Türkiye’de faaliyetleri CRIF grubu bünyesinde yer alan Dun & Bradstreet, “2025 Küresel İflas Raporu”nu açıkladı. Rapor, Dun & Bradstreet Worldwide Network (WWN) üyelerinin 45 ülkeden sağladığı kapsamlı verilerin, Dun & Bradstreet’in deneyimli ekonomistleri tarafından titiz bir şekilde analiz edilmesiyle hazırlandı. Dun & Bradstreet’in “Küresel İflas Raporu”na göre, 2025 yılında küresel ölçekte şirket iflasları yüzde 7 artarak yükselişini sürdürdü. Ancak bu oran, 2024 yılında kaydedilen yüzde 15’lik artışla kıyaslandığında belirgin bir yavaşlamaya işaret etti. Rapor, 2025 yılında Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu 45 ülkeden 28’inde (yüzde 62) bir önceki yıla kıyasla şirket iflaslarında artış yaşandığı, 17 ülkede ise düşüş yaşandığını ortaya koydu. Rapora göre, 2025 yılında Dun & Bradstreet tarafından incelenen 45 ülkede 627 bin 575 şirket iflas etti. 2025 yılının küresel ekonomi açısından belirgin bir normalleşme ve dengelenme sürecine işaret ettiğinin belirtildiği raporda, enerji ve gıda fiyatlarındaki gerileme, enflasyon baskılarının azalması ve önde gelen merkez bankalarının parasal gevşeme yönünde attığı adımların küresel ölçekte finansal koşulları görece iyileştirdiği vurgulandı. Bu gelişmelerin 2025 yılında iflaslardaki artış hızını belirgin biçimde yavaşlattığına dikkat çekilen raporda, “Ancak iflas seviyeleri pandemi öncesi dönemin üzerinde kalmaya devam etmiştir” değerlendirmesine yer verildi.
Arjantin, yüzde 65 artışla şirket iflaslarında birinci sırada
Dun & Bradstreet, “2025 Küresel İflas Raporu”na göre, geçen yıl Arjantin, Yunanistan, Hong Kong, Suudi Arabistan ve İsviçre iflasların en fazla arttığı ülkeler oldu. Arjantin, 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla şirket iflaslarında yüzde 65 artışla rekor seviyede artışla incelenen, 45 ülke içerisinde birinci sırada yer aldı. 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla şirket iflaslarında yüzde 49 artışla Yunanistan incelenen ülkeler içerisinde ikinci olurken, Hong Kong yüzde 45 ile üçüncü sırada yer aldı. Hong Kong’u, yüzde 44 ile Suudi Arabistan, yüzde 41’lik artışla İsviçre takip etti. 2024 yılında bir önceki yıla göre şirket iflaslarında yüzde 6 gibi sınırlı bir artışın yaşandığı ABD’de ise geçen yıl şirket iflaslarında yüzde 26 artış yaşandı.
Rapor, Türkiye’de ise 2025 yılında şirket iflaslarında yüzde 29 artış yaşandığını gösterdi. CRIF İzleme Servisi tarafından, ticari sicil verileri ve Ticaret Sicil Gazetesi’ne yansıyan değişikliklerin detaylı incelenmesiyle oluşturulan analize göre, Türkiye’de geçen yıl toplamda 573 şirket iflas etti. Türkiye’de iflaslardaki artışın; yüksek reel faiz ortamı, krediye erişimdeki zorluklar ve sıkı finansal koşulların özellikle KOBİ’ler üzerinde yarattığı baskıyı yansıttığı belirtildi.
Kolombiya’da şirket iflasları yüzde 71 azaldı
Dun & Bradstreet, “2025 Küresel İflas Raporu”, 17 ülkede şirket iflaslarında düşüş yaşandığını ortaya koydu. Rapora göre, Kolombiya, şirket iflaslarında 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 71 düşüşle en iyi performans gösteren ülke oldu. Rapora göre, Endonezya’da 2025 yılında bir önceki yıla göre şirket iflasları yüzde 46, Belarus’ta yüzde 35, Kazakistan’da 33, Hindistan’da yüzde 28, Kanada’da yüzde 23, Hollanda ve Sırbistan’da yüzde 15 düşüş yaşandı.
Rusya’da iflaslar gerilerken Ukrayna’da savaşın etkileri sürüyor
Dun & Bradstreet’in, “2025 Küresel İflas Raporu”na göre, Ukrayna ile savaşta olan Rusya’da şirket iflaslarında 2024 yılında yüzde 26 gerilemenin ardından 2025 yılında da yüzde 12 gerileme yaşandı. Rapor, Ukrayna’da ise şirketlerin savaşın olumsuz etkilerini yaşamaya devam ettiklerini ortaya koydu. 2025 yılında şirket iflas yüzde 17 olarak artan Ukrayna’da 2021–2025 yıllarını kapsayan 5 yıllık dönemde iflas artış oranı yüzde 82,5 ile dünyadaki en yüksek seviyeye ulaştı.
İnşaat, perakende ve hizmet sektörlerinde iflas baskısı artıyor
Dun & Bradstreet’in, “2025 Küresel İflas Raporu”, iflas baskısının özellikle belirli sektörlerde yoğunlaştığını ortaya koydu. Raporda, inşaat, perakende, konaklama ve hizmet sektörlerinin yüksek faiz ve talep hassasiyeti nedeniyle birçok ülkede iflasların önemli bölümünü oluşturmaya devam ettiği belirtildi. Raporda sektörel anlamda şu analize yer verildi: “Özellikle yüksek faiz oranlarının proje finansmanını zorlaştırması, maliyet enflasyonu ve talepteki yavaşlama, inşaat sektörü şirketlerinin bilançoları üzerinde ciddi baskı yaratıyor. Perakende ile konaklama ve hizmet sektörlerinde ise tüketici talebindeki dalgalanma, artan operasyonel maliyetler ve sınırlı fiyatlama gücü başlıca risk unsurları arasında yer alıyor. Bazı büyük ekonomilerde ise üretim ve hizmet sektörleri de talep zayıflığı ve maliyet baskıları nedeniyle risk altında kalmayı sürdürüyor.”
“İflaslarda artış yavaşlıyor ancak riskler sürüyor”
Dun & Bradstreet COO’su Julian Prower, Küresel İflas Raporu’na yazdığı önsözde, 2025 yılının, Covid döneminde sağlanan acil desteklerin geri çekilmesinin ardından şirket iflaslarında iki yıl boyunca yaşanan hızlı artışın ardından önemli bir dönüm noktası olduğuna dikkat çekti. Prower şu değerlendirmeyi yaptı: “Birçok ekonomide iflas seviyeleri pandemi öncesi dönemin üzerinde kalmaya devam etse de, toplam iflas artış hızında belirgin bir yavaşlama görüldü. Yıl boyunca, para politikalarının sıkı ancak öngörülebilir şekilde devam etmesi, enflasyonun daha yönetilebilir seviyelere gerilemesi ve finansman beklentilerinin daha düzenli bir şekilde şekillenmesiyle birlikte birçok pazarda daha net bir istikrar hissi oluştu. Dun & Bradstreet tarafından izlenen 45 ülkede, 2025 yılında iflas başvuruları yüzde 7 arttı. Bu oran 2024 yılında yüzde 15 seviyesindeydi. İflas artışı yaşayan ekonomilerin oranı ise yüzde 69’dan yüzde 62’ye gerileyerek iflas ivmesindeki genel yavaşlamaya işaret etti.”
Küresel iş ortamının dalgalı yapısını koruduğuna da dikkat çeken Prower, jeopolitik gelişmeler, ticaret modellerindeki değişim, döviz piyasalarındaki oynaklık ve politika belirsizliklerinin, şirketlerin finansal risk yönetimini şekillendirmeye devam edeceğini vurguladı. Prower şirketlere yönelik önerilerini ise şöyle sıraladı: “Bu ortamda şirketlerin; müşterilerini, tedarikçilerini ve iş ortaklarını ortaya çıkabilecek stres sinyalleri açısından sürekli izlemek için yapay zekâ destekli, gerçek zamanlı veri ve içgörü araçlarından yararlanması gerekiyor. Kredi risklerinin, güvenilir ve temiz verilerle düzenli olarak yeniden değerlendirilmesi; şirketleri koruyacak sağlıklı finansal risk kararlarının alınması açısından önem taşıyor. Ayrıca iş ortaklarını çeşitlendirmek ve makroekonomik ile jeopolitik senaryolara yönelik alternatif planlar oluşturmak, şirketlerin dayanıklılığını önemli ölçüde artırabilir. En önemlisi ise karar alma süreçlerinin, piyasa algısı ya da kısa vadeli dalgalanmalardan değil; veri temelli içgörülerden beslenmesi gerekiyor.”
“2026’da iflas riskleri artabilir”
Dun & Bradstreet Baş Ekonomisti Dr. Arun Singh ise 2025 yılında küresel ekonomik koşulların, birkaç yıl süren dalgalanmanın ardından kademeli bir istikrar dönemine işaret ettiğini belirtti. 2025 yılında iflas hızında bir önceki yıla göre belirgin bir yavaşlama yaşandığını vurgulayan Singh şu değerlendirmede bulundu: “İflas hızındaki bu gerileme, daha destekleyici bir makroekonomik görünümle aynı döneme denk geldi. Enerji ve gıda fiyatlarının düşmesiyle birlikte birçok büyük ekonomide enflasyon geriledi ve önceki enflasyon döneminde biriken girdi maliyeti baskıları hafifledi. Bu olumlu maliyet dinamikleri, para politikasında geniş çaplı bir yön değişimiyle aynı döneme denk geldi. Finansal koşullardaki iyileşme, likiditeyi destekledi, kredi yükünü hafifletti ve iflas faaliyetlerinin bir önceki yıldaki sert artışa kıyasla daha ılımlı seyretmesine katkı sağladı. Ayrıca küresel ticaret ortamı da politika kaynaklı geçici bir canlanma yaşadı. ABD’de ithalat tarifelerinin artırılacağı beklentisiyle şirketler sevkiyatlarını hızlandırdı. Ticaret akışlarının öne çekilmesi ve hedef odaklı ticaret anlaşmalarının imzalanması, küresel ekonomik faaliyetlere kısa vadeli destek sağladı ve ekonomiyi tarife belirsizliğinin anlık etkilerine karşı kısmen korudu.”
2026 yılında risk dengesinin şirket iflaslarının yeniden artabileceğine işaret ettiğini belirten Singh, ticaret politikalarına ilişkin belirsizliklerin, Nisan 2025’teki zirvesinden gerilemiş olsa da, 2026 başı itibarıyla hâlâ Covid döneminin üzerindeki seviyelerini koruduğunu vurguladı. Singh, bu durumun, iş dünyasının beklentilerini, yatırım planlarını ve şirketlerin uzun vadeli sermaye harcamalarına yönelik iştahını olumsuz etkilemeye devam edeceğine dikkat çekti. Jeopolitik gerilimlerin yükselmesi veya mevcut çatışmaların derinleşmesinin ticaret yollarını aksatabileceğini, emtia piyasalarında dalgalanmaya yol açabileceğini ve tedarik zinciri istikrarını bozabileceğini belirten Singh, “Böyle bir ortamda, özellikle kısa vadeli finansmana bağımlı ve borçluluk seviyesi yüksek şirketlerin refinansman baskısıyla karşı karşıya kalması, finansal sıkıntı riskini artırabilir” uyarısında bulundu.