USD/TRY
Döviz Çevirici
TRY
USD
EUR
Hesapla

“Küresel rekabet patentle başlıyor”

Girişimler ve teknoloji şirketleri için patent, küresel pazarlara açılmanın ve ticari değer yaratmanın da anahtarı haline geliyor. Destek Patent Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Yamankaradeniz, patent yarışında bundan sonraki dönemin belirleyici unsurunun ticarileşme olacağını söylüyor.

“Küresel rekabet patentle başlıyor”

Yapay zekâ, biyoteknoloji, temiz enerji ve ileri teknoloji alanlarında yaşanan gelişmeler, girişimcilik ekosistemini olduğu kadar fikri mülkiyet dünyasını da dönüştürüyor. Yenilikçi fikirlerini küresel pazarlara taşımak isteyen girişimler için patent artık yalnızca bir koruma aracı değil; yatırım çekmenin, lisans geliri yaratmanın ve uluslararası rekabette öne çıkmanın stratejik unsurlarından biri olarak görülüyor. 

Ekonomist’in 02 - 15 Ağustos 2026 tarihli sayısından

Türkiye’de patent bilincinin her geçen yıl güçlendiğini belirten Destek Patent Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Yamankaradeniz, önümüzdeki dönemde şirketlerin başarısını başvuru sayısından çok patentlerini ekonomik değere dönüştürme becerisinin belirleyeceğini ifade ediyor.

Yapay zekâ patent ekosistemini nasıl dönüştürüyor?
Yapay zekâ ve derin teknoloji patent ekosistemini iki yönlü dönüştürüyor. Bir yandan patent başvurularının içeriği değişiyor; yapay zekâ temelli buluşlar, otonom sistemler, veri işleme teknolojileri ve ileri yazılım çözümleri başvuru hacmini artırıyor. Diğer yandan araştırma, benzerlik analizi, patent haritalama ve portföy yönetimi gibi süreçlerde yapay zekâ destekli araçlar hem hız hem de doğruluk avantajı sağlıyor.

Önümüzdeki dönemde patent yarışının hangi alanlarda hızlanmasını bekliyorsunuz?
Özellikle yapay zekâ, yazılım inovasyonları, biyoteknoloji, sağlık teknolojileri ve sürdürülebilirlik alanlarında patent yarışının hızlanmasını bekliyoruz. Bunun yanında mobilitede elektrikli araç teknolojileri, batarya sistemleri, akıllı ulaşım altyapıları ve otonom sürüş çözümleri ile savunma sanayinde ileri malzeme teknolojileri, insansız sistemler ve haberleşme teknolojileri öne çıkacak.

Türkiye patentlerini ekonomik değere dönüştürmek için ne yapmalı?
Türk şirketlerinin bu alandaki yaklaşımında son yıllarda olumlu bir dönüşüm olduğunu söyleyebiliriz. Ancak global ölçekte rekabet edebilmek için yalnızca başvuru sayısını artırmak değil; güçlü, sürdürülebilir ve ticarileştirilebilir bir sınai mülkiyet portföyü oluşturmak gerekiyor. Bu noktada stratejik danışmanlık, uluslararası koruma planlaması ve doğru pazar analizi büyük önem taşıyor.

Avrupa’daki yeni patent sistemi Türk şirketlerini nasıl etkileyecek?
Avrupa Birliği’nde yürürlüğe giren Birimsel Patent Sistemi, Avrupa pazarında koruma maliyetlerini ve operasyonel yükleri azaltırken koruma kapsamını genişletiyor. Bu da ihracat odaklı Türk şirketleri için önemli fırsatlar sunuyor. Ancak şirketlerin uluslararası pazarlara açılmadan önce marka ve patent stratejilerini daha erken planlamaları gerekiyor.

Türkiye’nin patent performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’de 2025 yılında yerli patent başvuru sayısı 11 bin 394’e yükselirken, 3 bin 738 patent tescili gerçekleştirildi. Bu rakamlar Türkiye’nin inovasyon üretme kapasitesinin güçlendiğini ve sınai mülkiyet bilincinin her geçen yıl arttığını gösteriyor. Ancak yalnızca başvuru sayısına odaklanmamak gerekiyor. Türkiye artık patent üretme aşamasını önemli ölçüde geçti, bundan sonraki kritik hedef, patentlerin ekonomik etki yaratma kapasitesini artırmak olmalıdır.

“Sınai mülkiyet bir fırsat”
“Bugün dünyada sınai mülkiyet sadece bir tescil belgesi değil, aslında hak sahipleri için ticari değere dönüştürülmesi gereken bir fırsat. Markalar lisans veya franchise modelleriyle büyüyebiliyor, patentler de lisanslanarak veya teknoloji transfer yoluyla farklı şirketler tarafından kullanılabiliyor. Hak sahiplerinin yeni yatırımlarını finanse etmesi ve ciddi avantajlardan faydalanması için öncelikle tescilli haklarından mali kazançlar elde edebildiğini görmesi gerekiyor.”

0

EKONOMİST YENİ SAYI
Ekonomist Dergisini takip etmek için abone olun.
ABONE OL