USD/TRY
Döviz Çevirici
TRY
USD
EUR
Hesapla
Ayşegül Sakarya Pehlivan
Ayşegül Sakarya Pehlivan

Diğer Yazıları

At sevgisi dev bir ekonomiye dönüşüyor

Eğitimden turizme, at yetiştiriciliğinden ekipman üretimine kadar farklı alanları kapsayan binicilik ekosistemi, farklı sektörlerden şirketlerin radarına girdi. Okul müfredatına giren branşlar, artan pony yarışmaları ve yeni nesil konsept tesisler sayesinde sektörde önümüzdeki beş yılda 100 milyon dolar yatırım ve yüzde 30 büyüme bekleniyor.

At sevgisi dev bir ekonomiye dönüşüyor

Bir dönem ağırlıklı olarak profesyonel sporcular ve at sahiplerinin ilgi alanında bulunan binicilik, Türkiye’de giderek daha geniş bir ekosisteme dönüşüyor. Eğitim, turizm, tarım, hayvancılık, veterinerlik, ekipman üretimi, organizasyon ve gayrimenkul yatırımlarını içine alan sektör, özellikle son yıllarda özel sektörün artan ilgisiyle yeni bir büyüme dönemine giriyor.

Ekonomist’in 13 - 26 Eylül 2026 tarihli sayısından

Türkiye Binicilik Federasyonu bünyesinde faaliyet gösteren yaklaşık 100 kulüp bulunuyor. Federasyon kayıtlarında 16 binden fazla lisanslı sporcu yer alırken, toplam aktif sporcu sayısı 26 bini aşıyor. Sektördeki büyümenin önemli göstergelerinden biri ise çocuk ve gençlere yönelik binicilik faaliyetlerindeki artış. Son yıllarda çocuklara yönelik altyapı yatırımları, kulüplerin eğitim faaliyetleri ve yeni tesislerin devreye girmesiyle biniciliğe başlayan kişi sayısında önemli bir yükseliş yaşanıyor. Özellikle pony branşındaki gelişim, bu değişimi açıkça ortaya koyuyor. Yaklaşık beş yıl önce pony yarışmalarına ortalama 50 pony katılırken, bugün bu sayı 200’e yaklaşmış durumda.

Özel sektör ilgisi artıyor

Sektörde son yıllarda özel sektör yatırımlarında da belirgin bir ivme görülüyor. Özellikle engel atlama (show jumping) branşına yönelik uluslararası standartlarda tesislere olan talep artarken, damızlık ve yarış atı yetiştiriciliğine yönelik hara yatırımları da devam ediyor. Yatırımlar ağırlıklı olarak İstanbul, Kocaeli, Bursa, İzmir, Ankara ve Antalya çevresinde odaklanırken, Trakya ve İç Anadolu’da da yeni yatırımlar dikkat çekiyor. Bunun yanında biniciliği yaşam konseptiyle birleştiren butik kırsal yaşam projeleri de gelişmeye başladı. Kibar Holding, Borusan Holding, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, BN Hotel, Nevşehir Valiliği son dönemde yatırım yapan şirketler arasında yer alıyor.

At sevgisi dev bir ekonomiye dönüşüyor-1

Kaan Kutsal Alkan / Equine Design Studio'nun Kurucusu

Sahada çalışan tasarım ofislerinden Equine Design Studio’nun kurucusu Kaan Kutsal Alkan, sektördeki yatırım hareketliliğini yakından gözlemleyen isimlerden biri. Geçtiğimiz yıl üç yeni tesisin faaliyete geçmesine katkı sağladıklarını söyleyen Alkan, “Bugün ise Türkiye’nin farklı bölgelerinde sekiz yeni proje üzerinde çalışıyoruz. Bu tablo, yatırımcıların biniciliği uzun vadeli ve sürdürülebilir bir yatırım alanı olarak görmeye başladığını gösteriyor” diyor.

Federasyondan 50 milyon dolarlık yatırım

Önümüzdeki beş yılın Türkiye binicilik sektörü açısından en hızlı büyüme dönemlerinden biri olması bekleniyor. Bu beklentinin arkasında hem özel sektör yatırımlarındaki artış hem de federasyonun altyapıya yönelik uzun vadeli vizyonu bulunuyor.

Türkiye Binicilik Federasyonu, ulusal yarışmalara ev sahipliği yapacak ve milli takım kamp merkezi olarak hizmet proje başladı. Yaklaşık 50 milyon dolar yatırım değerine sahip projenin tamamlanmasıyla Türkiye’nin Ortadoğu, Rusya ve Doğu Avrupa’nın önemli uluslararası binicilik merkezlerinden biri haline gelmesi hedefleniyor. Proje konsept olarak Avrupa’nın önde gelen merkezlerinden Peelbergen Equestrian Centre modelini örnek alıyor. Yaklaşık 500 at kapasitesine sahip Peelbergen’in yıllık cirosunun 10 milyon Euro seviyesinde olduğu değerlendiriliyor. Bu ölçek, doğru planlanan ve uluslararası organizasyonlarla desteklenen tesislerin yatırımını yaklaşık beş yıl içerisinde geri kazanabileceğini gösteriyor.

At sevgisi dev bir ekonomiye dönüşüyor-2

Deneyim ekonomisinin parçası

Sektördeki dönüşüm yalnızca spor tesisleriyle sınırlı değil. Son dönemde turizm sektörünün biniciliğe olan ilgisi de artıyor. Özellikle otel yatırımcıları, misafir deneyimini zenginleştirmek ve dört mevsim kullanılabilecek farklı aktiviteler sunabilmek amacıyla binicilik tesislerini projelerine dahil etmeye başladı. Binicilik tesislerinin eğitim, konaklama, doğa deneyimi ve sosyal faaliyetlerin bir arada sunulduğu yeni yaşam alanlarına dönüştüğünü söyleyen Kaan Kutsal Alkan, biniciliğin spor faaliyetinin ötesinde deneyim ekonomisinin de bir parçası haline geldiğini vurguluyor.

