ABD-İsrail-İran savaşının 45. gününde, geçici ateşkes süreci devam ediyor. ABD ve İran arasında Pakistan'daki müzakerelerden 'ortak çerçeve' ve 'anlaşma' çıkmamasının ardından Trump, İran'ın en büyük kozu 'Hürmüz' için abluka tehdidinde bulundu. İran Devrim Muhafızları ise Trump'ın tehdidine karşılık boğazın üzerinde uçuş yapan İHA'ların görüntüsünü servis ederek 'Herhangi bir yanlış hamle düşmanı Hürmüz Boğazı'nda ölümcül bir girdaba hapsedecek' dedi.
17:02 İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan'dan, Trump'ın hedef aldığı Papa 14. Leo'ya destek mesajı
İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD Başkanı Donald Trump'ın, savaş karşıtı tutumu nedeniyle Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo'ya eleştirilerini ve kendisini Hazreti İsa şeklinde tasvir etmesini kınadı.
Pezeşkiyan, X sosyal medya platformundaki hesabından, Trump'ın kendisini Hazreti İsa şeklinde tasvir ederek yaptığı paylaşımı ve Papa 14. Leo'ya eleştirilerine ilişkin açıklama yayımladı.
Paylaşımında, Papa 14. Leo'yu etiketleyen İran Cumhurbaşkanı, şu ifadeleri kullandı:
"Papa 14. Leo Hazretleri, büyük İran milleti adına, zatıalinize yönelik hakareti kınıyor ve barış ve kardeşlik peygamberi İsa'nın mukaddesatına hürmetsizliğin özgür insanlar için kabul edilemez olduğunu beyan ediyorum. Allah'tan sizin için zafer diliyorum."
Trump ile Papa arasındaki ilişkiler karşılıklı açıklamalarla gerildi
Son dönemde sıkça savaş karşıtı açıklamalar yapan Papa 14. Leo’nun, 11 Nisan'da ABD ile İran heyetleri arasında Pakistan'daki görüşmeler sürerken Aziz Petrus Bazilikası'ndaki dünya barışı etkinliğinde, "Artık kendine ve paraya tapınmaya son. Güç gösterisine son. Savaşa son. Gerçek güç, hayata hizmet etmekte kendini gösterir." ifadelerini kullanması dikkati çekmişti.
Basında, Papa'nın bu sözlerinin, hiç isim vermemesine karşın Trump'a yönelik olduğu yorumlarına yer verilmişti.
Papa'nın sözlerinin ardından ABD Başkanı Trump, dün sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlarda, Papa 14. Leo'nun "suç ve nükleer silahlar konusunda zayıf" ve "dış politikada berbat" olduğunu savunmuş ve Papa 14. Leo’nun bu göreve sırf ABD'li olduğu ve kendisi Beyaz Saray'da bulunduğu için Kilise tarafından "onunla başa çıkmak" amacıyla getirildiğini iddia etmişti.
Trump, ayrıca basına yaptığı açıklamada da "İran'ın nükleer silaha sahip olmasının sorun olmadığını düşünen bir Papa istemiyorum.” ve “Ben, ezici bir çoğunlukla seçildiğim şeyi tam olarak yaptığım için ABD Başkanı'nı eleştiren bir Papa istemiyorum." ifadeleri de kullanmıştı.
Trump ayrıca, kendisini Hazreti İsa gibi tasvir eden bir görseli paylaşmış ve paylaşım Hazreti İsa'ya saygısızlık olarak nitelendirilmişti.
Papa 14. Leo da 13 Nisan’da Cezayir’e giderken uçakta gazetecilere yaptığı açıklamada, "Trump yönetiminden korkmuyorum. Ben siyasetçi değilim. Bu nedenle savaşa karşı yüksek sesle konuşmaya devam edeceğim. Onunla bir tartışmaya girmeye niyetim yok." demişti.
16:38 İHH’nın İran’a gönderdiği insani yardımlar Tahran’a ulaştı
İHH İnsani Yardım Vakfı’nın, İran’a gönderdiği yardım tırlarının ilk kısmı başkent Tahran’a ulaştı.
İHH İnsani Yardım Vakfı’nın, İstanbul ve Mersin’den gönderdiği toplam 4 tırdan oluşan yardım malzemesinin bir kısmı İran’ın başkenti Tahran’a ulaştı.
Kadın ve çocuklar için ayakkabı, mont, pantolon, gömlek, tişört ve battaniyeden oluşan yardım malzemeleri Tahran’da bulunan İran Kızılay Merkezi’ndeki depolara yerleştirildi.
İran Kızılayı yetkilileri, yardım malzemesi taşıyan iki tırın da yolda olduğunu ve yakın zamanda Tahran’a ulaşmasının beklendiğini aktarırken, İHH bir tır ilaç ve medikal malzemenin de bölgeye sevk edileceğini duyurdu.
Türkiye'nin Tahran Büyükelçisi Hicabi Kırlangıç, İran Kızılay Başkanı Pir Hüseyin Kolivend ile birlikte Türkiye’den gönderilen yardım malzemelerini yerinde inceledi.
Kırlangıç burada yaptığı açıklamada, “İHH’nın ulaştırmış olduğu yardımı bugün teslim etmiş olduk. Bölge olarak zor bir süreçteyiz. Gazze’de başlayan süreç İran’a uzandı ve İran’a uluslararası hukuka aykırı bir saldırı söz konusu. İran büyük bir direnişle bu süreci başarıyla yönetti.” dedi.
Türkiye olarak bölgedeki gerilimin tırmanmaması için ellerinden geleni yaptıklarını ve müzakereleri önemsediklerini belirten Kırlangıç, ”Bölgede gerilimi tırmandıran güçler var. Uluslararası hukuku hiçe sayarak suikastler düzenleyerek saldırı gerçekleştiriyorlar. İran’a büyük saldırılar gerçekleştirildi ve sivil alanlar büyük zarar gördü. Biz bu süreçte bunlara şahit olduk.” ifadesini kullandı.
Kırlangıç, bölgeye barışın hakim olmasını temenni ettiklerini ve bölge ülkelerinin kendi kaderlerini kendilerinin tayin ettiği takdirde dışarıdan gelen müdahalelerin bertaraf edileceğini söyledi.
Kırlangıç şunları kaydetti:
"Elbette İran güçlü bir ülke. Altyapı olarak, lojistik olarak dirençli bir ülke ve halkının ihtiyaçlarıyla ilgili olarak da herhangi bir sıkıntı yok. Biz bunu gözlemliyoruz. Temel ihtiyaç maddeleri de aslında yeterli seviyede. Bir ilaç fabrikası zarar gördü. Belki ilaç konusunda daha çok yardıma ihtiyaç olabilir ama bu sembolik bir yardımlaşma. İslam ülkeleri arasında, Müslümanlar arasında kardeşliğin göstergesi olarak bu yardımlaşmayı biz yapıyoruz."
Türk Kızılayı'na ait yardımlar da yolda
İran’a yönelik yardımların çeşitli sivil toplum kuruluşları ve Kızılay vasıtası ile devam edeceğini vurgulayan Kırlangıç, hali hazırda Türk Kızılayı’na ait yardımların da yolda olduğunu hatırlattı.
Kırlangıç son olarak, İran Kızılay Başkanı Kolivend’in 6 Şubat depreminde Türkiye’ye destek olduğunu ve Türkiye’ye gelerek yardım faaliyetlerini organize ettiğini, bundan dolayı kendilerine bir kez daha teşekkür ettiklerini belirtti.
Öte yandan İran Kızılayı Uluslararası İlişkiler Müdür Yardımcısı Raziye Alişvendi, savaşın sürdüğü günlerde İHH temsilcilerinin nakdi yardımda da bulunduğunu hatırlatarak, “Türk halkı ile İHH’nın temel yaşam malzemeleri ile tıbbi ekipmanlardan oluşan yardımı iki aşamada bize ulaştı. Ayrıca Türk Kızılayı’nın yardımları da İran sınırına geldi ve yakın zamanda teslim edilecek. Hem Türk halkına hem de Türkiye Büyükelçisi’ne yardımların ulaştırılması hususundaki çabaları için teşekkür ediyoruz.” dedi.
16:16 "Savaşın etkilerini sona erse bile uzun süre hissedeceğiz"
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaşın sonuçlarını, savaş bittikten sonra bile uzun süre hissedeceklerini söyledi.
Merz, Berlin'de düzenlediği basın toplantısında Pakistan'ın başkenti İslamabad'da Tahran-Washington yönetimlerinin görüşmesinin kesilmesine şaşırmadığını belirterek, "Baştan beri, (bu görüşmelerin) gerçekten iyi hazırlanmış olduğu izlenimini edinmedim." ifadesini kullandı.
Bu bakımdan bunun uzun bir süreç olacağını aktaran Merz, "Amerikan hükümetiyle görüşüyoruz, ihtilafın taraflarıyla görüşüyoruz, İsrail ile görüşüyoruz. Bu uzun süreli bir süreç olmaya devam edecek. Bu savaşın etkilerini, sona erse bile uzun süre hissedeceğiz." dedi.
Merz, bu yüzden bu etkilerin Alman ekonomisi üzerinde de ciddi yük oluşturacağına hazırlıklı olmaları gerektiğini ve Alman ekonomisinin rekabet gücünü korumak, geliştirmek ve hanelerin durumunu iyileştirmek için ellerinden geleni yapmak istediklerini dile getirdi.
Bunun kolay olmayacağını, var olan imkanların sınırlı olduğunu vurgulayan Merz, "Bu dünyadaki her krizi Almanya'daki parayla çözemeyiz." ifadesini kullandı.
"Macaristan'da dün sağ popülizm ağır bir yenilgiye uğradı"
Macaristan'da genel seçimi Saygı ve Özgürlük Partisi'nin (Tisza) lideri Peter Magyar'ın kazanmasını da değerlendiren Merz, "Macaristan'da mecliste üçte iki çoğunlukla, bu kadar net bir seçim sonucu olmasından şahsen çok müteşekkirim ve rahatladım." şeklinde konuştu.
Merz, bunun demokratik toplumların seçimlere yönelik Rus propagandasına ve başka dış etkilenmelere karşı açık şekilde dirençli olduğunu gösterdiğini söyleyerek, şunları kaydetti:
"Macaristan gibi demokratik bir toplumda, hala bu kadar yüksek ölçüde dirence sahip olmamız benim için dünün en iyi haberlerden biriydi. Macaristan'da dün sağ popülizm ağır bir yenilgiye uğradı."
Bunun sadece Macaristan ile ilgili bir durum olmadığını aktaran Merz, Macaristan'dan dünyadaki sağcı popülizme karşı çok net bir sinyal gönderildiğinin altını çizdi.
15:56 İsrail basını: Ordu, İran'ın İsrail'e muhtemel sürpriz saldırısına hazırlanıyor
ABD ve İran arasında Pakistan'ın başkenti İslamabad'da yürütülen müzakerelerin sonuçsuz kalmasının ardından İsrail ordusunun İran'ın "muhtemel sürpriz" saldırına hazırlandığı iddia edildi.
İsrail'in Kanal 12 televizyonu, müzakerelerin tamamen çökme ihtimaline karşı İsrail ordusunun İran'a yönelik saldırılara yeniden başlamaya hazırlandığını bildirdi.
Haberde, İsrail ordusunun İran'dan gelecek bir "muhtemel sürpriz" saldırıya da hazırlık yaptığı öne sürüldü.
Kanal 12, Pakistan'ın ABD ve İran'ı müzakere masasına döndürmek amacıyla iki tarafla da temaslarını sürdürdüğünü belirterek müzakerelerdeki ana anlaşmazlığın nükleer mesele olduğu ve bunun çözülmesi durumunda diğer sorunların kendiliğinden çözüleceğini ileri sürdü.
İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberine göre ise üst düzey bir savunma yetkilisi, "saldırıların nükleer mesele ve balistik füze konusunda İran'a yeterli baskı uygulanmadan sona erdiğini ve İsrail'in İran'a saldırıları yeniden başlatmayı değerlendirdiğini" söyledi.
Haberde, İsrail'in ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a saldırıları yeniden başlatmasını beklediği ve bu senaryoda İran'ın enerji altyapısına saldırarak ülkeyi nükleer programından vazgeçmeye zorlamaya çalışacağı öne sürüldü.
15:16 ABD-İran görüşmelerindeki belirsizlik sürerken bölgeye gönderilen ABD uçaklarında artış gözleniyor
Pakistan'ın başkenti İslamabad'da İran ile ABD arasında düzenlenen müzakerelerin olumsuz sonuçlanmasının ardından, hem Orta Doğu'ya giden hem de bölgeden ayrılan savaş uçağı sayısında ciddi artış görüldü.
AA muhabirinin açık kaynak istihbaratı ve veri analizi yapan bazı sosyal (OSINT) medya hesaplarından derlediği bilgilere göre, İran ve ABD müzakerelerinin olumsuz sonuç vermesinin ardından bölgedeki ABD savaş uçağı hareketliliğinde, olağanüstü bir artış gözlendi.
Bölgeye gönderilen uçakların çoğunluğunu C-17 Globemaster III tipi askeri nakliye uçağı oluşturuyor. ABD Hava Kuvvetleri'nin en büyük nakliye uçağı "Lockheed C-5M Super Galaxy" ve Boeing tarafından üretilen stratejik nakliye uçağı "Boeing KC-46 Pegasus"lar da Avrupa hava sahasında gözlendi.
Orta Doğu'daki nakliye uçaklarının oluşturduğu trafiğin müzakerelerin ardından yoğun şekilde arttığı görülürken, bölgeden ayrılan Boeing KC-135R Stratotanker tipi askeri havada yakıt ikmal tanker uçaklarının da bulunduğu tespit edildi.
Sosyal medyada OSINT analizi yapan kullanıcıların birçoğu, bu hareketliliğin ABD'nin müzakereler sonrası "İran'a saldırılara yeniden başlamak için bir hazırlık yaptığına" işaret ettiğini öne sürdü.
Bazı kullanıcılar ise bölgeden ayrılan nakliye uçaklarının "ABD/İsrail-İran savaşında yaralanan ve hayatını kaybeden kişileri bölgeden çıkardığını" iddia etti.
Washington ve Tahran yönetimleri, Pakistan aracılığıyla İslamabad'da müzakereler yürütmüştü.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Pakistan'ın başkenti İslamabad'da İran ile yapılan doğrudan müzakerelerin "bir anlaşmaya varılamadan" sona erdiğini açıklamıştı.
İran medyasında, İslamabad'daki Tahran-Washington görüşmelerinde ortak çerçeveye ve anlaşmaya varılamamasının nedeninin ABD'nin aşırı talepleri olduğu öne sürülmüştü.
14:44 İran Dışişleri Bakanı Erakçi, Katarlı mevkidaşı Al Sani ile bölgedeki son gelişmeleri görüştü
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile Katarlı mevkidaşı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, bölgedeki son gelişmeler ile Pakistan'da yapılan ancak sonuç alınamayan İran-ABD görüşmelerini ele aldı.
İran Dışişleri Bakanlığının yazılı açıklamasına göre, Erakçi ile Al Sani bir telefon görüşmesi gerçekleştirdi. Görüşmede iki bakanın, bölgedeki son gelişmeler ve İslamabad'da yapılan ancak sonuçsuz kalan İran-ABD temasları hakkında görüş alışverişinde bulunduğu aktarıldı. Bakanlık açıklamasında, görüşmenin içeriğine ilişkin ilerleyen saatlerde daha detaylı bir açıklama yayımlanacağı bildirildi.
14:16 İran Meclis Başkan Yardımcısı, ABD'nin Hürmüz Boğazı'nı birlikte yönetme teklifini reddettiklerini söyledi
İran Meclis Başkan Yardımcısı Ali Nikzad, ABD'nin İslamabad'daki görüşmelerde, Hürmüz Boğazı için Amerikan rolünü içeren bir hukuki rejim oluşturulmasını önerdiğini belirterek, Tahran'ın bu talebi reddettiğini söyledi.
Nikzad, İran devlet televizyonunda katıldığı bir programda konuştu.
İran'ın müzakerelerde nükleer programı konusunda güvence için ve iyi niyetini kanıtlamak adına 430 kilogram yüksek düzeyli zenginleştirilmiş uranyumu seyreltme teklifinde bulunduğunu aktaran Nikzad, "İran, ABD ve Suudi Arabistan'ın katılımıyla bir seyreltme konsorsiyumu kurulacaktı ancak anlaşmayı yıktılar." dedi.
Ülkesinin, Hürmüz Boğazı'ndaki geçişlerden ücret almayı öngören talebine işaret eden Nikzad, ABD'nin de buna ortak olmayı istediğini ancak talebin İran tarafından reddedildiğini ifade ederek, "Öyle bir noktaya geldiler ki 'haydi, Amerikalıları da kapsayan bir Hürmüz Boğazı yasal rejimi oluşturalım' dediler. Peki sizin Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi'nde işiniz ne?" değerlendirmesinde bulundu.
İranlı yetkili, ABD ordusunun İran'da düşürülen uçağın pilotlarını arama çabaları kapsamında 6 Nisan'da İsfahan bölgesine asker indirmesinin de ABD'nin iddia ettiği gibi pilotları aramak değil, İsfahan'daki nükleer tesiste bulunduğu söylenen yüksek düzeyli zenginleştirilmiş uranyum stokunu ele geçirmeyi hedeflediğini ancak başarısız olduklarını savundu.
İran Meclis Başkan Yardımcısı Ali Nikzad, Amerikalılara hitaben, "40 günlük savaşta galip tarafın, sosyal ağlardaki söylemlerle değil, milletlerin iradesi ve sahadaki üstünlükle belirlendiğini öğrendiler. Diplomasinin, isteklerin dikte edildiği bir arena değil, saygı ve gerçeklerin kabul edildiği bir arena olduğunu da öğrenecekler." ifadelerini kullandı.
13:59 Çin: Hürmüz Boğazı'ndan engelsiz geçiş, uluslararası toplumun ortak çıkarı
Çin, ABD ile İsrail'in saldırıları ve İran'ın misillemeleri ile Orta Doğu'da tırmanan çatışma nedeniyle gemi trafiğinde kesintilerin yaşandığı Hürmüz Boğazı'nın açık olmasının uluslararası toplumun ortak çıkarı olduğunu belirtti.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Ciakun, Pekin'de düzenlenen olağan basın toplantısında, ABD Başkanı Donald Trump'ın, İran ile çatışmanın çözümü için Pakistan'ın başkenti İslamabad'da yapılan doğrudan müzakerelerin sonuçsuz kalmasının ardından Hürmüz Boğazı'nı ablukaya alacaklarına dair açıklaması hakkında değerlendirmede bulundu.
Hürmüz Boğazı'nın, uluslararası mal ve enerji ticareti açısından önemli bir güzergah olduğunu belirten Sözcü Guo, "Hürmüz Boğazı'ndan istikrarlı, güvenli ve engelsiz geçiş uluslararası toplumun ortak çıkarı. Kesintinin kökeninde yatan sebep İran'daki çatışma ve bundan tek çıkış yolu ateşkes ve çatışmanın erken tarihte sonlandırılması." ifadelerini kullandı.
Guo, İslamabad'daki görüşmelerin gerilim düşürülmesi için önemli bir adım olduğu dikkati çekerek, "Tarafların geçici ateşkes düzenlemesine uymasını ve çatışmayı önlenmek, bölgede barış ve istikrarın sağlanması için gerekli koşulların oluşturulmasına katkı sağlamak üzere siyasi ve diplomatik çabaları sürdüreceğini umuyoruz." diye konuştu.
Taraflara sükunet ve itidalle hareket etme çağrısı yapan Guo, Çin'in, enerji güvenliği ve tedarik zincirinin sürekliliğini sağlamak üzere tüm taraflarla birlikte çalışmaya hazır olduğunu vurguladı.
Çinli Sözcü, Trump'ın Çin'in İran'a silah sağlaması halinde yüzde 50 ek gümrük tarifesi uygulayacağına yönelik açıklamasına ilişkin, Çin'in askeri ürünlerin ihracatı konusunda daima ihtiyatlı ve sorumlu bir tutum izlediğini, bunların satışını uluslararası yükümlülüklere uygun olarak sıkı denetim altında tuttuğu, bu konudaki karalamaları ve kötü niyetli ilişkilendirmeleri kabul etmediklerini söyledi.
İslamabad'daki görüşmeler
ABD ile İran heyetlerinin, çatışmanın çözümü için Pakistan'ın başkenti İslamabad'da yaptığı doğrudan müzakereler bir anlaşmaya varılamadan sonlandırılmıştı.
ABD Başkanı Trump, İran ile müzakerelerin ardından sosyal medyada yaptığı açıklamada, İran'ın nükleer hedeflerinden vazgeçmediğini ve "ABD donanmasının, Hürmüz Boğazı'na girmeye veya boğazdan çıkmaya çalışan tüm gemileri ablukaya alma sürecini başlatacağını" belirtmişti.
Hürmüz Boğazı'ndaki gemi trafiği, savaş nedeniyle kesilmişti
ABD ve İsrail'in İran'a saldırıları ve İran'ın misillemeleri ile Basra Körfezi'nde tırmanan gerilim nedeniyle, küresel mal ve enerji ticareti açısından kritik bir geçiş hattı olan Hürmüz Boğazı'nda gemi trafiği büyük ölçüde kesilmişti.
Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, Katar, Irak ve İran'ı dünya pazarlarına bağlayan Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 25'inin, sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin ve gübre ticaretinin yaklaşık yüzde 30'unun ana güzergahı konumunda bulunuyor.
Çin'in ithal ettiği petrolün yaklaşık yüzde 45'i, sıvılaştırılmış doğal gazın yüzde 30'u Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndan geçerek ülkeye ulaşıyor.
Boğazdaki tanker trafiğindeki kesintiler küresel petrol tedarikinde aksamalara, petrol fiyatlarında artışa yol açmış durumda.
13:22 "Savaşa karşı yüksek sesle konuşmaya devam edeceğim"
Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo, kendisine sert eleştirilerde bulunan ABD Başkanı Donald Trump ve yönetiminden korkmadığını belirterek, "Savaşa karşı yüksek sesle konuşmaya devam edeceğim." dedi.
Tarihte ABD'li ilk Papa olan 14. Leo, ABD Başkanı Trump'ın kendisine yönelik dünkü eleştirilerini yanıtladı.
Papa 14. Leo, 11 gün sürecek ve 4 ülkeyi kapsayan Afrika turunun ilk ayağı için Roma'dan Cezayir'e uçtuğu sırada, seyahatini takip eden gazetecilere Trump'ın sözlerine ilişkin değerlendirmede bulundu.
İtalyan ANSA ajansının haberine göre Papa 14. Leo, "Trump yönetiminden korkmuyorum. Ben siyasetçi değilim. Ben İncil'den bahsediyorum. Bu nedenle savaşa karşı yüksek sesle konuşmaya devam edeceğim. Onunla bir tartışmaya girmeye niyetim yok." diye konuştu.
"Bazı insanların yaptığı gibi İncil’in istismar edilebileceğini düşünmüyorum." ifadelerini kullanan Papa, ABD Başkanı'nın mesajına atıf yaparak, bu mesajı okuyan insanların kendi sonuçlarını çıkarabileceklerini düşündüğünü kaydetti.
Papa, savaşların son bulması, diyalog ve sorunlara adil çözümler bulmak için uluslar arasında çok taraflı ilişkiler üzerinde durulması gerektiğini vurguladı.
Papa 14. Leo, "Çok fazla insan acı çekiyor, çok fazla masum öldürüldü ve bence birilerinin ayağa kalkıp daha iyi bir yol olduğunu söylemesi gerekiyor." şeklinde konuştu.
Vatikan ve ABD ilişkilerinde tansiyon son dönemde yükseldi
Vatikan-ABD ilişkilerinin gerildiğine dair ilk sinyal, ay başında çıkan bir haberle gündeme gelmişti.
ABD merkezli yayın organı "The Free Press"in 6 Nisan'daki haberinde, Papa 14. Leo'nun, ocak ayındaki bir konuşmasında, "güce dayalı diplomasiyi" eleştirmesi nedeniyle, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) Müsteşarı Elbridge Colby'nin, o tarihte Vatikan Büyükelçisi olarak görev yapan Kardinal Christophe Pierre'i sert şekilde uyardığı ileri sürülmüştü.
Bu haber, geçen hafta her iki ülke tarafından yalanlansa da ABD-Vatikan ilişkilerinde "tansiyonun yükseldiği" şeklinde yorumlanmıştı.
Bunun üzerinden çok geçmeden Papa 14. Leo'nun, 11 Nisan'da ABD ile İran heyetleri arasında Pakistan'daki görüşmeler sürerken Aziz Petrus Bazilikası'ndaki dünya barışı etkinliğinde, "Artık kendine ve paraya tapınmaya son. Güç gösterisine son. Savaşa son. Gerçek güç, hayata hizmet etmekte kendini gösterir" ifadelerini kullanması dikkati çekmişti.
Basında, Papa'nın bu sözlerinin, hiç isim vermemesine karşın Trump'a yönelik olduğu yorumlarına yer verilmişti.
Papa'nın sözlerinin ardından ABD Başkanı Trump da dün sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlarda, Papa 14. Leo'nun "suç ve nükleer silahlar konusunda zayıf" ve "dış politikada berbat" olduğunu savunmuş ve Papa 14. Leo’nun bu göreve sırf ABD'li olduğu ve kendisi Beyaz Saray'da bulunduğu için Kilise tarafından "onunla başa çıkmak" amacıyla getirildiğini iddia etmişti.
Trump, basına yaptığı açıklamada da şu ifadeleri kullanmıştı:
"İran'ın nükleer silaha sahip olmasının sorun olmadığını düşünen bir Papa istemiyorum. Amerika'nın, ABD'ye büyük miktarda uyuşturucu gönderen ve daha da kötüsü katiller ve uyuşturucu satıcıları dahil hapishanelerini ülkemize boşaltan Venezuela'ya saldırmasının kötü bir şey olduğunu düşünen bir Papa istemiyorum ve ben, ezici bir çoğunlukla seçildiğim şeyi tam olarak yaptığım için ABD Başkanı'nı eleştiren bir Papa istemiyorum. Leo, Papa olarak kendine çekidüzen vermeli, sağduyulu davranmalı, radikal solun isteklerine boyun eğmeyi bırakmalı ve siyasetçi değil de büyük bir Papa olmaya odaklanmalı."
Trump, eleştirilerinin ardından kendisini Hazreti İsa gibi tasvir eden bir görseli paylaşmıştı.
12:52 ABD’nin İran’dan uranyum zenginleştirmeyi 20 yıl dondurmasını istediği iddia edildi
ABD ile İran arasında Pakistan’da kalıcı ateşkes için yapılan görüşmelerde, saldırıların sona ermesi ve dondurulmuş fonların bir kısmının serbest bırakılması karşılığında Washington’un Tahran’dan uranyum zenginleştirme faaliyetlerini 20 yıl boyunca dondurmasını istediği ileri sürüldü.
İsrail basınındaki haberlerde, Pakistan’ın başkenti İslamabad'da kalıcı ateşkes için yapılan müzakerelerde ABD'nin, dondurulmuş fonların belirli bir kısmını serbest bırakmayı ve saldırıları sona erdirmeyi kabul ettiği öne sürüldü.
Buna karşılık Washington yönetiminin, İran’dan uranyum zenginleştirme faaliyetlerini 20 yıl boyunca dondurmasını istediği, ayrıca zenginleştirilmiş uranyumun ülke dışına çıkarılmasını ve Hürmüz Boğazı’nda herhangi bir vergi ödemeksizin serbest seyrüsefer hakkı tanınmasını talep ettiği ifade edildi.
Haberlerde, İran tarafının, "Tahran’dan gelen talimatların aksine" nükleer meseleyi görüştüğü ancak taraflar arasındaki görüş ayrılıklarının büyük boyutlarda olduğu kaydedildi.
Pakistan'daki müzakerelerde anlaşmaya varılamamıştı
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Pakistan'ın başkenti İslamabad'da İran'la yapılan doğrudan müzakerelerin "bir anlaşmaya varılamadan" sona erdiğini açıklamıştı.
JD Vance, "21 saattir bu konuyla uğraşıyoruz ve İranlılarla bir dizi önemli görüşme yaptık. Bu iyi haber. Kötü haber ise bir anlaşmaya varamamış olmamız. Bence bu, ABD için olduğundan çok İran için kötü bir haber. Dolayısıyla bir anlaşmaya varamadan ABD'ye geri dönüyoruz." ifadesini kullanmıştı.
İran medyasında, İslamabad'daki Tahran-Washington görüşmelerinde ortak bir çerçeveye ve anlaşmaya varılamamasının nedeninin, ABD'nin aşırı talepleri olduğu öne sürülmüştü.
12:34 İran'dan Hürmüz Boğazı'nı ablukaya ilişkin "Diğer kartlarımızı ortaya koyarız" açıklaması
İran Meclisi Ulusal Güvenlik Komisyonu Başkanı İbrahim Azizi, ABD'nin Hürmüz Boğazı'nı ablukaya alma girişimine ilişkin, "Belki diğer kartlarımızı ortaya koyarız." dedi.
Azizi, ABD merkezli X sosyal medya platformu üzerinden yaptığı açıklamada, ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'nı ablukaya alacaklarına yönelik ifadelerinin "gerçeklikten uzak ve bir blöf" olduğunu savundu.
Azizi, "Bu girişim savaş olarak sayılır ve biz buna karşılık vereceğiz. Ayrıca biz de henüz oyuna sokmadığımız diğer kartlarımızı ortaya koyabiliriz." ifadelerini kullandı.
Hürmüz Boğazı'na yönelik bir abluka girişiminin mevcut durumu daha karmaşık hale getireceğini ve piyasalardaki dalgalanmaların şiddetleneceğini kaydeden Azizi, mevcut durumun daha iyi hale gelmesi isteniyorsa İran halkına saygı gösterilmesi gerektiğini belirtti.
Azizi, "Yenilginizi kabul edin, savaşta kazanamadıklarınızı müzakere masasında talep etmeyin." ifadelerine yer verdi.
11:47 İran basını: İspanya, İran'daki büyükelçiliğini yeniden açtı
İspanya'nın ABD ve İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaş nedeniyle geçici olarak kapattığı Tahran Büyükelçiliğini yeniden açtığı bildirildi.
İran'ın yarı resmi Tesnim Haber Ajansına göre, İran'ın kuzeyinde Hazar Denizi kıyısındaki Astara sınırından ülkeye giren İspanya'nın Tahran Büyükelçisi Antonio Sanchez-Benedito Gaspar, diplomatik ekibiyle birlikte Tahran'a döndüğünü ve İran'daki faaliyetlere devam edeceklerini belirtti.
Ülkesinin, Tahran'daki büyükelçiliğini "barış çabalarına katkı" sağlamak amacıyla yeniden açtığını aktaran İspanyol Büyükelçi, "İspanyol hükümetinin politikaları doğrultusunda, ikili işbirliğini ve kalıcı barışı güçlendirmek amacıyla, bölgenin altyapısını ziyaret etmek ve ekonomik ve yatırım kapasitelerini incelemek gündemde." ifadelerini kullandı.
İspanya'nın İran ile diplomatik ilişkilerin geliştirilmesinin yanı sıra, bölgenin turizm sektörünün potansiyelini de değerlendirdiğini aktaran Antonio Sanchez-Benedito Gaspar, sonraki aşamalarda ortak işbirliği fırsatlarının oluşturulmasını umduğunu dile getirdi.
İspanya, ateşkesin ardından Tahran'daki büyükelçiliğini yeniden açarak, ABD-İsrail'in İran'a saldırılarıyla başlayan savaş sonrasında, İran'da diplomatik varlığını yeniden tesis eden ilk Batılı ülke oldu.
11:31 İran: Tebriz-Tahran demir yolu hattı bugün tekrar hizmete giriyor
İran Azerbaycan Bölgesi Demir Yolları Genel Müdürü Ali Rıza Süleymani, ABD ve İsrail'in saldırılarında hasar gören Tebriz-Tahran demir yolu hattının bugün tekrar hizmete gireceğini söyledi.
İran basınına göre Süleymani, saldırılarda zarar gören ve daha sonra onarılan demir yolu hatlarına ilişkin açıklama yaptı.
Zencan ile Miyane arasında bulunan Eminabad Demir Yolu Köprüsü'ne 8 Nisan'da düzenlenen saldırıya işaret eden Süleymani, şunları kaydetti:
"Yapılan çalışmalarla birlikte söz konusu bu hat tekrar hizmete girdi. Ayrıca Miyane-Tebriz hattı da şu an için aktif ve bu hatta ilk tren dün hareket etti. Bugün ise Tebriz-Tahran hattı tekrar hizmete açılacak ve öğlen saatinde ilk tren hareketine başlayacak. Tebriz-Meşhed tren yolu hattı da hazır durumda."
