USD/TRY
Döviz Çevirici
TRY
USD
EUR
Hesapla

AGS Global raporu: İş dünyası nakit ve teknolojiye sığınıyor

AGS Global; Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden 110 üst düzey yöneticilerin katılımıyla gerçekleştirdiği "Jeopolitik Fay Hatlarında İş Dünyası: İran-İsrail Geriliminin Türkiye Ekonomisine Etkileri" başlıklı raporunu yayımladı.


AGS Global raporu: İş dünyası nakit ve teknolojiye sığınıyor

Dünya 28 Şubat’tan bu yana İran-İsrail ve ABD savaşına kilitlenmiş durumda. Nisan ayının başında gelen 15 günlük ateşkes haberi şimdilik suların durulduğu anlamına gelse de, iş dünyası da bu olumsuz senaryoda yeni normali deneyimliyor. 

İstanbul merkezli, yerli ve 150'den fazla ülkeyi kapsayan bir ağa sahip olan araştırma şirketi AGS Global; 8-10 Nisan 2026 tarihleri arasında Türkiye’nin önde gelen şirketlerinden 110 üst düzey yöneticilerin katılımıyla gerçekleştirdiği "Jeopolitik Fay Hatlarında İş Dünyası: İran-İsrail Geriliminin Türkiye Ekonomisine Etkileri" başlıklı raporunu yayımladı. Rapor; savaşın gölgesinde artan maliyet şoklarını, stagflasyon riskini ve iş dünyasının geliştirdiği 'yeni normal' stratejilerini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

Krizin Etki Yarıçapı Derinleşiyor: Kalıcı Barış Beklentisi Zayıf 

Araştırmaya katılan şirketlerin %36.4'ü savaşın oluşturduğu krizden yüksek düzeyde, bir diğer %36.4'ü ise orta düzeyde etkilendiğini belirtiyor. 
İş dünyası krizin süresi konusunda karamsar; %63.6'sı dalgalanmaların 2026 sonuna kadar devam edeceğini, %18.2'si ise yıllarca sürecek yepyeni bir 'kriz normaline' girildiğini öngörüyor. Sadece %18.2'lik kesim 3 ay içinde normalleşme bekliyor.
Çatışmalara haklılık penceresinden bakıldığında; %45.5'i İran ve bölge aktörlerinin reaksiyonunu daha haklı bulurken, %36.4'ü süreci tamamen bölgesel hegemonya mücadelesi olarak görüyor. %18.2 tüm tarafları haksız buluyor, İsrail ve ABD politikalarını haklı bulanların ise olmadığı görülüyor.
15 günlük ateşkesin kalıcı barışa dönüşüp dönüşmeyeceği sorusuna ise şirketlerin %54.6'sı "Hayır", %18.2'si "Evet" yanıtını verirken, %27.3'ü kararsız.

Asıl Tehdit Lojistik Değil; Enerji Şoku ve Talep Daralması 

Medyada öne çıkan lojistik krizi iş dünyası için %9.1 ile arka planda kalırken; asıl merkez üssünün enerji maliyetleri ve daralan pazarlar olduğu görülüyor.
Bu doğrultuda öncelikli tehditler; %36.4 enerji ve girdi maliyetlerindeki ani artış, %27.3 bölgesel pazarlardaki talep daralması, %18.2 finansal piyasalar ve kur volatilitesi olarak sıralanıyor. Katılımcıların %9.1 ise henüz tehdit hissetmiyor.
Kâr Marjı Mengenesinde Sıkışma 

Petrolün 120 dolar bandını zorlaması maliyetleri doğrudan vurdu. Şirketlerin %63.7'si üretim/operasyon maliyetlerinde %6 ile %30'un üzerinde artış yaşadı. Maliyet artış dağılımına bakıldığında; %36.4'ü %0-5, %36.4'ü %6-15, %9.1'i %16-30, %18.2'si %30'dan fazla maliyetlerinin arttığını ifade ediyor.
Ancak maliyetleri fiyatlara yansıtma kabiliyeti oldukça zayıf. Şirketlerin %36.4'ü rekabet koşulları nedeniyle maliyetleri fiyatlara yansıtamıyor ve kâr marjından eritiyor %27.3'ü henüz yansıtmadı ancak planlıyor, %18.2'si kısmen yansıtabildi. Sadece %18.2'si maliyet artışını fiyatlara tamamen yansıtabilmiş durumda.

Stagflasyon Alarmları Çalıyor: OVP Hedefine Güven Azaldı

Diğer yandan, makroekonomik beklentilerdeki bozulma çarpıcı seviyede.
Şirketlerin %72.8'i faaliyet gösterdikleri sektörlerde "stagflasyon" riskini kritik (%36.4) veya orta (%36.4) düzeyde hissediyor.
İş dünyasının %90.9'u, mevcut kriz ışığında OVP'nin 2026 yılı için öngördüğü %16'lık enflasyon hedefinin tutmayacağına inanıyor. 
Katılımcıların %45.5'i hedefin güncellenmesi gerektiğini, %27.3'ü uzağında kalınacağını, diğer %27.3'ü ise üzerinde kalınacağını savunuyor. Hedefe inananların oranı sadece %9.1.

Kurumsal Reaksiyon: Şirketler Nakde Dönüyor 

Peki, şirketler bu kriz ortamında ne yapıyor? 2026 büyüme ve ciro hedeflerinde %45.5'lik kesim panik yapmadan sene başı hedeflerini koruyor. %36.4'ü izlemede kalırken, sadece %18.2'si hedeflerini aşağı yönlü revize etti.
2026'nın ikinci yarısındaki temel öncelikler ise net. Şirketler en çok nakit akışını yönetmek ve borçluluğu azaltmak (%36.4) ile yeni pazarlara açılarak bölge riskini dağıtmaya (%36.4) odaklanıyor. Bunu dijitalleşme ve yapay zekâ ile verimlilik arayışı (%18.2) izliyor.
Dirençli Yatırımcı: Krizde Teknolojiye Sığınmak 

Karamsar makro tabloya rağmen, %72.8'lik dirençli bir yatırımcı kitlesi de söz konusu. Şirketlerin %54.6'sı yatırımlarına aynen devam ederken, %18.2'si kapasite artışı yerine "teknoloji odaklı zorunlu" yatırımlar yapıyor. Yatırımları 2027'ye erteleyenlerin oranı %18.2, bütçeyi yarı yarıya küçültenlerin oranı ise sadece %9.1.

Türkiye İçin Yeni Rotalar, Fırsatlar ve Diplomatik Beklentiler 

İş dünyası, Ortadoğu bağımlılığının risklerini dağıtmak için Amerika ve ASEAN pazarlarına agresif bir yöneliş içinde. Çatışma sahasında rüştünü ispatlamış İHA/SİHA ve savunma sanayii ürünlerine artan talep ve alternatif tedarik arayışında Türkiye'nin kilit bir "Enerji Merkezi" olma şansı öne çıkan fırsatlar.
İş dünyası bu diplomatik pozisyonda taraf olmak istemiyor: %54.6'lık kesim Türkiye'nin insani diplomasi ve aktif arabulucu rolü üstlenmesini bekliyor. %27.3'ü Batı ile entegrasyonu riske atmadan dengeli politika, %9.1'i sınır güvenliğine odaklanma, diğer %9.1'i ise tamamen tarafsız kalarak ticari çıkarlara odaklanma talep ediyor.
Türkiye'nin üretim üssü olarak bu süreçten kazançlı çıkması için kamudan beklentiler de sıralandı: İlk sırada vergi yükünün hafifletilmesi ve istihdam teşvikleri (%45.5) gelirken, bunu finansmana erişim/kredi maliyetlerinin düşürülmesi (%27.3), yeni ticaret rotalarının hızlandırılması (%18.2) ve ihracatçıya özel enerji sübvansiyonları (%9.1) takip ediyor.

Araştırmayı yorumlayan AGS Global Kurucusu ve CEO'su Ahmet Güler’in görüşleri ise şöyle: "Gerçekleştirdiğimiz bu geniş kapsamlı araştırma, jeopolitik krizlerin şirket bilançolarına nasıl bir maliyet şoku olarak yansıdığını tüm netliğiyle gösteriyor. Kâr marjları, artan maliyetler ile fiyatlama gücü eksikliği arasındaki 'mengenede' erirken; enflasyon beklentilerindeki bozulma ile stagflasyon riski iş dünyasının kapısına dayanmış durumda.
“Ancak en dikkat çekici bulgumuz, şirketlerimizin sergilediği eşsiz mikro dirençtir. Yatırım kararlılığından taviz vermeyen %72.8'lik kesim, çözümü frene basmakta değil; teknolojiye yatırım yapmakta, nakit akışını disipline etmekte ve Amerika ile ASEAN gibi yeni rotalarla riskleri dağıtmakta buluyor. Kamunun bu aşamada özellikle vergi yüklerini hafifleterek ve finansmana erişimi kolaylaştırarak bu direnci desteklemesi, Türkiye'nin krizden 'kazanan bir üretim ve enerji üssü' olarak çıkmasının en kritik anahtarı olacak."

 

0
EKONOMİST YENİ SAYI
Ekonomist Dergisini takip etmek için abone olun.
ABONE OL