Elektrifikasyon, yalnızca otomobilleri değil; savunma sanayiinden yenilenebilir enerjiye, veri merkezlerinden endüstriyel üretime kadar pek çok sektörü yeniden şekillendiriyor. Ancak bu dönüşümün görünmeyen kahramanı olan güç elektroniğinde tasarım süreçleri hala büyük ölçüde mühendislerin deneyimine ve aylar süren deneme - yanılma yöntemlerine dayanıyor.
Bu noktada teknoloji şirketi BeeMagnetics, geliştirdiği algoritmik mühendislik platformuyla mevcut iş yapış biçimini değiştirmeyi hedefliyor. 2023 yılında İTÜ 1773 Teknopark'ta kurulan derin teknoloji girişimi, güç elektroniği tasarımını veri odaklı ve sistematik bir sürece dönüştürürken, küresel büyüme hedefleri doğrultusunda önemli bir adım atmış bulunuyor.
Teknoloji dünyasının deneyimli isimlerinden Cem Bodur'u yönetim kurulu üyesi ve Chief Growth Officer (CGO) olarak kadrosuna katan şirketin gündeminde küresel büyüme var.
BeeMagnetics'in küresel büyüme stratejisini yönetecek olan Bodur, sorularımızı şöyle yanıtlıyor:
BeeMagnetics, "Black Ocean" yaklaşımıyla tamamen yeni bir pazar kategorisi oluşturduğunu söylüyor. Bu stratejiyi küresel pazarlarda nasıl konumlandırmayı planlıyorsunuz?
Biz, mevcut CAD veya simülasyon yazılımlarının bulunduğu kalabalık pazarda biraz daha gelişmiş bir araç sunarak rekabet etmiyoruz. Güç elektroniğinde tasarımın nerede başladığını yeniden ele alan farklı bir yaklaşım geliştiriyoruz.
BeeMagnetics Engine, yalnızca doğrulama yapan bir simülasyon aracı değil; sistem gereksinimlerinden yola çıkarak elektriksel performans, manyetik yapı, termal davranış, güç kayıpları ve maliyet kısıtlarını aynı karar çerçevesinde değerlendiren bir Engineering Decision Engine. Bu nedenle konumlandırmamız mevcut yazılımları ikame etmek üzerine değil; mühendislerin detaylı tasarım ve doğrulama aşamasına geçmeden önce çok sayıda alternatifi sistematik biçimde değerlendirebildiği yeni bir karar katmanı oluşturmak üzerine kurulu. Black Ocean yaklaşımını da mevcut bir pazarda pay almak yerine yeni bir kategori ve paradigma değişim hedefi olarak görüyoruz.
BeeMagnetics Engine'in güç elektroniği tasarımında sağladığı algoritmik yaklaşımın, sektörün iş yapış biçimini önümüzdeki 5-10 yılda nasıl değiştireceğini öngörüyorsunuz?
Önümüzdeki 5-10 yılda mühendislerin değeri, daha fazla iterasyon yapmalarından çok daha doğru mühendislik kararlarını daha erken verebilmelerinden gelecek. Kurumlar, kritik bilgi ve tasarım deneyiminin yalnızca belirli kişilerin hafızasında kalmasını istemiyor; bu birikimi tekrarlanabilir ve ölçeklenebilir bir çalışma modeline dönüştürmek istiyor. Biz mühendisliği otomatikleştirmeye çalışmıyoruz. Mühendislerin zamanını tekrar eden hesaplamalar yerine mimari kararlara ayırabildiği, tasarım seçeneklerini veriye dayalı biçimde karşılaştırabildiği yeni bir çalışma modeli oluşturuyoruz. Böylece kurumlar hem daha hızlı ilerleyebiliyor hem de mühendislik bilgisini daha sürdürülebilir biçimde yönetebiliyor.
İlk önceliğiniz hangi pazarlar ve sektörler olacak? Savunma, mobilite, enerji ve veri merkezleri arasında nasıl bir büyüme stratejisi izleyeceksiniz?
İlk odaklandığımız alan savunma ve havacılık. Çünkü görev-kritik sistemler yüksek doğruluk, güvenlik, öngörülebilirlik ve gerektiğinde kurum içi çalışma kabiliyeti talep ediyor. Bu alan, platformun gerçek mühendislik koşullarındaki değerini göstermek için güçlü bir başlangıç noktası. Bununla birlikte teknolojimiz çift kullanımlı (dual-use) bir yapıya sahip. Savunma ve havacılıkta geliştirdiğimiz yetkinliklerin yenilenebilir enerji, elektrikli mobilite, veri merkezleri ve endüstriyel elektrifikasyon gibi alanlarda da doğrudan karşılığı bulunuyor. Büyüme stratejimizi, savunma ve havacılıkta oluşturduğumuz güveni bu ticari pazarlara kontrollü biçimde taşımak üzerine kuruyoruz.
