kalitelerinde de bozulmalar var. Bu da bir süre daha devam edecek.

MARJ SIKINTISI
TL’de marjinal kredi getirileri yüzde 30’larda seyretse de stoklarımızın getirileri yüzde 21-22’lerde. Enflasyonun yükseldiği bu dönemde, enflasyona endeksli kâğıtların getirileri marj sıkıntımızı bertaraf ediyor. 2019’da kredilerin dengeli büyümesini, mevduattaki iyileşmenin devam etmesini ve marjların ikinci yarıdan itibaren düzelmesini bekliyorum. 2019’un en önemli değişkeni aktif kalitesi ve bunun provizyona etkisi olacak.

HAKAN BİNBAŞGİL AKBANK GENEL MÜDÜRÜ
‘DÖVİZ KREDİLERİNDE KÜÇÜLME DEVAM EDECEK”
TL KREDİLER BÜYÜDÜ
Özellikle kurumsal tarafta yabancı para kredi talepleri Türkiye’de düştü. Bu aslında ekonomi açısından sağlıklı bir şey. TL krediler yüzde 6 civarında büyüdü. Yabancı para tarafında da aşağı yukarı yüzde 4 gibi bir küçülme var. Bu dönemde bankaların ilk dikkat edecekleri konu likidite, mevduat yönetimi. O testi iyi geçtik. Burada YEP çok önemli bir katkıda bulundu.

SENDİKASYON KIRILMA NOKTASI
Ağustosta yaşanan kur dalgalanmasından sonra likidite konusunda önemli kaygılar yaşandı. Akbank’ın 27 Eylül’de uluslararası piyasalardan 980 milyon dolar karşılığı sağladığı sendikasyon kredisi ise piyasalara moral aşıladı. Pozitif anlamda bir kırılma noktası oldu. Hazine’nin duyurduğu Eurobond ihracına üç kat talep gelmesi de önemliydi. Bu ihraç da piyasaların normale dönmesi yolunda önemli kırılma noktalarından biri oldu.

MALİYETLER FIRLADI
Söz konusu dönemde para maliyetlerinin artması nedeniyle faizlerde artışa gidildi. Mevduat faizleri inanılmaz derecede fırladı. TL’de yüzde 30’ları gördük, dolarda iki haneleri gördüğümüz günler oldu. Bu tabii bankaların maliyetlerini birdenbire inanılmaz derecede fırlattı. Şimdi bu biraz aşağı geliyor. Bugün birçok bankamızda vadeli mevduatın maliyeti kredi randımanlarının üzerine ve maliyetlerinin düşmesi ileriye yönelik en önemli konulardan bir tanesi.

MEHMET EMİN ÖZCAN VAKIFBANK GENEL MÜDÜRÜ “ARTIK NORMALLEŞME SURECİNE GİRDİK”
SEKTÖRÜN YUKU FAZLA
Türkiye’ de sermaye piyasalarında en büyük yükün bankalar üzerinde olduğunu söylemek yanlış olmayacak. Kısa vadeli kredilerden orta-uzun vadeli büyük yatırım kredilerine kadar, tüketicileri, KOBİ’leri, sanayicileri ve hatta kamuyu bankacılık sektörü tek başına finanse ediyor.

DİK DURDUK
2017, bankacılık sektörü açısından başarılı bir yıldı. 2018 ilk çeyrekte de sıkıntı yaşamadık. Vakıfbank olarak ocak ayında uluslararası piyasalarda 650 milyon dolarlık tahvil ihracı gerçekleştirdik. Güven problemi ya da likiditeyle ilgili sorun yoktu, makroekonomik göstergeler de iyiydi. Sonrasında TL’de çok hızlı değer kaybı yaşansa da bankacılık sektörü dik durdu. Önlemlerle beraber artık normalleşme sürecine girildi. Kurlarda istikrar oluştu, faiz oranlarında da düzelme var. Kredilerde faiz oranları yüzde 30’lara kadar indi. Mevduat faizleri, TCMB’nin ilan ettiği yüzde 25’lerde.

