Ticarette Çin rüzgarı

Ticarette Çin rüzgarı

1,4 milyarlık nüfusu ve 10,5 trilyon dolarlık gayri safi yurtiçi hasılası (GSYH) ile Çin, son 20 yılda dünya ekonomisinde giderek yükseldi ve ABD’den sonra en büyük güç haline geldi. Bugünlerde ABD ile yaşadığı ticaret savaşlarıyla gündemde olan Çin, ekonomide küresel liderlik için hayati bir adım atmaya hazırlanıyor.

ARAM EKİN DURAN
[email protected]

Çin, Kuşak-Yol Girişimi (KYG) ile 1 trilyon dolarlık ekonomik büyüklük yaratacak ve 3 milyar insanı etkileyecek. Türkiye’nin de stratejik ortaklarından biri olduğu proje, Türk şirketlerinin Çin pazarına bakışını da değiştiriyor.

Görsellere tıklayın.

Büyük holdinglerden küçük girişimlere kadar her boyutta şirket Çin’e giriş yolları arıyor.

Dünya ve Türkiye ekonomisindeki bu kritik dönemeçte, Çin’e ihracatta öne çıkan sektör ve ürünleri, Çin’de doğrudan yatırım fırsatlarını ve Çinli şirketler ile ortaklık kurarken dikkat edilmesi gereken hususları mercek altına aldık.

Son dönemde ABD ile yaşadığı ticaret savaşlarıyla gündemde olan Çin, küresel ekonomideki etkinliğini ve ağırlığını her alanda artırıyor. ABD’nin 15 Aralık’ta Çin’e uygulamaya hazırlandığı gümrük tarifeleri, geçen hafta yapılan anlaşmayla ertelendi.

Ancak bu ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşının kesin olarak bittiği anlamına gelmiyor. Bu konudaki görüşmeler hala sürüyor. ABD ile yaşanan bu ticaret gerilimi, Türkiye gibi Çin ile ticari işbirliklerini artırmak isteyen ülkelere ise devasa fırsatlar sunuyor.

Bu haftaki kapak dosyamızda Çin’e ihracatta öne çıkan sektör ve ürünleri, Çin’de doğrudan yatırım fırsatlarını ve Çinli şirketler ile ortaklık kurarken dikkat edilmesi gereken hususları mercek altına aldık.

1,4 milyarlık nüfusu ve 10,5 trilyon dolarlık gayri safi yurtiçi hasılası (GSYH) ile Çin, son 20 yılda dünya ekonomisinde giderek yükseldi ve ABD’den sonra en büyük güç haline geldi. IMF ve Dünya Bankası gibi kurumların projeksiyonuna göre, 2030’a gelindiğinde Çin ekonomisi ABD’yi de geçerek dünya lideri olacak.

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping tarafından 2013 yılında gündeme getirilen Yeni İpek Yolu girişimi, bugün Kuşak-Yol Girişimi (KYG) ile çok daha somut bir şekle bürünmüş durumda.

Çin’in küresel liderliğinin en önemli adımlarından biri olmaya hazırlanan KYG, 1 trilyon dolarlık ekonomik büyüklük yaratacak ve 3 milyar insanı etkileyecek.

Bu girişimi finanse etmek için 2015 yılında Asya Altyapı Yatırım Bankası’nı kuran Çin, projenin gerçekleşmesi için yaklaşık 40 kadar ülke ve uluslararası örgütle işbirliği anlaşmaları imzaladı.

ÇİN’E YATIRIMDA 3 STRATEJİK SEKTÖR
SAĞLIK

Çin sağlık sektörü, dünyanın en büyük ikinci sağlık pazarı. Kişi başına düşen sağlık harcamalarının düşük olması, piyasanın hala genç olduğunu gösteriyor. Sağlık harcamaları son 10 yılda 110 milyar dolar seviyesinden 600 milyar dolara çıkmış durumda.