Güç elektroniği tasarımında yıllardır hakim olan "deneme-yanılma" kültürünü değiştirmek kolay olmayacaktır. Potansiyel müşterileri bu dönüşüme ikna etmek için nasıl bir strateji izleyeceksiniz?
Çok haklısınız; kökleşmiş mühendislik alışkanlıkları yalnızca bir sunumla değişmiyor. Bu nedenle müşterilerimizle Technical Evaluation Program (TEP) adını verdiğimiz teknik değerlendirme ve doğrulama modeli üzerinden ilerliyoruz. Kurumlar kendi tasarım gereksinimlerini platform üzerinde çalıştırıyor; BeeMagnetics Engine'in gerçek mühendislik problemlerinde nasıl sonuç verdiğini, hangi alternatifleri ürettiğini ve karar sürecine nasıl katkı sağladığını birlikte görüyoruz. Böylece değer önerisini genel iddialarla değil, müşterinin kendi problemi ve verileri üzerinden ortaya koyuyoruz. Güven de bu ortak doğrulama sürecinde oluşuyor.
BeeMagnetics'in yüzde 98 doğruluk, yüzde 80 zaman tasarrufu ve yüzde 50 maliyet avantajı sunduğu belirtiliyor. Bu verileri global pazarda rekabet avantajına dönüştürmek için nasıl bir yol haritası oluşturuyorsunuz?
Sözünü ettiğiniz oranlar, yürüttüğümüz doğrulama çalışmalarında elde ettiğimiz sonuçlara dayanıyor; ancak her projenin mimarisi, gereksinimleri ve başlangıç koşulları farklı olduğu için bu değerleri bütün uygulamalar için sabit bir garanti olarak sunmuyoruz. Temel değer önerimiz, tasarım alternatiflerini erken aşamada karşılaştırarak gereksiz iterasyonları, prototip sayısını ve mühendislik eforunu azaltmak. Bu yaklaşım yalnızca tek bir projenin süresine değil, kurumun bir yıl içinde tamamlayabildiği toplam çalışma miktarına da etki ediyor. Biz bunu ‘Annual Design Capacity’, yani ‘Yıllık Tasarım Kapasitesi’ kavramıyla ifade ediyoruz. Platformumuzu da kullanıcı sayısından çok kurumun mühendislik üretim kapasitesini artırmaya odaklanan yıllık kurumsal lisans modeliyle sunuyoruz. Küresel pazardaki rekabet avantajımızı, ölçülebilir müşteri sonuçları ve tekrarlanabilir doğrulama süreçleri üzerinden büyütmeyi hedefliyoruz.
Şirketin küresel bileşen üreticileriyle kurduğu veri entegrasyonu ekosistemi, gelecekte nasıl genişleyecek? Yeni stratejik ortaklıklar gündemde mi?
Dijital ortamda iyi görünen bir tasarımın üretimde karşılığı yoksa gerçek bir değer yaratması mümkün değil. Bu nedenle BeeMagnetics Engine'i, endüstride kullanılan ticari komponent verileriyle çalışan ve uygulanabilir tasarım alternatifleri üreten şekilde geliştirdik. Buradaki hedefimiz belirli üreticilere bağlı kapalı bir yapı kurmak değil; farklı komponent kategorilerini ve üretici verilerini ortak bir karar çerçevesinde değerlendirebilen geniş bir ekosistem oluşturmak. Veri kapsamını ve entegrasyon kabiliyetini küresel komponent üreticileriyle geliştirmeye devam etmek istiyoruz. Yeni iş birliklerinde önceliğimiz, müşterilerin kullandığı gerçek donanım seçeneklerini platforma daha hızlı ve güvenilir biçimde yansıtmak.
Yapay zeka ve algoritmaların mühendislik süreçlerindeki rolü giderek artıyor. BeeMagnetics'in bu alandaki vizyonunu nasıl tanımlarsınız?
Vizyonumuz, zeka ile inovasyonu hızlandırmak. BeeMagnetics Engine'in temelinde fizik tabanlı mühendislik modelleri ve algoritmik tasarım yaklaşımı yer alıyor. Öncelikle sistem gereksinimlerini karşılayan geniş bir tasarım uzayı oluşturuyoruz. Yapay zekayı ise bu tasarım uzayı içerisindeki alternatifleri çok boyutlu olarak değerlendirip, performans, maliyet, verimlilik ve üretilebilirlik gibi kriterler arasında en doğru mühendislik kararlarını belirlemek için kullanıyoruz.
Dolayısıyla bizim yaklaşımımız, yapay zekayı mühendisliğin yerine koymak değil; mühendisin karar verme sürecini daha güçlü, daha hızlı ve daha veriye dayalı hâle getirmek. Mühendisin bilgi birikimi, tasarım hedeflerini tanımlaması ve sonuçları yorumlaması sürecin merkezinde olmaya devam ediyor. BeeMagnetics Engine ise tekrar eden analiz yükünü üstlenerek mühendislerin sistem seviyesinde daha yüksek katma değerli kararlara odaklanmasını sağlıyor.
BeeMagnetics'in Türkiye'de geliştirilen bir teknoloji olarak dünyaya açılması, yerli teknoloji ekosistemi açısından nasıl bir anlam taşıyor?
Türkiye'den geliştirilen bir teknolojinin küresel mühendislik süreçlerinde referans alınabileceğini göstermek istiyoruz. Bu yalnızca bir yazılım ürünü ihraç etmek anlamına gelmiyor; yüksek katma değerli mühendislik bilgisini ürüne dönüştürmek ve uluslararası pazarda sürdürülebilir bir teknoloji şirketi kurmak anlamına geliyor. BeeMagnetics'in başarısının, akademik birikim ile sektör deneyiminin doğru biçimde birleştiğinde Türkiye'den küresel ölçekte rekabetçi derin teknoloji şirketleri çıkabileceğine dair somut bir örnek oluşturmasını önemsiyoruz.
Bugünden beş yıl sonrasına baktığınızda, BeeMagnetics'in küresel ölçekte ulaşmasını hedeflediğiniz en önemli kilometre taşı nedir?
Beş yıl içinde ulaşmak istediğimiz temel kilometre taşı, BeeMagnetics Engine'in güç elektroniği geliştiren kurumlar için doğal tercihlerden biri haline gelmesi. Platformun yalnızca tekil projelerde kullanılan bir araç değil, kurumun mühendislik bilgisini ve karar süreçlerini bir araya getiren kalıcı bir karar katmanı olmasını hedefliyoruz. Küresel ölçekte güçlü referans müşterilere, genişleyen bir komponent veri ekosistemine ve tekrarlanabilir bir kurumsal lisans modeline ulaşmak bu hedefin temel göstergeleri olacak.
Bu yılki odağınız nedir?
Bu yıl odağımız, yürüttüğümüz Paid Validation süreçlerini yıllık kurumsal lisans anlaşmalarına dönüştürmek ve özellikle Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya'daki müşteri ağımızı genişletmek. PCIM sonrasında oluşan uluslararası ilgi ve devam eden ticari görüşmeler, bu hedef doğrultusunda önemli bir ivme sağladı.
Finansal hedeflerimizi şirket içinde yakından takip ediyoruz. Ancak bugün bizi en çok heyecanlandıran metrik, yıllık tekrarlayan gelirimizin istikrarlı şekilde büyümesi ve BeeMagnetics Engine'in küresel ölçekte tercih edilen mühendislik platformlarından biri olma yolunda ilerlemesi. Sağlam temeller üzerine inşa edilen sürdürülebilir büyümenin, kısa vadeli finansal sonuçlardan çok daha kalıcı bir değer oluşturacağına inanıyoruz.
Hedef pazarlarınız?
İlk odaklandığımız pazar savunma ve havacılık. Bunun temel nedeni, bu sektörlerde tasarım doğruluğu, güvenilirlik ve sistem performansına ilişkin beklentilerin en yüksek seviyede olması. Bu ölçekte geliştirilen bir mühendislik platformunun oluşturduğu değer, doğal olarak diğer endüstrilere de taşınabiliyor.
Bu nedenle savunma ve havacılığı stratejik bir başlangıç noktası olarak görüyoruz. Bununla beraber elektrikli mobilite, yenilenebilir enerji, veri merkezleri ve endüstriyel elektrifikasyon gibi elektrifikasyon dönüşümünün hız kazandığı sektörlerde büyümeyi hedefliyoruz.
Coğrafi olarak ise önceliğimiz, güç elektroniği Ar-Ge yatırımlarının yoğunlaştığı Kuzey Amerika ve Avrupa. Bu bölgelerde edineceğimiz referanslar ve ticari yaygınlaşmanın ardından Asya-Pasifik'i büyüme stratejimizin önemli bir ayağı olarak görüyoruz.
Bugün tüm bu sektörlerin ortak bir problemi var: Sistemler giderek daha karmaşık hale gelirken ürün geliştirme takvimleri kısalıyor ve doğru mühendislik kararlarını projenin en erken aşamasında verebilmek kritik bir rekabet avantajına dönüşüyor. BeeMagnetics Engine'in sunduğu sistem seviyesinde karar desteği de tam olarak bu ihtiyaca cevap veriyor.