ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarıyla başlayan savaş 17. gününde de devam ediyor. İsrail ve ABD, Tahran ile Washington yönetimleri arasında müzakereler sürerken 28 Şubat'ta İran'a askeri saldırı başlattı.
İran da İsrail'in yanı sıra ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinde belirlediği hedeflere saldırılarla karşılık verdi. ABD-İsrail saldırılarında, İran lideri Ayetullah Ali Hamaney'in yanı sıra çok sayıda üst düzey yetkili öldü. ABD-İsrail'in saldırılar düzenlediği İran'ın art arda yaptığı misillemeler nedeniyle İsrail'in başkenti Tel Aviv'in de bulunduğu merkezinde ve güneyinde sirenler çaldı.
16:42 CENTCOM: Saldırılarda İran'a ait 100'den fazla donanma gemisi imha edildi
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), İran'a yönelik saldırılarda 100'den fazla donanma gemisinin yok edildiğini belirtti.
CENTCOM Komutanı Amiral Brad Cooper, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan yayınladığı görüntülü paylaşımda, İran'a yönelik saldırılardaki son duruma ilişkin açıklamalarda bulundu.
Cooper, saldırıların 16'ncı gününde ABD güçlerinin İran'a yönelik "yoğun hava operasyonları" yürüttüğünü vurguladı.
Hürmüz Boğazı bölgesindeki ticaret yollarının güvenliğinin sağlanmasının öncelikli hedefler arasında olduğunu ifade eden Cooper, düzenlenen saldırılarda İran'a ait 100’den fazla donanma gemisinin imha edildiğini aktardı.
Cooper, 13 Mart'ta İran'ın Hark Adası’na düzenlenen hassas hava saldırısında deniz mayınları ve füzeler için depolama sığınakları ile diğer askeri altyapılar dahil 90'dan fazla İran askeri hedefinin yok edildiğinin altını çizdi.
İran'ın savunma sanayi altyapısının da hedef alındığına işaret eden Cooper, mart başından itibaren bu kapsamda düzenlenen saldırıları paylaştı.
ABD Hava Kuvvetleri, Donanma ve Deniz Piyadeleri pilotlarının toplamda 6 bini aşkın uçuş gerçekleştirdiğini belirten Cooper, "İran hava sahasındaki hava üstünlüğünü korumaya ve askeri hedeflere odaklanmaya devam ettiklerini" kaydetti.
ABD ordusu, "İran'ın hedef aldığı" Abraham Lincoln uçak gemisinden görüntü paylaştı
Öte yandan, CENTCOM'un ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan, USS Abraham Lincoln uçak gemisine ilişkin görüntü paylaşıldı.
Uçak gemisinin Epic Fury Operasyonu kapsamında gündüz ve gece uçuş operasyonlarına devam ettiği belirtilen paylaşımda, "İran kıyılarına yakın seyreden USS Abraham Lincoln'ün ve gemideki uçak filosunun, arka arkaya saldırılar düzenlediği" ifade edildi.
İran medyası, USS Abraham Lincoln'ün İran silahlı kuvvetleri tarafından "etkisiz hale getirildiğini" savunmuştu.
ABD Başkanı Donald Trump ise İran'ın uçak gemisi USS Abraham Lincoln'e "asla saldırmadığını" ve paylaşılan görüntülerin gerçek olmadığını iddia etmişti.
16:12 Katar: Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması için temaslar sürüyor
Katar, Hürmüz Boğazı'nın açık kalmasını sağlamak için çeşitli taraflarla temas halinde olduklarını ve İran'ın saldırılarına derhal son verilmesi gerektiğini belirtti.
Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el- Ensari düzenlediği basın toplantısında, mal ve enerji taşımacılığı açısından önemli bir yere sahip olan Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının herkes için tehdit oluşturduğunu belirtti.
Enerji güvenliğine yönelik her türlü ihlali reddettiklerini kaydeden Ensari, "Hürmüz Boğazı'nın açık kalmasını sağlamak için çeşitli taraflarla temasların devam ettiğini" kaydetti.
"İran'ın Arap ülkelerine yönelik saldırıları durdurulmalı"
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi'nin dün İran'ın bölgedeki ABD üsleri ve hedeflerine saldırılarına değinerek "Saldırılarının yalnızca bölgedeki Amerikan üslerini ve çıkarlarını hedef aldığını, bölge ülkeleriyle birlikte, saldırıya uğrayan hedefler hakkında bir soruşturma komitesi kurmaya hazır" oldukları yönünde yaptığı açıklamaya da işaret eden Ensari şunları kaydetti:
"İhtiyaç duyulan şey bir soruşturma komitesi değil, Doha ve diğer Arap ülkelerine yönelik İran saldırılarının derhal durdurulmasıdır."
İran, 2 Mart'ta, Hürmüz Boğazı'nı geçişlere kapattıklarını ve geçmeye çalışan gemilere saldıracaklarını açıklamıştı.
15:45 İtalya, AB'nin bölgedeki misyonlarının Hürmüz Boğazı'na genişletilemeyeceği düşüncesinde
İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, Avrupa Birliği'nin (AB) Kızıldeniz ve Somali açıklarındaki iki misyonunun Hürmüz Boğazı'nı kapsayacak şekilde genişletilecek nitelikte olmadığını düşündüğünü söyledi.
Brüksel'de düzenlenen AB Dışişleri Bakanları Toplantısı'na katılan Tajani, toplantı öncesinde İtalyan basınına açıklamalarda bulundu.
ABD'nin Hürmüz Boğazı'nın güvenliğini sağlamaya yönelik koalisyon talebine ilişkin Tajani, AB’nin, Kızıldeniz'de seyrüsefer serbestisini korumaya yönelik başlatılan "Aspides" misyonu ile 2008'de oluşturulan "Atalanta" deniz korsanlarıyla mücadele misyonuna atıf yaparak, "Aspides ve Atalanta misyonlarının güçlendirilmesi gerekiyor. Ancak bunların savunma ve korsanlıkla mücadele görevleri olduğu için yetki alanlarının Hürmüz Boğazı'na genişletilebilecek misyonlar olduğunu düşünmüyorum. Kızıldeniz'de seyrüsefer güvenliğini garanti etmek için çalışmanın doğru olduğu kanısındayım." dedi.