2015’ten sonra tek çocuk yasasının gözden geçirilip her aileye iki çocuk yapma hakkı getirilmesi, tıbbi ekipman ve sağlık tesisi talebinde patlama yarattı. Hükümet sağlık yatırımlarına özel teşvikler veriyor.

ÖZEL EĞİTİM
Çin’de özel eğitim sektörü 2,3 milyar dolarlık büyüklüğe sahip. 2020 yılında sektörün 2,5 kat büyüyeceği tahmin ediliyor. Çin orta sınıfının özel eğitim kurumlarına ilgisi büyük bir hızla artıyor.

Şu anda özel eğitim, eğitim sisteminin yüzde 25’ini oluşturuyor. Online eğitim sektörü ise 35 milyar dolarlık büyüklüğe sahip. Online eğitim servislerini kullanan toplam Çinli sayısı 135 milyon iken, 2020 yılında bu rakamın ikiye katlanarak 296 milyon olacağı öngörülüyor.

YİYECEK-İÇECEK
Büyüyen Çin orta sınıfına paralel olarak büyümesi beklenen üçüncü en büyük alan ise yiyecek ve içecek endüstrisi olarak karşımıza çıkıyor. Çin yiyecek ve içecek pazarı 2009-1018 yılları arasında yüzde 45 büyüdü ve 636 milyar dolarlık cirosu ile ABD pazarını geride bırakmayı başardı.

Pazar büyümesini yönlendiren başlıca faktörler olarak hızlı şehirleşme, kırsal nüfusun şehirlere kayıp dev şehirler yaratması ve harcanabilir gelirdeki artış öne çıkıyor.

NOT: Bu yatırım notu, şirketlere kurumsal inovasyon, ihracat, yeni pazar ve proje geliştirmek için strateji üreten Heronus tarafından, Ekonomist Dergisi okuyucuları için özel olarak hazırlanmıştır.

TÜRKİYE-ÇİN YAKINLAŞMASI
Asya Altyapı Yatırım Bankası’nın kurucu ortaklarından biri olan Türkiye, Çin ile “İpek Yolu Ekonomi Kuşağının, 21. Yüzyıl Denizdeki İpek Yolunun ve Orta Koridor Girişiminin Uyumlaştırılmasına İlişkin Mutabakat Zaptı” ve “Türkiye-Çin Demiryolu İşbirliği Anlaşma” imzaladı.

İki ülkenin hem ticari hem politik yakınlaşmasına destek veren proje kapsamında farklı bölgelere kendi kaynakları doğrultusunda yapılacak yatırımlar, bölgesel kalkınma ve istihdam sahaları oluşturulmasına ciddi katkıda bulunacak. Bu sayede, Türkiye’nin bölgedeki ticaret hacminin de artması bekleniyor.

Pekin ile Londra’yı Türkiye üzerinden birbirine bağlayacak projede, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu ile entegre olacak Edirne-Kars hızlı tren projeleri sayesinde, Çin mallarının Avrupa’ya çok daha kısa sürede ulaştırılması sağlanacak. Çin’den yüklenen mallar Avrupa’nın en uç noktasına 18 günde taşınabilecek.

Ayrıca, Deniz İpek Yolu projesi ile de Çin’den yüklenen malların Türkiye limanlarına taşınması gündemde. Bu amaçla Çin ile imzalanan anlaşma çerçevesinde 3 Katlı Tüp Geçit, Çandarlı ve Mersin limanları gibi altyapı projeleri devam ediyor.

Ayrıca e-ticaret alanında da işbirliği her geçen gün artıyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) ve Alibaba.com arasında yapılan anlaşmayla, dünyanın en büyük alışveriş sitelerinden biri olan Alibaba’ya üye olacak ihracatçı şirketlerin üyelik ücretlerinin yüzde 80’i devlet tarafından karşılanmaya başlandı.