2019’DAN UMUTLUYUM
2018 yıl sonuna kadar olumlu sürecin devam edeceğine inanıyorum. 2019’da ihracat ve turizmde ciddi potansiyel ve fırsatlar görüyorum. Uzun yıllardır ihmal edilen imalat sanayiinde de güzel gelişmeler yaşanacağı, cari açığın giderek düzeleceği görüşündeyim. Ekonomide aktörlerin geleceğe dair algı ve beklentileri olumluya dönerse normalleşme de daha çabuk gelir.

SERRA AKÇAOGLU CITIBANK TÜRKİYE GENEL MÜDÜRÜ
‘ŞİRKETLER KUVVETLİ OLDUĞU İŞLERE YÖNELMELİ’
AKSİYON PLANLARI BAŞARILI
2018 denince aklıma şirkette yaptığımız senaryolar ve teorik çalışmalar geliyor. Bunların hepsi geçmiş birkaç yılda başımıza geldi. Ama aksiyon planları başarıyla alındı. Finans sektörü her şeye rağmen hasarı en aza indirmeyi başardı.

DÖRT ÖNEMLİ HUSUS
2019 yılı ve ileriye baktığımızda önemli ödevlerimiz var. Bu yıl dört önemli husus var. Likitide yönetimi akıllıca olmalı. İkincisi fonlama maliyeti önemli. Mevduat faizlerini düşürmemiz lazım. Üçüncüsü, şirketler ve bankalar bilanço yönetiminde birlikte çalışmalı. 2018’de burada çok zorlandık. Ayrıca döviz girdisi olmayan şirketler döviz kredisi almamalı. Şirketler ve bankalar kuvvetli olduğu işlere yönelmeli, kendi işlerine odaklanmalı.

FINTECH İŞBİRLİKLERİ
Sektör olarak şirketlerin ihtiyaçlarını çok iyi bilmeliyiz. Sektörde faaliyet gösteren fintech şirketleriyle ortaklıklar yaparak oradaki potansiyeli yakalamalıyız. 2018’de yaptığımız aksiyonlarla 2019 yılında daha iyi olabiliriz. Var olan ihracat potansiyelinden daha büyük pay alınmalı. Sermaye piyasalarının çok daha fazla derinleşmesi ve halka arzların yapılması gerekiyor. Citi olarak üç hedefimiz var: İhracat, doğrudan yatırım çekmek, bono ve sermaye piyasasına yatırımcı gelmesini sağlamak. Bütün paydaşlar, kamu ve özel sektör birlikte çalışıp bunları gerçekleştirmeliyiz.

ÜMİT LEBLEBİCİ TEB GENEL MÜDÜRÜ
“SEKTÖRDE HIZLANMA 2019’UN İKİNCİ ÇEYREĞİNDE’
BORÇ ÇEVİRME ORANI SAĞLAM
Realite ve algı arasında fark var. Yabancı raporların aksine Türkiye 2017’de beklenenin üzerinde büyüme kaydetti. Kamunun borç çevirme oranı çok sağlam. Özel sektörün borcunun büyük kısmı uzun vadeye yayıldı. Kısa vadedeki borçluluklarda özel sektör borçlarını ödeyebilecek durumda. Dolayısıyla kısa vadede çok büyük bir problemimiz yok.

YAPILANDIRMA DOĞRU OLMALI
Atılan adımlar tutarlı oldu. YEP, yabancı yatırımcıyı çekebilecek nitelikte. Aralık ayı itibarıyla bankacılık bilançosunun ne olduğu ortaya çıkacak. Sektörde hızlanmanın 2019’un ikinci çeyreğinden sonra başlayabileceğini düşünüyorum. Yapılandırmanın gereken yerlerde yapılması gerekiyor. Doğru firmalarla yapılandırma yapabilmeliyiz ki hem ekonominin verimli olarak büyümesine yardımcı olabilelim hem de dışarıdan kaynak geliştirmeye devam edelim.

AKTİF KALİTESİNDE SORUN YOK
Bankaların aktif kalitesinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi gerekiyor. Yabancı sermayenin giriş kapısı bankalardır. Türk bankacılık sisteminin aktif kalitesinde çok endişe edilecek bir şey yok. Doğal olarak bu kadar yüksek dalgalanma yaşadığımız yerde birtakım göstergelerde negatif gidiş olacak. Tahsili gecikmiş alacaklarda artışlar dramatik olmayacak. Kamu bankalarıyla ilgil endişelenecek hiçbir şey yok. Sermayeleri tekrar güçlendirildi.



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap