Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD), hazır giyim ve tekstil sektörünün mevcut durumunu ve sanayinin geleceğine yönelik politika önerilerini düzenlediği toplantıyla paylaştı. TGSD Müşterek Başkanı Toygar Narbay, sektörün yaşadığı daralmanın yalnızca hazır giyim ve tekstile ilişkin olmadığını, Türkiye’nin genel ihracat rekabetçiliği açısından önemli bir uyarı niteliği taşıdığını söyledi.
Narbay’a göre Türkiye’de bir sanayicinin sermayesini koruyabilmesi için yüzde 13,6 FAVÖK üretmesi gerekirken, düşük enflasyon ve faiz ortamındaki küresel rakiplerde bu eşik yüzde 3,6’da kalıyor. Aradaki 10 puanlık farkın Türk ihracatçısını küresel yarışta dezavantajlı konuma taşıdığını belirten Narbay, “Her sabah yarışa 10 puan geriden başlıyoruz” dedi.
Ölçek kaybı büyüyor
2022’de ihracatta ulaşılan zirvenin ardından Haziran 2026’ya kadar hazır giyim ve tekstilde 364 bin kişilik istihdam ile 10 bin 497 işletmenin kaybedildiğine dikkat çeken Narbay, büyük işletmelerin küçülmesinin üretim ölçeği, yetişmiş insan kaynağı ve tedarik zincirini zayıflattığını söyledi. Bu nedenle üretim, ihracat, istihdam, finansman, teknoloji ve marka politikalarının tek bir hedef altında birleştirilmesi gerektiğini vurguladı.
TGSD’nin bu kapsamda 84 mevcut teşviki yeniden tasarladığı ve 54 yeni politika aracını ekleyerek toplam 138 maddelik bir çerçeve hazırladığı belirtildi. Dernek, bu yapının tek merkezden, ölçülebilir ve performansa dayalı biçimde uygulanmasını öneriyor.
Narbay, yeni Orta Vadeli Program’ın da sanayisizleşme riskini ortaya koyduğunu savundu. Buna göre mal ihracatının milli gelire oranının 2025’te yüzde 17,1’den 2029’da yüzde 14,2’ye gerilemesi bekleniyor. TGSD, hazır giyim ve tekstilin yalnızca “emek yoğun” değil, katma değeri ve dış ticaret fazlasına katkısı nedeniyle “stratejik sektörler” arasında da değerlendirilmesini istiyor.
Üretim havzaları kurulmalı
TGSD’nin 23 üretici ülkeyi karşılaştırdığı Küresel Rekabetçilik Matrisi’ne göre Türkiye, işçilik ve maliyet odaklı rekabette 18’inci sırada yer alırken lojistik erişim, iş gücü yetkinliği, verimlilik, dikey entegrasyon ve üretim kabiliyeti gibi unsurların dikkate alındığı Değer ve Erişim Endeksi’nde ilk sıraya yükseliyor. Narbay, “Yanlış oyunda 18’inci, doğru oyunda 1’inciyiz” diyerek Türkiye’nin maliyet yerine değer odaklı bir rekabet modeline geçmesi gerektiğini söyledi.
Sektörün yeni dönemde büyümesini sağlayacak modelin yalnızca üretim maliyetlerini düşürmekten geçmediğini belirten Narbay, MENA, Afrika, Orta Asya ve Hindistan gibi yeni pazarlarda markalarla daha güçlü varlık gösterilmesi gerektiğini ifade etti. Ayrıca Suriye, Kuzey Irak ve Azerbaycan hattında Türk sermayesiyle üretim havzaları kurulmasını önerdi. TGSD, yalnızca Suriye’de orta vadede 250 bin kişilik istihdam ve 5 milyar dolarlık ihracat kapasitesi öngörüyor. Narbay, önümüzdeki 15 yılın sanayi kadrolarının da bugünden hazırlanması gerektiğini belirterek, gençlerin sanayiye yönlendirilmesi ve teknik eğitim altyapısının güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
Konferans için geri sayım başladı
TGSD Müşterek Başkanı Dr. Ümit Özüren, 13-14 Ekim’de “Yeniden Tanımlanan Değer: Made in Türkiye” temasıyla düzenlenecek 19. İstanbul Hazır Giyim Konferansı’nın gündemini paylaştı. Konferansta Türk hazır giyim sektörünün rekabet gücü, değişen küresel ticaret düzeni, yeni pazarlar, sürdürülebilirlik, yapay zeka, dijitalleşme, yeni nesil malzemeler ve üretim teknolojileri ele alınacak.
Özüren, konferansın ana mesajının “Made in Türkiye” kavramını üretimin ötesine taşıyarak inovasyon, teknoloji, tasarım, lojistik, marka ve Türkiye’nin kültürel değerleriyle yeniden tanımlamak olduğunu söyledi. Etkinlikte McKinsey’den Gemma D’Aura, Copenhagen Fashion Week Kurucusu ve CEO’su Eva Kruse, AB Parlamentosu Eski Üyesi Heidi Hautala, TÜSİAD Baş Ekonomisti Gizem Öztok Altınsaç ve McKinsey Kreatif ve Pazarlama Direktörü Paul Bennett gibi isimler konuşacak.