Önümüzdeki beş yılda Türkiye binicilik sektörünün hem yatırım hem de sporcu sayısı açısından önemli bir büyüme kaydedeceğini söyleyen Kaan Kutsal Alkan, “Mevcut ivmenin devam etmesi halinde aktif sporcu sayısında yaklaşık yüzde 20, kulüp sayısında ise yüzde 30 seviyesinde bir artış öngörüyoruz. Bu da yaklaşık 20-30 yeni binicilik kulübü ve özel sektör tarafında 100 milyon doları aşan yeni tesis yatırımı anlamına geliyor” diye konuşuyor.

Uluslararası standartlarda bir binicilik tesisinin yatırım büyüklüğü, arazi hariç yaklaşık 3-5 milyon dolar seviyesinde şekilleniyor. Türkiye’de her yıl ortalama beş yeni binicilik tesisi projesinin hayata geçirildiği değerlendirildiğinde, yalnızca yeni tesis yatırımları açısından sektörün yıllık 15-25 milyon dolarlık bir yatırım hacmi oluşturduğu tahmin ediliyor. Buna arazi yatırımları, at alımları ve işletme sermayesi edilmiyor.

7,9 milyar TL'lik hacme ulaştı

Sektörün ekonomik büyüklüğüne dair net bir rakam vermek mümkün olmasa da atların yıllık işletme giderleri üzerinden yapılan hesaplama önemli bir ekonomik ölçeğe işaret ediyor. Günümüzde bir spor atının yalnızca konaklama ve seyis gideri aylık yaklaşık 100 bin TL, yem gideri ise ortalama 10 bin TL seviyesinde. Buna göre veterinerlik, nalbantlık, ekipman, ilaç, yarış ve nakliye giderleri hariç olmak üzere bir spor atının yıllık temel bakım maliyeti yaklaşık 1 milyon 320 bin TL’ye ulaşıyor. Yaklaşık 6 bin aktif spor atı üzerinden hesaplandığında, yalnızca konaklama, seyis ve yem giderlerinden oluşan yıllık ekonomik hacim yaklaşık 7,9 milyar TL seviyesinde.

Kaan Kutsal Alkan, “7,9 milyar TL, sektörün tamamını değil yalnızca temel at bakım ekonomisini ifade ediyor. Atların varlık değeri de sektörün ölçeğini gösteren önemli bir unsur. Nitelikli bir spor atının değeri yaklaşık 50 bin Euro’dan başlayarak, performans seviyesi ve yarış geçmişine göre 1 milyon Euro’ya kadar çıkabiliyor” diyor.

At sevgisi dev bir ekonomiye dönüşüyor-3

Namık Sarıgöl / Equist - İstanbul Horse Show Fuarlar Müdürü

EQUIST - İstanbul Horse Show Fuarlar Müdürü Namık Sarıgöl de özel sektör yatırımlarında belirgin bir hareketlilik olduğunu belirtiyor. Sarıgöl, “Yeni çiftlikler ve binicilik tesisleri kurulurken mevcut işletmeler de ahır, açık-kapalı manej ve eğitim alanlarına yatırım yapıyor. Bunların önemli bir bölümünün büyük kurumsal yatırımlardan çok, binicilik dünyasının içinden gelen girişimciler ve at sahipleri tarafından gerçekleştirildiğini söyleyebiliriz” diyor.

Sektördeki büyüme yalnızca tesis yatırımlarıyla sınırlı değil. At ve binici ekipmanlarında da yeni yerli üretici ve markalar pazara giriyor. Sarıgöl, geçmişte ithal ürünlerin ağırlıkta olduğu pazarda yerli üretimin daha görünür hale geldiğini belirtiyor. Yem üretimi, veterinerlik hizmetleri, nalbantlık, eyer ve ekipman üretimi, ahır ekipmanları, manej zeminleri, at taşımacılığı ve bakım hizmetleri de sektörün yarattığı ekonomik hareketlilikten pay alıyor.

At sevgisi dev bir ekonomiye dönüşüyor-4

Volkan Çapur / Türkiye Binicilik Federasyonu Başkan Vekili
“Türkiye bölgenin binicilik merkezi olabilir”
“Son yıllarda TBF yönetiminin doğru ve bilgili ellerle yönetilmesi sebebiyle binicilik daha ulaşılabilir bir spor dalı haline geldi. Binicilik okul müfredatına girdi. Şu an Türkiye de 13 adet atçılık meslek yüksek okulu antrenör yetiştiriyor. Sektörün en önemli ihtiyaçlarından olan antrenör ve seyis eğitimleri hız kazanmış durumda. TBF tarafından hayata geçirilen Türk Atı projesi ile de ihtiyaç duyulan kendi atımıza sahip olma ve yüksek fiyatlarla yurt dışından at ithalatının da azaltılması yönünde ciddi adımlar atıldı. Yapılan yatırımlar 5–10 yıl devam ettirilirse Türkiye’nin sadece başarılı sporcular çıkarmasını değil, Balkanlar, Ortadoğu, Kafkasya ve Orta Asya’nın binicilik merkezi haline gelmesi için ciddi bir potansiyelinin olduğunu düşünüyorum.”

0

Ayşegül Sakarya Pehlivan
Ayşegül Sakarya Pehlivan

Diğer Yazıları
EKONOMİST YENİ SAYI
Ekonomist Dergisini takip etmek için abone olun.
ABONE OL