Son olarak Türkiye’de faaliyet gösteren yeni nesil ödeme platformu ininal, Alibaba’ya bağlı şirketler arasında yer alan ve Ant Financial Services Group tarafından işletilen ödeme platformu Alipay ile Çinli ziyaretçilerin Türkiye’deki işletmelerde Alipay’i kullanmalarına imkan tanıyan bir işbirliğine imza attı.

YATIRIM POTANSİYELİ YÜKSEK
Türkiye iş dünyası Çin ekonomisinin gelişmesini ve Türkiye ile işbirliği arayışlarını yakından takip ediyor. Ekonomi dünyasının çatı kuruluşları, Çin pazarını anlamak ve Çin ile iş yapmak amacıyla sık sık konferans ve seminerler düzenleyerek şirketleri bilgilendiriyor.

Son olarak geçen hafta, Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (TÜSİAD), 2012 yılında başlattığı “Çin’i Anlamak & Çin ile iş Yapmak” başlıklı konferans serisinin beşincisini düzenledi. TÜSİAD Genel Sekreteri Bahadır Kaleağası’na göre, KYG Türkiye’nin uzun dönemli ekonomik kalkınmasında bir kaldıraç görevi görebilir.

Kaleağası, bunun için Türkiye’nin önce ekonomik reform, dijital dönüşüm, iklim değişikliği ve hukuk devleti gibi alanlarda ilerlemesi gerektiğine vurgu yapıyor. Bahadır Kaleağası, “Ancak böyle bir yönde Asya, Avrupa ve tüm dünya için bir ekonomik rekabet ve çekim gücümüz olur.

Türkiye sahip olduğu konum ve ekonomik büyüklük açısından KYG üzerinden yüksek miktarlarda yatırım alma potansiyeli taşıyor” diyor. TÜSİAD’ın Çin’deki muadil kuruluşları olan Çin Uluslararası Ticareti Destekleme Konseyi, Çin Sanayi ve Ticaret Federasyonu, Çin Sanayi Ekonomileri Federasyonu gibi kurum-larla uzun yıllardır güçlü ilişkileri bulunuyor.

Kaleağası, kurdukları ‘TÜSİAD Çin Ağı’nın da hem Türkiye’de TÜSİAD üyelerinin katılımı ile hem de Şanghay’da Türk iş dünyası temsilcilerinin üyeliği ile yoğun biçimde çalışmaya devam ettiğini söylüyor.

1 OCAK MİLAT OLACAK
Giderek artan sayıda Türk şirketi Çin ile iş yapma ve hatta Çin’de üretime geçme planları yapıyor. Fiba Holding, Ata Grubu, Koç Grubu ve Aksa Jeneratör’ün uzun yıllardır Çin’de doğrudan yatırımları bulunuyor.

Ancak Çin’in 2050 vizyonu ile birlikte yakın gelecekte Çin’e adım atacak Türki şirketlerinin sayısının hızla artacağını tahmin etmek zor değil. Çin’de ilk Yabancı Yatırım Yasası, 1 Ocak 2020’de yürürlüğe girecek. Bu yasa ile yabancı yatırımcılara yerli yatırımcılarla eşit muamele ilkesi getiriliyor.

Ayrıca, yabancı işletmelerin varlıkları ve fikri mülkiyet hakları ile ticari sırların korunması konularına odaklanılıyor. Söz konusu önlemler, serbest ticaret pilot bölgelerinde gerçek anlamda uygulanacak.

Böylelikle yeni dönemde Türk şirketleri gıdadan elektroniğe, tekstilden beyaz eşyaya kadar pek çok alanda Çin’de yatırım fırsatlarını değerlendirmeye başlayacak.

İTHALAT FUARINA 59 ŞİRKET KATILDI
2018 yılında Çin Uluslararası İthalat Fuarı’nın (CIIE) düzenlenmeye başlamasıyla birlikte tüm dünya ile birlikte Türk şirketlerinin de Çin’e olan ilgisi katlandı.

Dünyanın beş kıtasından 150’den fazla ülkeden 3 bin şirketin katıldığı İkinci Çin Uluslararası İthalat Fuarı bu yıl 5-10 Kasım tarihlerinde düzenlendi ve büyük ilgiyle karşılandı.

Çin hükümeti, Türkiye’den de 59 şirketin katıldığı fuar ile beş yılda 10 trilyon dolarlık ithalat büyüklüğüne ulaşmayı hedefliyor.

Fuara katılan Türk şirketlerinden biri olan Arzum’un yönetim kurulu başkanı Murat Kolbaşı, “Çinli tüketicilere, özellikle Çin’deki kahve zincirlerine ürünlerimizi satmayı arzu ediyoruz.

Kahve zincirleriyle işbirliği yapacağız” diyor. Arzum’un 2017 yılında kahve zincirlerinden Starbucks ile işbirliği anlaşması imzaladığını belirten Kolbaşı, “Bu işbirliği modelini Çin’de dahil olmak üzere onlarca ülkedeki Starbucks’lara yayacağız” diye konuşuyor.

2018’de düzenlenen ilk Çin Uluslararası İthalat Fuarı sırasında Suning şirketiyle 500 milyon Euro’luk satın alma anlaşması imzaladıklarını hatırlatan Kolbaşı, dünya markası haline gelmek isteyen herhangi bir işletmenin 1,4 milyarlık bir nüfusa sahip olan bu dev piyasayı ihmal edemeyeceğini söylüyor.

GIDADA BÜYÜK FIRSAT
THY, İstanbul’dan Çin’in Guanco, Pekin ve Şanghay kentlerine direkt seferler düzenliyor. THY’nin Çin’deki dördüncü destinasyonu, İpek Yolu’nun başlangıç noktası olan Xian’a olacak. Bu gelişmenin de Türkiye ile Çin arasındaki ticaretin artmasına önemli katkı sağlayacağı tahmin ediliyor.

Türkiye’nin Çin’e ihracatta büyük potansiyel taşıyan sektörlerinin başında gıda sektörü geliyor. Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkan Yardımcısı Birol Celep, yıllık gıda ithalatı 118 milyar dolara ulaşan Çin’e 2019 sonu itibariyle Türkiye’nin yaklaşık 250 milyon dolarlık gıda ihracatı yapacağını söylüyor.

Bu rakamın geçen yıla göre yüzde 85’lik artışa işaret ettiğini de vurguluyor. Celep, 2023 yılına kadar ise Çin’e 1 milyar dolarlık gıda ürünleri ihracatı yapılmasının planlandığını ifade ediyor. Türkiye’den Çin’e alabalık hariç su ürünleri, kanatlı, süt ve süt ürünleri, kiraz hariç yaş meyve-sebze ihracatı henüz yapılamıyor.

Celeb, “Türkiye’de bu ürünleri üreten dünya standartlarında çok sayıda tesise sahibiz ve dünyanın dört bir tarafına ihraç ediyoruz. Çin’e ihracatın önündeki engellerin karşılıklı görüşmelerle kısa sürede kalkacağına inanıyoruz” diye konuşuyor.

Bu yıl kuruluşunun 50’nci yılını kutlayan Ata Grubu, Çin pazarını en iyi bilen Türk şirketlerinden biri. Grup, Çin’deki son İthalat Fuarı’na üç şirketiyle katıldı.

Fuarda grubun patates üretimi ve ihracatını üstlenen şirketi Ata Key, Avrupa’nın en büyük çiğ süt üretim tesisine sahip olan Ata Sancak ve Ata Grubu’nun teknoloji alanındaki öncü şirketi ATP yer aldı.

Ata Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Korhan Kurdoğlu, şirketlerinin 2012 yılından bugüne Çin’e yaptığı yatırımları artırarak sürdürdüğünün altını çiziyor.

Kurdoğlu, bundan birkaç yıl öncesine kadar Çin pazarına girmenin çok büyük cesaret gerektirdiğini, şimdi ise Çin’in hem büyük hem de küçük yatırımcılar için ‘ulaşılabilir’ bir ülke haline geldiğini ifade ediyor.

Korhan Kurdoğlu, “Çin’de halen yatırımlarımız gıda operasyonları, ihracat ve teknoloji alanlarında sürüyor. Yakın zaman içinde turizm alanındaki potansiyeli değerlendirmek üzere de girişimlerimizi hızlandıracağız” diyor.

TREN HATTI DEVREYE GİRDİ
‘Tek Kuşak Tek Yol’ insiyatifi çerçevesinde Çin’den Avrupa’ya Marmaray tüp geçişini kullanarak kesintisiz gidecek yük treni kasım ayı içinde ilk seferini gerçekleştirdi.

Çin’in Xi’an şehrinden başlayan ve 42 TIR’a eşdeğer elektronik ürün taşıyan konteynerları Gürcistan’dan Bulgaristan sınırına kadar taşıyan lojistik şirketi Pasifik Eurasia’nın yönetim kurulu başkanı Fatih Erdoğan, Çin, Kazakistan, Azerbaycan ve Gürcistan demiryolları yetkilileriyle uzun süren görüşmeler sonucunda bu aşamaya gelindiğini anlatıyor.

Erdoğan, TCDD ile yaptıkları işbirliğiyle, iki kıta, 10 ülke, iki denizi aşarak, 12 günde 11 bin 483 km yol kat edecek China Railway Express’in taşıdığı elektronik yükün Türkiye ayağında lojistik hizmetini üstlendiklerini söylüyor.

Türkiye’nin Pekin’den Londra’ya uzanan koridorun en stratejik bağlantı noktası haline geldiğine de işaret ediyor. Erdoğan, “Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı sayesinde Çin ile Türkiye arasındaki yük taşıma süresi bir aydan 12 güne, Marmaray’ın bu hatta entegre olmasıyla Uzakdoğu ile Batı Avrupa arasındaki süre ise 18 güne düşmüş olacak. Bu nedenle önümüzdeki yıllarda lojistik sektöründe, özellikle demiryolu taşımacılığında hızlı bir büyüme olması kaçınılmaz görünüyor” diyor.

1 MİLYON TURİST HEDEFİ
Türkiye ile Çin arasındaki ticarette yeni dönemde öne çıkacak sektörlerden biri de turizm olacak. İhracat ve yeni pazarlar için strateji üreten Heronus’a göre Çin’in orta sınıf nüfusu 3 yılda 550 milyona ulaşacak.

Çin’in orta sınıfı büyüdükçe seyahat talebi de artıyor. Dünya Turizm Örgütü, Çin’in 2030 yılına kadar tüm uluslararası turizmin dörtte birini oluşturacağını öngörüyor. 2008 yılında Türkiye’ye 61 bin Çinli turist gelirken, bu rakam 2018 yılında 450 bine yaklaşarak rekor kırdı.

Çinli turist sayısında son 10 yılda yaşanan artış yüzde 537’ye ulaştı. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Çinli turist sayısının 2019 yıl sonu itibarıyla 600 bine çıkacağını öngörüyor. Hedef ise birkaç yıl içinde bu sayıyı 1 milyona çıkarmak. Global Blue Genel Müdürü Selim Şeyhun, Çinlilerin Türkiye’de yapılan tax free alışverişinde yüzde 20 payla birinci sırada olduklarını söylüyor.

Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği, 28-29 Ocak’ta bir turizm yatırım forumudüzenleyerek Çin’i masaya yatırmaya hazırlanıyor. Turizm Yatırımcıları Derneği Başkan Yardımcısı Ali Güreli, 2030 yılına kadar Türkiye’ye en çok turistin Çin’den geleceğini söylüyor.

Güreli, Çinli turistlerin farklı bakışları ve hassasiyetleri olduğunu belirterek, “Kendimizi iyi anlatmalı, Türkiye’nin zenginliğini göstermeliyiz. Bu amaçla ocak ayında düzenleyeceğimiz turizm forumuna Çinli yatırımcılar ve otel işletmecilerini de davet edeceğiz” diyor.

SIMONE KASLOWSKI TUSİAD BAŞKANI
“TÜRKİYE-ÇİN ORTAKLIĞI UZUN DÖNEMLİ OLACAK”

“Son yıllarda Çinli firmaların ülkemize finans, enerji, bilgi ve iletişim teknolojileri gibi sektörlerde daha çok yatırım yaptığını gözlemliyoruz, iki ülke arasında uzun yıllardan bu yana var olan ticaret dengesizliğini gidermek için, Çin’den uzun dönemli doğrudan yatırımların artmasını, Türkiye ve Çin arasındaki ortaklıkların çoğalmasını ve daha çok Çinli turistin ülkemize gelmesini çok önemsiyoruz.

Altyapı, lojistik, yenilenebilir enerji, bilgi ve iletişim teknolojileri, gıda ve turizm gibi sektörlerde iki ülke arasında büyük işbirliği potansiyeli görüyoruz.

Bu potansiyelin hayata geçmesi için ilgili tüm bakanlıklarımızın da Çin’e yönelik eylem planları ve stratejileri geliştirmesi, somut adımlar atması, ikili anlaşmaların imzalanması konusunda aktif rol alması ve tüm diyalog kanallarının etkin bir şekilde kullanılması önem taşıyor.

En son 2009 yılında Pekin’de düzenlenen Karma Ekonomik Komisyon (KEK) toplantısının önümüzdeki yıl yapılması ve özel sektörün de buna dahil edilmesi güçlü bir diyalog ortamı geliştirilmesi adına faydalı olacaktır.”

MURAT KOLBAŞI DEİK/TÜRK – ÇİN İŞ KONSEYİ BŞK.
“ŞİRKETLER ÇİNCE BİLEN ELEMAN ALMALI”

“Çin, 2018 yılında Şanghay’da düzenlediği ithalat fuarı ile ihracat için yeni bir kapı açtı. Çin, açık şekilde her yıl 2 trilyon doların üzerinde ithalat yapacağım diyerek, aslında bizim için de yeni bir pazar oluşturuyor.

Almanya’nın doğusundan Çin’in batısına kadar üretim üssü en güçlü ülke olan Türkiye’ye, doğuya doğru ihracat şansı da veriyor. Bizim zaten dış ticarette en çok açık verdiğimiz bölge olan Asya-Pasifik bölgesine markalarımız ile ürün satma imkanı bulacağız. Şirketlerimizde Çince, Korece, Japonca, Hintçe bilen elemanları bulundurmaya başlayalım.

Turizm ve gıdadan hemen sonra da markalı ürünlerimizin ve markalarımızın, mesela tekstil sektöründeki özellikle de yurtdışında mağazaları olan moda markalarımızın, markalı gıda yiyecek- içecek restaurant zincirlerimizin de çok büyük şansı olduğunu görüyorum.

Beyaz eşya, cam eşya, hediyelik eşya, küçük ev aletleri, gastronomi, sağlık, kültür ve spor alanlarında da marka olmuş veya marka olma yolundaki şirketlerimizin Çin pazarında çok şansı olduğunu düşünüyorum.”

EMRE ÖZER COFACE TÜRKİYE GENEL MÜDÜRÜ
“ARACI BULMAK ZOR, PİYASA BİLGİSİ ÖNEMLİ”

“Çin’in gelecek beş yılda 10 trilyon dolar ithalat yapması bekleniyor. Çin’in dünyaya yaptığı doğrudan sermaye yatırımı ise 700 milyar dolara yakın.

Türkiye’nin bundan ancak 2 milyar dolar pay aldığı göz önünde bulundurulursa, fırsatların büyüklüğü daha kolay anlaşılmış olur.

Çin oldukça büyük bir nüfus ve alana sahip olduğu için bu ülkede iş yapmadan önce sektör ve rakiplerle ilgili bilgi sahibi olmak çok önemli. İhracat yapmak isteyenlerin bilmesi gereken bir husus, Çin’de aracı bulmanın kolay olmadığıdır.

Öte yandan Çin, teknoloji transferi yapan firmaların kendi pazarına girmesine izin vermektedir. Ancak bu durum rakiplerin doğmasına neden olabilir. Tüketim alışkanlıklarının değişkenlik göstermeye başladığı Çin’in devasa piyasasında bu trendleri takip etmek zorunludur.

Ayrıca Amerikalı ve Avrupalı firmaların da ciddi rekabet teşkil ettiği unutulmamalı. Büyük ama zorlu bir pazar olan Çin’de de firmaların borçlarını ödeme kapasitelerini bilmek ve izlemek önem taşıyor.”

İSMAİL GÜLLE TİM BAŞKANI
“ÇİN, MAL SATMAK İÇİN ARTIK UZAK DEĞİL”

“Kuşak-Yol inisiyatifini önemli bir dönüm noktası olarak görüyoruz.

Kuşak-Yol inisiyatifi çerçevesinde Avrasya’nın dünyaya entegrasyonu, beraberinde büyük projeleri ve yeni ticaret fırsatlarını da getireceği için, Çin’in Türkiye ile Türkiye’nin de Çin ile daha güçlü ilişkiler kurması, karşılıklı ticaretin kalıcı etki yaratması anlamında çok değerli.

Çin mal almak için uzak değilse satmak için de değildir. Özellikle mutfağımızın, tarım ürünlerimizin, tasarım konusunda öncü olan sektörlerimizin, sağlık ve tarih turizmimizin, Çinli dostlarımız tarafından iyi bilinmesini sağlamak en öncelikli görevimiz olmalı.

Çin’in toplam ithalatının 2,1 trilyon dolar olduğunu ve Kuşak-Yol insiyatifi kapsamında Çin’in yapacağı yatırımların boyutunu göz önünde bulundurduğumuzda, bu projenin sadece ülkemiz için değil bölgemiz için de birçok potansiyel barındırdığını görüyoruz.”

ÖZLEM ÖZÜNER EULER HERMES TÜRKİYE CEO’SU
“ÖDEME VADESİ ORTALAMA 90 GÜN”

“70 Kuşak-Yol ülkesi arasında Türkiye’nin avantajlı olduğu alanlar AB ile Gümrük Birliği süreci, IT/Telekom altyapısı, lojistik hizmetleri ve gelişmiş karayolu taşımacılığı altyapısı olarak öne çıkıyor.

Çin’de yapılan ithalat fuarlarına katılım, Avrupa ile ticaret yapan Çin şirketleriyle kurulacak temaslar ve alacak sigortası kullanımıyla güvenli ticaret fırsatı yakalanması Türkiye’den yapılan ihracatın önünü açacaktır.

Çin ödeme vadeleri açısından 90 gün ortalama ile en uzun vadeli ticaret yapılan ülkelerden biridir. Bu nedenle Çin pazarına ihracat yaparken alacak sigortası kullanmak ticarette güven sağlayacaktır.

Ayrıca Çin’de üretim yaptıran global markalar ara ürün olarak Türk menşeili mallar isteyebiliyor, bu ticaret kanalını iyi takip etmek gerekiyor.

Çinli ithalatçılar fuarlar aracılığıyla satıcılarla tanışıp sonrasında ithalat kararı alabiliyor. Bu yüzden her yıl sabırla bu fuarlara katılım kritik olacaktır.

Çin’de mal talebi bölgelere göre farklılık gösterebiliyor. Bu nedenle rakiplerin hangi bölgelerde ne şekilde çalıştıklarını iyi araştırmak ve satış stratejisini çıkacak sonuca göre kurgulamak gerekir.”



İlgili Haberler
0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış

İlk yorumu yazmak ister misiniz?

Yorum yap