Süleymani ayrıca Tahran-Tebriz-Van treninin de dün gece Tahran'dan Van'a hareket ettiğini ve trenin yeniden inşa edilen hatlardan geçtiğini belirtti.
İsrail ordu radyosu, İran'da 10 köprü ve demir yolunun hedef alındığı saldırılarla "İran'ın silah transfer kapasitesinin yok edilmesi ve ekonomisinin zayıflatılmasının amaçladığını" öne sürmüştü.
ABD-İsrail, Elburz ile Zencan arasındaki demir yolu hattı ile Tahran eyaletine bağlı Rey ilçesi ve Kum kenti yakınlarında bulunan köprülerden birine saldırı düzenlemişti.
Ayrıca İsfahan eyaletine bağlı Kaşan kentindeki bir demir yolu köprüsü de saldırıların hedefi olmuştu.
11:17 Avustralya, Trump'ın Hürmüz Boğazı abluka planına katılmaları için talep gelmediğini bildirdi
Avustralya Başbakanı Anthony Albanese, ABD Başkanı Donald Trump'ın Hürmüz Boğazı'na yönelik abluka kararına katılmaları yönünde kendilerine herhangi bir talep iletilmediğini söyledi.
Albanase, verdiği röportajda, ABD'nin Hürmüz Boğazı'nı "bloke etme" kararını "tek taraflı" aldığını belirtti.
Başbakanı Albanese, "Herhangi bir talep almadık. Bu karar gece yarısı, tek taraflı şekilde açıklandı. Katılmamız istenmedi. Kabul ettiğimiz herhangi bir talep de yok." ifadelerini kullandı.
ABD ile İran arasındaki müzakerelerin yeniden başlaması gerektiğini vurgulayan Albanese, bölgede can kayıplarının ve altyapılara saldırıların sona ermesini istediklerini dile getirdi.
ABD Başkanı Donald Trump, dün, ABD donanmasının Hürmüz Boğazı'nı "bloke etmesine" NATO ve Körfez ülkelerinin de destek olacağını söylemişti.
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), Türkiye saatiyle 17.00'de İran limanlarına giren veya bu limanlardan çıkan tüm gemilere yönelik deniz ablukası başlatacağını açıklamıştı.
10:59 ABD'de halkın çoğunluğu, Trump'ın İran'a ilişkin politikalarına katılmıyor
ABD'de yapılan bir ankete göre, Başkan Donald Trump'ın İran politikasına kamuoyu desteği sınırlı kalırken, katılımcıların çoğunluğu yönetimin yaklaşımını onaylamadığını ifade etti.
CBS News ve YouGov tarafından 8-10 Nisan tarihlerinde 2 bin 387 ABD'li yetişkinle yapılan ankete göre, katılımcıların yüzde 36'sı Trump'ın İran politikasını onaylarken, yüzde 64'ü ise bu yaklaşımı desteklemediğini belirtti. Ankete katılanların büyük bölümü ABD/İsrail-İran Savaşı'na ilişkin olumsuz duygular hissettiğini aktardı.
Katılımcıların yüzde 68'i kendisini "endişeli", yüzde 57'si "stresli" ve yüzde 54'ü "öfkeli" olarak tanımladı. Buna karşılık "güvende" ve "süreçten emin" olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 32'de kaldı.
Ankete katılan vatandaşların yüzde 87'si ABD'nin önceliğinin, Hürmüz Boğazı'nın açılması ve petrol tedarikinin sağlanması olması gerektiğini belirtirken, yüzde 76'sı İran'ın nükleer programının kalıcı olarak durdurulmasını önemli gördüğünü vurguladı.
Buna karşın ankette, ABD'nin bu hedeflere henüz ulaşamadığı yönündeki görüşlerin öne çıktığı görüldü. Katılımcıların yüzde 57'si Hürmüz Boğazı ve petrol erişiminin sağlanmadığını, yüzde 49'u ise İran'ın nükleer programlarının durdurulamadığını düşündüğünü belirtti.
Çatışmanın genel seyri hakkında ise katılımcıların yüzde 59'u ABD/İsrail-İran Savaşı'na yönelik sürecin Washington açısından "kötü veya biraz kötü" ilerlediği görüşünü paylaştı.
Ankete göre, katılımcıların yüzde 62'si Trump'ın İran'a ilişkin net bir planı olmadığını düşünürken, yüzde 66'sı yönetimin hedeflerini kamuoyuyla açık ve şeffaf şekilde paylaşmadığını ifade etti.
Trump'ın sosyal medyada paylaştığı "İran'la bir anlaşmaya varılmaması halinde bir medeniyetin yok olacağı" ifadesine yönelik değerlendirmelerde ise katılımcıların yüzde 59'u bu açıklamaya katılmadığını belirtirken yüzde 19'u katıldığını aktardı.
10:27 İran Eğitim Bakanlığı: ABD-İsrail'in saldırılarında 278 öğrenci ve 67 öğretmen hayatını kaybetti
ABD ve İsrail'in, 28 Şubat'tan 8 Nisan'da sağlanan geçici ateşkese kadar İran'a düzenlediği saldırılarda, ülke genelinde 278 öğrenci ve 67 öğretmenin hayatını kaybettiği bildirildi.
İran devlet televizyonunun Eğitim ve Öğretim Bakanlığına dayandırdığı habere göre, ABD-İsrail'in saldırılarında 278 ilköğretim ve lise öğrencisi yaşamını yitirdi.
Saldırılarda 67 öğretmen hayatını kaybederken, 196 öğrenci ve 26 öğretmenin ise yaralandığı aktarıldı.
ABD-İsrail'in saldırılarında ülke genelinde 933 okul, 54 eğitim ofisi, 17 kültür merkezi, 36 spor salonu ve 8 öğrenci kampının da hasar gördüğü bilgisi verildi.
Öğrenciler arasındaki can kaybının büyük bölümü, Hürmüzgan eyaletine bağlı Minab kentindeki bir ilkokulun ABD tarafından vurulduğu saldırıda yaşanmıştı. İran Kızılayı, 28 Şubat'ta ABD-İsrail'in Hürmüzgan'ın Minab kentindeki bir kız ilkokuluna saldırısında 168 çocuk dahil 180'den fazla kişinin hayatını kaybettiğini duyurmuştu. Saldırının ABD tarafından gerçekleştirildiği ve okulun 40 dakika arayla iki kez vurulduğu ortaya çıkmıştı.
10.01 WSJ: Trump müzakerelerdeki çıkmazı aşmak amacıyla İran'a sınırlı saldırıları değerlendiriyor
ABD Başkanı Donald Trump ve danışmanlarının Tahran yönetimi ile müzakerelerdeki "çıkmazı aşmanın bir yolu" olarak İran'a sınırlı düzeyde saldırıları yeniden başlatmayı değerlendirdiği öne sürüldü.
Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin ismini açıklamak istemeyen ve konuya aşina yetkililere dayandırdığı haberinde, ABD ile İran arasında Pakistan'da yapılan doğrudan müzakerelerin "anlaşmaya varılmadan" sonuçlanmasının etkileri ele alındı.
Trump'ın İran'a "tam kapsamlı" saldırı yürütmesinin ihtimal dahilinde olduğu belirtilen haberde, ancak "bölgedeki istikrarsızlığın daha da artması olasılığı" ve "ABD Başkanı'nın uzun süreli askeri çatışmalardan kaçınma eğilimi göz önünde bulundurulduğunda" bunun pek olası olmadığı savunuldu.
Haberde, Başkan Trump ve danışmanlarının, Pakistan'daki müzakerelerdeki "çıkmazı aşmak" amacıyla İran'a sınırlı düzeyde saldırıları yeniden başlatmayı değerlendirdiği iddia edildi.
Washington ve Tahran yönetimleri 11 Nisan'da Pakistan aracılığıyla İslamabad'da müzakereler yürütmüştü.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Pakistan'ın başkenti İslamabad'da İran ile yapılan doğrudan müzakerelerin "bir anlaşmaya varılamadan" sona erdiğini açıklamıştı.
İran medyasında, İslamabad'daki Tahran-Washington görüşmelerinde ortak çerçeveye ve anlaşmaya varılamamasının nedeninin ABD'nin aşırı talepleri olduğu öne sürülmüştü.
09:43 Papa 14. Leo'yu eleştiren Trump, kendisinin Hazreti İsa gibi tasvir edildiği görseli paylaştı
ABD Başkanı Donald Trump, Vatikan Devlet Başkanı Papa 14. Leo'yu eleştirmesinin ardından kendisinin Hristiyan geleneğindeki Hazreti İsa gibi tasvir edildiği görseli paylaştı.
Trump, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Papa 14. Leo'ya yönelik eleştirilerde bulundu.
Papa'nın "suç ve nükleer silahlar konusunda zayıf" ve "dış politikada berbat" olduğunu savunan Trump, 14. Leo'nun bu göreve sırf ABD'li olduğu ve kendisi Beyaz Saray'da bulunduğu için Kilise tarafından "onunla başa çıkmak" amacıyla getirildiğini iddia etti.
Papa'nın kendisine minnettar olması gerektiğini savunan Trump, şunları kaydetti:
"İran'ın nükleer silaha sahip olmasının sorun olmadığını düşünen bir Papa istemiyorum. Amerika'nın, ABD'ye büyük miktarda uyuşturucu gönderen ve daha da kötüsü katiller ve uyuşturucu satıcıları dahil hapishanelerini ülkemize boşaltan Venezuela'ya saldırmasının kötü bir şey olduğunu düşünen bir Papa istemiyorum ve ben, ezici bir çoğunlukla seçildiğim şeyi tam olarak yaptığım için ABD Başkanı'nı eleştiren bir Papa istemiyorum."
Trump, "Leo, Papa olarak kendine çekidüzen vermeli, sağduyulu davranmalı, radikal solun isteklerine boyun eğmeyi bırakmalı ve siyasetçi değil de büyük bir Papa olmaya odaklanmalı." ifadesini kullandı.
Hazreti İsa gibi tasvir edildiği görseli paylaştı
Trump, bu eleştirilerinden yaklaşık bir saat sonra Hristiyan geleneğindeki Hazreti İsa gibi tasvir edildiği görseli paylaştı.
Görselde kendisine dua eden ve hayranlıkla bakan kişilerin arasında resmedilen Trump, hasta yatağındaki kişiyi iyileştiriyormuş gibi tasvir ediliyor.
Papa 14. Leo, 11 Nisan'da ABD ile İran heyetleri arasında Pakistan'daki görüşmeler sürerken ünlü Aziz Petrus Bazilikası'nda dünya barışı için düzenlenen dua etkinliğinde, dünyada güç gösterilerinin ve savaşların son bulması gerektiğini belirtmişti.
Her yerde tehditlerin öne çıkmaya başladığını dile getiren Papa, "Savaş böler, umut birleştirir. Burada, çevremizde giderek daha öngörülemez ve saldırgan hale gelen o her şeye kadirlik hezeyanına karşı bir set buluyoruz." ifadelerini kullanmıştı.
09:33 WSJ: İran ile ABD arasında diplomasi kapısı hala açık
Pakistan'ın başkenti İslamabad'da Tahran ile Washington arasında yürütülen görüşmelerde ortak bir anlaşmaya varılamamasına rağmen ABD ile İran arasında, diplomasi kapısının halen açık olduğu ve birkaç gün içinde ikinci tur görüşmelerin yapılabileceği öne sürüldü.
Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, bölge ülkeleri ABD ile İran'ı yeniden müzakere masasına oturtmak için girişimlerini sürdürüyor. Kaynaklar, tarafların kamuoyuna yaptıkları açıklamalara rağmen diplomasi kapısının kapanmadığını ve birkaç gün içinde ikinci tur görüşmelerin gündeme gelebileceğini ifade etti.
Müzakerelerdeki temel anlaşmazlıkların Hürmüz Boğazı'nın ücret alınmaksızın yeniden açılması, İran'daki uranyumunun geleceği ve Tahran'ın dondurulmuş mal varlıklarının serbest bırakılması olduğu belirtildi.
İranlı yetkililerin, az miktarda uranyum zenginleştirmeyi devam ettirme veya mevcut uranyum stoklarını azaltma yönünde öneriler sunduğu ancak tarafların ortak bir noktada buluşamadığı aktarıldı.
Pakistan'daki müzakerelerde anlaşmaya varılamamıştı
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Pakistan'ın başkenti İslamabad'da İran'la yapılan doğrudan müzakerelerin "bir anlaşmaya varılamadan" sona erdiğini açıklamıştı.
JD Vance, "21 saattir bu konuyla uğraşıyoruz ve İranlılarla bir dizi önemli görüşme yaptık. Bu iyi haber. Kötü haber ise bir anlaşmaya varamamış olmamız. Bence bu, ABD için olduğundan çok İran için kötü bir haber. Dolayısıyla bir anlaşmaya varamadan ABD'ye geri dönüyoruz." ifadesini kullanmıştı.
İran medyasında, İslamabad'daki Tahran-Washington görüşmelerinde ortak bir çerçeveye ve anlaşmaya varılamamasının nedeninin, ABD'nin aşırı talepleri olduğu öne sürülmüştü.
09:12 Yolsuzlukla yargılanan Netanyahu'nun bu hafta görülecek duruşmaları ertelendi
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun "güvenlik ve siyasi nedenleri" gerekçe göstererek talepte bulunması üzerine yolsuzluk davalarındaki duruşmaları bir hafta ertelendi.
İsrail'in Haaretz gazetesinin haberine göre, mahkeme, Netanyahu'nun "son dönemde İsrail'de ve Orta Doğu genelinde meydana gelen olaylarla ilgili güvenlik ve siyasi nedenleri" gerekçe göstererek yolsuzluk davalarındaki duruşmaların 2 hafta süreyle ertelenmesi talebini şartlı kabul etti.
Bu hafta görülecek duruşmaları erteleme kararı alan mahkeme, gelecek hafta yapılacak duruşmalar için daha sonra tekrar başvuruda bulunulmasını istedi.
Mahkeme yanıtında, "ayrıntılı olarak açıklanan koşulları göz önünde bulundurarak ve başka seçeneği olmadığı için" Netanyahu'nun talebini kabul ettiğini duyurdu.
Netanyahu, Kudüs Bölge Mahkemesinden, duruşmalarında en azından 2 hafta boyunca ifade vermemek üzere talepte bulunurken, mahkeme bu talebi yalnızca bu hafta yapılacak 3 duruşma için kabul ettiğini, gelecek hafta yapılacak duruşma için tekrar talepte bulunulması gerektiğini belirtti.
İsrail Başbakanı, "1000", "2000" ve "4000" dosya adıyla bilinen 3 ayrı yolsuzluk dosyası kapsamında "rüşvet, dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanma" suçlamalarıyla yargılanıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, yolsuzlukla yargılanan Netanyahu'yu affetmesi için Kasım 2025'te de İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog'a mektup göndermişti.
Netanyahu, daha önce af talebinde bulunmayacağını söylemesine rağmen yaklaşık 6 yıldır yargılandığı yolsuzluk davalarından affı için Herzog'a Kasım 2025 sonunda başvuruda bulunmuştu.
06:08 İran: İslamabad mutabakatına birkaç adım kala abluka tehdidiyle karşı karşıya kaldık
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Pakistan’da gerçekleştirilen İran-ABD müzakerelerine ilişkin, "İslamabad mutabakatına birkaç adım kala aşırı iddialı, sürekli değişen hedefler ve abluka tehdidiyle karşı karşıya kaldık." dedi.
Erakçi, ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundan müzakerelere ilişkin açıklamalarda bulundu.
İran’ın savaşın sona ermesi için iyi niyetle ABD ile müzakerelere girdiğini savunan Erakçi, "İslamabad mutabakatına birkaç adım kala aşırı iddialı, sürekli değişen hedefler ve abluka tehdidiyle karşı karşıya kaldık." ifadesini kullandı.
Erakçi ayrıca, "Görünüşe göre hiç ders alınmamış. İyi niyet iyi niyeti doğurur, düşmanlık düşmanlık getirir." değerlendirmesinde bulundu.
03:30 KYB Başkanı Talabani, ABD-İran müzakerelerindeki rolü nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür etti
Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) Başkanı Bafel Talabani, Irak'ta kurulacak hükümete ve bölgedeki gelişmelere ilişkin mesajında, ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaşın sona erdirilmesi için gösterdiği çabadan dolayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Türkiye’ye teşekkür etti.
Talabani, Irak’ta kurulacak hükümete ve bölgesel gelişmelere ilişkin video mesaj yayımladı.
Konuşmasına, bölgedeki son gelişmelerden etkilenen komşu ülkelerden özür dileyerek başlayan Talabani, "Irak topraklarından saldırıya uğrayan tüm komşu Arap ülkelerinden içtenlikle özür dilemek istiyorum. Size en derin taziyelerimizi sunuyoruz ve bu eylemlerden dolayı utanç duyuyoruz." dedi.
Talabani, Irak’ta kurulması beklenen hükümete ilişkin, "Irak yeni bir hükümet kurma sürecindedir. Hasar görmüş, ancak yıkılmamış köprüleri onaracak yeni bir hükümet. Silahların yalnızca Irak hükümetinin elinde olmasını sağlayacak yeni bir hükümet." ifadelerini kullandı.
Yeni kurulacak hükümetin vizyonuna ilişkin konuşan Talabani, "halkın hakları için mücadele edecek, Irak'ı savaştan ve kan dökülmesinden uzak tutacak, Irak'ı barış, birlik ve refaha taşıyacak bağımsız, vatansever bir hükümet" kuracakları değerlendirmesinde bulundu.
Talabani, ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaş nedeniyle bölgede oluşan gerilimi azaltmaya yönelik uluslararası çabaları takdir ettiğini ifade ederek, "İki büyük gücü müzakere ve ateşkese teşvik eden Pakistan hükümetine teşekkür ediyorum. Bu ateşkesin kalıcı barışa dönüşmesini diliyorum." dedi.
Süreci müzakere noktasına getiren ülkelere de dikkati çeken Talabani, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Ayrıca, gerilimi azaltmak ve süreci müzakere noktasına getirmek için perde arkasında çalışan tüm Avrupa ülkelerine, tüm Arap ülkelerine, Büyük Britanya'ya ve özellikle Türkiye'ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür ediyorum."
01:28 ABD ordusu, bugün İran limanlarına yönelik deniz ablukasına başlıyor
ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), 13 Nisan saat 17.00'de (TSİ) İran limanlarına giren veya bu limanlardan çıkan tüm gemilere yönelik deniz ablukası başlatacağını açıkladı.
CENTCOM'un ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından yapılan açıklamada, İran limanlarına yönelik deniz ablukasının bugün başlayacağı belirtildi.
"CENTCOM güçleri, Başkan’ın (Donald Trump) talimatına uygun olarak, 13 Nisan saat 10.00’da (ABD Doğu Saati) İran limanlarına giren ve çıkan tüm deniz trafiğine yönelik abluka uygulamaya başlayacaktır." ifadesine yer verilen açıklamada, söz konusu deniz ablukasının, Basra Körfezi ve Umman Körfezi’ndekiler dahil tüm İran limanlarına ve kıyı bölgelerine giren veya buradan ayrılan bütün ülkelerin gemilerine karşı "tarafsız şekilde" uygulanacağı vurgulandı.
Açıklamada ayrıca, CENTCOM güçlerinin, Hürmüz Boğazı'ndan geçerek İran dışındaki limanlara giden veya bu limanlardan gelen gemilerin seferlerinin ise engellenmeyeceği kaydedildi.