Aspides ve Atalanta misyonlarının Hürmüz Boğazı’na genişletilmesinin "karmaşık" bir konu olduğunu vurgulayan Tajani, Hürmüz Boğazı konusunda diplomatik bir çözüm bulunması gerektiğini dile getirdi.
Tajani, İran'a komşu ülkelerdeki üslerde ABD askerleriyle beraber bulunan İtalyan askerlerinin sayısının İran'ın misilleme saldırıları sebebiyle azaltıldığını ancak üslerdeki taahhütlerini yerine getirmek üzere buralarda kalmaya devam edeceklerini belirtti.
15:02 BM Hakları Konseyi'nin 61. Oturumu kapsamında İran'daki durum ele alındı
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi'nin 61. Oturumu kapsamında ABD'nin ve İsrail'in saldırdığı İran'daki insan hakları durumu ele alındı.
BM'nin İran'daki insan hakları durumuyla ilgili raportörü Mai Sato ve BM İran Uluslararası Bağımsız Soruşturma Komisyonu Başkanı Sara Hossain, oturumda birer konuşma yaptı.
İran'da 2025'te bin 600'den fazla kişinin idam edilmesini eleştiren Sato, dijital alandaki kapsamlı kısıtlamalara da tepki gösterdi.
Sato, ülkedeki protestocuların gördüğü baskıyla karşılık verildiğini hatırlatarak, "Sivil toplum kuruluşları tarafından ülke genelindeki protestolarla bağlantılı 7 binden fazla ölüm bildirildi ve daha fazlası da inceleniyor. Binlerce protestocunun gözaltına alındığı bildirildi. Yaralıları tedavi eden sağlık çalışanları ve onları temsil etmeye çalışan avukatlar da gözaltına alındı." ifadelerini kullandı.
Geçen sene ve bu yıl, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarını, BM Şartı uyarınca hukuka aykırı olarak kınadığını söyleyen Sato, "Saldırıların varsayılan veya belirtilen amacı ne olursa olsun, saldırılar hukuka aykırı olmaya devam ediyor. Uluslararası hukuk seçici olarak uygulanmaz, tüm taraflar için tüm koşullarda geçerlidir." değerlendirmesinde bulundu.
Sato, mevcut saldırıların insani maliyetinin halihazırda çok ağır olduğunun altını çizerek, "Binden fazla sivilin öldürüldüğü, bir ilkokulun vurulduğu, hastanelerin ve dünya mirası alanların tahrip edildiği bildiriliyor. Petrol altyapısına yapılan saldırılar, zaten şiddetli su kıtlığı yaşayan bir ülkede ciddi uzun vadeli halk sağlığı etkileri olasılığıyla birlikte zehirli çevresel sonuçlara yol açtı." diye konuştu.
İran'da ailelerin sevdiklerine ulaşamadıklarını bildirdiğini, gıda ve tıbbi bakımda ciddi kıtlıklar olduğuna dair endişe verici raporların ortaya çıktığını aktaran Sato, "(İran'da) Bugün 3 milyondan fazla kişinin ülke içinde geçici olarak yerinden edildiği görülüyor. Birçok kentsel alanda işlevsel hava saldırısı sirenlerinin ve sığınakların bulunmaması, çatışmalar sırasında temel sivil koruma konusundaki endişeleri artırıyor." dedi.
Sato, İran'daki saldırıların durması ve tarafların derhal diplomatik çözüme dönmesi gerektiğinin altını çizdi.
"Kanıt toplamaya devam ediyoruz"
BM İran Uluslararası Bağımsız Soruşturma Komisyonu Başkanı Hossain, 28 Şubat'ta ABD ve İsrail'in İran'a karşı yıkıcı bir hava harekatı başlattığını hatırlattı.
Hossain, yaklaşık 3 haftadır devam eden saldırıların, çocuklar dahil, sivil kayıplarına ilişkin artan raporlara neden olduğunu bildirdi.
Saldırıların ilk gününde İran'ın güneyindeki Minab'da bir okulun hedef alındığını ve 168'den fazla kişinin öldürüldüğünü belirten Hossain, şunları kaydetti:
"Bunların büyük çoğunluğu kız öğrencilerdi ve birçoğu 7 yaşındaydı. ABD'li üst düzey yetkililerin, uzun süredir 'çatışma kurallarının' bu çatışmada geçerli olmadığını öne süren açıklamalarından özellikle endişe duyuyoruz. Çatışmanın tüm taraflarının, uluslararası insancıl hukuka uyumunu izlemeye ve kanıt toplamaya devam ediyoruz."
14:52 "Bu, NATO'nun savaşı değil"
Almanya Hükümet Sözcüsü Stefan Kornelius, ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına ilişkin, "Bu, NATO'nun savaşı değil." değerlendirmesinde bulundu.
Kornelius, Berlin'de düzenlenen basın toplantısında konuyla ilgili açıklama yaptı.
Alman Sözcü, "Bu, NATO'nun savaşı değil. NATO, bir savunma ittifakıdır. Alman hükümeti de ittifakın yetki alanını ve bu savaşa katılım konusundaki kendi pozisyonunu net şekilde değerlendirmelidir." dedi.
Kornelius, savaş operasyonlarının genişletilmesinin Orta Doğu ile Körfez bölgesindeki diğer ortaklar için büyük riskler doğuracağını sözlerine ekledi.
Alman hükümeti, ABD'nin İran'a yönelik saldırılarına katılmayacağını defalarca belirtmişti.
14:09 İran’dan yapılan misillemenin ardından Kudüs semalarında güçlü patlama sesleri duyuldu
İran'dan yeni füze saldırısı yapıldığının duyurulmasının ardından İsrail işgali altındaki Doğu Kudüs ile Batı Kudüs semalarında güçlü patlama sesleri duyuldu.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran’dan atıldığı tespit edilen füzelerin önlenmesi için hava savunma sistemlerinin devreye girdiği belirtildi.
İran’ın misillemesinin ardından İsrail’in kuzeyindeki Hayfa kenti ve Celile bölgesinin yanı sıra, Kudüs kentinde de sirenler çaldı.
İran füzelerine karşı önleyici füzelerin fırlatılmasının ardından Kudüs semalarında ardı ardında şiddetli patlama sesleri duyuldu.
Şarapnel parçalarının israil’in kuzey ve ortak kesminde bazı alanlara düştüğü ancak ilk belirlemelere göre ölen ya da yaralanan olmadığı bildirildi.
12:58 İsrail ordusu, İran'ın Tahran, Şiraz ve Tebriz kentlerine yeni saldırı başlattığını duyurdu
İsrail ordusu, İran'da başkent Tahran ile Şiraz ve Tebriz kentlerine yönelik yeni saldırı başlattığını duyurdu.
Ordudan yapılan yazılı açıklamada, İran yönetiminin altyapı tesislerinin hedef alındığı ileri sürüldü.
Açıklamada, İran'ın Tahran, Şiraz ve Tebriz kentlerinde, yönetimin altyapısını hedef alan geniş çaplı bir saldırı dalgasının başlatıldığı ifade edildi.
Tahran'da patlamalar meydana geldiği bildirildi.
12:30 Bahreyn: İran'dan şu ana kadar atılan 129 füze ve 215 İHA engellendi
Bahreyn, İran'dan şu ana kadar atılan 129 füze ile 215 insansız hava aracının (İHA) hava savunma sistemlerince etkisiz hale getirildiğini açıkladı.
Bahreyn ordusunun ABD merkezli sosyal medya platformu Instagram hesabından yapılan yazılı açıklamada, 28 Şubat'tan bu yana İran'dan Bahreyn'e fırlatılan füze ve İHA'lara ilişkin bilgi verildi.
Açıklamada, şu ana kadar Bahreyn'i hedef alan 129 füze ve 215 İHA saldırısının engellendiği belirtildi.
Balistik füze ve İHA'larla sivillerin ve özel mülklerin hedef alınmasının uluslararası insancıl hukukun ihlali olduğu ifade edilen açıklamada, söz konusu saldırıların bölgesel barışı ve güvenliği de tehdit ettiği vurgulandı.
12:16 Çin, Trump'ın Hürmüz Boğazı için kurmayı planladığı öne sürülen koalisyona katılma konusunda çekimser
Çin, ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'ndaki gemi taşımacılığının sürdürülmesini sağlamak amacıyla kurmayı planladığı öne sürülen uluslararası koalisyona katılma konusunda çekimser olduğunun işaretini verdi.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lin Cien, Pekin'de düzenlenen olağan basın toplantısında AA muhabirinin, Çin'in söz konusu koalisyona katılmak için çağrı alıp almadığı, çağrı alması halinde gemilerini Boğaz'a gönderip göndermeyeceğine yönelik sorularını yanıtlamaktan kaçındı.
Hürmüz Boğazı ve çevresindeki sularda yaşanan gerilimin uluslararası mal ve enerji nakil hattını olumsuz etkilediğini, bölgesel ve küresel barış ile istikrara zarar verdiğini ifade eden Sözcü Lin, şunları kaydetti:
"Çin, bir kez daha tüm taraflara askeri operasyonlara son verme, gerilimi daha fazla yükseltmekten kaçınma ve bölgesel kargaşanın küresel ekonomik büyümeye daha büyük bir darbe vurmasını engelleme çağrısı yapıyor."
Lin, ABD'den böyle bir koalisyona katılma talebinin gelip gelmediğine ilişkin soru üzerine, ülkesinin tüm taraflarla iletişim halinde olduğunu ve gerilimi düşürmeye çalıştığını belirtti.
Öte yandan Çinli Sözcü, ABD Başkanı Trump'ın Pekin yönetiminin yardım etmemesi halinde bu ayın sonunda Çin'e yapacağı ziyareti erteleyebileceği açıklamasına dair yorum yapmaktan kaçındı.
Trump'ın Hürmüz koalisyonu girişimi
ABD Başkanı Donald Trump, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ve İran'ın misillemeleriyle tırmanan gerilimde gemi trafiğine kapanma tehlikesi bulunan Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanması konusunda 7 ülkeyle görüşmeler yürüttüklerini açıklamıştı.
ABD basınında yer alan haberlere göre Trump, Air Force One uçağında gazetecilere Hürmüz Boğazı'nın güvenliğine ilişkin yaptığı açıklamada, "Petrolün büyük bir kısmını yani yaklaşık yüzde 90'ını boğazdan temin ediyorlar. Ben de 'Girmek ister misiniz?' dedim. Bakalım ne olacak. Belki gelirler, belki de gelmezler." ifadelerini kullanmıştı.
Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda da "Umarız, bu yapay kısıtlamadan etkilenen Çin, Fransa, Japonya, Güney Kore, İngiltere ve diğerleri, gemilerini Hürmüz Boğazı'na gönderirler ki burası tamamen başsız kalmış bir ülkenin tehdidine maruz kalmaz." değerlendirmesini yapmıştı.
ABD Başkanı, bu ayın sonunda gerçekleştirilmesi planlanan Çin ziyaretine ilişkin Financial Times'a yaptığı açıklamada da, "Ziyaret öncesinde Çin'in yardım edip etmeyeceğini bilmemiz gerekiyor. Buna göre erteleyebiliriz." ifadelerini kullanmıştı.
12:01 Erakçi, Pakistan halkı ve hükümetine ABD-İsrail saldırılarına karşı destekleri için teşekkür etti
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Pakistan halkı ve hükümetine ABD-İsrail'in saldırılarına karşı gösterdiği dayanışma ve destek için teşekkür etti.
Erakçi, X sosyal medya hesabından paylaştığı mesajında, "Bu mübarek, ilahi ve manevi günlerde ve saatlerde, Amerika Birleşik Devletleri ve Siyonist rejimin saldırganlığı karşısında İran halkına ve hükümetine gösterdikleri güçlü dayanışma ve destekten dolayı Pakistan hükümetine ve halkına içtenlikle teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı.
İran Dışişleri Bakanı, Urduca paylaştığı mesajında, ülkesinin "Yüce Allah'a olan tam güveniyle, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunmada kararlı ve azimli bir şekilde durduğunu" belirtti.
11:41 İran: ABD uçak gemisine lojistik ve servis hizmeti veren noktalar meşru hedefimizdir
İran, 12 Mart'ta gemide çıkan yangın sonrasında Suudi Arabistan'ın Cidde Limanı yakınlarına gelen ABD uçak gemisi USS Gerald R. Ford'un tehdit oluşturduğunu ve Kızıldeniz'deki tüm lojistik ve hizmet merkezlerinin artık İran Silahlı Kuvvetleri için meşru hedefler olarak kabul edildiğini bildirdi.
İran Silahlı Kuvvetlerinin savaşı yürüten birimi Hatemu'l Enbiya Merkez Karargahından yapılan yazılı açıklamada, "ABD uçak gemisi Gerald Ford'un Kızıldeniz'deki varlığı İran'a karşı bir tehdit olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle, Kızıldeniz'deki söz konusu filonun lojistik ve servis merkezleri İran silahlı kuvvetlerinin hedefleri olarak kabul edilmektedir." ifadeleri kullanıldı.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 12 Mart'ta yaptığı açıklamada, USS Gerald R. Ford uçak gemisinde yangın çıktığını duyurmuştu. Açıklamada, çıkan yangının "muharebe kaynaklı olmadığı" ifade edilmişti.
Yayımlanan uydu görüntülerinde, geminin daha sonra Kızıldeniz'de Cidde Limanı yakınlarına geldiği görülmüştü.
11:20 Trump yönetimi, İran'a saldırıların maliyetinin 12 milyar dolara ulaştığını açıkladı
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, İran'ı hedef alan saldırılarının şu ana kadar 12 milyar dolara mal olduğunu kaydetti.
ABD Ulusal Ekonomi Konseyi Direktörü Kevin Hassett, CBS News'un "Face the Nation" programına konuk oldu.
Hassett, Trump yönetiminin İran'a yönelik saldırılarının ABD'ye şu ana kadar 12 milyar dolara mal olduğunu söyledi.
ABD'nin mevcut silah stoklarının yeterli olduğunu savunan Hassett, şu aşamada Kongre'den ek bir bütçe talep etmeyi planlamadıklarını ifade etti.
"İranlıların yaptıkları Amerikan ekonomisine zarar veremeyecek." diyen Hassett, ABD'nin 1970'lerin aksine artık dev bir petrol üreticisi olduğunu söyledi.
Öte yandan, ABD'nin İran'ı hedef alan saldırılarının yalnızca ilk 6 gününde maliyetin 11,3 milyar doları aştığı iddia edilmişti.
10:50 The Economist: ABD-İsrail ile İran arasındaki gerilimin ardından uydu görüntüleri kısıtlandı
ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları ve İran'ın misillemeleri sürerken, açık kaynak istihbarat (OSINT) çalışmalarında kritik öneme sahip ticari uydu görüntülerine erişimin kısıtlanması nedeniyle bölgedeki gelişmelerin izlenmesinin zorlaştığı bildirildi.
İngiltere merkezli The Economist dergisinin haberinde, son yıllarda araştırmacıların ve gazetecilerin çatışma bölgelerini takip etmesinde önemli rol oynayan ticari uydu görüntülerinin bir kısmının ABD-İsrail ile İran arasında başlayan çatışmaların ardından erişime kapatıldığı ya da yayınlanmasının geciktirildiği belirtildi.
Haberde, ismini belirtmek istemeyen bir araştırmacının, 6 Mart'ta önceki gün incelediği İran kıyı şeridinin görüntülerine artık erişilemediğini ifade ettiği aktarıldı.
ABD merkezli uydu görüntüleme şirketi Planet Labs'ın ABD-İsrail ile İran arasında başlayan çatışmaların ardından Orta Doğu'ya ilişkin yüksek çözünürlüklü uydu görüntülerinin yayınlanmasına 4 gün gecikme getirdiği vurgulanan haberde, daha sonra bu sürenin 2 haftaya çıkarıldığı ifade edildi.
Haberde, Planet Labs'ın geçmişte hassas bölgelerin uydu görüntülerini diğer şirketlere kıyasla daha açık şekilde paylaştığı ancak şirketin, ABD-İsrail ile İran arasında başlayan gerilimin ardından politikasını değiştirdiği kaydedildi.
Planet Labs'ın konuya ilişkin açıklamasına yer verilen haberde, şirketin amacının, "şeffaflık konusundaki taahhüt ile görüntülerinin müttefiklere, NATO güçlerine ya da sivillere zarar verecek saldırıların planlanmasında kullanılma riskini sınırlama sorumluluğu arasında denge kurmak" olduğu belirtildi.
Haberde, Planet Labs'ın kararını "bağımsız" olarak aldığını bildirdiği aktarılırken, "ABD yönetiminin uydu şirketleri üzerinde baskı kurduğu" iddialarına da yer verildi.
ABD'nin geçmişte de ticari şirketlerin yüksek çözünürlüklü uydu görüntülerini yayınlamasına sınırlamalar getirdiği ifade edilen haberde, bu kapsamda İsrail'e ilişkin görüntüler üzerindeki kısıtlamaların ancak 2020'de kaldırıldığı ve 2023'te Gazze'den gelen görüntülerin geciktirildiği hatırlatıldı.
Haberde, ABD merkezli bir diğer uydu görüntüleme şirketi Vantor'un da uzun süredir ABD askeri üslerine ait görüntüleri yayınlamama politikası uyguladığı ve 2022'den sonra Ukrayna'ya ilişkin bazı görüntüleri kısıtladığı kaydedildi.
Uydu geçiş sıklığı büyük önem taşıyor
Jilin-1 ve Siwei gibi Çin merkezli bazı şirketlerin de uydu görüntüleme alanında faaliyetlerini artırdığına işaret edilen haberde, Fransa ve Almanya hükümetlerinin büyük hisselere sahip olduğu Avrupa firması Airbus'ın kendi gözlem uydularını işlettiği belirtildi.
Haberde, araştırmacıların ve gazetecilerin bölgedeki gelişmeleri takip edebilmesi için uydu geçiş sıklığının büyük önem taşıdığı vurgulandı.
Gerçek uydu görüntülerinin gecikmesi ya da engellenmesinin, yapay zekayla üretilmiş sahte görüntülerin yayılma riskini de artırabileceğine dikkati çekilen haberde, çatışmalarda sivil kayıpların ve saldırıların bağımsız şekilde doğrulanmasının da daha zor hale gelebileceğinin altı çizildi.
"Uzun soluklu bir savaşa kimsenin hazırlıklı olduğunu sanmıyorum"
ABD'nin California eyaletindeki Middlebury Institute of International Studies uzmanlarından Jeffrey Lewis, uydu görüntülerinin hem savaş hasarı tespiti hem de hedef belirleme kapsamında kullanılabildiğini söyledi.
Görüntü kalitesi ve miktarının son yıllarda önemli ölçüde arttığını belirten Lewis, "Operasyonların haftalarca, hatta belki aylarca sürmesi nedeniyle normalde 24 veya 48 saatlik gecikmenin yetersiz kalacağı uzun soluklu bir savaşa kimsenin hazırlıklı olduğunu sanmıyorum." dedi.
Haberde, araştırmacıların, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansının artık yerinde denetim gerçekleştirmediği yerlerde İran'ın nükleer tesislerini izlemenin daha zor hale geldiğini belirttiği kaydedildi.
10:38 AB, Hürmüz Boğazı'nı açık tutmak için Karadeniz Tahıl Girişimi benzeri bir çözüm arıyor
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ve İran'ın misillemelerine ilişkin gelişmeler sürerken, Hürmüz Boğazı'nın açık tutulması için Karadeniz Tahıl Girişimi benzeri bir çözümün mümkün olup olmadığını görüştüklerini bildirdi.
Kallas, Brüksel'de düzenlenen AB Dışişleri Bakanları Toplantısı öncesinde basına açıklamalarda bulundu.
Hürmüz Boğazı'nın kapalı olmasının Rusya'ya fayda sağladığını değerlendiren Kallas, bu durumun Moskova'ya savaşı finanse etme imkanı getirdiğini dile getirdi.
Kaja Kallas, toplantıda Hürmüz Boğazı'nın açık tutulmasının ana gündemlerden biri olacağını ifade ederek, hafta sonu konuyu Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres'le görüştüklerini aktardı.
Kallas, "(Guterres'le) Hürmüz Boğazı'na ilişkin daha önce Karadeniz Tahıl Girişimi kapsamında yapılan benzer bir girişimin mümkün olup olmadığını konuştuk. O girişim sayesinde Ukrayna'dan tahılın çıkarılması sağlanmıştı." dedi.
Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının, Asya'ya yönelik petrol ve enerji tedariki açısından son derece tehlikeli olduğunun altını çizen Kallas, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol ve gazın yüzde 85'i Asya ülkelerine gidiyor. Ancak sorun sadece enerjiyle sınırlı değil, gübre tedariki açısından da ciddi bir problem yaratabilir. Eğer bu yıl gübrede kıtlık yaşanırsa, bunun sonucu gelecek yıl gıda yetersizliği olabilir. Bu nedenle Antonio Guterres ile bunun nasıl mümkün kılınabileceğini, yani böyle bir mekanizmanın nasıl hayata geçirilebileceğini görüştük."
10:28 Trump'ın Hürmüz Boğazı'nı açmak için uluslararası koalisyon kurmaya çalıştığı iddia edildi
ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmak amacıyla uluslararası koalisyon oluşturmaya çalıştığı öne sürüldü.
Axios haber sitesinin ismini vermek istemeyen dört yetkiliye dayandırdığı haberine göre, Trump yönetimi Hürmüz Boğazı'ndan gemilerin serbest ve güvenli şekilde geçebilmesi için diplomatik temaslarda bulundu.
ABD'li bir yetkiliye göre, Trump ve üst düzey yetkililer, "çok uluslu koalisyon" oluşturmak için hafta sonu telefon görüşmeleri gerçekleştirdi.
Üst düzey yetkili, Trump'ın bu hafta bazı ülkelerden resmi destek açıklamaları beklediğini ve böylece "Hürmüz Koalisyonu" olarak isimlendirdiği oluşumu hayata geçirmeyi hedeflediğini kaydetti.
Görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir kaynak, öncelikle diğer ülkelerden siyasi taahhüt almaya odaklanıldığı, askeri envanter ve sevkiyat takvimi gibi operasyonel detayların ise daha sonra netleşeceği bilgisini verdi.
Koalisyona dahil olacak ülkelerden savaş gemileri, insansız hava araçları (İHA) ve askeri operasyona katkı sağlayacak ekipmanların talep edileceği aktarıldı.
ABD'li yetkililer, Basra Körfezi'ndeki durumun devam etmesi durumunda, Trump'ın İran'ın petrol terminallerinden Hark Adası'nı ele geçirme seçeneğini değerlendirdiğini belirtti.
Bunun için ABD'nin bölgeye karadan askeri müdahale etmesi gerektiği vurgulanıyor.
Ayrıca bu durum karşısında İran'ın Körfez ülkelerine ve özellikle Suudi Arabistan'daki petrol tesisleri ile boru hatlarına misilleme saldırıları düzenlemesinden endişe ediliyor.
İran, ABD ile İsrail'in ülkeye saldırıları sonrasında Hürmüz Boğazı'nı saldırılarla bağlantılı ülkelere ait gemilerin geçişine kapatmıştı.
Trump, birçok ülkenin, Hürmüz Boğazı'nın açık ve güvenli kalmasını sağlamak amacıyla bölgeye savaş gemilerini göndereceğini ileri sürmüştü.
Başkan Trump, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin "buradan petrol tedarik eden ülkeler tarafından" sağlanması gerektiğini belirtmişti.
10:15 FT: Trump, İran konusunda destek gelmezse NATO'nun geleceğinin "çok kötü" olacağını söyledi
ABD Başkanı Donald Trump, müttefiklerinin Hürmüz Boğazı'nı açmaya yardımcı olmaması halinde NATO'nun "çok kötü" bir gelecekle karşı karşıya kalacağını belirtti.
Trump, Financial Times'a verdiği röportajda, İran'a saldırıları, Çin'e yakın zamanda yapacağı ziyareti ve Hürmüz Boğazı'na ilişkin gerilimi değerlendirdi.
Avrupa ve Çin'in, ABD'nin aksine Körfez'den gelen petrole büyük ölçüde bağımlı olduğunu söyleyen Trump, "Boğazdan faydalananların, orada kötü bir şey olmamasını sağlamaya yardımcı olmaları son derece uygundur." dedi.
Trump, "Eğer yanıt gelmezse ya da olumsuz yanıt gelirse, bunun NATO'nun geleceği için çok kötü olacağını düşünüyorum." diye konuştu.
Zorunda olmasalar bile Ukrayna konusunda NATO'ya yardım ettiklerini dile getiren Trump, "Biz onlar için orada oluruz ama onlar bizim için olmaz. Olacaklarından da emin değilim." ifadesini kullandı.
Nasıl bir yardım istediğinin sorulması üzerine Trump, "Ne gerekiyorsa." yanıtını verdi. Trump, Avrupa'nın ABD'den çok daha fazla mayın tarama gemisine sahip olduğunu ve müttefiklerin bu gemileri göndermesi gerektiğini vurguladı.
Trump, İngiltere'nin şu ana kadarki tutumundan özellikle rahatsız olduğunun altını çizerek, "İngiltere, en büyük müttefik olarak görülebilir, en eski müttefik vb. Ama gelmelerini istediğimde gelmek istemediler." şeklinde konuştu.
İran'ın boğazda "biraz sorun çıkarmaktan başka hiçbir şeyi kalmadığını" savunan Trump, "Birkaç kişiyi gözetlemek için çok sayıda insana ihtiyaç duyarsınız." dedi.
Trump, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin "buradan petrol tedarik eden ülkeler tarafından" sağlanması gerektiğini belirtmişti.
Çin'e ziyaret ertelenebilir
Başkan Trump, ay sonundaki Çin ziyaretinde Devlet Başkanı Şi Cinping ile zirvesinden önce Pekin’in de boğazın açılmasına yardımcı olmasını beklediğini söyledi.
"Bence Çin de yardım etmeli çünkü Çin, petrolünün yüzde 90'ını bu boğazdan alıyor." diyen Trump, zirveye kadar beklemenin çok geç olacağını, ziyaretini erteleyebileceğini kaydetti.
Rusya'ya ilişkin "uydu verisi" yorumu
Trump, ABD ve İsrail'in iki haftada İran'ın askeri kapasitesini yok ettiğini, bu nedenle müttefiklerin Körfez'e askeri unsurlar göndermesi durumunda karşılaşabilecekleri riskin çok düşük olacağını belirtti.
Başkan Trump, ABD'nin İran'ın Hark Adası'na yeni saldırılar düzenlemeye hazır olduğunu ve petrol altyapısını da hedef alabileceğini ifade etti.
Rusya'nın, ABD ve İsrail'in füze savunma sistemlerini hedef almak için İran'a uydu verileri sağlayıp sağlamadığı sorusuna ise Trump, "Bunun olup olmadığını bilmiyorum ama şu da söylenebilir ki biz de Ukrayna'ya bir ölçüde yardım ettik. 'Bizi hedef alıyorsunuz' demek zor çünkü biz de Ukrayna'ya yardım ediyorduk." yanıtını verdi.
09:39 Trump, Hürmüz Boğazı'nın güvenliği için 7 ülkeyle görüşüldüğünü belirtti
ABD Başkanı Donald Trump, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırıları ve İran'ın misillemelerine ilişkin gelişmeler sürerken, Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanması konusunda 7 ülkeyle görüşmeler yürüttüklerini açıkladı.
ABD basınında yer alan haberlere göre Trump, Air Force One uçağında, gazetecilere Hürmüz Boğazı'nın güvenliğine ilişkin açıklama yaptı.
Bu konuda 7 ülkeyle görüştüklerini aktaran Trump, "Petrolün büyük bir kısmını, yani yaklaşık yüzde 90'ını boğazdan temin ediyorlar. Ben de 'Girmek ister misiniz?' dedim. Bakalım ne olacak. Belki gelirler, belki de gelmezler." ifadesini kullandı.
Trump, boğazdan deniz yoluyla taşınan ham petrolün büyük kısmını kullanan Çin'e de işbirliği teklif ettikleri bilgisini paylaştı.
Savaşın bitmesiyle birlikte petrol fiyatlarının düşeceğini savunan Trump, savaşın "oldukça hızlı bir şekilde" sona ereceğini belirtti.
Donald Trump, ayrıca sosyal medyada İran'ın yeni lideri Mücteba Hamaney'in 250 bin kişi tarafından alkışlandığını gösteren videoya ilişkin değerlendirmede bulundu.
Söz konusu videonun yapay zeka tarafından üretildiğini öne süren Trump,"Tamamen yapay zeka tarafından üretildi. Böyle bir olay hiç yaşanmadı. Medya bunun yaşanmadığını biliyordu, ama sanki büyük bir destek varmış gibi olayı abarttılar. Aslında hiçbir destekleri yok." diye konuştu.
07:03 Trump, İran'ın uçak gemisi USS Abraham Lincoln'e "asla saldırmadığını" ileri sürdü
ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın uçak gemisi USS Abraham Lincoln'e (CVN-72) "asla saldırmadığını" ve paylaşılan görüntülerin gerçek olmadığını iddia etti.
Trump, Florida'da geçirdiği hafta sonu tatilinden başkent Washington'a dönerken uçaktaki gazetecilerin Orta Doğu'daki gelişmelerle ilgili sorularını yanıtladı.
ABD Başkanı Trump, "Dünyanın en büyük gemilerinden biri olan USS Abraham Lincoln'e saldırdıklarını iddia ettiler. Hatta geminin yandığına dair görüntüler bile paylaştılar." dedi.
İran'ın bu konudaki iddialarını yalanlayan Trump, "O gemiye asla saldırılmadı, gemi hiçbir şekilde yanmadı." ifadesini kullandı. Trump, paylaşılan görüntülerin ise gerçek olmadığını ileri sürdü.
Trump, ABD'ye ait 5 yakıt ikmal uçağının vurulduğu haberlerini bir kez daha yalanlarken, bu uçaklardan 4'ünün "en ufak bir hasar bile almadığını, sadece birinde hafif bir hasar oluştuğunu" söyledi.
İran medyası, cumartesi günü yayınladığı haberlerde, USS Abraham Lincoln'ün (CVN-72) İran silahlı kuvvetleri tarafından "etkisiz hale getirildiğini" savunmuştu.
"32 bin protestocuyu öldürdüler"
ABD Başkanı Trump, İran rejiminin ülke yönetimini protesto için sokaklara çıkan 32 bin göstericiyi öldürdüğünü iddia etti.
"Bir hafta önce, hatta iki hafta önce, en az 32 bin protestocuyu öldürdüler. Biz bu sayının gerçekte çok daha yüksek olduğunu düşünüyoruz." ifadelerini kullanan Trump, 250 bin kişinin katıldığı gösterilen rejim destekçisi gösterinin videolarının ise yapay zeka teknolojisi ile üretildiğini ileri sürdü.
Saldırıların ne zaman biteceğiyle ilgili inisiyatifin ABD tarafında olduğunu ifade eden Trump, İran tarafının bir anlaşma yapmayı "canıgönülden" istediğini ama kendisinin henüz bir anlaşma yapıp yapmama konusunda kararsız olduğunu dile getirdi.
Trump, "Savaşın sonuna yaklaşmışken, düşman tarafın askeri gücü büyük ölçüde zayıflatılmışken diğer ülkelerin devreye girmesinin yerinde bir adım olacağını düşünüyorum." diye konuştu.
ABD Başkanı, İran'da bir ilkokula yapılan ve çoğu çocuk olan 185 kişinin hayatını kaybettiği saldırının ABD tarafından yapılıp yapılmadığı ile ilgili soruya, "Bilmiyorum, onun soruşturması devam ediyor." demekle yetindi.
Küba ile ilgili gelişmelere de değindi
Donald Trump, Küba'nın gündeminde olduğunu ancak önce İran meselesinin neticeye kavuşması gerektiğini belirtti.
Trump, "Küba konusunu gündemimde tutuyorum. Küba iflas etmiş bir devlettir ve bizimle bir anlaşma yapmak istiyor; sanırım çok yakında ya bir anlaşmaya varacağız ya da yapılması gereken her neyse, onu yapacağız." dedi.
ABD'de yaşayan ve kendisine oy veren "pek çok harika" Küba kökenli insanın olduğunu ifade eden Trump, bundan dolayı Küba ile görüşmelerin sürdüğünü, ancak "önce İran meselesini halledeceklerini" sözlerine ekledi.
06:30 BAE: Dubai Uluslararası Havalimanı çevresinde İHA saldırısı sonucu yangın çıktı
Birleşik Arap Emirlikleri'ndeki (BAE) Dubai Uluslararası Havalimanı çevresinde insansız hava aracı (İHA) ile düzenlenen saldırı sonucu yangın çıktığı bildirildi.
Dubai Hükümeti Medya Ofisi, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından saldırıya ilişkin açıklama yaptı.
Açıklamada, Dubai Uluslararası Havalimanı yakınında bir yakıt tankına isabet eden İHA nedeniyle çıkan yangını kontrol altına alma çabalarının sürdüğü belirtildi.
Saldırıda ölü ya da yaralı olmadığı kaydedildi.
İran, ABD ve İsrail saldırılarına misilleme kapsamında, 28 Şubat'tan bu yana 7 Arap ülkesindeki ABD üsleri ile kritik noktalara füze ve İHA saldırıları düzenliyor.
05:40 İran medyası: ABD-İsrail saldırıları altındaki İran'ın Tahran ve Kerec kentlerinde patlama sesi duyuldu
ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarında Tahran ve Kerec kentlerinde patlama sesleri duyulduğu bildirildi.
İran medyasında gece saatlerinde meydana gelen patlamalara yer verildi.
Tahran ve Kerec kentlerinde patlama sesleri duyulduğu aktarıldı.
Başkent Tahran'daki patlamanın ardından hava savunma sisteminin devreye girdiği belirtildi.
05:02 İran'ın art arda yaptığı misillemelerde İsrail'in merkez ve güneyinde sirenler çaldı
ABD-İsrail'in saldırılar düzenlediği İran'ın art arda yaptığı misillemeler nedeniyle İsrail'in başkenti Tel Aviv'in de bulunduğu merkezinde ve güneyinde sirenler çaldı.
İsrail ordusundan yapılan açıklamada, İran'dan füze ateşlendiğinin tespit edildiği ve hava savunma sistemlerinin füzeleri engellemeye çalıştığı kaydedildi.
İran'ın ilk önce İsrail'in merkezini hedef alan misillemesi nedeniyle birçok kentte sirenler çalarken, başkent Tel Aviv'de hava savunma sistemlerinin gelen füzeleri engellemeye çalıştığı görüldü. Bu sırada gökyüzünden şiddetli bir patlama sesi geldi.
İsrail'in Kanal 12 televizyonu, İran'ın 12 saat aradan sonra saldırı düzenlediğini belirterek, şiddetli patlama sesinin açık alana füze isabetinden kaynaklanabileceğini iddia etti.
İsrail acil yardım servisi Kızıl Davud Yıldızı, herhangi bir isabet veya yaralanma vakası bildirilmediğini aktardı.
İran, İsrail'in güneyini hedef aldı
İsrail'in merkezine yönelik saldırının ardından bir saatten kısa süre içinde İran, ikinci dalgada İsrail'in güneyindeki Necef bölgesini hedef aldı.
İran'dan ateşlenen füzeler nedeniyle İsrail'in Necef ve Ölü Deniz bölgesinde sirenler devreye girerken, hava savunma sistemlerinin saldırıyı engellediği bildirildi.
Kızıl Davud Yıldızı, isabet olup olmadığına ilişkin bilgi paylaşmazken, can kaybı raporu almadıklarını, sağlık ekiplerinin çalışmalar için "bölgeye" sevk edildiğini kaydetti.
04:10 Almanya, Hürmüz Boğazı'nda uluslararası bir askeri operasyona katılmayacak
Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadephul, ülkesinin Hürmüz Boğazı'ndaki gerilim ve İran'a yönelik saldırılar bağlamında uluslararası bir askeri operasyona katılmayacağını yineledi.
Wadephul, ARD televizyonunda yayımlanan "Bericht aus Berlin" programında yaptığı açıklamada, Almanya'nın söz konusu çatışmanın aktif bir parçası olmayacağını vurgulayarak, "Yakında bu çatışmanın aktif bir parçası olacak mıyız? Hayır." dedi.
Alman hükümetinin bu konudaki tutumunun net olduğunu belirten Wadephul, bu yaklaşımın Başbakan Friedrich Merz ve Savunma Bakanı Boris Pistorius tarafından da açık şekilde dile getirildiğine işaret etti.
Dışişleri Bakanı, olası bir diplomatik müzakere sürecine dahil olmayı arzuladıklarını belirterek, Hürmüz Boğazı'ndaki güvenliğin kalıcı biçimde sağlanması ancak diplomatik bir çözümle ve İran ile yapılacak görüşmelerle mümkün olabileceğini aktardı.
Wadephul, Avrupa Birliği'nin (AB) Kızıldeniz'de seyrüsefer güvenliğini sağlamaya katkıda bulunmak amacıyla başlattığı Aspides askeri misyonunun beklenen etkiyi göstermediğini belirtti.
Bu misyonun Hürmüz Boğazı'na genişletilmesinin daha fazla güvenlik sağlayıp sağlamayacağı konusunda şüpheleri olduğunu dile getiren Wadephul, Avrupa için çok önemli olan ticari taşımacılığın büyük bir kısmının Kızıldeniz'den geçmesi gerekirken, Aspides'in etkisizliği nedeniyle bunu yapamadığını ifade etti.
Johann Wadephul, bir soru üzerine petrol fiyatlarının ancak bölgedeki çatışmanın çözülmesi halinde yeniden normale döneceğini sözlerine ekledi.
01:00 İsrailli güvenlik kaynakları, İran'a karşı savaşın "belirlenen hızda" ilerlemediğini söyledi
İsrailli güvenlik kaynakları, İran'a karşı yürütülen savaşın "askeri kurumun savaşın başında belirlediği hızda ilerlemediğini" belirtti.
İsrail devlet televizyonu KAN'ın güvenlik yetkililerine dayandırdığı haberinde, İran'a yönelik savaşta ilk saldırının "beklenenden daha iyi" olduğu ancak "savaşın başlangıçta belirlenen hızda ilerlemediği" ifade edildi.
"İran’daki savaşın hedeflerinin yeniden değerlendirilmesi gerektiğine" işaret eden güvenlik kaynakları, "savaşın seyrinin İsrail'in savaşın başında belirlediği zaman çizelgesine uygun ilerlemediğini" kaydetti.
İsrailli güvenlik kaynakları, İsrail'in karşı karşıya olduğu zorluklardan birinin İran'da muhaliflerin geniş çaplı protestolar için sokaklara çıkmasını sağlamak olduğunu, İsrail'in savaş sırasında böyle bir gelişmenin yaşanabileceği yönünde değerlendirmeler yaptığı aktardı.
Kaynaklar ayrıca "ABD ve İsrail’in İran’da savaşın seyrini etkilemesi beklenen ek adımlar planladığını" öne sürdü.
00:10 ABD'li Senatör, İran'daki ilkokula yapılan saldırı hakkında "kapsamlı soruşturma" istedi
ABD'li Senatör Mark Warner, ABD ile İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a başlattıkları saldırı dalgasının ilk gününde Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki bir kız ilkokuluna düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden öğrencilerle ilgili "kapsamlı bir soruşturma" yapılması gerektiğini belirtti.
Warner, CBS televizyonuna yaptığı açıklamalarda, ABD'nin İran'a yönelik saldırılarının ilk gününde bir ilkokulu hedef alarak çoğu çocuk 185 kişinin yaşamını yitirmesi konusunda yaşadığı "hayal kırıklığına" değindi.
Konu hakkında derinlemesine bir inceleme yapılması gereğine değinen Warner, "Elimizde sadece ön değerlendirmeler var ve kapsamlı bir soruşturma istiyorum. Ancak aceleci davranıp bunun ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) mı yoksa Savunma İstihbarat Teşkilatı mı olduğunu söylemek istemiyorum. İşte kapsamlı soruşturmaların amacı da bu." dedi.
Warner, "Açıkça görülüyor ki bu bir Amerikan saldırısıydı. Başkanın (ABD Başkanı Donald Trump) bunu ilk başta inkar etmeye çalışması veya hatta İranlıların yaptığını söylemesi beni biraz hayal kırıklığına uğrattı." diye ekledi.
Trump'ın "her zaman gevşek bir dil kullandığını" söyleyen Demokrat Senatör Warner, ABD Başkanı'nın, İran'a yönelik saldırılarla ilgili halkına hedefin ne olduğu konusunda "özetlediği dört hedef" dışında hala bir şey söylemediğini ifade etti.
11 Mart'ta çoğunluğu Demokrat olan 46 ABD Senatörü, Savunma Bakanı Pete Hegseth'e bir mektup göndererek, söz konusu okulun bombalanmasıyla ilgili bilgi istemişti.
Olay
ABD ve İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a başlattığı saldırılarda, ülkenin güneyinde Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki Şeceretü't-Tayyibe Kız İlkokulu bombalanmıştı. Saldırıda çoğu çocuk 185 kişi yaşamını yitirmişti.
İran, saldırıyı "affedilmez bir savaş suçu" olarak nitelerken, ABD Başkanı Donald Trump, saldırının sorumluluğunu İran'a yüklemeye yönelik açıklamalarda bulunmuştu.
Amerikan medyasında yer alan haberlere göre, devam eden askeri soruşturmanın ön bulguları, saldırının ABD ordusu tarafından gerçekleştirildiğini ortaya koyuyor.