USD/TRY
Döviz Çevirici
TRY
USD
EUR
Hesapla

Dört bilim kadını, dört umut veren araştırma

L’Oréal Türkiye de, 24 yıldır sürdürdüğü Bilim Kadınları İçin Programı’yla bu alandaki desteğini büyütürken, kadın sağlığında araştırma ve bilgi paylaşımını güçlendirecek yeni bir iş birliğine de imza atıyor.

Dört bilim kadını, dört umut veren araştırma

AR-GE’ye her yıl yaklaşık 1 milyar Euro yatırım yapan Loreal, 28 yıldır bilim kadınlarını destekliyor.  L’Oréal Türkiye de, 24 yıldır sürdürdüğü Bilim Kadınları İçin Programı’yla bu alandaki desteğini büyütürken, kadın sağlığında araştırma ve bilgi paylaşımını güçlendirecek yeni bir iş birliğine de imza atıyor. 

Bilim, insanlığın geleceğini şekillendiren en güçlü araçlardan biri. Hastalıklara yeni tedaviler bulmaktan temiz enerji teknolojileri geliştirmeye, günlük yaşamı kolaylaştıran tanı yöntemlerinden insan vücudunun kendini yenileme mekanizmalarını anlamaya kadar pek çok alanda bilimsel araştırmalar, yarının dünyasını bugünden kuruyor. Ancak bu büyük dönüşümün önemli bir sorusu var: ‘Bilimin sunduğu imkanlardan herkes eşit ölçüde yararlanabiliyor mu?’ Ve daha da önemlisi, bilimin yönünü belirleyen araştırma dünyasında kadınlar hak ettikleri yeri bulabiliyor mu?

L’Oréal Türkiye’nin UNESCO Türkiye Millî Komisyonu iş birliğiyle yürüttüğü Bilim Kadınları İçin Programı, bu soruların ışığında anlam kazanıyor. Program, 24 yıldır kadın bilim insanlarının araştırmalarını sürdürmelerine, bilimsel çalışmalarını geliştirmelerine ve daha geniş kitlelere ulaşmalarına destek oluyor. Bu yıl dört bilim kadınının projelerine verilen destekle Türkiye’de program kapsamında desteklenen bilim insanlarının sayısı 132’ye ulaştı.

Üstelik bu rakam, yalnızca bir destek programının ulaştığı kişi sayısını ifade etmiyor. Bilimsel üretimin önündeki engelleri azaltmanın, kadın araştırmacıların çalışmalarını görünür kılmanın ve genç kuşaklara bilim yolunda ilerlemenin mümkün olduğunu göstermenin de bir karşılığı var. Nitekim programdan bugüne kadar destek alan kadın bilim insanlarının 100’den fazlası akademik kariyerlerini profesör veya doçent olarak sürdürüyor. L’Oréal Türkiye de programın uygulandığı ülkeler arasında en fazla katkı sunan ilk beş ülke içinde yer alıyor.

L’Oréal Vakfı ile UNESCO iş birliğinde 28 yıl önce küresel ölçekte başlatılan programın dünya genelindeki etkisi de dikkat çekici. Bugüne kadar 5 binden fazla kadın bilim insanına destek sağlanırken, Uluslararası Mükemmellik Ödülü’ne layık görülen 142 bilim insanından yedisi daha sonra Nobel Ödülü kazandı. Bu tablo, kadınların bilimsel araştırmalara katılımını desteklemenin yalnızca fırsat eşitliği meselesi olmadığını, aynı zamanda insanlığın bilimsel potansiyelini büyütmenin de bir yolu olduğunu hatırlatıyor.

Dört araştırma, dört farklı alanda geleceğe yatırım

Bu yıl desteklenen dört bilim kadınının projeleri, bilimin birbirinden farklı alanlarda nasıl toplumsal fayda yaratabileceğini ortaya koyuyor. Araştırmaların ortak noktası ise henüz çözülmemiş sorunlara odaklanmaları ve gelecekte daha etkili, erişilebilir ya da sürdürülebilir çözümlerin geliştirilmesine bilimsel zemin hazırlamaları.

ALS için yeni ilaç adayları

Anadolu Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmasötik Kimya Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Belgin Sever, ilerleyici bir sinir sistemi hastalığı olan ALS’ye yönelik yeni ilaç adayı moleküller geliştirmeyi amaçlıyor.
ALS’de kas hareketlerini kontrol eden sinir hücreleri zaman içinde zarar görüyor ve hastalığın tedavi seçenekleri oldukça sınırlı kalıyor. Projenin odağında, ALS’nin bazı türlerinde hücre içinde birikerek sinir hücrelerine zarar veren mutant SOD1 proteini bulunuyor.
Araştırma kapsamında önce bilgisayar ortamında taranacak moleküller tasarlanacak. En umut verici adaylar laboratuvarda üretilecek ve ALS hücre modellerinde test edilecek. Amaç, sinir hücrelerini koruyabilecek ve hastalığa yol açan süreçleri baskılayabilecek yeni tedavilerin geliştirilmesine bilimsel temel oluşturmak.
Bu çalışma, henüz tedaviye dönüşmüş bir sonuç sunmasa da ALS araştırmalarında yeni seçeneklerin önünü açabilecek bir yaklaşımı temsil ediyor. Çünkü yeni ilaçların geliştirilmesi, hastalığın biyolojik mekanizmalarının anlaşılması ve doğru hedeflere yönelik moleküllerin belirlenmesiyle başlıyor.

Yenilenebilir enerji için daha uzun ömürlü piller

Orta Doğu Teknik Üniversitesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü’nden Doç. Dr. Çiğdem Toparlı’nın araştırması ise sağlık alanından enerji teknolojilerine uzanıyor.
Güneş ve rüzgâr enerjisinin yaygınlaşması, üretilen elektriğin ihtiyaç duyulana kadar güvenli ve verimli biçimde depolanmasını da zorunlu kılıyor. Bu nedenle enerji depolama sistemlerinin maliyeti, güvenliği ve kullanım ömrü, yenilenebilir enerji dönüşümünün temel başlıkları arasında yer alıyor.
Toparlı’nın projesi, su bazlı ve yanıcı olmayan çinko-hava pillerinin daha uzun ömürlü ve verimli hâle getirilmesini hedefliyor. Araştırmada pilin enerjiyi depolayan çinko bölümü, kullanım sırasında meydana gelen aşınmayı ve pil ömrünü kısaltan düzensiz birikimleri azaltacak şekilde yeniden tasarlanacak.
Çalışmanın önemi yalnızca pil performansını artırma hedefiyle sınırlı değil. Daha erişilebilir ham maddelere dayanan, güvenli ve sürdürülebilir enerji depolama teknolojilerinin geliştirilmesi; enerji dönüşümünü desteklemenin yanı sıra dışa bağımlılığın azaltılmasına da katkı sağlayabilir.

Bir kağıt parçasından taşınabilir analiz platformuna

Gebze Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü’nden Doç. Dr. Tuğçe Nihal Gevrek Civan, düşük maliyetli filtre kâğıdını taşınabilir bir tanı ve analiz platformuna dönüştürmeyi amaçlıyor.

Proje kapsamında kâğıdın yüzeyi özel bir polimer tabakayla kaplanacak. Ardından ultraviyole ışık kullanılarak yalnızca belirlenen bölgeler aktif hâle getirilecek ve enzimlerin bu bölgelere seçici biçimde bağlanması sağlanacak. Böylece kâğıdın istenen alanlarına biyolojik işlev kazandırılabilecek.
Bu yaklaşımın en dikkat çekici yönlerinden biri, aynı platformun farklı bölgelerine farklı biyolojik işlevler kazandırılabilmesi ihtimali. Böyle bir gelişme, tek bir sistem üzerinde birden fazla analizin aynı anda yapılmasının önünü açabilir.

Araştırmanın uzun vadeli hedefleri arasında biyosensörler, çevresel analiz ve gıda güvenliği gibi alanlarda kullanılabilecek düşük maliyetli ve taşınabilir sistemlerin geliştirilmesi bulunuyor. Laboratuvarlarda yürütülen bilimsel çalışmaların daha pratik ve erişilebilir ölçüm teknolojilerine dönüşebilmesi açısından bu tür araştırmaların önemli bir potansiyeli var.

Dişin kendi kendini onarma kapasitesinin şifreleri

Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nden Prof. Dr. Zeliha Uğur Aydın’ın projesi, insan vücudunun iyileşme mekanizmalarına, bu kez dişin canlı dokusuna odaklanıyor.
Derin çürükler veya travmalar sonrasında aynı tedavi uygulanmasına rağmen bazı dişler kendini onarabilirken bazılarında iltihap devam edebiliyor. Araştırma, bu farklılığın altında yatan biyolojik süreçleri anlamayı amaçlıyor.

Çalışmada, dişin canlı dokusunda bulunan fibroblast adı verilen destek hücrelerinin, iltihap ve oksijen azlığı koşullarında kök hücrelerin onarım kapasitesini nasıl etkilediği incelenecek. Belirli genlerin çalışmasının geçici olarak durdurulmasını sağlayan CRISPRi yöntemi kullanılarak iyileşme sürecinde hangi biyolojik mekanizmaların belirleyici olduğu araştırılacak.
Elde edilecek bulguların, gelecekte dişin canlı dokusunu koruyan ve kendi kendini onarma kapasitesini destekleyen daha etkili tedavilerin geliştirilmesine katkı sunması hedefleniyor. Bu yönüyle proje, diş tedavilerinde yalnızca hasarı gidermeye değil, dokunun doğal iyileşme potansiyelini anlamaya da odaklanıyor.
Dört araştırma birbirinden farklı görünse de ortak bir noktada buluşuyor: Bugünün bilimsel sorularına verilen yanıtlar, yarının sağlık, enerji ve teknoloji çözümlerinin temelini oluşturuyor.

Kadın sağlığı araştırmaları ağı

L’Oréal Türkiye’nin bu yılki çalışmaları, bilim kadınlarına verilen destekle sınırlı kalmıyor. Şirket, Türkiye’deki 40’ıncı yılında, kadın sağlığı alanında uzun süredir yeterince araştırılmayan sorunları daha görünür kılmak amacıyla Türkiye’nin ilk endometriozis hasta dayanışma derneği EndoTürkiye ile iş birliği yaparak Kadın Sağlığı Araştırmaları Ağı’nın hayata geçirilmesine katkı sağladı.

Bu girişim, kadın sağlığı alanında bilgi üretimini ve paylaşımını güçlendirmeyi hedefleyen önemli bir adım. Çünkü kadın sağlığı, yalnızca kadın hastalıkları ve doğum uzmanlarının çalışma alanıyla sınırlı değil. Beslenme, fizyoterapi, psikoloji, psikiyatri, radyoloji, moleküler biyoloji, genetik ve biyomedikal mühendisliği gibi farklı disiplinlerin katkısı, sorunların daha bütüncül biçimde ele alınmasını sağlayabilir.
Kamuya açık bir platform olarak tasarlanan ağ, uzmanları ve araştırmacıları bir araya getirmenin yanı sıra kadın sağlığı konusunda güvenilir bilgi arayanların bilimsel çalışmalara ve uzman görüşlerine ulaşmasını da amaçlıyor.

Bilimsel eşitlik, geleceğe yapılan yatırım

L’Oréal Türkiye Ülke Genel Müdürü Vanya Panayotova’nın da vurguladığı gibi, bilim şirketin var oluşunun temelinde yer alıyor. Panayotova, “L’Oréal, 117 yıl önce bir bilim insanının geliştirdiği yenilikle doğdu. Bugün araştırma ve geliştirmeye her yıl yaklaşık 1 milyar Euro yatırım yapıyor, dünya genelindeki araştırma merkezlerimizde 4 binden fazla bilim insanıyla çalışıyoruz. Bilim, var oluşumuzun temelidir. Ancak dünyada her üç araştırmacıdan yalnızca biri kadın. Bilimin bütün potansiyeline ulaşması için kadınların bu yolculuğa eşit biçimde katılması gerekiyor. Türkiye’de 24 yıldır sürdürdüğümüz Bilim Kadınları İçin Programı’yla bugüne kadar 132 bilim kadınına destek verdik. Çalışmalarının görünür olması, bilime ilgi duyan genç kızlara da bu yolculuğun mümkün olduğunu gösteriyor” diye konuşuyor. 

L’Oréal Türkiye Kurumsal İlişkiler ve Etkileşim Direktörü ve Ülke Sürdürülebilirlik Lideri İrem Karaoda Tanrıkulu ise Bilim Kadınları İçin Programı’nı yeni iş birlikleriyle ileri taşımayı, kadın sağlığında karşılanmamış ihtiyaçları görünür kılmayı ve bilimsel bilginin daha hızlı paylaşılmasını sağlamayı hedeflediklerini belirtiyor. Uzun vadeli amaç, daha erken tanıya, daha etkili yaklaşımlara ve kadınların yaşam kalitesini iyileştirecek çözümlere katkıda bulunmak.

 

0
EKONOMİST YENİ SAYI
Ekonomist Dergisini takip etmek için abone olun.
ABONE OL