Enerjimizi doğru yönetebiliyor muyuz?

Enerjimizi doğru yönetebiliyor muyuz?

Sorunun yanıtı aslında basit. Ne fiziki enerjiyi doğru tüketebiliyoruz, ne de bireysel enerjimizi doğru alanda kullanabiliyoruz. Ülke olarak, fosil yakıtlarında enerji ihtiyacımızın yüzde 95’ini ithal ediyoruz. Yıllık faturamız bir ara 60 milyar dolara kadar yükseldi.

TALAT YEŞİLOĞLU
tyesil@ekonomist.com.tr

O dönemde de, 30 milyar dolarlara düştüğü dönemde de verimli bir yapılanma sağlanamadı. Bu konuyu uzatmadan, kişisel enerjimizin yönetimine değinmek istiyorum. KGF(Kredi Garanti Fonu), geç çalıştırılan bir sistem.

Kuruluşunun üzerinden 15 yıl geçti. Geç oldu ama iyi oldu. Kısa süre zarfında likidite sıkışıklığı yaşayan yüz binlerce şirkete can suyu oldu. On binlerce şirketin temerrüde düşmesinin, faaliyetleri durdurmasının önüne geçti. Hatta şirketler bu sayede mal, ekipman alımı yapabilir duruma geldi.

Kısacası açıklanan son rakamlara göre 180 milyar liralık kaynakla, çarkların yeniden dönüşü sağlandı. Kısa vade için çok olumlu bir adım olduğunu söyleyebiliriz. İyi de itiraz nereye? KGF sistemi çalıştı ama değirmenin çalışmasını sağlayacak su yeterli değil. Yani, kredi/mevduat göstergesi yüzde 147’de. Toplanan her 100 TL’lik mevduatın üzerine 47 TL ek kredi verilmiş.

Bankaların yurtdışından sağladıkları fonlar da sınırlı olduğundan, geriye yine iç kaynaklara dönmek, yani mevduata kalıyor. Mevduat faiz oranları da doğal olarak yükseliyor. Nasıl yükselmesin ki? Yıllık enflasyonun yüzde 12 olduğu bir yerde, mevduat faizinin gördüğü tepe nokta yüzde 15. Bu oranın yüzde 15’inin stopaj olduğunu anımsatırsam, geriye yıllık bazda yüzde 12.75’lik net getiri kalıyor.

Vade ağırlığı aylık olduğundan küçük bir hesap yapalım. Her ay mevduatınızı yüzde 15 ile yenileyeceğinizi ve faizine hiç dokunmayacağınızı varsayıyorum. Yıl sonunda stopaj sonrası ortaya çıkacak net getiri yüzde 13,5. Enflasyonun yanında 1-1,5 puanlık net getiriyi de çok görmeyelim lütfen.

Hükümet üyeleri, bakanlar, enerjilerini faiz oranları kadar enflasyonla mücadeleye harcamış olsalardı, bence Türkiye ekonomisi için çok daha farklı bir resimle karşılaşabilirdik. 2001 krizinden bu yana enflasyonla mücadeleyi konuşuyor ve Merkez Bankası, “Yüzde 5 hedefi”ni dillendiriyordu. Hedefler bir türlü tutmadı.

Yılın İş İnsanları anketimizde ‘Yılın Bürokratı’ olarak 4 kez seçilen Merkez Bankası’nın eski başkanı Erdem Başçı, hedef tutmadığı için ödülü bizden saklamamızı rica etti! Ödüller duruyor, çünkü bir türlü yüzde 5’e yaklaşamadık.

Sonuçta enerjimizi doğru yerde harcamamız gerekiyor. Rakiplerle aramız açılıyor, kaybedecek zamanımız yok. Enflasyonla mücadele konusunda olumlu sonuçlar alındığında, sıklıkla şikayet edilen kredi ve mevduat faiz oranları da yönünü aşağıya çevirecektir.

Bu işin bağırmakla, emirle, demeçlerle olmayacağını bilmemiz gerekiyor. Merak edenler, emekli olması için teşvik edilen, Merkez Bankası’nda 1994, 1997, 1999, 2001 krizlerini yaşamış değerli uzmanlara sorsunlar!

Verimli bir hafta diliyorum…



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap