Termik santrallerin geleceği karanlık

Termik santrallerin geleceği karanlık

13 termik santrale baca gazı filtresi taktırmaları için verilen süre 31 Aralık’ta doluyor. Ancak şu ana kadar sadece üç santral çevre mevzuatına uyuma yönelik başvuru yaptı ve geçici faaliyet belgesi aldı. Bu durumda bazı santrallerin kapanması bekleniyor.

ÖZLEM BAY YILMAZ
[email protected]

Kömür ve linyit kullanarak elektrik üreten termik santrallerden 13 tanesinin bütün dünyada kabul görmüş çevre kriterlerine uygunluk belgesi olmadan filtresiz şekilde üretim yapmaları büyük tartışmalara neden oluyor.

Çevre lisansı olmayan bu santrallerin toplam elektrik kurulu gücü yaklaşık 8 bin 350 MW. Türkiye’de bulunan 42 kömür ve linyit yakıtlı termik santrallerinin toplam kurulu gücü ise 19 bin 456 MW civarında.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın veto etmesiyle birlikte, ağırlıklı olarak Çanakkale, Kahramanmaraş, Karabük, Kütahya, Manisa, Zonguldak, Sivas ve Şırnak’ta yer alan bu santralinin 31 Aralık tarihine kadar baca gazı filtrelerini takmaları gerekiyor. Bu yasa geçseydi, bu süre 30 Haziran 2022’ye uzayacaktı.

BUNDAN SONRA NE OLACAK?
TBMM komisyonundaki tutanaklardan öğrenildiği kadarıyla, şu ana kadar 13 termik santralden sadece üçü çevre mevzuatına uyuma yönelik başvuru yapmış ve geçici faaliyet belgesi alabilmiş durumda.

Geri kalanında ise böyle bir başvuru yok. Dolayısıyla 1 Ocak 2020 itibariyle mevzuatla uyumsuz olan santrallerin kapanması gündemde.

Bu durdurma işleminin bir maliyetinin olacağını belirten TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı ve İklim Değişikliği Politika ve Araştırma Derneği Başkanı Dr. Baran Bozoğlu, en büyük maliyetin ise çalışanlar ve ailelerinde oluşacağını söylüyor.

Bozoğlu, “Enerji açığı konusunda ise bir sorun yaşanmayacağı elimizdeki verilerde net bir şekilde görülüyor. Şu anda enerji arzımız çok daha yüksek” diye ekliyor.

MALİYET NE KADAR?
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Enerji Bakanlığı’nın yürüteceği çalışmalarla 13 termik santralin aralık ayı boyunca inceleneceği bildirildi. 1 Ocak itibarıyla da durumlarına göre cezai süreç başlatılacak.

Çevre mevzuatına aykırı ne kadar tesis varsa, kapatma dahil tüm cezai işlemler yapılacak. Öte yandan sektör temsilcileri 1.000 MW’lık termik santral için fitre sistemi maliyetinin yaklaşık 200 milyon doları bulduğunu belirtiyor. Ayrıca baca gazı filtre yatırımlarının ilave yıllık 5-6 milyon dolarlık bir gider oluşturduğu da bildiriliyor.

ŞEFFAFLIK YOK!
Hangi termik santrallerin çevreyi daha çok kirlettiğine yönelikse ne yazık ki net bir şey söylemek mümkün değil. Baran Bozoğlu, tesislere dair bilgi edinme kanunu kapsamında, hem Çevre ve Şehircilik Bakanlığı hem de Enerji Bakanlığı’ndan bilgi talep etmelerine rağmen bilgi verilmediğini belirtiyor.

Bozoğlu, “Ticari sır olarak nitelendiriliyor. Şeffaf bir süreç yürütmek gerekiyor. Cumhurbaşkanı vetosu sonrası beklenti bütün bu santrallerin durumlarının açıkça güncel olarak kamuoyu ile paylaşılması” diyor.

Türkiye’nin 500 MW üstünde gücü olan mevcut tesisler için belirlediği limitler, Avrupa Birliği’nin (AB) güncel kriterlerine uyumlu olmak zorunda. Ancak AB’nin 2016’dan beri uyguladığı ve 2021 yılı itibariyle daha da düşürmeyi planladığı limitlerin neredeyse iki katı kadar yüksek seviyeler söz konusu.

Temiz Hava Hakkı Platformu Koordinatörü Buket Atlı, “Bu kriterlerin tesis maliyetlerini artıracağı ve ancak kısıtlı sayıda şirket tarafından yerine getirilebileceği açık” diyor.

KİRLİ HAVA KAYNAĞI
Türkiye’de kükürtdioksit emisyonlarının yüzde 90’ı kömür kaynaklı. Kömür kaynaklı kükürtdioksit emisyonlarının en yoğun olduğu bölge ise Kemerköy, Yeniköy ve Yatağan ile Muğla. Türkiye kömür kaynaklı kükürtdioksit emisyonlarında dünya genelinde altıncı sırada yer alıyor.

Afşin-Elbistan A ve B Termik Santralleri ile Kangal Termik Santrali’nin oluşturduğu bölge de dünyada en çok kükürtdioksit emisyonuna neden olan kaynaklar sıralamasında 10’uncu sırada bulunuyor.

Buket Atlı, kükürtdioksit emisyonlarının, sağlık sorunlarının yanı sıra, havadaki maddelerle etkileşime girerek oluşturduğu partikül madde sonucunda kanser, solunum yolu hastalıkları ve erken ölüme yol açtığına dikkat çekiyor.

Atlı, kükürtdioksit emisyonlarının havadaki etkileşim sonucu asit yağmurlarına yol açtığını da belirtiyor.

SINIRIN ÜÇ KATI
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yayınlanan partiküler madde ölçüm verileri kullanarak Temiz Hava Hakkı Platformu tarafından ‘Kara Rapor’ isimli bir çalışma yapıldı.

Buna göre en eski santrallerden Afşin Elbistan kömürlü termik santrallerinin yer aldığı Kahramanmaraş’ın yüzde 25,1 oranıyla hava kirliliğine bağlı ölümlerin en fazla olduğu ikinci il olduğu saptandı.

Toplam yedi santralin bulunduğu Zonguldak’ta ise partikül değerlerinin Dünya Sağlık Örgütü’nün sınır değerlerinin üç katı olduğunu ortaya konuldu.

Hava kirliliğinin başlıca kaynaklarından birisi olan kömürlü termik santrallerin sağlık etkileriyle ilgili olarak Greenpeace Akdeniz Ofisi tarafından yapılmış bir çalışma da var.

Buna göre, 10 kömürlü termik santral, çevre mevzuatına uymak için gerekli baca gazı yatırımlarını yapmazlarsa, Haziran 2020’ye kadar en az 2 bin 860 erken ölüm, 1 milyon gün işgücü kaybı, 7 milyon günden fazla hastalık izni ve çocuklarda 17 bin 400 bronşit vakasına sebep olacak.

DÜNYA TERMİKTEN ÇIKIYOR
Dünyada birçok ülke iklim kriziyle birlikte termik santrallerini kapatmaya başladı. Avusturya, 2020 yılı sonunda iki termik santralini de kapatmayı planlıyor.

İngiltere, Yunanistan, Portekiz gibi ülkeler 2025 ve 2030 gibi hedefler koyarak bu tarihlerde kömürlü termik santrallerini kapatacaklarını beyan ettiler.

Sektör temsilcileri, filtre sistemlerindeki değişiklikle bile mevzuata uyum sağlayamayacak halde olanlar başta olmak üzere, hem halk sağlığı, doğayı koruma ve gıda güvenliği hem de iklim değişikliğiyle mücadele için artık Türkiye’nin de bu santralleri kapatma planlarını yapması gerektiğinin altını çiziyor.

SU HAVZALARINI DA KİRLETTİ
TÜBİTAK tarafından yapılan analizlerde, termik santrallerden çıkan atıkların toksik ve tehlikeli atık olduğu tespit edilmiş bulunuyor. Bu atıkların toprağı, yeraltı ve yüzey sularını, tarım alanlarını kirlettiği ifade ediliyor.

Bu analizlere göre, sekiz su havzasındaki (Susurluk, Meriç-Ergene, Konya Kapalı, Büyük ve Küçük Menderes, Gediz, Kuzey Ege ve Burdur) toplam 750 yüzey suyunun 743’ü kirlenmiş durumda. Özetle, sekiz su havzasındaki suyun yüzde 99’unun kirli olduğu belirtiliyor.



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap