Ekonomide frene basma zamanı geldi mi?

Ekonomide frene basma zamanı geldi mi?

Türkiye ekonomisi 2017 yılını yüzde 7-8 arasında bir büyümeyle kapatmış gibi görünüyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) bu ayın sonunda açıklayacağı 2017’deki ekonomik büyüme oranının bu aralığın orta noktası olan yüzde 7,5 dolayında çıkacağını tahmin edebiliriz.

DR. ORHAN KARACA 
okaraca@ekonomist.com.tr

Son bir yıldır genelde çift hanede seyreden yıllık tüketici fiyatları endeksi (TÜFE) enflasyonu ise geçen şubat ayı itibariyle yüzde 10,3 düzeyinde bulunuyor. Öte yandan 2017’yi yüzde 5,5 dolayında kapatmış gibi görünen cari işlemler açığının gayri safi yurtiçi hasılaya (GSYH) oranının ise ocak ayı itibariyle yüzde 6 dolayına çıktığını tahmin ediyoruz.

Bizim değerlendirmemize göre bu üç gösterge de ekonomide ısınmaya işaret ediyor. Ekonominin ısınması ise bir kriz olasılığının artması demek oluyor. Bu nedenle de ekonomide frene basma zamanı gelmiş gibi görünüyor.

EKONOMİNİN HARARET GÖSTERGELERİ
Esasında bu üç göstergenin hangi seviyelerinin ekonomide ısınmaya ve hangi seviyelerinin de soğumaya işaret ettiğini kesin olarak söylemek pek mümkün değil. Çünkü bu göstergeler her zaman doğru sinyal vermeyebildikleri gibi ekonomide ısınmaya veya soğumaya işaret eden seviyeleri zaman içinde değişiklik de gösterebiliyor.

Mesela 15 yıl öncesine kadar cari açığın GSYH’ye oranının yüzde 3’ü aşması ekonomide aşırı ısınma sinyali olarak kabul edilirdi. Gerçekten de 2001 krizi bu oranın söz konusu seviyeyi aştığı bir dönemde ortaya çıkmıştı. Ancak 2000’li yılların ortalarında bu seviye tekrar aşıldığı zaman ekonomide bir krizle karşılaşmadık.

O dönemde Türkiye’ye doğrudan yabancı sermaye girişinin artmaya başlaması bu eşiği daha yukarıya taşımış gibi görünüyor. Ancak gerçek eşiğin neresi olduğunu kesin olarak bilemiyoruz.

Ekonomi yönetimi 2010-2011 döneminde ekonominin aşırı ısındığına hükmedip de soğutma çalışmalarına başladığında, o dönemdeki Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, “3×5 hedefi” olarak nitelendirilen üçlü bir hedeften bahsetmişti. Buradaki “3” sayısı yukarıda bahsettiğimiz ekonomik büyüme, tüketici enflasyonu ve cari açığın GSYH’ye oranından oluşurken, “5” sayısı ise bu göstergelerin üçünde de yüzde 5 seviyesinin normal kabuledildiğini ifade ediyor.

Doğrusu bize de bunları böyle kabul etmek makul gibi geliyor. Ekonomik büyüme için yüzde 5’i normal seviye olarak kabul etmemizin nedeni, Türkiye’nin uzun dönemdeki büyüme oranının genelde bu civarda hesaplanması.

Enflasyon için yüzde 5’i normal seviye olarak kabul etmemiz, Merkez Bankası’nın orta vadeli enflasyon hedefinin bu düzeyde olmasından kaynaklanıyor. Cari açığın GSYH’ye oranı için yüzde 5’i normal seviye olarak kabul etmemizin nedenini ise bu göstergede 2005 yılından bu yanaki ortalamanın bu civarda hesaplanması oluşturuyor.

Ekonominin üç temel göstergesi için normal seviyeleri bu şekilde belirledikten sonra, deneyimlerimize dayanarak ısınma ve soğuma eşiklerini de tespit ettik. Bu çerçevede yüzde 4-6 arasını “ılıman”, yüzde 6-8 arasını “sıcak”, yüzde 8’in üstünü “çok sıcak”, yüzde 2-4 arasını “soğuk” ve yüzde 2’nin altını ise “çok soğuk” bölgeler olarak belirledik

SICAKLIK ARTIYOR
Bu tanımlama doğrultusunda, şu anda elimizde olan bilgilere göre, bu üç temel gösterge içinde en çok el yakanı “çok sıcak” bölgede yer alan enflasyon olarak çıkıyor. “Sıcak” bölgede yer alan ekonomik büyüme de elleri kavuruyor. “Ilıman” bölge ile “sıcak” bölge arasındaki sınırda bulunan cari açık da yakında elimizi yakmaya başlayacağa benziyor.

Ekonomi yönetimi bu üç göstergenin yine böyle el yaktığı 2010-2011 döneminde duruma müdahale etmiş ve ekonomiyi soğutarak bir krizle karşılaşmamızı önlemişti. Bize yine benzer bir politika uygulamasının zamanı geldi gibi görünüyor.



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap