2053 Ulaştırma ve Lojistik Ana Planı kapsamında yaklaşık 110 milyar dolarlık yeni yatırım yapılması planlanırken, kuzeyden güneye, doğudan batıya ülkenin demiryolu ağı yaklaşık 28 bin 600 kilometreye ulaşacak.
Ekonomist’in 5 - 18 Temmuz 2026 tarihli sayısından
Türkiye, son yılların en büyük ulaştırma yatırım programlarından birini demiryollarında hayata geçiriyor. 2053 Ulaştırma ve Lojistik Ana Planı kapsamında yaklaşık 110 milyar dolarlık yeni yatırım yapılması planlanırken, ülkenin demiryolu ağı da yaklaşık 28 bin 600 kilometreye ulaşacak. Böylece Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı demiryolu genişleme programlarından biri devreye girecek.
Son 24 yılda demiryollarına yaklaşık 72 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirilirken, yüksek hızlı tren ağının genişletilmesi, mevcut hatların modernizasyonu ve yerli demiryolu sanayisinin güçlendirilmesiyle önemli bir dönüşüm yaşandı. Yaklaşık 11 bin kilometre olan demiryolu ağı bugün 14 bin kilometre seviyesine yaklaşırken, yeni yatırım döneminde hedef çok daha büyük.

15 bin km'lik yeni ağ
Yatırım programının en dikkat çekici ayağını yaklaşık 15 bin kilometrelik yeni demiryolu hattı oluşturuyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’nun Ekonomist’e verdiği bilgiye göre 2028 yılına kadar ağın 17 bin kilometrenin üzerine çıkarılması planlanıyor. Böylece 2053’te toplam uzunluğun 28 bin 600 kilometreye ulaşması öngörülüyor. Bu büyüme yalnızca yeni ray döşenmesi anlamına gelmiyor. Aynı zamanda Türkiye’nin lojistik altyapısının yeniden şekillendirilmesi, üretim merkezlerinin limanlara bağlanması ve uluslararası ticaret koridorlarının güçlendirilmesi hedefleniyor. Yatırımlar üç ana stratejik eksende şekilleniyor. İlk ekseni, Çin’den Avrupa’ya uzanan Orta Koridor oluşturuyor. İkinci eksen, Basra Körfezi’ni Avrupa’ya bağlayacak Kalkınma Koridoru olurken, üçüncü başlık ise Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayacak kuzey-güney demiryolu koridorları olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu Demiryolu ile Zengezur Koridoru desteklenirken, Gaziantep-Şanlıurfa-Mardin-Nusaybin-Cizre-Ovaköy arasında 501 kilometrelik yeni demiryolu da yatırım programına alındı.

Yüksek hızlı tren ağı büyüyor
Demiryolu yatırımlarının önemli bölümünü yüksek hızlı tren projeleri oluşturuyor. Ankara-İzmir, Halkalı-Kapıkule, Mersin-Adana-Gaziantep, Bandırma-Bursa-Osmaneli, Karaman-Ulukışla, Yerköy-Kayseri ve Samsun-Merzifon-Çorum-Kırıkkale projeleriyle yüksek hızlı tren ağı ülkenin dört bir yanına yayılacak. Bugün doğrudan ve dolaylı olarak 20 ile ulaşan yüksek hızlı tren ağı, 2028’e kadar doğrudan bağlantıya sahip il sayısını 11’den 27’ye çıkaracak.

Limanlarla bağ güçlenecek
Yeni yatırım döneminin en kritik hedeflerinden biri de üretim merkezleri ile limanların entegre edilmesi. Çandarlı, İyidere, Filyos, Gemlik ve Karasu limanlarının ulusal demiryolu ağına bağlanması planlanırken; Mersin, İskenderun, Alsancak, Aliağa, Derince, Bandırma ve Tekirdağ limanlarının mevcut bağlantıları da güçlendirilecek. Bunun yanında organize sanayi bölgeleri, lojistik merkezler ve büyük üretim tesislerine iltisak hatları yapılarak yüklerin doğrudan demiryoluna aktarılması sağlanacak.

Hamdi Erçelik / TÜRKLİM YKB.
Bu noktada Türkiye Liman İşletmecileri Derneği (TÜRKLİM) Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Erçelik limanların demiryolu entegrasyonunda bütüncül bir politika benimsenmesi gerektiğine işaret ediyor. Vizyoner bir yaklaşımla limanların sadece demiryolu altyapısına tesis edilmesi değil; sürdürülebilir, rekabetçi ve çok modlu lojistik merkezi haline gelmesinin sağlanması gerektiğini belirten Erçelik, “Böylece demiryolu seferberliği, limanlar için sadece altyapı yatırımı değil, Türkiye’nin küresel lojistik konumunu güçlendiren stratejik bir avantaj olarak değerlendirilebilir” diye konuşuyor.

Onur Küçükakdere / DTD YKB.
Demiryolu stratejik omurga
Demiryolu Taşımacılığı Derneği (DTD) Yönetim Kurulu Başkanı Onur Küçükakdere ise Türkiye’nin yeşil lojistik ve bölgesel lojistik merkez olma hedeflerine ulaşması, ulaştırma koridorlarına entegrasyonu için demiryolunun tamamlayıcı bir taşıma modu olarak değil, lojistik sistemin stratejik omurgası olarak ele alınması gerektiğini belirtiyor. Demiryolu taşımacılığının, Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme, dış ticaretin güçlendirilmesi ve yeşil lojistik hedefleri açısından stratejik öneme sahip sektörlerinden biri olduğunu ileten Küçükakdere, “Türkiye’nin coğrafi konumu, limanları, sanayi merkezleri ve uluslararası ticaret koridorları üzerindeki rolü dikkate alındığında, demiryolunun lojistik sistem içindeki payının artırılması yalnızca çevresel bir tercih değil; aynı zamanda ekonomik rekabet gücü, arz güvenliği ve ticaretin sürekliliği açısından da kritik bir gerekliliktir” değerlendirmesi yapıyor. Bu çerçevede sektörün gelişimi için lokomotif ve vagon parkının nicelik ve nitelik açısından güçlendirilmesinin, enerji verimli ve uluslararası standartlarla uyumlu ekipman yatırımlarının desteklenmesinin büyük önem taşıdığına vurgu yapan Küçükakdere, “Demiryolu altyapı, ekipman ve teknoloji yatırımlarının stratejik yatırım kapsamına alınması, özel sektörün yatırım teşvikleriyle desteklenmesi, mevzuat, erişim kuralları, teknik standartlar ve denetim süreçlerinin AB uygulamalarıyla uyumlu hale getirilmesi sektörün sürdürülebilir büyümesini hızlandıracaktır” diye konuşuyor.

Ana lojistik koridoru hedefi
Demiryolu Taşımacıları Derneği (DTD) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ercan Güleç ise demiryolu taşımacılığının Türkiye’nin lojistik hedefleri açısından kritik öneme sahip olduğunu aktarıyor. Türkiye’nin yıllardır lojistik ve transit merkez olma iddiasını sürdürdüğünü, ancak bu hedefe ulaşabilmesi için demiryolunun diğer taşıma modlarıyla aynı seviyeye çıkarılması gerektiğini söyleyen Güleç, küresel ticarette yaşanan jeopolitik gelişmelerin Türkiye için önemli fırsatlar yarattığını dile getiriyor. Güleç, Ukrayna savaşı ve Kızıldeniz’deki krizlerin Türkiye’yi alternatif bir güzergâh haline getirdiğini, ancak bundan sonraki hedefin alternatif rota olmak değil, küresel ticaretin ana lojistik koridorlarından biri haline gelmek olması gerektiğini vurguluyor. Bunun için de demiryolu altyapısı kadar lokomotif ve ekipman yatırımlarının hızlandırılmasının zorunlu olduğuna dikkat çekiyor. Sektörde bugün en önemli darboğazlardan birinin lokomotif eksikliği olduğunu belirten Güleç, “Raylar hazır, yük hazır ancak lokomotif yetersizliği nedeniyle mevcut talebin önemli bölümünü karşılayamıyoruz” değerlendirmesinde bulunuyor.

Özel sektörün ilgisi artmalı
Sektörde elektrikli lokomotif üretiminin Türkiye’de başladığını ancak farklı yük tiplerine uygun çeşitli modellerin geliştirilmesine ihtiyaç olduğu da kayda geçirilen bir diğer konu. Serbestleşme yasasının yürürlüğe girmesine rağmen özel sektörün demiryolu yatırımlarına beklenen ilgiyi göstermediğini söyleyen Güleç, bunun temel nedenlerinden birinin teşvik eksikliği olduğunu belirtiyor. Türkiye’nin stratejik gördüğü tüm sektörlerde teşvik mekanizmalarını devreye aldığını hatırlatan Güleç, demiryollarının da savunma sanayii benzeri stratejik sektör kapsamına alınarak yatırım teşviklerinden yararlanması gerektiğini dile getiriyor. Bu kapsamda Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile yeni teşvik modelleri üzerinde çalışma yürüttüklerini aktarıyor. Güleç’e göre sektörün beklentisi yalnızca teşviklerle sınırlı değil. Kalıcı ve öngörülebilir bir mevzuat altyapısının oluşturulmasının da yatırım iştahını artıracağını belirten Güleç, mevcut yönetmelik ve uygulamalardaki eksikliklerin özel sektörün kararlarını olumsuz etkilediğini ifade ediyor. Hukuki altyapının güçlendirilmesi ve sektör kurallarının netleştirilmesi halinde demiryollarına yönelik ciddi bir özel sektör yatırım dalgasının başlayabileceğini kaydediyor.

Bilgehan Engin / UTİKAD YKB.
Yük taşımacılığına hedef yüzde 22
Yatırımların temel amacı yük taşımacılığında daha sürdürülebilir ve verimli olduğu için demiryolunun payını artırmak. 2053 hedeflerine göre demiryolunun yük taşımacılığındaki payı yüzde 22’ye, yolcu taşımacılığındaki payı ise yüzde 6’ya yükseltilecek. Lojistik maliyetlerinin düşürülmesi, ihracatın desteklenmesi, tedarik zincirlerinin hızlanması ve karayollarındaki yükün azaltılmasıyla sanayinin rekabet gücünün artırılması hedefleniyor. Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Yönetim Kurulu Başkanı Bilgehan Engin, Türkiye’nin son yıllarda hız kazanan demiryolu yatırımlarının lojistik sektörü açısından büyük bir fırsat sunduğunu belirterek, sektörün bu yatırım seferberliğine hazır olduğunu söylüyor. Engin, lojistik sektörünün yeni hatları kullanmaya istekli olduğunu, ancak yatırımların gerçek değerini oluşturacak unsurun doğru işletme modeli olduğunu vurguluyor.
Devletin son demiryolu altyapısına yaklaşık 20 milyar dolarlık yatırım gerçekleştirdiğine dikkat çeken Engin, demiryolu altyapı yatırımlarının yüksek maliyetli ve geri dönüş süresi uzun projeler olduğuna işaret ediyor. Engin, bu nedenle yatırımların sürdürülebilir bir işletme modeliyle desteklenmesi gerektiğini belirtiyor. Türkiye’de 2013-2014 yıllarında yürürlüğe giren demiryolu serbestleşme düzenlemelerinin tam anlamıyla işler hale getirilmesi gerektiğini vurgulayan Engin, altyapı yatırımlarının tüm özel sektör oyuncularının adil ve rekabetçi koşullarda kullanımına açılmasının önemine dikkat çekiyor.
Batı Avrupa’daki başarılı modellerin incelenmesi gerektiğini ifade eden Engin, Almanya, Fransa, İsviçre ve Avusturya’da uygulanan sistemlerde devletin altyapıyı inşa edip bakımını üstlendiğini, ticari işletmenin ise özel sektör tarafından yürütüldüğüne işaret ediyor. Benzer bir modelin Türkiye’de de kamu, yerel yönetimler, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör iş birliğiyle oluşturulmasının yatırımların verimliliğini artıracağını belirten Engin, “Altyapı yatırımları tek başına yeterli değil. Doğru ticari işletme modeli kurulamazsa bu büyük yatırımlar istenen ekonomik değeri üretemez” diyor.

Ahmet Tansık / Omsan Lojistik GM.
Teşvik düzenlemeleri önemli
Demiryolu Tren İşletmecisi olarak faaliyet gösteren özel şirketlerden biri olan ve bugün itibarıyla Türkiye demiryolu yük taşımacılığı pazarında yaklaşık yüzde 12 payına sahip olduklarını anlatan Omsan Lojistik Genel Müdürü Ahmet Tansık da önemli tavsiyelerde bulunuyor. Demiryolu yatırımlarının yalnızca yeni hat inşasıyla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Ahmet Tansık, altyapının yanı sıra yük terminalleri, lojistik merkezler, liman bağlantıları, elektrifikasyon, sinyalizasyon ve özel sektörün özmal lokomotif ile vagon yatırımlarını teşvik edecek düzenlemelerin de büyük önem taşıdığını söylüyor. Önümüzdeki dönemde kamu ve özel sektörün birlikte hareket etmesiyle demiryolunun yük taşımacılığındaki payının önemli ölçüde artacağını aktaran Tansık, “Bu dönüşüm yalnızca lojistik sektörüne değil; sanayi, ihracat ve Türkiye ekonomisinin rekabet gücüne de önemli katkılar sağlayacaktır. Limanları, otoyolları, fabrikaları, OSB’leri, havalimanları demiryolları ile entegre edilmemiş ekonomilerin dünya rekabetinde avantajlı duruma gelmesi mümkün değildir” diyor.
Filoyu modernize ediyor
Demiryolu operasyonlarının ağırlıklı olarak demir-çelik, madencilik, enerji ve ağır sanayi sektörlerine hizmet verdiğini aktaran Ahmet Tansık, başta Hasançelebi–Demirdağ ve Demirdağ–Payas hatları olmak üzere yüksek tonajlı cevher taşımalarını başarıyla gerçekleştirdiklerini anlatıyor. Tansık, “Bunun yanında konteyner, proje yükleri, akaryakıt ve çeşitli endüstriyel ürünlerin demiryolu ile taşınmasına yönelik yeni projeler üzerinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Amacımız, demiryolunun payını farklı sektörlerde de artırarak müşterilerimize daha sürdürülebilir, verimli ve rekabetçi lojistik çözümleri sunmak” diyor.

Özen Şener / Körfez Ulaştırma GM.
İhracatta rekabet gücünü artıracak
Türkiye’nin demiryolunda başlattığı yatırım seferberliği, taşımacılıkta verimliliği artırırken ihracat lojistiğine de daha sürdürülebilir, güvenilir ve rekabetçi bir yapı kazandırmaya hazırlanıyor. Tüpraş’ın iştiraki olan ve Türkiye’nin ilk özel demiryolu tren işletmecisi olan Körfez Ulaştırma’nın Genel Müdürü Özen Şener, kamu yatırımlarının özel sektörün kapasite artışıyla desteklenmesi halinde demiryolunun lojistikteki payının önemli ölçüde yükseleceğini belirtiyor.
Şener, Türkiye’de demiryoluna yönelik yatırım seferberliğinin taşımacılıkta verimliliği artırırken ihracat lojistiğine de daha sürdürülebilir, güvenilir ve rekabetçi bir alternatif sunacağına inandıklarını söylüyor. Türkiye’nin ilk özel demiryolu tren işletmecisi olarak Körfez Ulaştırma’nın bu dönüşümün özel sektör tarafındaki öncü oyuncularından biri konumunda bulunduğunu ifade eden Şener, bugün 9 hibrit ve 5 dizel lokomotif ile 500 vagondan oluşan filolarıyla akaryakıt ve petrol ürünlerinin yanı sıra konteyner ve araç taşımacılığı gibi farklı yük gruplarında faaliyet gösterdiklerini dile getiriyor. Şener, son dönemde Kartepe-Halkalı-Kapıkule hattında düzenli intermodal taşımacılığa başladıklarını belirterek, bunun Türkiye’nin Avrupa bağlantılı ihracat ve ithalat lojistiğinde demiryolunun payını artırma hedefiyle örtüşen somut adımlardan biri olduğunu vurguluyor.

Serdar Yaylalı / METRANS Türkiye GM.
Intermodal taşımacılığı büyüyor
Türkiye’nin demiryolunda başlattığı yatırım seferberliği, yalnızca ulaştırma altyapısını güçlendirmekle kalmıyor, lojistik sektörünün geleceğini de yeniden şekillendiriyor. Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın düşük karbonlu taşımacılığı öne çıkarması ve ihracat pazarlarının sürdürülebilir lojistik taleplerinin artmasıyla birlikte demiryolu, uluslararası taşımacılıkta stratejik konumunu güçlendiriyor. Avrupa’nın en büyük intermodal operatörlerinden METRANS da bu dönüşümün en önemli oyuncularından biri olarak Türkiye yatırımlarını büyütüyor.
METRANS Türkiye Genel Müdürü Serdar Yaylalı, şirket faaliyetlerinin omurgasını demiryolu tabanlı intermodal taşımacılığın oluşturduğunu söylüyor. Avrupa genelinde 4 binden fazla vagon, 190’ın üzerinde lokomotif, 20’yi aşkın terminal ve 650’den fazla düzenli tren bağlantısıyla faaliyet gösteren şirket, Türkiye’yi Avrupa ağının stratejik doğu kapısı olarak konumlandırıyor.
Şirketin son dönemde öne çıkan yatırımlarından biri, operasyonel testleri tamamlanan Railport Kartepe-Dunajská Streda bağlantısı oluyor. Halkalı-Dunajská Streda hattıyla birlikte bu yeni koridor, Anadolu sanayisini doğrudan Avrupa’nın merkezine bağlıyor. Dunajská Streda terminali üzerinden Almanya, Benelüks ülkeleri, Orta Avrupa ve Adriyatik bölgesine ulaşan yükler, Hamburg, Bremerhaven ve Rotterdam limanlarıyla entegre şekilde Avrupa’nın geniş lojistik ağına dağıtılıyor.
Hedef yeni koridorlar
Türkiye’nin demiryoluna yönelik yeni yatırımlarının sektörde önemli bir sıçrama yaratacağını belirten Yaylalı, yeni iltisak hatları, lojistik merkezler, terminal yatırımları ve sınır geçişlerindeki kapasite artışlarının hem operasyonel verimliliği yükselteceğini hem de transit sürelerini daha öngörülebilir hale getireceğini ifade ediyor.
Marmaray’ın yük taşımacılığında daha etkin kullanılması ve Orta Koridor’un güçlenmesiyle Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasında gerçek bir lojistik merkezine dönüşeceğini dile getiren Yaylalı, özellikle Çin’den başlayıp Hazar geçişli olarak Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan koridorun küresel tedarik zincirlerinde giderek daha güçlü bir alternatif oluşturduğunu belirtiyor.
Yeni dönemin kapısı açılıyor
Türkiye’nin demiryolu odaklı yatırım hamlesi, lojistik sektöründe intermodal taşımacılığı öne çıkarıyor. Demiryolu ile karayolunu aynı merkezde buluşturan yeni nesil terminal yatırımları, hem ihracatın rekabet gücünü artırıyor hem de Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasındaki lojistik merkez olma hedefini destekliyor. Bu alandaki en önemli yatırımlardan biri olan Railport, Türkiye’nin ilk intermodal lojistik terminalinden biri olarak operasyonlarını küresel ticaret koridorlarına entegre ediyor.
Railport Genel Müdürü Fatih Yılmazkarasu, Arkas Holding ile Almanya’nın en büyük kara limanı işletmecisi duisport ortaklığıyla hayata geçirilen Railport’un, Türkiye’yi uluslararası ticaretin stratejik aktarma merkezlerinden biri haline getirmeyi hedeflediğini söylüyor. Kocaeli Kartepe’de 265 bin metrekarelik alanda kurulan terminal, Çin’den başlayarak Orta Asya ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya uzanan Orta Koridor üzerinde kritik bir lojistik merkez olarak konumlanıyor.
Yıllık 360 bin TEU konteyner, 1,5 milyon ton genel kargo, 130 bin bitmiş araç ve 125 bin treyler elleçleme kapasitesine sahip olan Railport, 20 bin metrekarelik kapalı depolama alanıyla demiryolu ve karayolunu tek merkezde buluşturuyor. İthalat, ihracat, yurtiçi ve transit yük operasyonlarına hizmet veren terminal, ana uluslararası ticaret koridorlarına doğrudan bağlantı sağlayarak sanayiye entegre lojistik çözümleri sunuyor.
Yılmazkarasu, Railport’un yalnızca bir terminal yatırımı olmadığını, Türkiye’nin küresel ticaretteki rolünü güçlendirecek stratejik bir altyapı yatırımı olduğunu belirtiyor. Doğu-Batı koridorunda köprü görevi üstlenen terminalin, sanayiciye hız, maliyet ve operasyonel verimlilik avantajı sağladığını ifade ediyor.

Abdulkadir Uraloğlu / Ulaştırma ve Altyapı Bakanı
“Lojistik merkez olma hedefinde üç ana eksene odaklandık”
15 bin km'lik demiryolu yatırımı Nihai hedefimiz, demiryolu ağımızı 2053 yılında yaklaşık 28 bin 600 kilometreye ulaştırmaktır. Başka bir ifadeyle ülkemize yaklaşık 15 bin kilometrelik yeni demiryolu kazandıracağız. Bu, Cumhuriyet tarihinin en büyük demiryolu genişleme programlarından birini ifade ediyor. Bugün itibarıyla 7 bin 758 kilometrelik demiryolu hattının etüt ve proje çalışmalarını tamamladık, 5 bin 201 kilometrelik kesimde ise etüt ve proje çalışmalarımız devam ediyor. Yapım aşamasındaki projelerimizin toplam uzunluğu ise 4 bin 548 kilometreye ulaşmış durumdadır.
Üç ana eksen Önümüzdeki dönemde Türkiye’nin lojistik merkez olma hedefini destekleyecek üç ana eksene odaklanıyoruz. İlki, Asya ile Avrupa arasındaki ticaretin omurgasını oluşturan Orta Koridor’un güçlendirilmesi, ikincisi Kalkınma Yolu Koridoru’nun ülkemiz üzerinden Avrupa’ya bağlanması, üçüncüsü ise Karadeniz’i Akdeniz’e ve İç Anadolu’yu uluslararası koridorlara bağlayacak kuzey-güney demiryolu ağlarının geliştirilmesidir. Hedeflenen projeler tamamlandığında Türkiye, limanları, organize sanayi bölgeleri, üretim merkezleri ve uluslararası ticaret koridorlarıyla entegre, yüksek kapasiteli ve sürdürülebilir bir demiryolu ağına kavuşacaktır.
48 saatte Türkiye turu Önümüzdeki dönemde, 2053 Ulaştırma ve Lojistik Ana Planımız doğrultusunda demiryollarına yaklaşık 110 milyar dolarlık ilave yatırım yapmayı hedefliyoruz. Bu yatırımlarla 2028 yılına kadar toplam demiryolu ağımızı 17 bin kilometrenin üzerine çıkaracak, doğrudan yüksek hızlı tren bağlantısına sahip il sayısını 11’den 27’ye yükselteceğiz. 2053 vizyonumuz kapsamında ise vatandaşlarımızın 48 saat içerisinde Türkiye turu yapabilmesini mümkün hale getireceğiz.
Demir ağlar nasıl örülecek?
- Zengezur Koridoru kapsamında ise 224 kilometre uzunluğundaki Kars-Iğdır-Aralık-Dilucu Demiryolu Hattı hayata geçiriliyor. Bu proje tamamlandığında Türkiye ile Azerbaycan arasında doğrudan demiryolu bağlantısı kurulacak ve Orta Koridor’un kapasitesi önemli ölçüde artacak.
- Bir diğer stratejik proje olan Kalkınma Koridoru, Basra Körfezi’nden Avrupa’ya uzanan yeni ticaret güzergâhının en önemli bileşenlerinden biri. Türkiye sınırları içerisinde Şırnak (Ovaköy)-Edirne (Kapıkule) arasında yeni demiryolu yatırımları, ikinci hat yapımları, elektrifikasyon ve sinyalizasyon çalışmaları planlanıyor.
- Gaziantep-Şanlıurfa-Mardin-Nusaybin-Cizre-Ovaköy arasında 501 kilometrelik yeni demiryolu hattı yatırım programına alındı. Ayrıca yük ve yolcu taşımacılığının birlikte yapılabileceği saatte 160-200 kilometre işletme hızına uygun yeni hızlı tren koridorları oluşturuluyor.
- Karadeniz’i İç Anadolu ve Akdeniz’e bağlayacak yeni kuzey-güney koridorunun önemli halkalarından biri olan Samsun-Merzifon-Çorum-Kırıkkale Hızlı Tren Projesi hayata geçiriliyor.
- Ankara-İzmir Yüksek Hızlı Tren Hattı ile Ege Bölgesi’ni yüksek hızlı tren ağına dahil ediyor, Halkalı-Kapıkule Hızlı Tren Hattı ile Avrupa’ya açılan demiryolu kapısı güçlendiriliyor.
- Mersin-Adana-Gaziantep Hızlı Tren Hattı ile Akdeniz, Çukurova ve Güneydoğu Anadolu arasındaki bağlantıları daha hızlı ve daha yüksek kapasiteli hale getirilecek.
- Karaman-Ulukışla Hızlı Tren Hattı ve Aksaray-Ulukışla-Yenice Demiryolu Hattı ile İç Anadolu’yu Mersin Limanı başta olmak üzere Akdeniz’e bağlayan lojistik omurga oluşturulacak.
- Bandırma-Bursa-Osmaneli Hızlı Tren Hattı ile Bursa’yı yüksek hızlı tren ağına dahil ederken Marmara Bölgesi’nin sanayi ve ihracat kapasitesi daha güçlü bir demiryolu altyapısıyla desteklenecek.
- Yerköy-Kayseri Hızlı Tren Hattı ile Kayseri’yi yüksek hızlı tren ağına bağlayarak Orta Anadolu’daki ulaşım imkanları genişletilecek.
Lojistikte nitelikli iş gücü için akademi kuruluyor
Türkiye’nin demiryolu yatırımlarını hızlandırması, intermodal taşımacılığın dış ticarette daha fazla pay almaya başlaması ve yeşil lojistik uygulamalarının yaygınlaşması, sektörde nitelikli insan kaynağı ihtiyacını da artırıyor. Özellikle demiryolu bağlantılı terminal yatırımları ile Orta Koridor’da artan yük hareketliliği, teknik bilgiye sahip uzman çalışan talebini yükseltiyor. Sektördeki bu ihtiyaca yönelik adımlar atan Rutya Akademi, demiryolu taşımacılığı, intermodal lojistik, terminal yönetimi ve sürdürülebilir lojistik alanlarında uzmanlık kazandıracak eğitim ve sertifika programlarını eylül ayında başlatmaya hazırlanıyor.
Hedef özel sektör-akademi iş birliği
Akademinin kurucularından Serdar Yaylalı, şu bilgileri veriyor: “Programlar; demiryolu ve intermodal operasyon yönetimi, terminal verimliliği, koridor yönetimi, lojistik süreç optimizasyonu ve yeşil dönüşüm uygulamaları gibi başlıklardan oluşacak. Eğitimlerde akademik bilgi ile sektör deneyiminin bir araya getirilmesi hedefleniyor. Başta lojistik şirketleri, sanayi kuruluşları, freight forwarder’lar, terminal işletmeleri ve demiryolu operatörlerine yönelik hazırlanan programlarla şirketlerin insan kaynağı yetkinliklerinin artırılması amaçlanıyor. Kurumlara özel geliştirilecek eğitim modelleriyle operasyonel verimlilik, intermodal entegrasyon, sürdürülebilir lojistik uygulamaları ve demiryolu uzmanlığı alanlarında sektörün ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücüne katkı sağlanması planlanıyor.